22 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 22
Master Thesis İbni Sina Hastanesinde Çalışan Hemşirelerin Tükenmişlik ve Motivasyonunu Etkileyen Faktörler(2013) Taşkıran, Funda; Çelik, YusufBu çalışma, Ankara Üniversitesi İbni Sina Araştırma ve Uygulama Hastanesinde çalışan Hemşirelerin Tükenmişlik ve Motivasyonunu etkileyen faktörleri belirleyerek, Motivasyonda kullanılan özendirme araçları ile tükenmişlik arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla gerekli izinler alınarak yapılmıştır. Veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Ankette hemşireleri tanımlayıcı soruların yanı sıra Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile Özendirme Araçları Anket Formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; SPSS for windows 19,0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Hemşirelerin tükenmişlik düzeyleri ile yaş, medeni durum, eğitim seviyesi, mesleki deneyim, sigara ve alkol kullanma durumları, kurumdaki görev süresi, çalışma şekli, mesleği seçme nedeni, konferans/seminer etkinliklerinin katkı durumlarıyla ile tükenmişlik ölçeğinin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt boyutları ile konferans/seminer etkinliklerinden haberdar olma ile konferans/seminer etkinliklerinde görev alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tükenmişliğin duygusal tükenme alt boyutu ile genel sağlık durumlarını nasıl değerlendirdikleri, haftalık çalışma saatleri, mesleği isteyerek seçme ve tekrar aynı mesleği seçme durumları, arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır. Tükenmişlik alt boyutlarından duyarsızlaşma ile ruh sağlık durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Tükenmişlik alt boyutlarından kişisel başarı ölçeği ile genel olarak ruh sağlıklarını nasıl değerlendirdikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Özendirme araçları anket formu sonuçları incelediğinde hemşirelerin motivasyon araçlarından beklenti seviyesinin tam olarak karşılanmadığı görülmektedir. Sadece araştırmaya katılan hemşirelerin 657 sayılı devlet memuru olmaları sebebiyle işten çıkarılma tehlikesi yaşamadıklarından dolayı beklenti seviyesiyle mevcut skor arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır.(p>0,05).Diğer bütün motivasyon araçları için beklenti ve mevcut seviye skorları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.(p<0,05) Özendirme araçları ile tükenmişliğin alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde duygusal tükenme ölçeği ile ücret seviyesi, yapılan işi sevme derecesi, takdir edilme durumu, tatil ve izin durumu, sevilmeyen bir işe verilme durumu, hastanenin hemşirelik bakım kalitesi, yetişme ve eğitim durumları, bağlı olunan yönetici ile ilişki durumu, normalden fazla çalışma durumu, yöneticinin yaşanılan anlaşmazlık ve çatışmalarda uzlaştırıcılık durumu, başarı, takdir ve ödüllendirme adaleti, çalışma verimini etkileyecek araç ve gereç durumu, iş görenler arasındaki görev dağılımının belirginliği, kararlara katılma imkânları, iş memnuniyeti ve tatmini arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır.