Search Results

Now showing 1 - 10 of 12
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nin İnsan Hakları Politikasının Felsefi Temelleri ve Tarihsel Gelişimi
    (2011) İstanbullu, Elif; Köksal, Tunay
    İnsan hakları; insanın, insan olmak nedeni ile sahip olduğu doğal haklarının bulunduğu savına dayanmaktadır. Bu açından, devredilemez ve vazgeçilemez karakterde olan insan hakları kişisel, siyasi, ekonomik ve sosyal tüm hakları kapsamaktadır. İnsanın haklara sahip olduğu ön kabulü, iki ana ilke olarak eşitlik ve özgürlük kavramlarına dayanmaktadır.İnsan haklarının felsefi temelleri İlkçağ Grek felsefesine dayanmaktadır. Platon ve Aristoteles'in ideal toplum düzenine ilişkin söylemlerini insan hakları ile ilişkilendirmek mümkündür. Ancak, doğal hukuk fikri ilk defa Stoa filozofları tarafından ortaya atılmış ve farklı dönemlerde temsilciler bulmakla beraber VXI. yüzyıldan itibaren Toplum Sözleşmesi Kuramları ile tekrar gün yüzüne çıkmıştır. Aydınlanma yüzyılı ile beraber kavramsal çerçevesini oluşturan insan hakları, böylece XX. Yüzyılda uluslar arası düzeyde çeşitli insan hakları belgelerinin imzalanmasına vesile olmuştur.Avrupa Birliği'nin, kültürel temellerini İlkçağ Grek felsefesinden başlayarak Batı düşüncesine dayandırılmaktadır. Hem XX. Yüzyıldan itibaren insan haklarının korunup geliştirilmesinin uluslararası düzeyde önem kazanmış olması, hem de kültürel kökleri dolayısıyla AB'nin, insan haklarının korunup geliştirilmesini temel bir değer olarak görmesi kaçınılmazdır. Buna karşın başlangıçta ekonomik bir entegrasyona yönelen Avrupa Birliği'nin, hukuki metinlerinde uzun bir süre insan haklarına kapsamlı olarak yer verilmemiştir. 7 Aralık 2000 tarihinde Konsey tarafından ilan edilen ?Temel Haklar Şartı? ile ilk defa, Avrupa Birliği'nde temel hak ve özgürlüklere ilişkin kapsamlı bir listesi oluşturulmuştur. 13 Aralık 2007'de imzalanan Lizbon Antlaşması ise Avrupa Birliği'nin insan haklarının korunup geliştirilmesine yönelik kararlığına daha sağlam temeller kazanmıştır.Anahtar Kavramlar1.İnsan Hakları2.Doğal Hukuk3.Avrupa Birliği4.AB Temel Haklar Şartı5.Lizbon Antlaşması
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye'de Bilişim Suçlarının Ceza Hukukundaki Uygulamaları
    (2010) Nacar, Fatma Burcu; Olcay, Bülent
    Yirminci yüzyılda bilişim ve sanayi devrimiyle beraber bilgisayarın hayatımıza girmesiyle bilişim sistemleri günlük hayatımızda geniş yer tutmuştur. İnsanlığa bir çok yarar ve iyilik sağlamakla beraber insanlığın zararına da kullanılmasıyla takip edilmesi ve önlenmesi zor sonuçlara sebebiyet vermektedir.Çalışmamızın amacı bilişim suçlarıyla ilgili mücadelede devletlerin yapmış olduğu mevzuatın irdelenmesidir. Çalışmamızın ilk başında genel olarak bilişim ile ilgili temel bilgiler, bilişim suçlarının tarihi gelişimi, bilişim suçlarının tasnifi ve bilişim suçlarının yapısı incelenmiştir.Çalışmamızda uluslararası alanda ve karşılaştırmalı hukukta bilişim suçları konusu ele alınmış, Avrupa Siber Suç Sözleşmesi işlenmiş, Türk Ceza Kanununu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Elektronik İmza Kanununda düzenlenen kanun hükümleri ele alınmış, karşılaştırılıp tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişim, Veri, Program, Siber Suç Kavramı, Bilişim Suçu
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nin Hazar Bölgesi'ne Yönelik Enerji Politikası ve Türkiye'ye Etkileri
