Search Results

Now showing 1 - 10 of 210
  • Doctoral Thesis
    İlgili Muhasebe Teknikleri Açısından Kurumsal Yönetim ve Risk Yönetiminin Türkiye'de İslami Bankalar ve Geleneksel Bankaların Performans Üzerine Etkisi
    (2021) Alrujoubı, Adnan Mohammed Husayn; Büyükmirza, Hüseyin Kamil
    Alrujoubi, Adnan. İlgili muhasebe teknikleri açısından kurumsal yönetim ve risk yönetiminin tyürkiye'de islami bankalar ve geleneksel bankaların performans üzerine etkisi, Doktora Tezi, Ankara, 2021. Bu çalışmanın en temel amacı Türkiye'de İslami bankalar (İB) ile geleneksel bankaların (GB) performanslarını etkileyen değişkenler arasında regresyon analizi yaparak iki banka türü arasındaki korelasyonları belirlemektir. Çalışmanın diğer önemli amacı ise CAMELS modeli kullanmak sureti ile bu banka türlerinin performanslarını karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın önemi, banka performanslarının çok geniş kapsamlı kitleleri etkiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Takip eden kısımda araştırmanın ana başlıkları yer almaktadır: 1) Kurumsal yönetişim (KY), risk yönetimi (RY) ile ilgili teorilerin çoğu, iyi KY ve RY uygulamak için fikir birliğine sahip olan ve performans üzerinde mükemmel faydalar sağlayacak olan ekonomik teorilerdir. 2) Türk bankacılık sisteminin temel sorunları bankacılık sektöründe yabancı sermayeye bağımlılık, likidite krizleri ve faiz oranlarının hükümet kurallarıyla değişmesi nedeniyle yerel para birimi enflasyonu olarak sıralanabilir. 3) IB ve GB'ler arasındaki temel farklılık faiz oranlarıdır. Bunun sebebi İslami mevzuatın kullanımıdır. Bu farklılığı ikame etmek için Kar-Zarar Paylaşım (KZP) araçları kullanılmaktadır. Bu nedenle, onları karşılaştırmamız halinde sonuçlarda farklılık beklenir. Çalışma verileri Türkiye Bankalar Birliği'nin internet sitesinden elde edilmiştir. Üç İslami banka ve 19 mevduat bankası çalışmaya dahil edilmiştir. Korelasyonları belirlemek için SPSS programı ve 2010-2017 yıllarına ait panel verileri kullanılmıştır. Tüm hipotezler kabul edildiğinde, IB'lerin performansının genel olarak daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir, bu bulgular IB'lerin geleceğinin muadil GB'lere kıyasla hala sağlam bir proje umudu verdiğini düşündürmektedir.
  • Doctoral Thesis
    Havacılık Uygulamalarında Gerdirerek Şekillendirme İşleminin Deneysel ve Sayısal İncelenmesi
    (2015) Hatipoğlu, Hasan Ali; Karadoğan, Celalettin
    Gerdirerek şekillendirme işlemi yaygın olarak havacılık sektöründe sac gövde panellerin üretiminde kullanılır. Bu işlemde düz haldeki sac parça kenarlarından hidrolik kuvvetle hareket eden bir erkek kalıp üzerinde gerdirerek şekillendirilir. Bu esnada parçayı iki kenarından yine hidrolik kuvvetle hareket eden çeneler tutar. Kaliteli parçalar üretebilmek için kalıp-çene hareketleri ve yağlama koşulları gibi işlem parametrelerinin uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Mevcut durumda bu parametreler üretim tecrübesi ve geleneksel yöntemlerle belirlenmektedir ki bu işlemi yavaşlatmakta ve hurda riskini arttırmaktadır. Bu çalışmada amaç, gerdirme işleminde fiziksel denemelerin yerini alabilecek sayısal denemelere olanak sağlayan sonlu