Özendirme araçlarıyla tükenmişliğin alt boyutlarından duyarsızlaşma ölçeği ile işten çıkarılma tehlikesi, yapılan işi sevme derecesi, tatil ve izim durumu, yetişme ve eğitim durumları, bağlı olunan yönetici ile ilişki durumu, başarı, takdir ve ödüllendirme adaleti iş görenler arasındaki görev dağılımının belirginliği, kararlara katılma imkânları, iş memnuniyeti ve tatmini arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.Tükenmişlik alt boyutlarından kişisel başarı ölçeği ile özendirme araçlarından işi sevme derecesi, takdir edilme durumu ,iş arkadaşları ve iş grubu ile anlaşabilme durumu,bağlı olunan yönetici ilişki durumu,iş yerinde çalışma başarısını etkileyecek insiyatif ve yetki durum, yetişme ve eğitim durumları,arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.(p<0,05) Anahtar Kelimeler 1. Tükenmişlik 2. Motivasyon 3. Hemşirelik 4. Hastane 5. ÖzendirmeMaster Thesis Sivil Savunma ve Seferberlik Hizmetlerinde Görevli Kamu Personelinin Problem Çözme Becerisi, Mobbinge Uğrama ve Motivasyon Durumlarını Belirlemeye Yönelik Bir Alan Çalışması(2015) Albayrak, Alişan; Tengilimoğlu, DilaverSivil savunma personelinin görevi sırasında problem çözme becerisini kullanması gerekir. Yaptığı işlere bağlı olarak psikolojik şiddete uğrama olasılığı vardır ve motivasyonları düşebilir. Bu araştırmanın amacı sivil savunma ve seferberlik görevini yürüten kamu personelinin problem çözme beceri algısının, psikolojik şiddete uğrama ve motivasyon durumlarının belirlenmesidir. Araştırma tanımlayıcı türde bir alan araştırmasıdır. Araştırmaya sivil savunma uzmanları derneğinin düzenlediği etkinliğe katılan 900 kişinin 619'u gönüllü olarak katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, İş Yerinde Psikolojik Şiddet Algısı Ölçeği,Problem Çözme Envanteri ve Motivasyon ölçekleri kullanılmıştır. Problem çözme envanteri toplam cronbach alfa değeri ,89, İş Yerinde Psikolojik Şiddet Algısı Ölçeği toplam cronbach alfa değeri ,95, Motivasyon Ölçeği toplam cronbach alfa değeri ,90 olarak bulunmuştur. Katılımcıların genel olarak problem çözme becerilerini yüksek algıladıkları, yarıya yakınının psikolojik şiddete uğradığı, çoğunluğunun motivasyonunun yüksek olduğu belirlenmiştir. Problem çözme beceri algısı ile psikolojik şiddet alt bölümleri arasındaki ilişkinin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. İş yerinde Psikolojik şiddet Algısı Ölçeği alt bölümlerinin kendi aralarındaki ilişkinin genel olarak pozitif yönde ve yüksek kuvvette olduğu görülmüştür. Problem çözme becerileri konusunda kendini yeterli olarak algılama arttıkça motivasyon ölçekleri alt önermeleri olan başarı, ilişki ve güç ihtiyacının anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiştir. Psikolojik şiddet arttıkça motivasyonun düştüğü, problem çözme becerileri konusunda kendini yeterli olarak algılamanın motivasyonu artırdığı belirlenmiştir. Problem çözme becerisi eğitimi, psikolojik şiddette neler yapılabileceği ve motivasyonu artırıcı etkinlikler eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulabilir. Anahtar Sözcükler: sivil savunma, problem çözme, psikolojik şiddet, motivasyonMaster Thesis Sağlık çalışanlarının motivasyonunu etkileyen faktörler(Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi örneği)(2013) Kırcı, Ayşe; Törüner, MeteGünümüzde sağlık hizmetlerinde tahmin edilemeyen bir profesyonelleşme gerçekleşmektedir.Görev yaptığı işletme ile bütünleşmiş,görev ve sorumluluklarının bilincinde ve yaptığı işe tam anlamıyla motive olmuş personelin,emek-yoğun teknolojiye sahip olan bu kurumların verimini yükselteceği bilinmektedir. Karmaşık bir örgüt yapısı olan hastaneler ve sağlık kurumları farklı nitelik ve birikimi olan personelden oluştuğundan,personeli motive eden faktörlerde kişilere göre değişebilmektedir. Yukarıda kısaca tanımlanan temel amaçlara