    (2010) Avcı, Müşerref; Bal, İdris
    Enerji, petrolün keşfedildiğinden beri uluslararası ilişkileri farklı şekillerde etkilemiş, enerji kaynaklarını kontrol altına almak için yapılan savaşlar, güçlü devletler arasında enerji deposu olan bölgeler üzerindeki çekişmeler, dünya politikasının esasını oluşturmuştur. Günümüzde Sovyetler Birliği'nden ayrılan Hazar ülkelerinin enerji kaynakları üzerindeki mücadelenin dünyada bloklaşmaların sona erdiği bir dönemde de sürmesi, enerji ile ilgili gelişmelerin uluslararası ilişkiler açısından ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle kaynak çeşitlendirmek ve istikrarsız bölgelere bağımlılığını azaltmak için Hazar bölgesinin enerji kaynaklarına yönelen Avrupa Birliği de, enerji stratejilerinin önemli aktörlerinden biri olarak karşımıza çıkarak 20'nci yüzyılın ortalarından itibaren enerji politikalarının içinde yer almıştır.Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte yeni doğal gaz ve petrol rezervlerinin ortaya çıkması, Körfez Savaşı, Afganistan ve Irak Harekatları son yıllarda dünyada enerji politikalarına verilen önemi artırmıştır. Önümüzdeki dönemde de Hazar Havzası enerji kaynaklarının kontrol altına alınması konusunda uluslararası mücadeleler devam edecek, dünyanın yeniden şekillendirilmesinde esas faktör olacaktır. Hazar Havzasındaki mevcut kaynaklar dünyanın enerji ihtiyacının bir bölümünü karşılayabilecek düzeydedir. Bölge ile ilgili en önemli sorun, enerji kaynaklarının kontrolünden çok tüketim alanlarına nasıl ulaştırılacağıdır. Bu safhada coğrafi konumu ve sözü geçen ülkelerle olan tarihi ve kültürel bağları, Türkiye için önemli bir fırsat yaratmaktadır. Topraklarında yeterince petrol ve doğal gaz bulunmayan Türkiye, yakın bölgedeki kaynakların taşınmasında oynayacağı rol ile bu açığını büyük oranda kapatabilecek, jeopolitik ve jeoekonomik durumunu güçlendirebilecektir. Türkiye böylesine önemli olan stratejik özelliği ile AB enerji politikalarına dahil olabilecek ve belki de ileride bu avantajını kullanarak AB'ye üye olabilecektir.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nin Ortadoğu Politikası ve Ortadoğu Politikasında Türkiye'nin Önemi
    (2010) Arık, Erkun; K.bilgiç, Veysel
    Bu tezin amacı, Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumunun ve Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerinin AB üyeliği açısından Türkiye'ye sağlayacağı katkıların bulunup bulunmadığının incelenmesidir. Çalışmanın tezi demokrasi, serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti, insan hakları gibi liberal Avrupa değerlerini benimsemiş Türkiye'nin Ortadoğu'daki konumunun ve bölge ile geliştirdiği ilişkilerin küresel bir aktör olmak için çaba harcayan AB'nin dış politikasına önemli katkılar sunacağı ve bu nedenle AB üyeliği yolunda Türkiye'ye ciddi bir avantaj sağlayacağıdır. Bu tezde önce konuya ilişkin kavramsal bir çerçeve oluşturularak AB'nin ve Türkiye'nin Ortadoğu politikası 1990'lardan bu yana kronolojik bir yaklaşımla ele alınmıştır. Ardından Türkiye'nin üyeliğinin AB'nin Ortadoğu politikasında yaratacağı sorunlar ve buna sağlayacağı katkılar tartışılmıştır.1970'lerin başından beri Ortadoğu bölgesine yönelik politikalar geliştirmeye çalışan AB bölge ülkeleriyle yaptığı ikili anlaşmalarla sınırlı kalmamıştır. Bölge ile kalıcı