eleman modelini oluşturmak ve işlemi optimize etmektir. Sonlu eleman modelinin başarısı büyük ölçüde malzeme davranışı ve sürtünmenin doğru modellenmesine bağlıdır. Malzeme davranışını tespit için sık kullanılan alüminyum alaşımlarının çekme, şişirme ve şekillendirme sınır testleri yapılmış ve bu testlerden elde edilen veriler pekleşme eğrileri, akma bölgeleri, anizotropik sabitler ve sınır şekillendirme eğrilerinin tanımlanmasında kullanılmıştır. Bir başka çalışmada, yapılan özel testlerle kalıp ile sac arasındaki sürtünme katsayısı farklı sürtünme koşulları için tespit edilmiştir. Markalanmış alüminyum alaşım saclar yarı-dairesel kalıp üzerinde şekillendirilerek ve oluşan deformasyon optik olarak ölçülerek deneyler gerçekleştirilmiştir. Bu deneyler oluşturulan sayısal modelin doğrulanmasında kullanılmıştır. Son olarak, takım hareketlerini belirleyen bir yöntem geliştirilmiş ve bu yöntem gerçek bir uçak parçası üzerinde başarıyla uygulanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Osilasyon yapan dinamik sistemlerin kesirli dereceli modellenmesi
    (2015) Agila, Adel; İrfanoğlu, Bülent; Eid, Rajeh
    Son yıllarda, dinamik sistemlerin kesirli dereceli modellenmeleri ile ilgili çalışmalara özelönem verilmektedir. Kesirli dereceli modellenen osilasyon yapan dinamik sistemler bu sistemlerdendir ve modelleme için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu tezde, kesirli gösterimler kesirli dereceli matematik ve değişimlere dayanarak iki gruba ayrılmıştır: Birinci grup, kesirli Euler-Lagrange denklemleriyle gösterilen serbest olarak osilasyon yapan sistemlerdir. Kesirli gösterim değişken katsayılı, homojen ikinci dereceden diferansiyel denklemlerin sönümleme katsayında bulunmaktadır. ikinci grupta, diferansiyel operatörler kesirli üslüdürler. Ele alınan örnek çalışmalar, kesirli sönümleme terimlerine sahip, ikinci dereceden homojen veya homojen olmayan, üç terimli kesirli dereceli diferansiyel denklemlerdir. Belirtilen iki grup genişletilmis¸ kesirli Euler-Lagrange denklemleriyle ifade edilen modelleri oluşturmak için birleştirilmiştir. Bu modellerde, kesirli diferansiyel operat örler yanlız sistemin sönümleme teriminde bulunmaktadır. Ek olarak, sönümleme terimlerinin zamana bağlı değişebilen katsayıları kesirli derecelidir. Kesirli modellenmiş ve osilasyon yapan sistemlerin davranışlarını elde etmek için hibrid bir yöntem aktarılacaktır. Bu sistemler, ikincinci dereceden, homojen, üç-terimli ve kesirli sönümleme terimi olan diferansiyel denklemler ile modellenmiştir. Bu sistemlerin davranışları, Wright fonksiyonları tabanlı sonuçlarla karşılaştırılmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Bayesyan Ağları ve Bulanık Mantık Kullanılarak Zeki Öğretim Sistemi Geliştirimi
    (2020) Adabashı, Afaf Muftah; Eryılmaz, Meltem; Yazıcı, Ali