ulaşmak amacıyla ESOGÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde görev yapan (doktor,hemşire,laborant,idari memur, hizmetli,vb. )sağlık çalışanlarına etik kurallar dahilinde ve yasal izinler(başmüdür ve başhekim onayı)alınarak yapılan bir alan çalışması yer almaktadır.Personelin hangi motivasyon faktörlerinden etkilendiği ve çalışanların verimliliğinin arttırılmasına yönelik sonuç önerileri yer almaktadır. Anahtar kelimeler: 1)Motivasyon 2)Motivasyon teorileri 3)Motivasyon ve verimlilik ilişkisi 4)Sağlık işletmelerinde personel motivasyon faktörlerMaster Thesis Sağlık Yönetim Bilgi Sistemleri ve İletişim Teknolojilerinin Sağlık Yöneticileri Tarafından Kabul ve Kullanımı: Ankara İli Örneği(2016) Demircan, Fatih; Tengilimoğlu, DilaverBilgi ve iletişim teknolojilerinde ki hızlı değişim ve gelişmeler sağlık hizmetleri sektörünü de önemli ölçüde etkilemiştir. Sağlık bilgi sistemleri ise sağlık hizmetlerini sunan hastane yöneticilerinin, karar verme süreçlerinde bilgileri derlemektedir.Sağlık hizmetleri karmaşık yapısı gereği bilişim teknolojilerine bağımlılığı sürekli artmaktadır. Hastanelere kayıt edilen ve saklanan tıbbi verilerin kapasitesi sürekli artmakta ve sürekli büyüme göstermektedir. Hasta verilerini kullanma, işleme, tekrardan ulaşma zor bir hal alırken, artık bu işlev daha çok önemli hale gelmektedir. Bu bağlamda sağlık bilişimi; sağlık hizmetinin bilgi toplumu insanına yakışır biçimde sunulması, bilişim teknolojilerinin etkili biçimde kullanıldığı hastanelerin çağdaş bir anlayışla yönetilmesi, toplumun sağlık sorunlarının saptanması, hizmetlerin planlanması ve sağlık düzeyini artırılması için ihtiyaç duyulan bilginin toplanarak bilimsel değerlendirmeler yapabilecek sağlık çalışanı yetiştirmede kullanılmasıdır.Bu çalışmada Ankara'da faaliyet gösteren 16 kamu hastanesinde (12'si Sağlık Bakanlığı, 4'ü Üniversite Hastanesi) görev yapan 108 hastane yönetici ile yapılan anket çalışması sonucu sağlık bilgi sistemleri ve iletişim teknolojilerine bakış açısı öğrenilmeye çalışılmış ve sağlık kurumlarında bilgi teknoloji kullanım sürecinde öneriler gerçekleştirilmiştir. Anahtar Sözcükler : Bilgi Sistemleri, Bilgi sistemleri yapısı, Sağlık Bilişim Sistemleri, Bilgi Teknolojileri Sorunları ,Teknolojik değişimlere karşı dirençMaster Thesis Sağlık Sektöründe Hizmet Konumlandırması: Ankara İlinde Kamu Hastanesi Uygulama Örneği(2012) Cantürk, Özlem; Seval, HalilDünyada sağlık hizmetlerinde pazarlama faaliyetleri 1970'li yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. İlk kez Trout tarafından 1972 yılında ortaya atılan ve pazarlama stratejilerinin temelini oluşturan konumlandırma kavramı ürün yada hizmetin rakiplerine üstünlük sağlayacak şekilde farklı bir yönüyle tüketicilerin zihninde yer alması şeklinde tanımlanabilir.Bu çalışma; sağlık işletmelerinin konumlandırma faaliyetleri sonucunda, hastaların sağlık hizmeti alırken; sağlık kuruluşunu tercih etme kriterlerinin saptanması, hastaların sağlık kuruluşunu değiştirme kriterlerinin belirlenmesi ve sağlık kuruluşunun markalaşma süreçlerinin değerlendirilerek markanın önemi ile ilişkisinin tanımlamayı hedeflemektedir.Toplam 13 sorudan oluşan ankette ana soruların altında sıralanan alt soru sayıları ile toplam 48 soru mevcuttur. Sorular 5'li likert ve çoktan seçmeli sorulardan oluşmaktadır.Ankete katılan 100 denekten 48 tanesi kadın, 52 tanesi erkektir. Ankete katılan 100 deneğin 27 tanesi 20 yaş ve altı, 34 tanesi 21-40 yaş