Search Results

Now showing 1 - 10 of 88
  • Master Thesis
    Girişimcilik Politikası Çerçevesinde Avrupa Birliği`nin Kobi Politikası ve Avrupa Birliği Müktesebatına Uyum Çerçevesinde Türkiye`nin Kobi Politikası
    (2006) Küçüktekin, Kevser; Altıntaş, Mustafa
    GİRİŞİMCİLİK POLİTİKASI ÇERÇEVESİNDE AVRUPA BİRLİĞİ'NİN KOBİPOLİTİKASI VE AVRUPA BİRLİĞİ MÜKTESEBATINA UYUMÇERÇEVESİNDE TÜRKİYE'NİN KOBİ POLİTİKASIKEVSER KÜÇÜKTEKİNÖZETBu tez çalışmasında, girişimciliğin ekonomik kalkınma, istihdam artışı,toplumsal bütünleşme, ekonomik ve siyasal kararlılık bakımından önemi gözönünde bulundurularak, girişimciliği geliştirmeye yönelik KOBİ politikalarıincelenmiştir.Çalışma kapsamında, ?girişimci? ve ?KOBİ? kavramları arasındaki farkvurgulanmış; Avrupa Birliği (AB)'nde ve Türkiye'de KOBİ tanımları ve KOBİ'lerinönemi üzerinde durulmuş; girişimciliği geliştirmeye yönelik KOBİ politikasıaraçları belirlenmiş; girişimciliğin tarihsel süreç içinde AB'de gündemin önemlibir maddesi durumuna gelmesi ve AB'nin girişimciliği geliştirmeye yönelik temelBelgeleri ve Programları anlatılmış; aday ülke durumundaki Türkiye'nin,girişimcilik çerçevesinde AB'nin KOBİ politikasına uyumu, gerçekleştirilenreformlar ve öngörülen hedefler bakımından değerlendirilmiştir.
  • Master Thesis
    Kuzey Irak`ın Yapısı, Bölgedeki Oluşumlar, Bölge İçi ve Bölge Dışı Devletlerin Amaçları ve Etkileri
    (2005) Çaykuş, Mustafa; Bal, İdris
    SUMMARY At the first part of this study it was investigated the history of the Northern Iraq area until the Gulf War period. Iraq is an artificial existence, which was created by UK at the beginning of the XX Century. This artificiality forms the main source of the problems encountered for Iraq and for the region. Furthermore the Northern Iraq has been a problem for the belonging nation and the region since the foreigners handle. At the second part, it was concluded that Northern Iraq was not northern part of 36 parallel, contrary of it was supposed. Northern Iraq area was determined according to the existence of common Kurdish population and petroleum, instead of geographical basis. Northern Iraq has an ethnic, social and economical form always suitable to create a conflict. At the third part, the studies that have been done by USA in order to establish an influence area and control support point were studied later 1991 Gulf War. USA has strived for approximately ten years in order to reconcile always-conflicting IKDP and KYB. Finally USA succeeded to make an agreement between them. Beside that, while some neighboring countries in the region were supporting some of them were obstructing this initiations. At the fourth part, why the big countries and neighboring countries have seen Northern Iraq for their benefits, what are their aims and their roles in the progress of the region were evaluated. It was seen that the concerns about petrol and security were the most important reasons. Democracy, human rights and struggle against the global terrorism have been most common statements for expansion. The occupying Iraq was a part of the strategy to have guaranty of the petrol flu over Middle East and to provide the security of Israel. The establishing a government on federation basis and liable to the external will be source of new conflicts for all Middle East region.