    Son zamanlarda, öğretim sürecini desteklemek amacı ile öğrencilerin çevrimiçi öğrenme materyalleri arasında uyum içinde gezinmelerine yardımcı olmak için web tabanlı Zeki Öğretim Sistemlerinde (ZÖS) hızlı bir artış olmuştur. Bu sistemleri kullanan öğrenciler farklı ihtiyaçlara, tercihlere ve özelliklere sahip farklı geçmişlerden gelmektedirler. Bu nedenle, her bir kullanıcıya dinamik uyarlama ve bilgiyi etkili bir şekilde sunmak için kullanıcı dostu bir arayüz sağlama yeteneği ZÖS lerinin önemli bir özelliğidir. ZÖS'lerinin etkinliği, öğrencilerin özellikleri ve ihtiyaçları ile ilgili bilgileri toplamak ve incelemek için kullanılan yöntemlere bağlıdır. Aynı zamanda uyarlanabilir eğitim bağlamında sistemlerin etkinliği bilginin işlenme biçimine de bağlıdır. Bulanık mantık ve Bayes ağı gibi ders içeriğini her öğrencinin amacına göre uyarlayan ve öğrenci değerlendirme sürecinde belirsizlikle başa çıkmak için kolaylaştıran çeşitli yapay zeka yöntemleri vardır. Bu tezde, öğrenmede uyarlanabilir destek sağlamak amacı ile öğrencilerin bilgi düzeylerine göre modellenerek uyarlamaların gerçekleştirildiği, bulanık mantık ve Bayes ağları tekniklerine dayanan hibrit bir yöntem kullanılarak FB-ITS adı verilen zeki bir öğretim sistemi geliştirilmiştir. FB-ITS, bulanık mantığın ve Bayes ağının avantajlarını kullanmaktadır. FB-ITS sisteminde bulanık mantık, öğrencinin önceki ve güncel bilgilerine göre belirli bir alan konusundaki performansını belirlemek için kullanılmış ve Bayes ağı, bulanık mantık sisteminden gelen kanıtlara dayanarak öğrencinin ilgili konulardaki durumunu belirlemek için kullanılmıştır. Bu çalışmada FB-ITS'nin etkinliği, mevcut geleneksel e-öğrenme sistemiyle karşılaştırılarak değerlendirilmiş, aynı zamanda, bulanık mantık ve Bayes ağı kullanılarak ayrı ayrı geliştirilen ve uygulanan iki ZÖS ile de karşılaştırılmıştır. Çalışma, Atılım Üniversitesi lisans öğrencileri ile yürütülmüştür. Önerilen sistemin etkinliğini değerlendirmek için öğrencilerin akademik performansı, öğrencilerin memnuniyeti ve sistem kullanılabilirliği olmak üzere üç bağımlı değişken kullanılmıştır. Sonuçlar, FB-ITS kullanarak eğitim alan öğrencilerin Bayes ağı (79.09), bulanık mantık (69.77) ve geleneksel e-öğrenme sistemi (64.33) kullanan diğer öğrencilere kıyasla ortalama olarak daha yüksek akademik performansa (82.95) sahip olduğunu göstermiştir. Son testin yapılması için geçen süre ile ilgili sonuçlara göre; FB-ITS kullanan öğrenciler (7.87 dakika), geleneksel e-öğrenme sistemini (13.86 dakika) kullanan öğrencilere kıyasla ortalama olarak daha az zamana ihtiyaç duymuşlardır. Elde edilen bulgulara göre geliştirilen yeni sistemin, final sınavını yapma hızı ve yüksek akademik başarı açısından alan yazına katkıda bulunduğu sonucuna varılabilir. Ayrıca, FB-ITS sisteminin değerlendirilme sonuçları, öğrencilerin memnuniyeti ve kullanışlığı açısından olumlu sonuçlar göstermiştir.
  • Doctoral Thesis
    Sinirsel ateşleme verisinden fitzhugh-nagumo noron modelinin parametre kestirimi
    (2020) Abosharb, Laıla; Doruk, Reşat Özgür
    Bu tezde Fitzhugh-Nagumo sinir h¨ucresi modellerinin parametrelerinin sinirsel ates¸leme verisinden kestirilebilmesine y¨onelik bir aras¸tırma yapılmaktadır. S¨oz konusu modelde girdi bir elektrik akımı olup uyaranı temsil etmekte olup c¸ıktı olarak ise ates¸leme hızı modelden alınmaktadır. Konvansiyonel sistem tanılama y¨ontemlerinde kars¸ılas¸ılan durumlardan farklı olarak elde edilen ¨olc¸ ¨umlerde s¨urekli ¨orneklenmis¸ bir veri (zar potansiyeli ya da ates¸leme hızı) s¨oz konusu