Search Results

Now showing 1 - 10 of 34
  • Article
    BENLİK UYUMU VE FONKSİYONEL UYUMUN TÜKETİCİ-MARKA BAĞI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: CEP TELEFONU KULLANICILARI ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA
    (2018) Tektaş, Öznur Özkan; Uğur, Begüm
    Tüketim tek yönlü ekonomik bir olgu olmaktan çıkmış; sembolik anlamlar da içeren bütünleyici bir hale bürünmüştür. Benlik uyumu ve fonksiyonel uyum, tüketimin hem sembolikhem de faydacı yönlerine vurgu yapmaktadır. Tüketimin bir bütün olarak anlaşılabilmesi için bu iki kavramın bir arada değerlendirilmesi önemlidir. Bununla birlikte, tüketiciler,Buna ek olarak tüketiciler kendilerine yakın buldukları ürün ya da markaları tercih etmekte ve bunlarla bağ kurmaktadır. Bu çerçevede çalışmanın amacı, tüketicilerin cep telefonumarkaları ile aralarındaki benlik uyumu ve fonksiyonel uyumun, tüketici-marka bağı üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkilerinin incelenmesidir. Literatürde benlik uyumu vefonksiyonel uyumla ilgili çalışmalar olmasına rağmen, bu iki kavramın tüketici-marka bağına etkisini inceleyen çalışmalara rastlanmamıştır. Yüz yüze anket yöntemi ile Ankara’dayaşayan 302 cep telefonu kullanıcısından elde edilen verilerin test edilmesi için Çoklu Regresyon Analizi ve Bootstrapping yöntemi kullanılmıştır. Bu testler sonucunda,cep telefonu kullanıcılarının benlik uyumu ve fonksiyonel uyumunun, tüketici-marka bağını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Buna ek olarak, fonksiyonel uyumun, benlikuyumunun tüketici-marka bağına etkisine aracılık ettiği ortaya konmuştur.
  • Article
    IFRS 16: KİRALAMALAR STANDARDININGETİRDİKLERİ, İLK UYGULAMA VE DÖNEM SONU DÖNÜŞTÜRME ÇALIŞMALARI
    (2018) Kaval, Hasan
    Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de IFRS 16 Kiralamalar Standardı01.01.2019 da yürürlüğe girmektedir. Bu standart daha önceki IAS 17 Kiralamaİşlemleri Standardının yerine geçmek üzere yayınlanmıştır. Ayrıca bugünekadar var olan kiracının muhasebesine ilişkin anlayışı (paradigma) köktenyıkmakta, bambaşka bir anlayış getirmektedir. Şimdiye kadar bilanço dışındatutulan kiralama işlemleri bilançoya alınmakta, diğer taraftan Kar ZararTablosu ve Nakit Akış Tablosunda Kira Giderleri ortadan kalkmakta ve aynırakam faiz ve amortisman isimleri ile raporlanmaktadır. Bu yönüyle oldukçailginç ve yeni bir standart olarak kendisini göstermektedir. Bu nedenle bustandardın uygulamaya başlanmadan önce normal koşullarda nasıl uygulanacağı,ilk uygulamaya geçişin nasıl olacağı, kiralama işlemlerinde bir değişiklikolduğu zaman bunun finansal tablolara etkisinin nasıl olacağı bu yazınınkonusunu oluşturmaktadır.