  • Master Thesis
    Osmanlı Ermenilerinin 1915'teki Tehciri ve Uluslararası Hukuk: Hadiselerin Yasal Çerçevede Sorgulanması
    (2016) Balıkçıoğlu, Seher; Ünal, Hasan
    Bu tez temel olarak Osmanlı Ermenilerinin 1915'de Tehcir edilmesini uluslararası hukuk çerçevesinde analiz ederek, soykırım iddialarının geçerliliğini sorgulamaktadır. Bu bağlamda, ilgili uluslararası hukuki belgeler özellikle 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi incelenmiştir. Tarihi gerçekleri saptırarak hukuki olarak farklı sonuçlara ulaşılabileceği Ermenilerin Tehciri konusunda olduğu gibi mümkündür. Bundan dolayı, burada açıkça ifade edilmeli ki, bu çalışmanın konusunu tarihi gerçekleri inceleyerek Türk ve Ermeni taraflarının anlatıları arasındaki farklılığı ortaya koymak oluşturmamakta olup, hukuki analizler Türk tarafının tarihi anlatıları temel alınarak yapılmıştır ki bu anlatılar saygın Türk ve Batılı bilim adamlarınca da desteklenmektedir. Türkiye'yi Ermenilere karşı yargılama yapılmaksızın soykırım suçu işlemekle suçlamak ya da 1915 Tehciri'ni soykırım olarak nitelendirmek uluslararası hukukun ihlalidir. 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne göre ilgili mahkemeler soykırım suçunun yargılanması için yetkili kılınmıştır. Tarihçilerin, politikacıların, gazetecilerin, hukukçuların bile Tehcirin soykırım olarak nitelendirilmesi ile ilgili kesin hüküm verme yetkileri yoktur, çünkü terim hukuki nitelik taşımaktadır. Geriye yürümezlik ilkesi gereğince Soykırım Sözleşmesi'nin sözleşmenin kabulünden önce gerçekleşen hadiselere uygulanması mümkün olmamakla birlikte, bu tez sözleşme uygulansaydı Tehcirin soykırım suçunu oluşturmayacağını savunmaktadır. Ayrıca, şu anki uluslararası ceza hukuku kapsamında Tehcir insanlığa karşı suç ya da savaş suçu dahi teşkil etmemektedir. Çünkü, askeri zorunluluklar Osmanlı Devletini tehcir kararını almaya zorlamıştır.
  • Master Thesis
    Milliyetçilik ve türkiye'de milliyetçi akımlar
    (2007) Çağlar, Ozan; Tan, Ayhan
  • Master Thesis
    Su Sorunu: Fırat, Dicle ve Asi Nehirleri Örnekleri
    (2006) Bilgiç, Esra; Bal, İdris
    ÖZETHayatın yeri doldurulamaz unsuru olan su, yaşamsal öneminin yanında,günümüzde tarım ve enerji üretiminin önemli bir girdisini oluşturması sebebiyleulusal kalkınma için de temel bir maddedir. Önemli bir güç unsuru olması sebebiyle,giderek azalan bir kaynak olarak, ülkeler arasındaki politik, ekonomik ilişkilerietkileyen su, zaman zaman başka nitelikteki siyasi anlaşmazlıklarla da etkileşimiçerisinde ihtilaflara sebep olabilmektedir. Uluslararası hukuk bağlamında konuincelendiğinde, çeşitli uygulamalar ve yapılan çalışmalarda, suların hakça, makul veoptimum kullanımı ile kıyıdaş ülkelere önemli zarar vermeme ilkelerinin büyükölçüde benimsendiği görülmektedir.Suriye ve Irak arasında Fırat, Dicle ve Asi nehirleriyle ilgili anlaşmazlık daTürkiye'nin Güneydoğu Anadolu Projesi'ne başlamasıyla birlikte daha da görünürbir hal almış ve terör, Hatay meselesi gibi konularla bağlantılı olarak gerilimleresebep olmuştur. Suriye ve Irak, Türkiye'nin proje çerçevesinde inşa ettiği barajlaraözellikle de su tutulma dönemlerinde, bazen kendi sularının azalacağı bazen desuların kirlenmesine neden olduğu gerekçesiyle karşı çıkmış, sorunu uluslararasıplatforma taşımaya çalışmıştır. Türkiye ile Irak arasında 1946 anlaşması ve Türkiyeile Suriye arasında ise 1987 Protokolü imzalanmış, günümüz statüsünü belirleyen1987 Protokolü ile Suriye'ye yıllık ortalama 500 metreküp/sn su bırakılmasıkararlaştırılmıştır. Fakat Irak ve Suriye üç tarafın katılımıyla yeni bir anlaşmayapılmasını ve bırakılan su miktarının arttırılmasını talep etmektedir. Ülkelerinnehirlere katkıları ve tüketim hedefleri dikkate alındığında, Suriye ve Irak'ın toplamsu taleplerinin, nehirlerin su potansiyelinin üzerinde olduğu görülmektedir. Fırat veDicle nehirlerini ?uluslararası sular? olarak kabul eden ve ?suların paylaşımı?nıöngören Suriye ve Irak'ın tezleri; Üç Aşamalı Plan ile ?sınır aşan? iki nehrinsularının tahsisinin yapılabileceğini ifade eden Türkiye'nin tezleri ile çatışmaktadır.Türkiye Üç Aşamalı Plan yanında Barış Suyu Projesi ve Manavgat Projesi gibi çeşitliöneriler sunarak, Ortadoğu'nun su sorununa çözüm üretmeye çalışmıştır.Fırat, Dicle ve Asi nehirleri ile ilgili olarak, Suriye ve Irak ile arasında meydanagelen anlaşmazlık, Türkiye siyasetinde önemli bir yer işgal etmiş ve bölge ülkeleri ileolan ilişkilerini etkilemiştir. Ayrıca temel amacı, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nindiğer bölgelerle arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak olan GüneydoğuAnadolu Projesi; çeşitli sulama, enerji, altyapı ve çevre projelerinin yanı sıra insanigelişmeye olanak sağlayan sosyal projeleri ile de arz ettiği ekonomik, sosyolojikönem dolayısıyla Türkiye'nin kalkınmasında itici bir unsur olacaktır. Bu ise sorununekonomik boyutu olduğunu da göstermektedir.Su sorununun, son dönem gelişmelerle beraber, tarafları ve niteliği bakımındanyeni boyutlar kazanmış olduğu görülmektedir. Sorunun, ABD'nin Irak'ı işgali ileoluşan yeni yönetim ve Avrupa Birliği'nin Fırat ve Dicle sularına artan ilgisiyle,kazandığı yeni boyutlarla artan önemi dolayısıyla, izlenmesi gereken yenistratejilerin belirlenmesinin gerekliliği açıktır.