de˘gildir. Tam tersine, sadece aksiyon potansiyeli zamanlarından olus¸an ayrık bir veri toplanmaktadır. Di˘ger ¨onemli bir ¨ozellik ise bu verilerin iyon kanallarının istatistiksel s¨urec¸leri nedeniyle rastgele olus¸udur. Varıs¸ rastgele s¨urec¸lerinin istatistiksel tanımlanabilirlikleri sayesinde model parametrelerinin kestirimi ic¸in olabilirlik fonksiyonlarının tanımı yapılabilmektedir. Benzetimler sırasında ya sinirsel ates¸leme zamanları modelin c¸ ¨oz¨um¨u yoluyla elde edilmeli ya da bir deneyden gerc¸ekc¸i veri toplanmalıdır. Algoritma sınanması amacıyla birinci y¨ontem tercih edilebilir. Burada parametreleri bilinen modelden elde edilen ates¸leme hızı verisi, homojen olmayan Poisson s¨ureci benzetimi yapılarak sinirsel ates¸leme verisine d¨on¨us¸t¨ur¨ul¨ur. S¨oz konusu benzetimlerde ¨onceden tanımlanmıs¸ bir uyaran profiline gereksinim vardır. Bu c¸alıs¸mada Fourier serisi bic¸iminde tanımlanmıs¸ uyaran profilleri s¨oz konusu olmaktadır. Ayrıca istatistiksel yeterlilik sa˘glanması ic¸in benzetimler c¸ok defa tekrarlanmaktadır. Bu is¸lem sırasında faz ac¸ıları rastgele atanarak benzetimlerin ba˘gımsızlıkları garanti altına alınmıs¸tır. Benzetimlerden elde edilen uyaran/cevap verisi yerel Bernoulli s¨urec¸lerinden t¨uretilmis¸ homojen olmayan Poisson olabilirlik fonksiyonları ¨uzerinden n¨oron parametrelerinin en y¨uksek olabilirlik kestirimi yapılmaktadır. Kestirimi yapılan parametrelerin ortalama de˘gerleri tablolar halinde, istatistiksel ¨ozelliklerinin de˘gis¸imi de grafikler halinde sunulmaktadır. S¨oz konusu grafikler kestirimin standart sapmalarının Fourier serisi uyaranın alt eleman sayısı, taban frekansı, genli˘gi ve ¨ornekleme (tekrarlanmıs¸ benzetim) sayısına kars¸ın de˘gis¸imini incelemektedir. T¨um bunların yanı sıra, gelis¸tirilen yaklas¸ımların performansını inceleyebilmek ic¸in dıs¸ kaynaklardan gerc¸ekc¸i uyaran/cevap verisi (g¨ok sineklerinin H1 g¨orme sisteminden alınmaktadır) alınmıs¸ ve gelis¸tirilen algoritmalar bu verilerle denenmis¸tir. Burada sineklerin g¨orme sistemleri renksiz g¨ur¨ult¨u bic¸iminde uyaranlarla 20 dakika boyunca uyarılmıs¸ ve sinirsel ates¸leme verileri toplanmıs¸tır. Bu deneme aynı zamanda Fourier serisi dıs¸ında bir uyaran ile c¸alıs¸abilme olana˘gı da sunmus¸tur. Bu ac¸ıdan algoritmaların daha genel bir testine de olanak sa˘glamıs¸tır. C¸ alıs¸mada kullanılan hesaplama ortamı MATLAB olup, en iyileme (optimizasyon) k¨ut¨uphanesinde bulunan fmincon beti˘gi olabilirlik kestiriminde kullanılmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Applications of Machine Learning Procedures on Data Envelopment Analysis
    (2023) Kurt, Şenol; Dinçergök, Burcu
    Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Makine Öğrenmesi (MÖ), veriden anlam çıkarmayı amaçlayan ve yaygın olarak kullanılan iki metodolojidir. İki metodolojinin birlikte kullanıldığı çalışmalara ilişkin literatür incelendiğinde, genellikle MÖ algoritmalarının VZA metodolojisinin kısıtlarını aşmak için kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bir MÖ algoritmasının VZA modeli kullanılarak birim ünite etkinliğinin değerlendirmesini geliştirmek için kullanılabilirliğini araştırmaktır. Bu tez, VZA üzerindeki