  • Article
    Covid-19 Salgınının Bölgesel Borsa Turizm Endekslerine Etkilerinin Araştırılması
    (2023) Tümer, Tolga; Tengilimoğlu, Dilaver
    Bu çalışmada, bölgesel borsa turizm endekslerinin COVID-19’dan etkilenme düzeyleri araştırılmıştır. Bu amaçla çalışmada, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik bölgelerini kapsayan borsa turizm endeksleri kullanılarak istatistiki analizler yapılmıştır. Çalışmanın kapsamı COVID-19’un dünyaya yayılmaya başladığı dönemden itibaren 22 Ocak 2020-22 Ocak 2022 tarihleri arasındaki iki yıllık süreci kapsamaktadır ve çalışmada bu süreç çeyrek dilimlere ayrılarak sekiz dönem kapsamında analiz edilmektedir. Günlük veriler kullanılan araştırmada hem dünyadaki hem de kullanılan endekslerin kapsadığı bölgelerdeki COVID-19 verileri dikkate alınmıştır. COVID-19 verileri olarak günlük vaka, günlük ölüm, toplam vaka ve toplam ölüm sayıları toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, borsa turizm endekslerini negatif yönde en fazla COVID-19 kaynaklı bölgesel günlük ölümlerin etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, geniş kapsamı, bölgesel ve dönemsel karşılaştırma sunan bulguları ile alanyazına katkı sunmaktadır.
  • Article
    Geç Kapitalizmin İdeolojik Söylemi Olarak Yeni Materyalizm: Metalaşmış ‘şeylerin’ Egemenliği
    (2020) Yalvaç, Faruk; Erçandırlı, Yelda
    Bu makale yeni materyalizmin tarihsel materyalist bir eleştirisini yapmaktadır. Yenikapitalizmi geç kapitalizmin ideolojik bir söylemi olarak nitelendirmektedir. Yenimateryalizm meta üretiminin hâkimiyet kazandığı bir sosyo-politik ortamı yansıtanbir söylem olarak tanımlanmakta, tarihsel materyalist anlayışla olan farklılıkları ortayakoyulmaktadır. Hem yeni materyalizm hem de tarihsel materyalizm maddenin öneminevurgu yapmakla birlikte, aralarında önemli farklılıklar vardır. Yeni materyalizmingenişletilmiş madde anlayışı, metalaşmış bir dünyanın söylemi ve savunusunadönüşmekte, insanın madde ve doğa ile olan ilişkisinin özgürleştirici niteliği göz ardıedilmektedir. Bu çerçevede, yazının ilk kısmında önce yeni materyalizm tanıtılacaktır.İkinci bölümde madde kavramının tarihsel materyalist anlayışta nasıl incelendiğiirdelenecektir. Üçüncü kısımda yeni materyalizmin Marx’ın meta fetişizmi anlayışıçerçevesinde bir değerlendirilmesi yapılarak, yeni materyalizmin ideolojik niteliğinevurgu yapılacaktır. Makale yeni materyalizmin laissez-faire kapitalizminin günümüzdekibir görüntüsü olduğu görüşüyle sona ermektedir.
  • Article
    \"ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu\"nun Ticaret Hukuku Açısından Değerlendirilmesi
    (2017) Göle, Osman Celal; Aydoğan, Gökhan
    Para piyasalarında kredi araçları ile finansman yaratmanın ön koşulu alacaklı konumundaki kişide borcun ifa edileceğine yönelik güvenin sağlanmasıdır. Güven ihtiyacını gideren en temel hukuki araçlar ise ayni ve şahsi teminatlardır. Ayni teminat türü olan rehin esas itibarıyla Türk Medeni Kanununun (TMK) \"Eşya Hukuku\" kitabında düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Ticaret Hukukunun ayrı bir disiplin olarak ortaya çıkmasını sağlayan basitlik, sürat, güven gibi ihtiyaçların giderilmesine yönelik özel düzenlemeler, bu konunun da farklı bir şekilde ele alınması ihtiyacını doğurmuştur. Nitekim, bu çerçevede ilk olarak, 1971 tarihli 1447 sayılı Ticari İşletme Rehni Kanunu (TİRK)1 ile özel düzenlemeler öngörülmüştür. Ancak, bu Kanun, uygulamanın ihtiyaçlarına yeterince cevap veremediği gerekçesiyle 01 Ocak 2017 tarihinde yürürlükten kaldırılmış; yerine de aynı tarihte 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu (TİTRK) yürürlüğe girmiştir.Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu; rehin hakkının konusu ve tarafları yönünden Ticaret Hukuku, hakkın özü açısından Medeni Hukuk, borçlunun borcunu ödemediği takdirde söz konusu olacak süreç bağlamında İcra ve İflas Hukuku, cezai müeyyideleri bakımından da Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku disiplinlerinin kesişim noktalarında yer almaktadır. Bu çalışmada ise Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu kapsamında kurulacak rehin sözleşmelerinin tarafları, şekli, içeriği, konusu ve ilgili diğer yeni düzenlemeler Ticaret Hukuku açısından incelenmiştir.