arası, 22 tanesi 41-60 yaş arası, 17 kişi ise 61 yaş ve üzeri insanlardır. Diğer bir deyişle deneklerin %27si 20 yaş ve altı gurupta,%34ü 21-40 yaş gurubunda,%22si 41-60 yaş gurubunda,%17si ise 61 ve üzeri yaş gurubunda yer almaktadır.Marka olmayı hedefleyen bir sağlık kuruluşu öncelikli olarak; kalite politikalarını, hastanenin amaçlarını, hedef kitlesini ve hastanenin vermek istediği mesajlarını belirlemek zorundadır.Sonuç olarak, hastaların markalaşma süreçleriyle ilgili ifadelere katılım düzeylerine baktığımızda; Hastanenin marka olması, Hastanenin iç dekorasyonu, genel fiziki görünümü, odaların konforu, Hastanenin temiz ve hijyenik olması, Uzman kadronun eğitim bilgi ve tecrübeleri, hastanede kullanılan cihazların ileri teknolojik donanıma sahip olması kriterlerinin önemli olduğu düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: sağlık hizmetleri, hizmet konumlandırması, sağlık hizmetlerinde pazarlamaMaster Thesis Sağlıkta Dönüşüm Programının, Sağlık Hizmetleri Kalitesine ve Çalışanların Performansları Üzerine Etkileri(2014) Kocakoç, Necati; Ülker, Halil İbrahimSağlıkta Dönüşüm Programı öncesi ve sonrasında sağlık hizmetlerindeki kalite değişikliklerinin tespit edilmesi ile sağlık hizmet sunucularının performanslarının arttırılması için sağlık yöneticilerinin yapması gerekenleri tespit edebilmek ve sağlık yöneticilerine hizmet kalitesinin ve çalışanların performanslarının arttırılmasında kullanabilecekleri bilimsel bir veri kaynağı oluşturabilmek amaçlanmıştır. Bu çalışmanın uygulama bölümünde, sağlık çalışanlarının ve sağlık hizmeti alıcılarının yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir durumu, meslek gibi değişkenlerin sağlık hizmetleri kalitesine ve performansa etkisini ortaya koyma amaçlandığı için araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri ile de Sağlıkta Dönüşüm Programının sonuçları açısından, beklenen faydayı sağlamakta yeterli olmadığı, sağlık çalışanları açısından pek çok sorumluluk ve iş yükü getirirken sağlık çalışanları lehine kazanımlar sağlamaması nedeniyle başarılı olarak değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. SDP'nin sağlık çalışanlarının performans artışına yönelik getirilen döner sermayeden pay verilmesi uygulaması ise, sistemin tüm sağlık çalışanları açısından hakkaniyetine uygun olmaması nedeniyle eleştirilmektedir. Sağlık hizmeti alıcıları açısından, sağlık hizmetlerine ulaşmayı kolaylaştıran Sağlıkta Dönüşüm Programı, sık sık değiştirilen uygulamalar ile sağlık hizmeti alıcılarına da ek yükler getirmekte ve giderek sağlık hizmetlerini ulaşılabilirlikten uzaklaştırmaktadır. Özellikle muayene ve tedavi katılım payları, reçetede ilaç sınırlaması, bazı ilaçların kamu tarafından bedellerinin karşılanmaması, yoğunluk nedeniyle özellikli tedavi ve operasyonlar için uzun takvim belirlenmesi gibi uygulamalar sağlık hizmetlerine ulaşmayı zorlaştıran uygulamalar hizmet kalitesini ve memnuniyeti düşürmektedir. Sağlık sisteminin fonksiyonel yapısının işlemesi için sağlık sisteminin örgütlenmesinin iyi bir şekilde yapılması, gerekli bütün üretim etkenleriyle donatılması ve modern yöntemlerle yönetilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlıkta Dönüşüm Programı, Sağlık Hizmet Sunucuları, Sağlık Hizmet Alıcıları, Hizmet Kalitesi, Performans.Master Thesis Hemşirelerin Güvenli Kan Transfüzyonlarına Yönelik Bilgi ve Beceri Düzeylerinin Saptanması (dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma ve Ulus