MÖ prosedürlerinin uygulamalarını inceleyerek mevcut literatüre katkı yapmaktadır. ML algoritmaları ile bir VZA modelinden elde edilen etkinlik skorlarını tahmin etmeye yönelik daha önce yapılmış çalışmalar olmasına rağmen, bu çalışma, bazıları daha önce kullanılmamış olan ML algoritmalarını da kullanarak bu konudaki çalışmayı genişletmektedir. Karar ağacı tabanlı MÖ modelleri, hedef değişkeni tahmin etmede daha büyük etkiye sahip olan özellikleri belirleyebilir. Önceki çalışmalar, Karar Verme Birimi (KVB) verimliliğini etkileyen önemli değişkenleri belirlemek ve açıklamak için özellik önem skorlarını kullanmıştır. Öte yandan, yeni bir yaklaşım olarak, bu çalışma bir VZA modeli için bir ağırlık kısıtlaması olarak özellik önem sıralamasının kullanılmasını önermektedir. Önerilen yaklaşım, VZA modelinin bazı girdilere çok fazla ağırlık veren ve diğer girdilere sıfır ağırlık atayarak göz ardı eden bir sınırlamasının üstesinden gelmek için kullanılabilir. Bu yaklaşım gerçek bir veri seti ile kullanılarak VZA modelinin kalitesinin arttırdığı kanıtlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Göçmenlerdeki Kimlik Oluşturma Süreci: Buchi Emecheta'nın Kehinde'si, Zadie Smith'in White Teeth'i ve Yasmin Crowther'ın The Saffron Kitchen'i
    (2014) Safaeı, Ladan Amır; Canlı, Sifat Gülsen
    Bu tez, göçmenlerin kimlik oluşturma sürecini araştırmayı hedeflemektedir. Bu çalışmada ispat edilmeye çalışılan husus göçmenlerin kimlik oluşturma sürecinin iki eşzamanlı aşamadan oluştuğudur. Bu aşamalardan ilki göçmenlerdeki kimlik oluşumunun doğuştan başlayıp ölüme kadar devam ettiğini (epigenetic) ileri sürerken diğeri kimlik oluşumunun kültürleşme (acculturation) süreci doğrultusunda şekillendiğini vurgular. Erik Erikson'un Epigenesis of Life Cycle (1963, 1968) teorisine göre insanlar kişisel ve sosyal kimliklerini doğdukları ülkede veya ebeveynlerinin etnik kültürü etkisinde oluştururlar. Ancak göç ettikleri ülkede, tamamen yeni bir ortamda, karşılaştıkları kültürel ve sosyal krizlerden dolayı, kimliklerinin sosyal tarafı değişikliklere maruz kalır. Göçmenlerin sosyal kimlik oluşturma sürecinde yaşadıkları ve kimliklerine yansıyan bu değişiklikler John W. Berry'nin kültürleşme stresi (acculturative stress) ve Paul Pedersen's yeniden yapılandırdığı Adler'in kültür şoku (culture shock) kavramları doğrultusunda incelenmiştir. Sonuç olarak, göçmenlerin kimliklerindeki değişken yapı ve onun sonucunda oluşturdukları kişisel ve sosyal kimliklerinin hayatları boyunca değişebileceği sonucuna varılmıştır. Bu tez beş bölümden oluşmuştur. İlk bölümde, göçmenlerin kimlik oluşturma sürecinde önemli olan temel kavramlar ve teoriler açıklanmıştır. Daha sonraki üç bölümde bu teori ve prensipler, seçilen, tarih sırasına göre, Buchi Emecheta'nın Kehinde, Zadie Smith'in White Teeth ve Yasmin Crowther'ın The Saffron Kitchen eserlerindeki karakterlere uygulanmıştır. En son bölümde de göçmenlerin psikososyal kimlik oluşturma sürecinden nasıl geçtikleri ve kişisel ve sosyal kimliklerini nasıl oluşturdukları üzerinde varılan sonuçlar tartışılmıştır. Anahtar sözcükler: Göçmen kimliği, Epigenesis teorisi, Acculturation, Kehinde, WhiteTeeth, The Saffron Kitchen.