  • Master Thesis
    Avrupa Güvenlik Anlaşmaları Çerçevesinde Güney Kafkasya Bölgesi için Bir Çözüm Modeli
    (2014) Otabatmaz, Tolga; Karasar, Hasan Ali
    Güney Kafkasya bölgesinde çıkan çatışmaların asıl sebebi tarihi anlaşmazlıklar, bölgenin jeostratejik ve ekonomik önemidir. Kafkasya'da silahlı çatışmalar şu anda sona ermiş olmakla beraber bölgede güvenlik meselesi halen büyük bir problemdir. Avrupa'da güvenliği sağlamak maksadıyla anlaşmalar-Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA), Viyana Belgesi-2011 (VB-11), Açık Semalar Anlaşması (ASA)-imzalanmış ve bu anlaşmalar NATO ile eski Varşova Paktına üye ülkeler arasında güvenliği ve güç dengesini sağlamışlardır. Fakat söz konusu anlaşmalar Güney Kafkasya bölgesinde güvenliği sağlayamamışlardır. Güney Kafkasya'da güvenliği sağlamak için yapılabileceklerden birisi de anlaşmaları zaman içinde ortaya çıkmış olan güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirerek düzenlemektir. Anlaşmaların ne şekilde gözden geçirilerek düzenleneceği ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirileceği konusu önemini korumaktadır. Bu çalışmada Avrupa'da askeri anlamda güvenliği sağlamak maksadıyla imzalanmış olan anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesinde güvenliğinin sağlanmasında neden başarısız olduklarının sebepleri ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Güney Kafkasya 2. AKKA 3. VB-11 4. ASA 5. Çözüm modeli
  • Master Thesis
    İkinci Körfez Harekâtı Sonrası Türkiye'nin Kuzey Irak Politikası
    (2007) Karadağ, Haluk; Bilgiç, Veysel
    Kuzey Irak bölgesi, Türkiye'nin tarihi, coğrafi ve kültürel bağlarla bağlıolduğu, dış politikada zaman zaman ön plana çıkarttığı, zaman zaman isesessizlikle izlediği, ancak önemini hiçbir vakit yitirmediği ve arka bahçesiolarak nitelendirilebilecek bir coğrafyadır. Bu coğrafya uzun süre Osmanlıİmparatorluğu'nun egemenliği altında kalmış, devletin zayıflamasıyla eldençıkmış, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla ise ?Misak-ı Milli? sınırlarıiçerisinde yer almıştır. Fakat dönemin siyasi konjonktürünün uygun olmamasınedeniyle Irak Devleti'ne terk edilmiştir.Bu çalışmada, ABD'nin 2000'li yılların başından itibaren uygulamayaçalıştığı uzun adıyla ?Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi?, kısaadıyla ?Büyük Orta Doğu Projesi? olarak bilinen uygulamanın Afganistan'dansonra ikinci basamağını teşkil eden, genel anlamda Irak, özel manada KuzeyIrak incelenmiştir. Bu bakımdan Irak'ın 1990'da Kuveyt'e saldırması ve I.Körfez Harekâtı ile başlayan süreç, 2003'te ABD'nin Irak'ı işgali ile sonaermiş olmaktadır. Bölgemizde bu kadar hızlı değişimlerin yaşanmasıTürkiye'nin yıllardır uygulamakta olduğu Kuzey Irak politikalarında dadeğişimi zorunlu kılmaktaydı.Saddam sonrasının Irak'ında bir bakıma ABD ile komşu olanTürkiye'nin gündeminde; Kuzey Irak'ta oluşumunu tamamlamış ancakresmen ilan edilmemiş olan Kürt Devletinin kurulması, Kerkük'ün demografikyapısının değiştirilerek Kürtleştirilmeye çalışılması, Irak'ın asli unsurlarındanolan Türkmenlerin azınlık durumuna düşürülerek asimile edilmeye çalışılmasıve PKK ile Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunun irtibatlandırılarak Türkiyeüzerinde oyunlar oynanmaya çalışılması gibi sorunlar yer almaktadır.Bu maksatla, bölgede etkin olmaya çalışan uluslararası aktörler de gözönünde bulundurularak meydana gelen olaylar incelenmiş, Türkiye'nin KuzeyIrak'ta alması gereken tedbirler ve uygulaması gereken politikalara ilişkintavsiyeler ortaya konulmuştur.