ilişkilerin kurulması için Ortadoğu barış sürecinin başarıyla sonuçlanması gerektiğinin farkında olan AB, Ortadoğu'ya yönelik uyguladığı Küresel Akdeniz Politikası, Yenileştirilmiş Akdeniz Politikası, Barselona Sürecini ve Akdeniz İçin Birlik'i kapsayan Avrupa-Akdeniz Ortaklığı politikası ve Avrupa Komşuluk Politikası gibi bölgesel politikalarla bölgede etkin bir aktör olma isteğini ortaya koymuştur. Ayrıca, Körfez İşbirliği Konseyi gibi bölgesel oluşumlarla da kurumsal ilişkiler geliştirmektedir. Ne var ki Avrupa Birliği'nin Ortadoğu'daki etkisi üye devletler arasında siyasi birliğin olmayışı, siyasi araçlar ve askeri yetenekler konusundaki kurumsal eksiklikler nedeniyle hala sınırlı düzeydedir. Türkiye'nin son on yılda Ortadoğu ülkeleriyle geliştirdiği güçlü ilişki, üye olması halinde AB'nin Ortadoğu politikasına önemli katkılar sunacaktır.Anahtar kelimeler: AB'nin Ortadoğu politikası, Türkiye'nin Ortadoğu politikası, AB-Türkiye ilişkileri, Türkiye'nin AB üyeliği.
  • Master Thesis
    Kıbrıs Sorununda Avrupa Birliği'nin Rolü (1990-2004)
    (2014) Hatip, Emine; Keser, Ulvi
    Bu çalışmanın çerçevesini Avrupa Birliği (AB)'nin Kıbrıs konusunda tarafsızlığını yitirmeye başladığı 1990 yılından bölünmüş bir Kıbrıs'ı Birliğe tam üye olarak kabul ettiği 2004 yılına kadar olan dönem oluşturmaktadır. İngiltere'nin 1961'de AET'ye tam üyelik başvurusu yapmasına paralel olarak Kıbrıs ile AB arasındaki ilişkiler gelişmeye başlamış ve 1970'lerde Kıbrıs Rum Kesimi AET ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalamıştır. İngiltere'nin 1961'de AET'ye tam üyelik başvurusu yapmasına paralel olarak Kıbrıs ile AB arasındaki ilişkiler gelişmeye başlamış ve 1970'lerde Kıbrıs Rum Kesimi AET ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalamıştır. AB 1990'lara kadar Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulabilmek için Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin çözüm yönünde attığı adımları güçlü bir şekilde desteklemiştir. 4 Temmuz 1990 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'nin tam üyelik başvurusu üzerine Avrupa Topluluğu (AT) Kıbrıs'ın tam üyeliğe ehil olduğunu kabul etmiştir. AT sorunun çözümünü sağlamak için değil Kıbrıs'ın yer aldığı önemli bölgede kendi çıkarlarını korumak için söz konusu başvuruyu kabul etmiştir. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı son BM planı Kasım 2002'de dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 'Annan Planı' adıyla taraflara sunulmuştur. Çalışmada bu Planın olumlu ve olumsuz yanları ve neden Rumlar tarafından reddedildiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1. Kıbrıs Sorunu 2. BM 3. AB 4. Annan Planı
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Ab Üyeliği Sürecinde Çözümlenmesi Şart Koşulan ?kıbrıs Sorunu? Nun Türkiye, Yunanistan, Ab ve Çevre Ülkeler için Stratejik Önemi
    (2009) Laçin, Alper; Olcay, Bülent