Devlet Hastaneleri Örneği)(2014) Güleşen, Gülçin; Bircan, İsmailBu araştırma, son zamanlarda oldukça büyük önem taşıyan güvenli kan transfüzyonu konusunda hemşirelerin bilgi ve beceri düzeylerini belirlemek ve sorun çözümüne yönelik öneriler geliştirmek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesinde görev yapan 115 hemşire ile Ankara Ulus Devlet Hastanesinde görev yapan 35 hemşire olmak üzere toplam 150 hemşire oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak 32 adet sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, Chi-Square testi ve yüzdelik kullanılmıştır. Daha önce yapılmış çalışmalara göre araştırmaya katılan hemşirelerin güvenli kan transfüzyonuna yönelik genel bilgi puanlarının 51-70 puan (%49) arasında olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma kapsamına alınan hastanelerde kan transfüzyon komitesinin bulunması, hemşirelerin büyük çoğunluğunun lisans mezunu (n:76) olması, grup içerisinde daha önce hizmet içi eğitim almış hemşirelerin sayısının fazla olması (n:111) ve bu hastanelerde hizmet kalite standartlarına verilen önemin fazla olması bu sonucun çıkmasında etkili olmuştur. Ancak güvenli kan transfüzyonu ile ilgili alt bölümlerden kan transfüzyon uygulama öncesi, sırası, sonrası ve komplikasyonlara ilişkin bilgi puanlarının 50 puan ve altında olduğu, bu konularda hemşirelerin bilgi yetersizliklerinin olduğu bulgusuna ulaşılmışken; kan transfüzyonu ile ilgili HKS'ye yönelik bilgi puanı 71 ve üzeri puan (% 58,7) olarak bulunmuştur. Çalışmamızda hemşirelerin yaşı, hizmet içi eğitime katılma durumları ve hemşirelik mesleğinde çalışma süresi ile güvenli kan transfüzyonu genel bilgi puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç çıkmazken; hemşirelerin eğitim düzeyi, çalıştıkları birim ve hizmet içi eğitime katılma süresi ile güvenli kan transfüzyonu genel bilgi puanı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılmıştır. Hizmet içi eğitimlerde güvenli kan transfüzyon eğitimlerinin daha fazla önem verilerek yapılması ve eğitimlerin bir güne sıkıştırılarak yapılmaması, eğitimlere ön test ve son test yapılmasına yer verilmesi bilgi düzeyini daha da artıracaktır. Sıkılaştırılmış olarak yapılan eğitimlerde bilgilendirmede istenilen sonuca ulaşım azalmaktadır. Araştırmamızda bir hafta ve üzeri eğitim alanların bilgi puanları daha yüksek çıkmıştır. Hizmet içi eğitimlerde güvenli kan transfüzyonu konusundaki eğitimlerin bir yıl içerisinde düzenli aralıklarla (3 ayda bir) tekrarlanması ve en az bir hafta yapılması; hataların azalmasına ve bilgilerin kalıcı olmasına dolayısı ile sağlık hizmeti sunumunda kalitenin de artmasını sağlayacaktır. Hemşirelerin çalıştığı birimle güvenli kan transfüzyonu bilgi puanı arasında anlamlı ilişki olması nedeniyle yapılan eğitimlerin kliniklerin türüne göre ve birim bazlı yapılması eğitimlerin etkinliliğini ve verimliliğini artıracaktır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; hemşirelerin eğitim düzeyinin en az lisans seviyesinde olması için imkânlar tanınması ve hastanelerde çalıştırılacak hemşire kadrosu seçiminde en az lisans mezunu hemşirelerin bulunması, hemşirelere güvenli kan transfüzyonuna yönelik etkili, sürekli ve planlı bir hizmet içi eğitim verilmesi, verilen eğitimin etkinliğinin ölçülmesi ve uygulamaya yönelik standardizasyon çalışmalarının geliştirilmesi, tüm hastanelerde kullanılan standart formların geliştirilmesi, yurtdışı örneklerde olduğu gibi transfüzyon hemşire