2118 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 2118
Master Thesis Asya Ekseni Stratejisi ve Abd'nin Çin'e Yönelik Çevreleme Politikası(2021) Ayyıldız, Emine Elif; Yılmaz, Gözdeİkinci Dünya Savaşı ardından meydana gelen çift kutuplu uluslararası sistemde Amerika Birleşik Devletleri, hegemonyasını sürdürmek, çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği'nin yayılma eğilimine karşı geliştirilen çevreleme politikası olarak adlandırılan stratejisiyle Sovyet tehdidini sınırlandırmak amacıyla birçok dış politika aracı kullanmıştır. Sovyet tehdidi ardından 1990'lar itibariyle Asya-Pasifik bölgesinde hızla yükselen Çin, 11 Eylül olayları, Irak ve Afganistan işgali ile artan savunma harcamaları dolayısıyla ekonomik kriz yaşayan ABD tarafından yeni bir tehdit olarak görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, ABD'nin Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin yayılmasını önlemek amacıyla uyguladığı çevreleme politikasına benzer bir şekilde 21. yüzyılda Asya Ekseni stratejisiyle yükselen Çin'e karşı yeni bir çevreleme politikasının uygulanmasını ve bunun detaylarını incelemektir.Master Thesis Bankalarda Risk Yönetimi: Basel I , Basel Iı Uygulamaları(2008) Topcu, Neslihan; Kaval, HasanÖZETTürk finans sisteminde bankalar çok büyük bir paya sahiptir. Bankalar üstlendikleri fonksiyonlara bağlı olarak da ekonomide son derece önemli işlevlere sahiptirler. Bankalar bir yandan önemli işlevleri olan kaynak ihtiyacı olan kesimleri finanse ederken, diğer taraftan aktaracağı kaynakları elde etmeyi amaçlarlar.Bankaların ağırlıklı olarak yabancı kaynakla çalıştığı düşünüldüğünde başkalarının parasıyla çalışan bankaların güven kurumları olarak ciddi yükümlülükler taşımaktadırlar. Bu sebeple risk yönetimi bankacılık sektörü açısından çok önemlidir.Bankalar daha riskli alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle risk ve riski yönetme kavramları daha çok önem taşırlar. Bundan dolayı daha dikkatli risk ölçümlerinin yapılması, riskten korunmak için daha yeni tekniklerin kullanılmasına gerekmiştir. Ayrıca son dönemlerde Uluslar arası Ödemeler Bankası bünyesinde konuya ilişkin düzenlemeler yapılmış olup, Türk bankalarını da bu düzenlemelere uymak zorunda kalacaktır.Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; giriş yapılarak tezin konusu, amacı, önemi, yöntemi ve genel plan hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde riskin ne anlama geldiği ve bankacılıkta karşılaşılan riskler, üçüncü bölümde sermaye yeterliliği rasyosunun doğuşu ve bu çerçevede Basel I ve Basel II kriterlerinin bankacılık sektöründe uygulanışı dördüncü bölümde bankaların en önemli aracı krediler tanımı ve kredi riskinin ölçülme yöntemleri ve bu yöntemlerden standart yaklaşıma göre ayrılması gereken sermaye miktarı ve beşinci bölümde ise sonuç v öneriler bulunmaktadır.Bu çerçevede esas olarak 2000'li yıllarla birlikte Türk Bankacılık Sektörünün en önemli gündem maddeleri arasına giren risk yönetimi önemini giderek arttırmaktadır. Bu sebeple Türk Bankacılık sistemi Basel kriterleri çerçevesinde Risk yönetimi sürecini başlatmış olup, Basel düzenlemelerine geçiş için gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Risk yönetimi daireleri tarafından izlenen ve geliştirilen rating sistemleri kredi değerlendirme raporları ile Basel düzenlemeleri kabul edilerek bu sistemi sindirebilecek bankacılık sistemleri oluşturularak bankaların daha sağlam bir sermaye yapısına ulaşması hedeflenmektedir. Bankaların en önemli aracı kredidir. Bu yüzden bankalar kredi riski üzerinde yoğunlaşmış olup, ne