    Bu tezde Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde çözümlenmesi şart koşulan ?Kıbrıs sorunu? nun Türkiye, Yunanistan AB ve çevre ülkeler için stratejik önemi tartışılmış ve bu tartışma sonucunda gerçekten Kıbrıs Türkiye için bir sorun mudur? AB'ye üye olabilmek için sorun olarak görülen Kıbrıs Türkiye'nin AB'ne girmesi için gerçek sorun ve bunların doğurduğu sebepleri oluşturmakta mıdır? Bu durumlar ve sorunlar tartışılıp çıkan sonuç tezin sonuç bölümünde savunularak incelenmiş ve açıklanmıştır. Türkiye'de iktidar değişikliği sürecinde Kıbrıs sorunu ile ilgili alınan yollar veya kaybedilen zaman, Kıbrıs AB ilişkileri ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği, bu üyelik periyodunda GKRK `nin KKTC'den ayrı olarak başvurusu ve AB'nin Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde Kıbrıs'ı sorun ve yaptırım olarak Türkiye'nin önüne koyması ile alevlenen ada'da birlikte yaşayan Rum ve Türk'leri AB'nin kendi elleri ile bölmesi ve neredeyse bu düşmanlığı siyasi açıdan tırmandırması. Bu yıllardır süre gelen Türkiye Cumhuriyeti politikalarında ise Kıbrıs'ı verip kurtulma fikrine sahip parti ve hükümetlerin ne gibi sorunlara yol açtığını ve Türkiye Cumhuriyeti'ne nelere mal olduğu konusu işlenmiş, sonuç olarak da neler kaybettik, neler kazandık, bu yıllar süren sürüncemede ne kadar yol aldık, bunların ülkemize yansımaları. Çarpıcı olarak görülecektir ki Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti için hiçbir zaman bir sorun olmamış özellikle geçen birkaç senede AB tarafından bu konu Türkiye Cumhuriyeti'ni AB'ye alma sürecini uzatmak, AB'ye katılım için Bu stratejik kara parçasından vazgeçme şartını öne çıkarmak ve AB'ye katılma isteğini sorun olarak gördüğü bu konu ile bağdaştırıp Türkiye Cumhuriyeti'nin AB ye katılımını ne kadar istediğini ölçmek, biçmek ve tartmaktır.
  • Master Thesis
    Türkiye-avrupa Birliği Müzakere Süreci
    (2013) Altan, Hacer Pınar; Utku, Mustafa Kemal
    Türkiye'nin AB serüveni ilk olarak 31 Temmuz 1959 tarihinde AET'ye üyelik başvurusu yapmasıyla başlamıştır. 11 Eylül 1959 tarihindeki AET Bakanlar Konseyi toplantısı neticesinde Türkiye arzusuna olumlu bir yanıt almış ve AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalanmasını önermiştir. Bu bağlamda Türkiye-AET ilişkilerinin hukuksal temeli 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Antlaşması olmuştur. Takip eden yıllarda Türkiye'nin Kıbrıs sorunu AB tarafından bize karşı bir koz olarak kullanılmış ve neticede Türkiye'nin AB'ye tam üyelik başvurusu sonuçsuz bir sürece dönüşmüştür. Çalışmamızda, biz bu sorunun AB tarafından nasıl engel olarak öne çıkarıldığını ve Kıbrıs konusunda AB'nin Türkiye'den yerine getirmesini istediği bazı hususların, Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla nasıl uyuşmadığını gözlemleyerek belirttik.
  • Master Thesis
    AB yolunda Ukrayna: Avrupa komşuluk politikası ve AB - Ukrayna ilişkileri
    (2015) Sarı, Gözde; Yılmaz, Gözde
    Avrupa Komşuluk Politikası (European Neighbourhood Policy – ENP), AB'nin 2004 genişlemesi sonrasında ortaya çıkan 'güvenlik' ve 'hazmetme kapasitesi' sorunlarına yönelik çözüm bulmak ve komşuları ile ilişkilerini düzenlemeyi amaçlayan bir politika alanıdır. Ukrayna, AB üyelik perspektifine sahip bir ülke olarak ENP sürecinin en başından beri yer almıştır. Diğer taraftan; 2004 yılında yaşadığı Turuncu Devrim, AB-Ukrayna ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuş ve AB-Ukrayna ilişkileri büyük bir ivme kazanmıştır. Fakat devrim sonrası dönemde, Ukrayna'da AB eğilimi bir düşüş yaşamıştır. Diğer taraftan; Ukrayna'nın azalan AB eğilimi, Kasım 2013'de meydana gelen EuroMaidan olaylarıyla, yeniden yükselişe geçmiştir. Bu kapsamda; Turuncu Devrim'den on yıl sonra meydana gelen EuroMaidan olayları, Ukrayna'nın AB yolunda