  • Doctoral Thesis
    Ağdüzeneklerde Makine Öğrenmesi Algoritmaları Yoluyla Örüntü Tanılaması ve Bağlantı Tahminlemesi: Kiracı Karması Vakası
    (2023) Asbaş, Caner; Tuzlukaya, Şule
    Ağdüzeneğini derinlemesine anlamak ve yorumlamak, yüksek dinamizm ve eksik veri nedeniyle oldukça zorlu olabilmektedir. Dinamizm ve eksikliklerin üstesinden gelebilmek için ağdüzeneğindeki düğümler arası potansiyel veya olası bağları tahmin etme çabalarına bağlantı tahminlemesi, belirli patikaları tanımlama uygulamalarına ise örüntü tanılama denilmektedir. Bu çalışmanın temel amaçlarından ilki, dinamizm ve eksik veri nedeni ile meydana gelen ağdüzeneği değişimi ve evrimini, örüntü tanılama ve bağlantı tahminleme problemi olarak formüle ederek bir yapay zeka - makine öğrenmesi çözümü geliştirmektir. Alışveriş merkezi karmaşık ve büyük bir örgüt sistemi olarak tanımlanmaktadır. Kiracı karması ya da kiracı(lar) kümesi, alışveriş merkezindeki tür, boyut, konum, hizmet/ürün sınıflandırmaları benzeri parametreleri içerir. Alışveriş merkezinin hayatta kalması ve başarısının sürdürülebilir olması, öncelikle kiracı karmasının analiz edilmesi ve planlanması ile ilintilidir. Dolayısı ile, bu çalışmanın bir diğer önemli hedefi, alışveriş merkezindeki iç mekan yaya trafiğinin ağdüzeneği olarak modellenmesiyle kiracı karması probleminin ağdüzeneklerde örüntü tanılama ve bağlantı tahminleme görevi ve işlemi olarak tekrar formüle edilmesidir. Böylelikle, ziyaretçilerin sosyoekonomik ve demografik parametreleri ile, mağaza ve alışveriş merkezi tercihleri üzerinden kiracı karması için yapay sinir ağı modellemesine dayalı yeni bir çözüm yöntemi önerilmektedir. Çalışma kuramsal olarak, ağdüzenekleri ve ağdüzeneklerinin değişim - evrim mekanizmaları için analitik ve matematiksel bir çözüm sunmaktadır. Bu sayede, ağdüzeneğindeki bağlar, bağları kuran aktörlerin özelliklerine ve tercihlerine bağlı olarak analiz edilebilir, sınıflandırılabilir ve tanımlanabilir. Ayrıca, özellik ve tercihlere göre düğümler arasındaki olası veya potansiyel bağlar, yapay sinir ağları modellemesiyle tahmin edilebilmektedir. Çalışma aynı zamanda metot açısından, yapay zeka - makine öğrenmesi yöntemlerini, özellikle yapay sinir ağlarını, ağdüzeneklerde bağları kuran veya kiracı karmasında iç mekan yaya trafiğini üreten aktörlerin yan bilgileri temelinde hem ağdüzenek araştırmalarına hem kiracı karması problemine, yeni bir yaklaşımla entegre edilebilmiştir. Bu çalışmada önerilen ve geliştirilen yaklaşım ve metot ile ağdüzenek evrim ve değişim mekanizmaları ile kiracı karması problemi için en azı %90 olmak üzere ortalama %96 başarı sağlanmıştır.
  • Doctoral Thesis
    Sağlık Çalışanlarına Göre Medikal Turizm Endeksi Faktörlerinin Değerlendirilmesi
    (2021) Köroğlu, Gönenç; Tengilimoğlu, Dilaver
    Bu çalışmanın amacı, medikal turizmde rekabet gücünü etkileyen faktörlerin sağlık profesyonelleri gözüyle Türkiye açısından ortaya konmasıdır. Bu amaç aynı zamanda Türkiye'nin sağlık turizminde rekabet önceliği sağlaması açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma Türkiye'de çalışmakta olan 388 sağlık çalışanı üzerinde anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda gelişmekte olan medikal turizm hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler adına avantaj sağlayacak nitelikler barındırmaktadır. Ülkelerin güçlü oldukları alanların farkına varıp bu alanlarda daha yoğun çalışmasına, zayıf oldukları alanları geliştirmesine ve potansiyel sağlık turisti çekmesi için ne yapması gerektiğine dair hazırlanmış olan bu tez dünyadaki belirli sağlık turizmi konumlarını ele almaktadır. Ülkeler