ekibinin oluşturulması ve var olan kan transfüzyon komitelerinin aktif olarak çalışmaları önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: 1. Hemşire, 2. Güvenli Kan Transfüzyonu, 3. Bilgi Beceri Düzeyi, 4. Eğitim 5. Kan Transfüzyon KomitesiMaster Thesis Özel Sağlık Kuruluşlarında Pazarlama Faaliyetleri ve Hasta Memnuniyeti Analizi: Ankara, İstanbul, Konya Özel Medicana Hastanelerinde Bir Uygulama,(2014) Kazmacı, Seda; Bircan, İsmailHizmet pazarlamasında sunumun 'performans' niteliği taşıması, genel olarak hizmetin, alındıktan sonra değerlendirilebilmesi, hizmet işletmelerini müşteri memnuniyeti üzerinde odaklanmaya yöneltmiş ve buna yönelik bir çok çalışma yapılmıştır. Sağlık hizmet pazarında önemli bir paya sahip bulunmaktadır. Son yıllarda ülkemizde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler ve yaşanan krizler, sağlıkta yeniden yapılanmayı gerektirirken, kurumsallaşmanın ve müşteri memnuniyetinin önemini de ortaya koymaktadır. Müşteri beklentilerinde yaşanan değişimler ve artan rekabet ortamı diğer işletmelerde olduğu gibi sağlık kuruluşlarının da pazarlama faaliyetlerini etkilemiştir. Günümüzün bu rekabet ortamı içerisinde ve de maliyete önem verilen bu pazarda, sağlık kuruluşlarının rekabet üstünlükleri ve süreklilikleri için, hizmet kalitesinin ölçülebilmesi, değerlendirilebilmesi önemli hale gelmiştir. Modern pazarlama anlayışına göre, işletmeler müşteri odaklı olmalıdırlar. Bunlar müşterinin istek ve ihtiyaçlarını ön planda tutan ve bunun doğal sonucu olarak amaçladığı kâra ulaşacağını bilen işletmelerdir. Her kuruluşta olduğu gibi sağlık kuruluşları da müşteri odaklı olmak zorundadır. Çalışmamızda Özel Medicana Hastanelerinde pazarlama faaliyetlerinin müşteri memnuniyetine etkisi incelenerek araştırılmıştır. Çalışma Ankara, Konya, İstanbul Medicana hastanelerinde yapılmış olup, hastalara ve hastane çalışanlarına (yöneticiler dahil) uygulanmıştır. Hastalara yönelik; Ankara Medicana hastanesinden 100 denek, Konya Medicana hastanesinden 100 denek, İstanbul Medicana hastanesinden 50 denek araştırmaya katılmıştır. Ayrıca yine hastane çalışanlarına yönelik olarak; Ankara Medicana hastanesinden 100 kişi, ÖZET Konya Medicana hastanesinden 100 kişi, İstanbul Medicana hastanesinden 50 kişi araştırmaya katılmıştır. Çalışmada veriler anket yöntemi ile toplanmıştır.Denekler tesadüfi yöntemle seçilmiştir.Veri analizinde betimleyici istatistiklerden ve tek yönlü varyans analizinden faydalanılmıştır. Devers, Brewster, Casalino'nun 2003 yılında yaptıkları çalışma sonuçları ile bizim araştırmamızı yaptığımız Özel Medicana Hastanesi'nde de bu çalışmaya benzer sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlar hastaların sürekli takibi, evlerinde hizmet verme, çekap indirimleri yapma, call center aracılığıyla takiplerini yapma olarak sıralanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Müşteri Memnuniyeti, Hizmet Pazarlaması, Özel Hastane.Master Thesis Özel Hastanelerde Çalışan Hekimlerin Tıbbi Müdahale ve Tedavide Malpraktisten Doğan Hukuki ve Cezai Sorumluluklarına İlişkin Farkındalık Düzeylerinin Ölçümü: Ankara İli Özel Hastaneler Uygulaması(2012) Dedeoğlu, Ayşegül Karaca; Cilasun, Seyit Mümin; Cilasun, Seyit Mümin; Cilasun, Seyit Mümin; Department of Business; Department of BusinessBu çalışmada özel hastanede çalışan hekimlerin tıbbi müdahale ve tedavide malpraktisten doğan hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeyleri incelenmiştir. Hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olması ve tıbbi müdahaleyi hukuka uygun bir şekilde gerçekleştirmeleri hasta haklarının gelişmesi açısından önemlidir. Hastanın, modern tıbbın standartlarına uygun bir şekilde, kendisine yapılan her türlü tıbbi müdahale konusunda aydınlatılması ve rızasının alınması tıbbi müdahaleyi hukuka uygun hale getireceği gibi, hastanın kendi geleceğini belirleme hakkını elinde tutması da onurlu ve haysiyetli bir yaşam hakkının gereğidir.Hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek olması ve hukuka uygun tıbbi müdahale ve tedavi gerçekleştirmesinin özel hastanede çalışan hekimlere sağlayacağı en temel fayda, hekimlerin malpraktisten dolayı zarar görecek hastaya ve yakınlarına yüksek miktarda tazminat ödemek zorunda kalmamaları ve haklarında ceza kararı çıkmamasıdır. Diğer taraftan hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalığının yüksek düzeyde olmasının, hekimlerin yargılanma endişesini azaltacağı ve defansif tıp denilen davranış şeklinin yaratacağı her türlü zararı da bertaraf edeceği düşünülmektedir.Bu çalışmada literatür ve mevzuat araştırması yapılmış, araştırmanın uygulama kısmında ise Ankara ilinde sağlık hizmeti veren 5 özel hastanede çalışan 255 hekime anket uygulanmış ve tıbbi müdahale ve tedaviden kaynaklanan malpraktisin doğurduğu hukuki ve cezai sorumluluklara ilişkin hekimlerin farkındalık düzeyleri incelenmiştir.Anket çalışmasında özel hastanede çalışan hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin eğitim alıp almadıklarını, eğitim alanların eğitimi yeterli bulup bulmadığını ve bu bağlamda hukuki ve cezai sorumluluklarının ne düzeyde farkında olduklarını kendilerinin belirlemeleri istenmiştir. Kontrol soruları ile belirledikleri farkındalık düzeyinin hukuka uygunluğu ölçülmüştür.Yapılan ankette elde edilen bulgularda, özel hastanede çalışan hekimlerin büyük çoğunluğunun hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin yeterli eğitim almadıkları, eğitim alanların büyük çoğunluğunun aldıkları eğitimi yetersiz gördükleri saptanmış; ancak eğitim almadıklarını veya aldıkları eğitimi yetersiz gördüklerini belirten hekimlerin hukuki ve cezai sorumluluklarına ilişkin farkındalık düzeylerinin yeterli olduğunu değerlendirdikleri görülmüştür. Yeterlilik düzeylerini kontrol eden sorulara verdikleri cevaplar incelendiğinde ise, özel hastanede çalışan hekimlerin, her ne kadar kendilerini yeterli düzeyde bilgili ve eğitimli olarak değerlendirseler de, hukuki ve cezai sorumlulukları konusunda aslında yeterli derecede bilgili ve eğitimli olmadıkları saptanmıştır.Uygulanan ankette hekimlerin tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktis karşısındaki tutum ve davranışlarının, genellikle, yapılan tıbbi hatayı hasta veya yakınlarından saklamak olduğu görülmüştür. Yapılan tıbbi hatayı saklamanın en temel nedeni ise hastaların tıbbi hatayı öğrendiğinde hekimler aleyhine dava açma eğilimin artacağını düşünmeleridir. Hekimler, çoğunlukla açılan davaların haksız yere açıldığını ve motivasyonlarını düşürdüğünü, aleyhlerine dava açılma endişesinin sunulan sağlık hizmetinin kalitesini azalttığını belirtmişlerdir. Hekimlere göre tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktisin en temel nedeni ise çok sayıda hasta bakımıdır.Yapılan çalışmanın sonuç ve önerilerin ortaya konulduğu son bölümünde, olan kısmında hekimlerin tıbbi müdahale ve tedaviden doğan malpraktiste ilişkin hukuki ve cezai sorumluluklarının