  • Master Thesis
    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet (kktc)'nin Meşruluğu Bağlamında Mülkiyet Sorunu
    (2011) Çağlar, Halime Nazlı; Keser, Ulvi
    Bu çalışma önce İngiltere tarafından haksız ve tek taraflı olarak ilhak edilen daha sonra güç odakları tarafından uluslararası sorun haline getirilen, devreye önce Birleşmiş Milletler (BM), en son olarak da Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'nin girmesi sonrasında çok yönlü bir sorun olan KKTC'nin meşruluğu ve tanınması bağlamında, 1974 Barış Harekâtı sonrasında her iki toplumun geride bıraktıkları taşınmaz mallarla ilgili olarak özellikle AİHM tarafından alınan bazı kararları irdelemek amacıyla kaleme alınmıştır.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Yükseköğretim Politikaları ve Türkiye (avrupa Yükseköğretim Alanı, Erasmus ve Türkiye İlişkileri)
    (2007) Bural, İbrahim Nail; Bircan, İsmail
    Araştırmada Avrupa Eğitim Politikaları açısından önemli bir yer tutan AvrupaYükseköğretim Alanı ve ardından Erasmus Programı'nın Türkiye'nin bu politikalarayaklaşımları açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşabilmek içinöncelikle neden bir Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ihtiyaç duyulduğu, dünyada veAvrupa'da ne gibi değişimler yaşandığı ortaya koyulmuştur. Türkiye'nin bu süreçteneler yaptığını, hangi koşullardan etkilendiğini açıklayabilmek için dünyada,Avrupa'da, Türkiye'de yeni sorunlar ve sonucunda ortaya çıkan eğilimler başlıklaraltında açıklanmıştır.Çalışmada verilerin toplanmasında doküman incelemesi kullanılmıştır.Avrupa Yükseköğretim Alanı'na katılım gösteren ülkelerin genel olarak amaçları vebelirlenen prensiplere hangi derecelerde destek verdikleri gösterilmeye çalışılmıştır.Türkiye'nin Avrupa Yükseköğretim Alanı'na ve Erasmus Programı'na neölçüde katıldığı, buradan beklediği faydanın ne olduğu belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, her bir Avrupa YükseköğretimAlanı katılımcısı ülkenin kendi geçmişine, dolayısıyla farklı ihtiyaçlarına göre farklıamaçlar taşıdıkları, bu sebeple bazı uygulamalarda daha fazla istekli iken bazılarındaise isteksiz oldukları, bunun yanında belirgin ortak çıkarlarda birleşebildiklerisaptanmıştır.Anahtar Kelimeler:Avrupa Yükseköğretim Alanı, Bologna Süreci, Erasmus.
  • Master Thesis
    Amerikan Gücünün Geleceği
    (2007) Silinir, Murat; Bal, İdris
    Amerikan gücünün yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olması herkesçe kabuledilen bir realitedir. Bu güç kendiliğinden ortaya çıkmamıştır. Bu, tarihsel birsürecin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Bağımsızlık sonrasında dünya politikarenasında yalnızcılığı tercih etmiş olan ABD, Birinci Dünya Savaşından sonrabaşlayarak, özellikle kinci Dünya Savaşı'ndan sonra küresel bir güç olarakortaya çıkmıştır. ki kutuplu süreçte, gücünü Sovyetler Birliği'ne karşı?Çevreleme? politikası ile korumayı ve sürdürmeyi denemiş olan ABD, SoğukSavaş sonrasında yeni bir sürece adım atmıştır. Bu yeni süreçte güçparametreleri değişmiştir. Bilgi önemli bir güç unsuru haline dönüşmüştür. Buyeni süreçte ABD, kendi gücünü korumak ve olası güç yükselişlerini durdurmakiçin çeşitli stratejiler yürütmeye çalışmıştır. Medeniyetler Çatışması Paradigmasıve Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi bu çerçevededeğerlendirilebilecek teorik ve pratik anlamlara sahiptir. Bugün, ABD gücününnasıl yönetileceği önemli sorun olarak gözükmektedir. Bu gücün yanlışkullanımı telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olabilmektedir. Bu nedenlebu gücün, küresel istikrarın sağlanması için yeniden programlanmasıgerekmektedir.