yalnızca sağlık turizmi sunmakla kalmayıp, sağlık hizmeti öncesi, sırası ve sonrasında da tamamlayıcı hizmetler sunmaktadır. Medikal turizmde rekabet edecek ülkelerin hangi alanlarda ne gibi rekabet üstünlüğüne sahip olduklarının belirlenmesi, potansiyel medikal turistlerini hangi alanlarda kendilerine çekebilmeleri ancak oluşturulacak bir endeks ile ortaya çıkarılabilir. Çalışma medikal turizmin bileşenlerinin ortaya konması ve bu bileşenlerin ağırlıklarının analitik yöntemlerle belirlenmesi açısından hem çalışma alanına önemli bir katkı hem de teoride önemli bir kaynak olma niteliğindedir. Çalışmada, uluslararası geçerliliği olan açıklayıcı faktör analizine dayalı bir yaklaşım benimsenmiştir. Çalışma sonunda medikal turizmin maliyet, destinasyon, sağlık kurumları ve insan kaynakları olmak üzere dört bileşenden oluştuğu, ayrıca bu bileşenlerinin birbirine yakın ağırlıkta olduğu bulunmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Viktorya Dönemi Şiirinde ve Modernist Şiirde Temsil Edilen, Kadınların Ataerkilliğe Karşı Bitmeyen Mücadelesi
    (2024) Özdemir, Feyza Apaydın; Elbir, Nüket Belgin
    Yüzyıllar boyunca kadınlar erkek egemen bir dünyada hayatta kalmaya çalışmışlardır. Bu mücadelelerini dile getirmek ve kadınların basmakalıp tasvirini yıkmak için, edebiyatın en eski biçimi olan şiir genel olarak kadın yazını; kadın dünyasını, kadın ve erkek kültürünü anlatan kadın karaktere kamusal bir ses vererek kadınların arzularını, özlemlerini ve ataerkilliğe karşı isyanlarını ifade etmekte bir araç olarak kullanılmıştır. Bu, Elaine Showalter'ın Kültürel Kadın Eleştirisi Modeli'ndeki yaklaşımına karşılık gelmektedir. Showalter, kadın yazınının işçi, hizmetçi, yazar, ev kadını ve hatta prenses de dahil tüm kadınların ataerkil sisteme karşı çıkışlarının ve eşitlik mücadelelerini dile getirmelerinin bir aracı olduğunu savunur. Eşitlik arayışlarının kadın yazınına nasıl yansıdığını araştıran bu çalışma, kadın yazınının bir 'alt metin' içerdiğini savunur. Çalışma, şiirleri analiz etme aşamasında Showalter'ın teorisine uygun olarak 'alt metin' ve 'vahşi bölge' gibi terimleri kullanmaktadır. Böylece şiirler, kadın kültürü ve kadın yazını arasında bağlantı kurularak analiz edilmekte ve şiirlerde 'alt metnin' nasıl gömülü olduğu vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, tezin ana teması, kadınlar arasında birleştirici işlevi olan kadın kültürünün ve mücadelesinin tasvir edilmesi, kadın şiirinin on dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyılın ilk on yılına kadar olan tarihsel gelişiminin temsil türleri ve kullandığı şiirsel teknikler açısından incelenmesidir. Çalışma, kadın kültürünün genel kültürün ayrılmaz bir parçası olduğunu ve toplumsal cinsiyet normlarına meydan okumada önemli bir rol oynadığını, bunun Viktorya dönemi kadın şiirinde keşfedildiğini ve Modernist şiirde toplumsal cinsiyet kavramının genişletilmesi ve modernist tekniklerin kullanılması yoluyla vurgulandığını ortaya koymaktadır. Böylelikle, çalışma on dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyılın başlarına kadar geçen süre içerisinde kadın şiirinin içerik ve biçim açısından gelişimini göstermiş ve Viktorya dönemi gelenekselciliğinden modernist yaklaşıma geçişin izini sürmüştür. Çalışma ayrıca kadın şairlerin geleneksel cinsiyet normlarını ihlal ettiklerini, kadınlar için biçilen itaatkâr rollere karşı çıktıklarını ve kamusal ve ev içi alanlarda yeni roller ortaya koyduklarını göstermiştir. Böylelikle kadın şairler, kadın geleneğinin ortaya çıkışında kadın yazınının önemine dikkat çekmiş ve şiirin erkeklikle olan güçlü ilişkisini sorgulamışlardır.