6 results
Search Results
Now showing 1 - 6 of 6
Master Thesis Makyavel'in Düşüncelerinin Mussolini'ye Etkileri(2019) Dündar, Didem; Aygül, CenkNiccolò di Bernardo dei Machiavelli 1500lü yıllarda yaşamış, dünya siyasetini ve tarihini derinden etkilemiş bir diplomat, yazar ve düşünürdür. Rönesans Floransa'sında yaşamış olan Makyavel'in en önemli eseri Hükümdar, O'nun yüzyıllar boyunca Makyavelizm damgasıyla yaftalanmasına neden olmuştur. Kimilerine göre şeytan kimilerine göre gelmiş geçmiş en büyük hümanisttir. Makyavel'in dönemine ışık tutan düşünceleri özellikle politik kriz durumlarında hükümdarların başvurduğu manipüle edilmiş bir doktrin olarak kötüye kullanılmıştır. Öyle ki İtalya'nın tarihteki en önemli siyasi figürlerinden biri olan Mussolini'de Makyavel'den izler görülebilmektedir. Benito Mussolini iki dünya savaşı arası dönemde Avrupa'daki faşist hareketin liderlerindendir. İtalya, Mussolini iktidarında tek adam rejimini görmüş, cumhuriyetten totaliter rejime sert bir geçiş yaşamıştır. Mussolini'nin iktidara gelirken ve iktidarda geçirdiği süre boyunca izlediği yollar Makyavel'in öğretileriyle benzer midir? Çalışmada bu konuyu ele alarak Mussolini'nin Makyavel'den etkilenip etkilenmediğini tartıştık.Master Thesis Afganistan'da Taliban'ın Yükselişi(2020) Habibi, Sayed Eqbal; Gürel, Şükrü Sina; Gürel, Şükrü Sina; Gürel, Şükrü Sina; Political Science and Public Administration; Political Science and Public AdministrationTaliban, 1994 yılında İslami köktendinci bir özelliğe sahip devrimci bir cihatçı grup olarak ortaya çıktı ve Afganistan İslam Emirliği'ni 1996'dan 2001'e kadar kurdu ve bu sadece Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından kabul edildi. Zamanla, Sovyet-Afgan savaşının kurtarıcısı, Afganistan'ın temizleyicileri olarak ortaya çıkmalarından bu yana pek çok farklı rol oynadılar. yıllar geçti, kötü taraflarını gösterdiler ve insanlar tarafından benimsenmeyen aşırı bir İslam versiyonunu uygulamaya başladılar. Yine de, El Kaide ile bağlantı kurana ve İslam'ın Selefi mezhebinin etkisi altına girene, İslam'ı uygulama şekillerini değiştirene ve Şeriat Yasasının aşırı bir versiyonunu takip edene kadar beş yıl ülkeyi yönetmeye devam ettiler. Taliban'ın çöküşü, 11 Eylül saldırılarının baş şüphelisi olan Usame Bin Ladin'i teslim etmeyi reddettiklerinle başladı; Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri 2001 yılında Afganistan'a baskın düzenledi ve Taliban İslam Emirliği'ni kınayarak Taliban'ı iktidardan uzaklaştırdı. Taliban'ın yenilgisinden sonra ABD dikkatini Irak'a çevirdi ve bu durum, şimdiye kadar devam eden Afgan isyanının ayrılmaz bir parçası haline gelen neo-Taliban olarak yeniden örgütlenen ve yeniden şekillenen Taliban'ın yeniden ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. ülkeyi son 16 yıldır devam eden terör ve isyanın çekirdek merkezi haline getirmek. Afganistan'da İslami bir hükümet olan ilk ideoloji ve motivasyonlarının aksine, Afganistan'ın ABD ve müttefikleri tarafından işgal edilen bir ülke olduğunu iddia ediyorlar, yabancı güçler Afganistan'dan tamamen çekilinceye kadar savaşmaya devam ediyorlar. Anahtar Sözcükler: Taliban, Madrese, Mucahidin Yeni Taliban, Afgan Barış SüreciMaster Thesis Tunus'ta İslami hareketlerin yükselişi: El Nahda örneği(2014) Erdem, Ruhat Gülşah; Aygül, CenkEl Nahda'nın Tunus'ta Arap Baharı sonrası iktidara gelişi, ABD öncülüğünde Batı'nın uzun süredir Ortadoğu'da demokrasi yönünde değişimi arzulaması ve Ortadoğu halklarının İslami hareketleri 1970'lerden itibaren çürümüş tek parti rejimlerine karşı bir alternatif olarak görmesiyle örtüşmüştür. Ne var ki, Arap Baharı sonrası Ortadoğu'da başlayan olumlu hava değişmeye başlamış, iktidara gelen yeni yönetimler de halkı memnun etmemiştir. Arap Baharı sürecinden birkaç yıl sonra Mısır'da Hürriyet ve Adalet Partisi askeri darbe sonucu, Tunus'ta El Nahda ise iki muhalif lidere düzenlenen suikast sonucu istifa etmeye mecbur bırakılarak tasfiye edilmiştir. İki İslami partinin de tasfiye edilmesine, Mısır ve Tunus halkının yanı sıra Batı'nın da destek verdiği görülmektedir. AKP'nin Ortadoğu Bölgesi'ndeki İslami hareketlere model olacağı yaklaşımı başarısız olmuş görünürken, Mısır'da ve Tunus'ta başarılı olamayan ve İslam'a devlet yönetiminde yer veren İslami partiler tasfiye edilmiştir. Batı Ortadoğu'daki politikasını, bundan sonraki süreçte ılımlı olmayan İslami hareketleri