kadar az kredi batırırsa o kadar kar elde edeceğinin bilinciyle kredi riskinin ölçülüp, sermaye yeterlilik düzenlemeleri üzerinde yoğunlaşmıştır.Master Thesis Kamu Hastanelerinde Merkezi Satın Alma, Karşılaşılan Problemler ve Çözüm Önerileri: Sivas - Kayseri - Tokat - Yozgat Örneği(2015) Keskin, Yunus Emre; Tengilimoğlu, DilaverGünümüzde teknoloji baş döndüren bir hız ile gelişmeye devam ederken her alanda bilgiye erişim hızlanmış ve kolaylaşmış bulunmaktadır. Bu hızlı değişim sürecinde, sağlık hizmetlerinin finansal acıdan kesintisiz sürdürülmesi ve değişime uyumun doğru tercihlerle yapılması büyük önem taşımaktadır. Değişim sürecine uyumun sistemsiz ve gelişigüzel çabalar ile elde edilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında teşkilat yapısını 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirmiş ve Sağlık Bakanlığı taşra teşkilatı üç farklı kuruma ayrılmıştır. Değişen teşkilat yapısının yanında satın alma birimlerinde çalışan personelde ortak bilinç oluşturacak ve tüm çalışanların katkılarını sağlayan bir sistem oluşturulmuştur. Bu çalışmada Sağlık Bakanlığının satın alma maliyetlerini azaltmak ve hastanelerde hizmet standardını sağlamak için 2013 yılı itibari ile uygulamaya konulan Merkezi Satın Alma Sisteminin amacına ulaşıp ulaşmadığını, varsa aksayan yönlerini tespit edilmeye çalışılacak ve Merkezi Satın Alma Sisteminin daha etkin ve faydalı olabilmesi için yapılabilecek çalışmalar hakkında öneriler ortaya konulacaktır. Bu bağlamda yapılan alan çalışmasında Sivas, Kayseri, Tokat, Yozgat illerinde Merkezi Satın Alma birimlerinde çalışan 128 personele anket uygulanarak veri toplanmıştır. Veriler SPSS 15,0 istatistik programı ile farklı istatistiki yöntemler (t testi, çapraz tablolar) kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların uzmanlaşmış personel eksikliği var mı sorusuna verdikleri cevaba baktığımızda 108 (% 84,4) kişinin uzmanlaşmış personel eksikliğini kabul ettiği görülmektedir. Yine katılımcıların Merkezi Satın Alma Sistemi konusunda 5'li likert ölçekli sorularda en çok katıldıkları ifadenin 3,96 (± 1,21) ortalaması ile 1. soru (Merkezi Satın Alma Sistemi maliyetlerin düşürülmesi için gereklidir.) olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kamu Hastaneler Birliği, Merkezi Satın Alma, Maliyet, Tedarik ZinciriMaster Thesis Ertelenmiş Vergi Uygulaması ve Bıst100 Şirketlerinin Performansı Üzerine Etkilerinin İncelenmesi(2024) Özer, Yunus; Sayar, Ali Rıza ZaferVergi kanunlarının amacı, işletmelerin ödeyecekleri verginin doğru tespit edilmesini sağlamaktır. Muhasebe standartlarının amacı ise işletmelerin gerçekleştirdikleri finansal işlemlerin gerçeğe uygun bir şekilde raporlanmasının sağlanmasıdır. Vergi kanunları ile muhasebe standartları arasında olan bu amaç farklılığı nedeniyle işletmelerin elde ettikleri kar kavramı farklı şekillerde hesaplanmaktadır. Muhasebe standartları uyarınca hesaplanan kara ticari kar; vergi kanunları uyarınca hesaplanan kara ise mali kar adı verilmektedir. Ticari kar ile mali kar arasında oluşan farklar sürekli ve geçici farklar şeklinde ortaya çıkar. Söz konusu farkların geçici olması durumunda işletmeler için ertelenmiş vergi müessesesi doğmaktadır. İşletmeler için doğan bu vergi ertelemesi durumu ertelenmiş vergi varlıkları ile yükümlülükleri; ertelenmiş vergi gelirleri ve giderleri şeklinde finansal tablolara yansıtılmaktadır. Geçmişte yapılan araştırmalar, finansal tablolara yansıtılan ertelenmiş vergi bileşenlerinin; pay senedi kazançları, karlılık oranları, şirket değerini belirleyen oranlar ve dolayısıyla pay senedi fiyatlarına etkisinin olabileceğini göstermiştir. Bu çalışmanın amacı 2013-2022 döneminde BIST 100 endeksinde yer alan şirketlerde hesaplanan ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde etkisinin olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmada nicel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. IBM SPSS 29.0 programı kullanılarak veri seti Çoklu Regresyon Analizine (En Küçük Kareler Yöntemi) tabi tutulmuştur. Yapılan analiz sonucunda; tüm sektörlerin genelinde işletmelerin ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde olumlu etkisinin olmadığı; buna karşın inşaat ve bayındırlık, teknoloji sanayi ve toptan ve perakende ticaret sektörlerinde ertelenmiş vergi gelirlerinin hisse senedi fiyatları üzerinde olumlu etkisinin olduğu sonucuna varılmıştır.Master Thesis Türkiye'de Siyasal İktidar-bürokrasi İlişkileri(2013) Doğan, Halit Murat; Ülker, Halil İbrahimBürokrasi-siyaset ilişkileri toplumun yasal, sosyal, tarihi, siyasi vb. koşullarınca belirlenir. Başka bir ifadeyle mevcut devletin özellikleri, siyasal rejim, toplumsal gelenekler, kamuoyu ve sivil toplum kuruluşları gibi pek çok faktör anılan bu etkileşimi belirleyen dinamiklerdir. Bürokrasi-siyaset ilişkileri her toplumda farklı bir görünüm sergilemektedir. Siyasal iktidar ve bürokrasi ilişkisi topluma hizmet gibi aynı hedef doğrultusunda, aynı değer ve araçlarla, uyum içinde çalışmaları esasına göre kurulmuştur. Ülkemiz açısından bakıldığında Osmanlıdan günümüze kadar bürokratik ve siyasi kadrolar arasında sürekli bir çatışmanın olduğu görülmektedir. Tek partili dönemde bürokrasi hakim iken, çok partili dönemde siyasi otorite hakim olmaya çalışmıştır. Bürokrasi- siyaset çatışmasının yoğun olduğu zamanlarda ekonomide tehlike çanlarının çalması, hükümetlerin çıkardığı yasa tasarılarının bir kısmının hayata geçirilememesi gibi durumlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye?deki siyasal iktidar ve bürokrasi arasındaki ilişkileri ortaya koymaya, bilhassa kamu çalışanlarının siyasal iktidar ile bürokrasi arasındaki ilişkiyi nasıl yorumladıklarını tespit etmeye, bu ilişkiden kaynaklanan sorunları saptayarak çözüm önerileri sunmaya çalışılmıştır. Bürokrasi- siyaset ilişkilerinin istikrarlı olması için, siyasilerin kararlar alması bürokratların bunları uygulaması ve bürokrasinin yaptığı işlerden dolayı sürekli denetim altında tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1- Bürokrasi 2- Bürokrasi Kuramları 3- Bürokratik Siyaset 4- Bürokrasi-Siyaset ?li?kileri 5- Kamu Çalı?anlarıArticle Açık Ders Malzemelerine Genel Bakış: Türkiye Bilimler Akademisi Örneği(2013) Al, Umut; Madran, Rafet OrçunBu çalışmada açık ders malzemeleri konusu genel olarak ele alınmakta, Türkiye Bilimler Akademisinin açık ders malzemeleri platformu incelenmektedir. Türkiye Bilimler Akademisi açık ders malzemeleri platformu kapsamında 22 ayrı kategoride 81 adet ders bulunmaktadır. Çalışmamızda Google Analytics aracılığıyla bu derslere ait kullanım verileri analiz edilmektedir. Makale kapsamında Türkiye Bilimler Akademisi açık ders malzemeleri platformuna ilişkin kullanım verilerinin Google Analyticsden elde edildiği ilk tarih olan 15 Ocak 2011 ile 15 Ocak 2013 arasındaki iki yıllık döneme ait veriler incelenmektedir. Buna göre araştırmamıza konu olan iki yıllık süre zarfında siteyi 315.830 kişinin ziyaret ettiği ve bu kişilerin toplamda 445.982 ziyaret gerçekleştirdiği saptanmıştır. Sitenin içeriğinin gelişmesi ve daha yaygın şekilde tanıtılması sonucunda zaman içinde siteye gösterilen ilgide artış olduğu görülmektedir. Ancak siteden ülke çapında yararlanma düzeyinin sınırlı olduğu, kullanımın belli coğrafyalarda yoğunlaştığı ve belli coğrafyalarda kullanım düzeyinin neredeyse yok denecek kadar az olduğu anlaşılmaktadır. Dünyadaki konu ile ilgili gelişmeler ve ülkemizdeki üniversite, öğrenci ve akademisyen sayıları dikkate alındığında, açık ders malzemeleri ile ilgili şimdiye kadar yapılanların sorgulanması gerekmektedir.Article Şadan Karadeniz Çevirmenlikten-yazarlığa(2015) Batum Menteşe, OyaHer ne kadar bu yazıda çevirmen Şadan Karadeniz’den değil yazar Şadan Karadeniz’den söz etmek istiyorsam da onun çevirmenlikteki tartışmamız başarısına birkaç cümle ile de olsa değinmeden yazıya başlamak olası değil kanımca çünkü, Şadan Karadeniz’in yazarlığı çevirmenin mutfağında olgunlaşmıştır. Karadeniz’in çevirilerindeki dil hakimiyeti, kusursuz ve pırıl pırıl Türkçesi geri plandaki titiz ve mükemmeliyetçi çalışmaya işaret eder. Tüm çevirilerde özensiz, gelişi güzel tek bir sözcük, tek bir cümleye rastlamak olanaksızdır. Her satır geride bırakılan büyük emeğe işaret etmektedir. Kolay görünen meşakkatli bir uğraştır çevirmenlik. Belki de çevirmen olmanın ne denli zor bir uğraş olduğunu en iyi yine kendisi dile getirir. Uçan Kaçan Sözcüklerin Ardında: Bir Çevirmenin Güncesi (1998) adlı yapıtında.Article Açık Sigortacılık ve Ab Hukukundaki Gelişmeler Işığında Türk Mevzuatı Açısından Bir Değerlendirme(2025) Hızır, SerdarAçık sigortacılık, dijitalleşmenin ve veri paylaşımının giderek önem kazandığı sigortacılık sektöründe, müşteri verilerinin üçüncü taraflarla güvenli ve şeffaf şekilde paylaşılmasına dayalı yeni nesil bir iş modelidir. Bu model, uygulama programlama arayüzleri (API’lar) sayesinde farklı taraflar arasında veri alışverişini mümkün kılarak, kişiselleştirilmiş sigorta ürünlerinin geliştirilmesine ve sektörde rekabetin artmasına katkı sağlamaktadır. Ancak modelin uygulanması, özellikle kişisel verilerin korunması, veri güvenliği, sözleşmesel sorumluluk ve denetim mekanizmaları açısından önemli hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, öncelikle açık sigortacılığın tanımı, yapısal unsurları, paydaşlara sağladığı faydalar ve taşıdığı riskler ele alınmaktadır. Ek olarak, modelin açık bankacılık ile ilişkisine ve benzerlik ve farklı yönlerine de değinilmektedir. Ayrıca konuya ilişkin olarak Avrupa Birliği hukukundaki düzenlemelerdeki gelişmeler ve açık sigortacılığın Türkiye’de yürürlükte olan mevzuata uygunluğu incelenmektedir. Sonuç olarak çalışmada, açık sigortacılık modelinin Türk hukuk sistemine dâhil edilebilmesi için yasal reformlara ihtiyaç olduğuna dikkat çekilmektedir.Doctoral Thesis Yargı Sisteminin Etkin İşleyişi ve Ekonomik Büyüme: Türkiye Örneği, 1980-2010(2015) Benli, Hande Emin; İsmihan, Mustafa; Oğuz, FuatBu çalışmada, ülkelerin ekonomik performanslarındaki farklılıkların kurumsal faktörlerden kaynaklandığı görüşü takip edilerek, yargı sisteminin etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Literatürde, yargı sisteminin performans etkinliği ve ekonomik büyüme ile ilişkisi konusunda yapılan çalışmalar hem kuramsal hem de ampirik bakımdan eksiktir. Çalışmanın temel amacı, literatürdeki boşlukları dikkate alarak, yargının performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yargı sisteminin sadece maddi hukukun uygulanması yönüne vurgu yapan çalışmaların aksine, bu çalışmada, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans unsurlarından oluştuğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans ayrımı dikkate alınarak analiz edilmesinin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu çalışmanın ampirik bölümleri yargının performans etkinliği ile sınırlıdır. Yargı sisteminin performans etkinliği, Türkiye için 1980-2010 dönemi yıllık verileri kullanılarak, yeni bir endeks oluşturulmak suretiyle ölçülmüştür. Ayrıca, performans etkinliğinin ekonomik büyüme ile ilişkisini ortaya koyan ampirik bir model oluşturulmuş ve zaman serisi teknikleri kullanılarak sınanmıştır. Tasviri bulgulara göre, 1980-2010 dönemi boyunca yargı sisteminin performans etkinliğinin istikrarlı olmadığı görülmektedir. Başka bir deyişle, endeks Türkiye'de belirli dönemlerde yaşanan ekonomik ve politik gelişmelere hassasiyet göstermiştir. Ampirik model, yargı sisteminin performans etkinliğinin üretim fonksiyonu yaklaşımına dâhil edilmesiyle oluşturulmuştur. Ampirik sonuçlara göre, Türkiye'de yargı sisteminin performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu etkinin, özellikle nüfus başına düşen hâkim ve savcı sayısı ile davaların temizlenme oranı kanallarıyla ortaya çıktığı tespit edilmiştir.Master Thesis Türkiye'de İslamcı Hareket: Gelişimi, İlişkileri, Ayrılıkları ve Dönüşümü(2011) Uzun, Necmi; Özen, HayriyeTürkiye'de İslamcılık düşüncesi, Osmanlı Devleti'nin Batı'nın gerisinde kalması ve yanlış Batılılaşma yapıldığı gerekçesiyle devleti kurtarmak adına bir grup İslamcı aydın tarafından geliştirilmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılmasıyla onun mirası üzerinde kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu kadroları devleti laik esaslar üzerine kurduklarından dini kamusal alandan çıkarmışlardır. Bu kadrolar, laik reformları gerçekleştirmek için İslamcıların muhalefetini önlemek amacıyla sert yasal tedbirler almışlar, dini yaşam biçimlerine ve dini sembollere yasaklar getirmişler ve topluma milli bir din dayatmışlardır. Buna karşılık İslamcılar, bu uygulamalara yerel düzeyde karşılık vermişler ancak başarılı olamamışlardır.1924-1950 arası dönemde hemen tüm dini yaşam alanları kısıtlandığından İslamcı aktörler geri çekilmişler ve informal yollarla özellikle dini eğitim ve kültürel alanda gizli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu dönemde özellikle Nurculuk ve Süleymancılık hareketleri halk tabanında karşılık bularak cemaat oluşumu sürecini başlatmışlardır. Türkiye'nin 1945'ten itibaren çok partili sisteme geçmesiyle oluşan nisbi özgürlük ortamından yararlanan İslamcı aktörler, faaliyetlerini artırarak güçlenmeye başlamışlardır. Gazete ve dergilerle başlayan bu süreç, 1960'ların sonlarından itibaren müstakil bir İslamcı partinin kurulmasıyla siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanda yaygınlaşmıştır.İslamcılık, 1950'den sonra uluslar arası İslamcı hareketlerden de etkilenerek, çeşitlenmiş ve güçlenmiştir. Siyasal İslamcılığın çekim merkezi oluşturduğu bu süreçte cemaat ve tarikat ağları ile radikal İslamcılık arasında geniş bir düzleme oturan İslamcı aktörler hem sistemle hem de kendi aralarında uzlaşma ve çatışmalar yaşamışlardır. İslamcı hareketi, ideolojik merkezinin en büyük tehlikesi olarak gören Kemalist'ler ise onu durdurmak için birçok kez hukuksuz yollara başvurmuşlardır.Sonuçta İslamcı hareket, ulusal ve uluslar arası gelişmelere paralel olarak ve toplumsal dinamiklere göre büyük bir değişim ve dönüşüm yaşamıştır. Bu çalışmada, İslamcı hareketin sebep-sonuç ilişkisi içinde ve toplumsal hareket yaklaşımları çerçevesinde gelişim nedenleri, önemli aktörleri, sistemle ve kendi aralarındaki ilişkileri, ittifakları, çatışmaları ve etkileşimleri araştırılmıştır.Anahtar Sözcükler1.İslamcılık2.Kemalizm3.İslamcı Hareket4.Çatışma5.Dönüşüm