farkındalık düzeylerini nasıl arttırabileceklerini ve malpraktisi en aza indirecek öneri ve çözüm yolları tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Tıbbi Müdahale, Malpraktis, Hekimlerin Hukuki Sorumluluğu, Hekimlerin Cezai Sorumluluğu Hekimlerin FarkındalığıMaster Thesis Sağlık Kurumlarında Kalite Yönetim Sistemleri ve Akreditasyon Çalışmaları Analizi (keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Örneği)(2014) Öztaş, Selma; Bircan, İsmailSağlık hizmetleri yüksek riskli süreçlerden oluşmaktadır. Her gün birçok insan tıbbi hatalara maruz kalmakta sağlığını kaybetmektedir. Bu ise sağlık kurumlarına maddi manevi zarar vermekte ve duyulan güveni zedelemektedir. Sağlık sektöründeki hızlı değişim ve rekabet ortamı insanların farkındalığını artırmıştır. Artık insanlar hastalıklarıyla ilgili bilgilendirilmek ve iyileşme süreciyle ilgili her unsuru takip etmek istemektedirler. Tıbbi hata oluşmadan hastalarının sağlığına kavuşmasını en kısa sürede gerçekleşmesini beklemektedirler. Bu sürecin en ileri teknoloji, en iyi tıbbi eğitim almış personel, en iyi hasta bakımı veren güler yüzlü ve anlayışlı profesyonel personelin bulunduğu, güvendiği akredite olmuş bir hastanede gerçekleşmesini tercih etmektedirler. Sağlık kurumuna kaybettiği ya da elde etmek istediği itibarı kalite yönetim sistemi sağlamaktadır. Kalite ve akreditasyon çalışmaların aksayan yönleri, sağlık politikasının insan kaynaklarının yönetiminin öneminin yeterince anlaşılmadığı ve yönetsel eksiklerin varlığı söz konusudur. Çalışanların kalite algısı yetersizdir ve kalite eğitimleri yeterli değildir. Kalite çalışmalarının takım ruhu gözetilmeden yapılıyor olması çalışmalarındaki katılımı ve algıyı negatif yönlü etkileyip çalışmalarda eşgüdüm sağlanamamaktadır. Yöneticilerin yönetsel yaklaşımlarını değiştirmeleri, daha insancıl, insan merkezli olmaları, takım ruhunu anlayıp kişisel gelişim açığını gidermeleri ve kalitenin herkesin işi olduğunu, bir takım çalışması olduğunu eşgüdüm içinde olunması gereğini anlaşılmalıdır. Kalitede bir zorunluluktan, mecburiyetten, buyruktan öte gönüllülük, isteklilik, özendirme, inandırma, sevdirme, motivasyon, iş doyumu, olumlu bir örgüt iklimi ve örgüt kültürü oluşturmanın ön planda tutulması gereğinin anlaşılması gerekmektedir. Hasta memnuniyeti yeterli düzeydeyken, çalışan memnuniyeti çok düşüktür. Çalışanların ihtiyaç ve maddi manevi beklentilerinin karşılanamadığı görülmektedir. Bu yönlerden sağlık kurumlarının yetersizlikleri vardır. Kalite çalışmalarındaki aksayan yönler sebebiyle çalışanların kalite algısı düşüktür ve kalite akreditasyon çalışmaları yeterince işlevsellik kazanamamıştır. Sağlık kurumlarında kurum kültürünün yetersiz olduğu, personel yönetiminin yetersiz olduğu, dış denetimin yapılmadığı ya da yetersiz olduğu, çalışanların iş doyumu ve motivasyonlarının düşük olduğu, hizmet içi eğitimlerin düşük ve yetersiz olduğu ve zamanında yapılmadığı görülmektedir. Tüm bu olumsuz süreçler kalite çalışmalarını olumsuz etkilemektedir. Çalışanların yeniden sürece dahil edilmesi gerekmekte ve olumsuz süreç ve yaklaşımların iyileştirilmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığınca HHKS(hastane hizmet kalite standartları) oluşturulmuş, kurumlarda çalışmalar başlatılmıştır. Bu yeni süreç hakkında araştırma yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kalite, Akreditasyon, Algılanan Kalite, İşlevsellik, HHKS.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