küçülterek tasfiye etme ve İslam'a devlet yönetiminde mesafeli duracak yeni hareketleri destekleme yönünde revize etmiştir. Ortadoğu'da Arap Baharı sonrası iktidara gelen Müslüman Kardeşler ve El Nahda'nın başarısız olmasının ardından iktidara gelecek yeni yönetimler aşağıdan yukarı değil, yukarıdan aşağı doğru belirlenecek gibi görünmektedir. Bu tez, El Nahda'yı iktidara taşıyan sosyal, kültürel, ekonomik faktörleri ve iktidar sürecinin neden başarısız olduğunu tartışmak amacını taşımaktadır.Master Thesis 1993 Yılı Sonrasında Turkiye-israil Askeri İlişkileri(2012) Belal, Bashar; Gurson, PoyrazTürkiye-İsrail ilişkileri İsrail devletinin kuruluşundan bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. 1990'lı yıllarda Orta Doğu'daki en güçlü ittifaklardan birine dönüşen Türkiye-İsrail ilişkileri, 2000'li yıllarda kötüleşmeye başlamış olup bu kötüleşme günümüzde de devam etmektedir.Türkiye-İsrail ilişkilerinin en güçlü yönlerinden biri askeri ilişkiler olmuştur. 1990'lı yıllarda yoğun bir modernizasyon sürecine giren Türk ordusu, İsrail'in teknolojik olanaklarından önemli ölçüde yararlanmıştır. İsrail, Türk ordusuna modernizasyon konusunda gerekli hizmeti verip Türk ordusuna çeşitli silah türleri vermiştir. Bu arada savunma sanayi alanında çok sayıda ortak proje gerçekleştirmiş ve ortak askeri tatbikatlar yapılmıştır. Ayrıca güvenlik ve istihbarat konularında Türk ve İsrail orduları iş birliği yapmıştır.ABD tarafından desteklenen Türkiye_İsrail ilişkileri, 1993-1999 yılları arasında her üç tarafın bölgedeki çıkarlarına hizmet etmeyi amaçlamaktaydı. 2000'li yıllarda ise Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ilişkiler yakınlaşma anlamında yeniden şekillenerek pekiştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İsrail, Türkiye, askeri ilişkiler, modernizasyon, Arap dünyasıMaster Thesis Yirmibirinci Yüzyılda Türkiye'nin Güvenlik Riskleri: Bağımsız Kürt Devleti'nin Kurulma İhtimalinin Doğurabileceği Sorunlar(2013) Çağlar, Şerif Emre; Gürson, Ali PoyrazBu çalışmanın amacı, Yirmibirinci yüzyılda Türkiye?nin karşılaşmış olduğu güvenlik risklerini incelemek ve bu bağlamda kurulması planlanan bağımsız Kürt Devleti?nin kurulma ihtimalinin doğurabileceği sorunlara bakıştır. Tezin yazımında kullanılan yöntem kaynak tarama yöntemidir. Çalışmaya başlanılan tarih itibari ile 250?ye yakın kaynaktan faydalanılmıştır. Bu kaynakların çoğu basılı kitaplardan oluşmakta, ayrıca elektronik kaynaklar, ulusal yayın yapan gazeteler, dergiler, bültenler, tebliğler ve hakemli dergilerde yayınlanan makalelerden de faydalanılmıştır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde BİREY VE DEVLET BAĞLAMINDA GÜVENLİK ele alınacaktır. İkinci bölümde SOĞUK SAVAŞ VE SONRASI TÜRKİYE?NİN GÜVENLİĞİ ayrıntılı olarak anlatılacaktır. Üçüncü bölümde ORTADOĞU?DA KÜRTLERİN DEVLETLEŞME ÇABALARI üzerinde durulacaktır. Dördüncü bölümde YİRMİBİRİNCİ YÜZYILDA Kİ GELİŞMELER NETİCESİNDE KUZEY IRAK?TA BAĞIMSIZ KÜRT DEVLETİ?NİN KURULMA İHTİMALİNİN DOĞURABİLECEĞİ SORUNLARA GENEL BAKIŞ incelenecek ve beşinci bölümde ise SONUÇ ve DEĞERLENDİRME kısmı yer alacaktır. Anahtar Kelimeler 1. Kürt 2. Kürt Devleti 3. Güvenlik ? Güvenlik Çalışmaları 4. Terör 5. Yirmibirinci YüzyılMaster Thesis Orta Doğu'da İslamın Siyasallaşması ve Demokrasi(2010) Okur, Ayşe Işıl; Bal, İdrisCoğrafi konumu ve siyasi kimliği ile Orta Doğu, tarih boyunca savaşların, çatışmaların, dinlerin, petrolün ve zenginliğin merkezi olmuştur. Bölge, jeopolitik ve jeostratejik öneminden dolayı güçlü ülkelerin yayılmacı politikalarına hedef olmuştur.Dünyada yaşanan değişmeler ve gelişmeler, bölgeyi etkisi altına almıştır. Orta Doğu, tarih içerisinde demokratikleşme için bazı fırsatlar elde etmiştir. Ancak bölgede varlığını sürdüren otoriter rejimler, yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntılar bu fırsatların değerlendirilememesine neden olmuştur.Bölge ülkeleri yaşadıkları sorunlardan çoğu zaman güçlü devletleri sorumlu tutmuştur. Orta Doğu'da belirledikleri amaçlara ulaşmak isteyen kesimler, dini, ideolojik bir faktör olarak göstermişlerdir. Yaşanan kargaşalar, işgal altındaki toplumların isyanları, hem bölgede hem de uluslararası arenada ses getirmiştir. Bölgede yaşanan gerginlikleri lehine çevirmek isteyen gruplar, zaman içerisinde dini politize etmeye başlamıştır. Dinin çıkarlara göre yorumlanması, bu olgunun radikalleşmesine zemin hazırlamıştır.