bir kısır döngü yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmanın amacı; Turuncu Devrim ile AB'yle yakınlaşan Ukrayna'nın devrim sonrası dönemde AB ile ilişkisini ENP kapsamında değerlendirmek ve EuroMaidan olayları da göz önüne alınarak, AB'nin ve ENP başta olmak üzere AB politikalarının Ukrayna üzerindeki etkisi ile AB-Ukrayna ilişkilerinde yaşanan kısır döngünün nedenlerini ortaya koymaktır. Bu çalışmada; bu kısır döngünün nedenlerinin; AB'nin ENP politikasının Ukrayna'nın istediği üyelik perspektifini sunmaması, ENP'nin yapısal problemleri ile Ukrayna'nın iç dinamikleri ve Rusya olduğu tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Avrupa Birliği, Avrupa Komşuluk Politikası, Ukrayna, Turuncu Devrim, EuroMaidan olayları.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Kültür Politikaları ve Türkiye'ye Etkileri
    (2011) Öztürk, Günay; Bal, İdris
    Küreselleşen dünyada bugün için en önemli uluslararası bir entegrasyon olan AB tüm kurum ve kuruluşlarıyla bir birleşik devletler Topluluğu olma yolundadır. Entegrasyon içinde kültürde önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma; AB'nin tarihsel gelişim sürecinde kültür politikalarının incelenerek gelinen noktanın ve Türkiye'ye etkilerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.Birinci bölümünde Kültür Kavramı, Kürelleşme ve kültür üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde AB'nin tarihsel gelişim süreci, AB kurumları incelenmiştir. AB'nin genel durumu saptanmaya çalışılmıştır.Tezin ana konusunu oluşturan üçüncü bölümde AB kültür politikaları tarihsel gelişim süreci içinde incelenmiş, kültür programları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Türkiye'de tarihsel süreç içinde kültür politikaları genel olarak ele alınmış ve AB Türkiye ilişkilerinin gelişimi ve AB kültür politikalarının aday ülke Türkiye'ye etkileri incelenmiştir.Tezde sonuç olarak, çeşitlilik içinde birlik düşüncesi ile AB'de kültür bağlamında bugün gelinen durum saptanmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği ve Türkiye: Serbest Dolaşım Ab Üyeliği için Bir Engel Mi?
    (2010) Sönmez, Nazım; Hurmi, Ayşe Bahar
    ?Avrupa Birliği ve Türkiye: Avrupa birliği ve Türkiye: Serbest Dolaşım AB üyeliği için bir engel mi?? isimli bu tez çalışmasında, Kişilerin Serbest Dolaşım Politikasının geçmişten bugüne gelişimi, politikanın bilinmeyen yönleri, Avrupa Birliği'nin bu politikaya duyduğu ihtiyaç ve Türkiye'nin bu ihtiyacı karşılayıp karşılayamayacağı incelenmiştir.Çalışmada, öncelikle temel politika olarak Serbest Dolaşımın geçmişteki anlaşmalarda nasıl yer aldığı ve Avrupa Birliği'nin genişleme süresince yeni üyelerin karşılaştığı durumlar ortaya konmuştur. Çalışmanın ikinci bölümü işçilerin serbest dolaşımı politikasının geçmişte yaptığı olumlu etkileri ortaya koymayı ve AB'nin geleceği için serbest dolaşım politikasının ve genişlemenin ne kadar önemli olduğunu bilinmeyen rakamlarla anlatmayı hedeflemiştir. Devam eden bölümde Türkiye'nin Serbest Dolaşım politikası kapsamında AB'ye yapacağı katkılar irdelenmiştir.Son bölümde, çalışmanın tümünden elde edilen sonuçlar ortaya konarak serbest dolaşımın Türkiye'nin üyeliği önüne bir engel olup olmadığının cevabını aramıştır.Anahtar Sözcükler1 ? Kişilerin Serbest Dolaşımı2 ? Serbest Dolaşım3 ? Avrupa Birliği ve Türkiye4 ? Genişleme5 ? AB üyeliği