  • Article
    Türkiye Ekonomisi için Mantikli ve Güvenilir Çikti Açiği ve Reel Döviz Kuru Çevrimleri Tahminleri
    (2020) Ekinci, M. Fatih
    Zaman serisi verilerinin çevrimsel bileşenlerinin elde edilmesi, politika yapıcı kurumlar için öncelikler arasındadır. Bu çalışmada, kısıtlanmamış Beveridge-Nelson ayrışması ve HodrickPrescott filtresi ile karşılaştırarak, Kamber ve diğ. (2018) tarafında geliştirilen sınırlanmış Beveridge-Nelson filtresi uygulanmaktadır. Türkiye ekonomisi için çeyreklik reel GSYİH verileri kullanıldığında sınırlanmış Beveridge-Nelson filtresinin Beveridge-Nelson ayrıştırma yönteminden daha kalıcı ve daha büyük döngüsel değerler sağladığı görülmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın çıktı açığı tahminlerini referans olarak aldığımızda, BeveridgeNelson filtre yönteminin daha mantıklı sonuçlar verdiği tespit edilmektedir. Ayrıca, sonuçlarımız kısıtlı Beveridge-Nelson filtresinin, uç nokta yanlılığının büyüklüğü ile ilgili olarak HodrickPrescott filtresinden daha iyi performansa sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye için aylık reel döviz kuru serilerini kullanarak alternatif yöntemleri karşılaştırdığımızda bulgularımız GSYİH verileri ile elde edilen sonuçlarla tutarlıdır. Sınırlanmış Beveridge-Nelson filtresi, BeveridgeNelson ayrıştırma tahminlerine göre daha kalıcı ve daha büyük reel döviz kuru çevrimleri üretmektedir. Sınırlanmış Beveridge-Nelson filtresinin, uç nokta yanlılığının büyüklüğü açısından Hodrick-Prescott filtresinden üstün olduğu görülmektedir. JEL Sınıflaması: C22, E17, E32, F31.
  • Article
    Hisse Senedi Getirileri, Bitcoin Getirileri ve Riskten Kaçınma Arasındaki İlişki: Çok Değişkenli Bir Garch Modelinden Kanıtlar
    (Sosyoekonomi Soc, 2021) Sivrikaya, Ayşen; İren, Perihan; Omay, Tolga
    Bu çalışma, çok değişkenli bir GARCH modeli kullanarak ABD Dow Jones Borsasında işlem gören hisse senedi getirileri, Bitcoin getirileri ve bunların belirsizlikleri arasındaki ilişkileri araştırmaktadır. Özellikle, yüksek ve düşük olmak üzere farklı risk iştahının ve getirilerde belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde Bitcoin ve ABD hisse senedi getirilerinin verdiği tepkileri karşılaştırmaktadır. Sonuçlar, Bitcoin getirisinin riskten kaçınılan veya yüksek belirsizliğin olduğu dönemlerde hisse senedi gibi tepki verdiğini, ancak iki getiri arasındaki ilişkinin sürdürülebilir olmadığını göstermektedir. Öte yandan, ABD borsa yatırımcıları tüm örneklem dönemi boyunca riskten kaçınma davranışını gösterirken, Bitcoin yatırımcıları aynı davranışı göstermemektedir.
  • Article
    Altının Riskten Korunma Etkinliği: Farklı Dinamik Portföy Yaklaşımları İle Bankacılık Sektörü İçin Bir Analiz
    (Economic and Financial Research Assoc - EFAD, 2022) Ozdemir, Huseyin
    Bu çalışmada minimum varyans, minimum korelasyon ve minimum bağlantılılık yaklaşımları ile altın ve altı büyük bankanın (İş Bankası, Garanti Bankası, Akbank, Yapı Kredi Bankası, Halkbank ve Vakıfbank) hisse senedinden oluşan portföyün finansal analizi yapılmıştır. Çalışmanın amacı altının Türkiye’de faaliyet gösteren altı büyük banka hisse senetlerine karşı finansal koruma sağlayıp sağlamadığının araştırılmasıdır. Ayrıca bu çalışmada altının finansal koruma etkinliğinin ölçülmesi de amaçlanmıştır. Analiz edilen veriler günlük frekansta olup gözlem dönemi 01.01.2018- 08.11.2022 arasını içermektedir. Çalışma kapsamında kullanılan portföy oluşturma yaklaşımı TVP-VAR modelinden elde edilmiştir. Ampirik sonuçlar, zamana ve portföy oluşturma yaklaşımına bağlı olarak altının banka hisse senetleri içindeki optimal oranının %39 ile %53 oranında değiştiğini göstermektedir. Oluşturulan portföylerde söz konusu bankaların hisse senedi oynaklıklarının yaklaşık %75 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. MCP ve MCoP yaklaşımları ile karşılaştırdığında en yüksek kümülatif getirinin olduğu yaklaşım MVP yaklaşımıdır. Ayrıca, çalışma kapsamında elde edilen bulgular altının ayı piyasasında banka hisse senetleri için iyi bir finansal koruma sağladığını göstermektedir.
  • Article
    Türk Ekonomisinin Dış Ticaret Yapısı ve Ekonomik Büyüme
    (2012) Topbaş, Neslihan
    Bu çalışmada, ihracat ve ithalat yönlü büyüme hipotezleri çerçevesinde, 1998-2011 Haziram döneminde, Türkiye'nin GSYİH'sının büyüme dinamiğine ihracat ve ithalatın katkısı araştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; ithalatın gerek tek başına ve gerekse ihracat ile birlikte GSYİH'nın artışına sebep olduğu tespit edilmiştir. Türk ekonomisinin ithalata dayalı ihracat yapısı doğrulanarak ihracatın ithalata sebep olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, ihracat ve GSYİH'daki artışın birlikte de ithalatta artışa sebep olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    Büyüme Fırsatları Bağlamında Kaldıraç, Kar Payı, Sahiplik Yoğunlaşması ve Firma Değeri İlişkisi
    (2022) Dinçergök, Burcu
    Bu çalışmada kaldıraç, kar payı, sahiplik yoğunlaşması ve firma değeri ilişkisinin büyüme fırsatlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı araştırılmıştır. 2010-2020 yılları arasında Borsa İstanbul 100 endeksine kayıtlı olan belirli sayıdaki firma verileri ile gerçekleştirilen panel veri analizi sonuçları kaldıraç ve kar paylarının firma değerini pozitif yönde etkilediğini ve elde edilen sonuçların özellikle düşük büyüme fırsatlarına sahip firmalarda anlamlı olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar aşırı yatırım problemine dayanan temsilcilik teorisi ile uyumlu olup, borç ve kar paylarının yönetimi disipline edici rolü olduğu görüşüne destek vermektedir. Ancak çalışmada eksik yatırım görüşüne ilişkin bir bulguya rastlanmamıştır. Sahiplik yoğunlaşmasına ilişkin elde edilen bulgular ise her iki grupta da sahiplik yoğunlaşması firma değeri ilişkisinin doğrusal olmadığını; ancak ilişki yönünün gruplar arasında farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır.