6 results
Search Results
Now showing 1 - 6 of 6
Master Thesis Yerel Yönetimlerde Blok Zinciri Tabanlı Akıllı Şehir Kartı Kullanımı: Ankara, İstanbul ve Konya Büyükşehir Belediyesi Örneği(2022) Tokay, Gülen; Mühürcüoğlu, KorhanKüreselleşme sonucunda giderek büyüyen şehirler ve buna bağlı artan nüfus yerel yönetimleri birçok yapısal sorunla karşı karşıya getirmiştir. Bu sorunların üstesinden gelmek amacıyla ortaya birçok model konulmuştur. İşte bu modellerden biri olan akıllı şehirler, insan odaklı teknoloji temelinde yenilikçi dijital çözümler ortaya koymaktadır. Son zamanlarda yeni gelişmekte olan blok zinciri, akıllı şehir modelini ileriye taşıyarak yerel yönetimlerin ve buna bağlı şehirlerin içerisinde bulunduğu yapısal sorunların çözüme kavuşturulmasında etkin bir rol oynamaktadır. Şehirlerde hayata geçirilecek akıllı sözleşmeler üzerine yazılacak blok zinciri tabanlı akıllı şehir kartları yerel yönetimlerin hizmetlerini iyileştirirken, yerelde sosyo-ekonomik açıdan kalkınmada ve alternatif sürdürülebilir ve kapsayıcı bir finansman kaynağının oluşmasında rol oynayacaktır. Bu çalışmada, küreselleşme ile birlikte şehirlerin artan sorunlarına bir çözüm olarak ortaya konulan akıllı şehir modeli bağlamında, blok zinciri teknolojisinin yerel yönetimlerde nasıl kullanılabileceğini ve blok zinciri tabanlı akıllı şehir kartı uygulamasının finansal bir araç olarak yerel ekonominin sürdürülebilirliğini ve kapsayıcılığını sağlamada etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Nitel araştırma yöntemi benimsenen bu çalışmada olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi Ankara, İstanbul ve Konya Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanlıkları olup, yarı yapılandırılmış sorular eşliğinde gerçekleştirilmiş odak grup görüşmeleri sonucunda, blok zinciri teknolojisinin yerel yönetimlerin hizmet sunumlarını iyileştirdiği ve blok zincir tabanlı akıllı şehir kartı uygulamasının yerelde sürdürülebilir ve kapsayıcı bir model oluşturduğu, yerel yönetimlerin bu yönde çalışmaları olduğu ancak henüz hukuki bir düzenlemenin olmamasından ve blok zincirinin yeni uyumlanan bir teknoloji olması nedeniyle gelişmelerin dikkatle takip edildiği ortaya konulmuşturMaster Thesis Sürdürülebilir Ekolojik Kent Hareketleri: Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2004-2018 ve 2019-2022 Dönemlerinin Karşılaştırması(2022) Göçen, Şeyma; Mühürcüoğlu, Korhanİnsanoğlu var olduğundan bu yana sürekli doğa ile etkileşim halinde olmuştur. Doğa ve insan arasında yaşanan bu etkileşim insanların, doğa insan içindir anlayışını benimsemesiyle tüm dengeyi bozmuştur. Sanayi devrimi ile birlikte kentlerde yürütülen insan faaliyetleri bu dengenin bozulmasında belirleyici bir rol üstlenmiştir. Bozulan bu denge beraberinde iklim değişikliği, çölleşme, erozyon, enerji kıtlığı gibi yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen faktörleri de getirmiştir. Bozulan bu dengeyi kurtarmak, kıt olan doğal kaynakları korumak ve bu kaynakların gelecek nesillere sıkıntı yaşamadan aktarılabilmesi için sürdürülebilirlik kavramına ihtiyaç duyulmuştur. Sürdürülebilirlik kavramı tanım olarak, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların da ihtiyaçlarını aynı bugün olduğu gibi karşılaması, daimî olması, sürdürülebilir olması demektir. Çalışmada sürdürülebilirlik kavramı, John Elkington tarafından geliştirilen Üç Temel Alt Çizgi tarafından ele alınmaktadır. Elkington sürdürülebilirlik kavramının ortaya çıkması için geliştirdiği üç temel alt çizgi yani üç temel boyutun birbirine entegre olmuş kavramlar bütünü olduğunu ve bir arada oldukları sürece sürdürülebilirlik oluşabileceğini söylemiştir. Bu boyutlar; sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlar olarak nitelendirilmektedir. Bu üç temel boyutun bir araya gelmesi ile yaşanılabilir, sağlıklı, dengeli ve ekolojik kentler ortaya çıkacaktır. Bu bağlamda kentlerin daha yaşanılabilir ve dengeli olması adına ortak amaçlar ile son dönemlerde popülerliği oldukça yüksek olan sürdürülebilir kentleşme, sürdürülebilir kalkınma, yeşil kentleşme, ekolojik kentleşme gibi ile kavramlar türemiştir. Bu çalışma, bahsedilen bu kavramların hayata geçirilmesinde önemli rol oynayan yerel yönetimlerden Ankara Büyükşehir Belediyesinin sürdürülebilir kentleşme boyutları bağlamında son iki farklı yönetim anlayışının ekolojik kent olma yolunda benimsediği yönetim anlayışlarını karşılaştırmayi hedeflemektedir. Çalışmada, bu doğrultuda genelden özele giderek dünyada sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketleri, Türkiye'de sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketleri ve son olarak Ankara'da sürdürülebilir ve ekolojik kentleşme hareketlerini tarihsel süreç içerisinde irdelenecek olup; yapılan bu çalışmaların Ankara Büyükşehir Belediyesinin son iki farklı yönetim anlayışında sürdürülebilir kentleşme boyutları çevresinde doğa ve kent mekanlarında akıllı çözümler ile birbirine entegre edilerek doğa ile uyumlu, yaşanılabilir, sağlıklı kentler ortaya çıkarmayı planlayan ekolojik kent olma yolunda atılan adımlar doküman analizi yöntemi ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kentleşme, Ekolojik Kentleşme, Yerel Yönetimler, Ankara Büyükşehir Belediyesi.Master Thesis Twitter'da Siyasal Nefret Söylemi: 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 Yerel Seçimler Ankara İli(2021) Gülsoy, Melisa; Mühürcüoğlu, KorhanNefret söylemi, bireyin başka birey ya da gruba din, dil, etnik köken, ırk, ten rengi, mezhep, cinsiyet, cinsel yönelim, fiziki veya zihinsel engel gibi farklılardan dolayı yöneltilen olumsuz söylemlerdir. Nefret söylemi ve nefret suçu birbirini tetikleyici özellikler de oldukları için ilk anda müdahale yapılmazsa ilerleme göstermektedir. Geleneksel medya için kullanılan kitle iletişim araçları denetleniyor iken, yeni medya için kullanılan sosyal ağların denetimi daha zordur. Bu sebepten dolayı nefret söylemi ve nefret suçu, yeni medya platformlarında daha kolay yayılım gerçekleştirmektedir. Yeni medya ağlarından biri olan Twitter da anlık içeriklerin üretilmesi, içeriklerin beğenilmesi, içeriklerin başka kullanıcılar tarafından kendi profilerinde kullanması (retweet), içeriklere başka kullanıcıların etiketlenmesiyle (mention) de fazla kişilere ulaşılması ve paylaşılan içerikleri sınıflandırmaya yarayan hashtag gibi özellikleriyle nefret söyleminin üretilmesi, yaygınlaştırılması ve normalleştirilmesi Twitter'ın yapısından kaynaklı olarak geleneksel medyadan farklı olarak nefret söyleminin normalleşmesinde etkilidir. Hazırlanmış bu çalışmada, nefret söyleminin kolay yayılım gerçekleştirdiği platformlarından biri olan Twitter'daki siyasal nefret söylemi üzerine odaklanılmıştır. Siyasal nefret söylemine ise, 30 Mart 2014 ve 31 Mart 2019 yerel seçimleri baz alınarak bakılmıştır. Sonucunda iki yerel seçimdeki Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının, kişisel Twitter hesaplarına yorum olarak gelen nefret söylemi içerikli paylaşımların azalış gösterdiğine dair bulgular doğrultusunda çalışma sonuca bağlanmıştır.Master Thesis Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura ekseninde Türk milliyetçiliği öğretisi(2020) Toper, Kaan; Mühürcüoğlu, KorhanTürk milliyetçiliği akımının öncülerinden olan Ziya Gökalp ve Yusuf Akçura'nın milliyetçilik anlayışlarının incelendiği bu çalışmada, her iki düşünürün kronolojik bir şekilde siyasal ve sosyal hayatlarına yer verilerek bu doğrultuda fikir dünyalarının oluşum aşamalarına, katıldıkları örgütlenmelere ve ülküleri uğruna verdikleri mücadelelerden bahsedilmiştir. Türk milliyetçiliği akımına fikirleri ve eserleri ile katkılarda bulunmuş olan bu iki düşünürün farklı kavramlar üzerinden milliyetçilik anlayışlarından bahsedilmiş ve bu yöndeki faaliyetleri ile öngörülerine değinilmiştir. Çalışmanın odağında ki bu iki düşünürün detayları ve çeşitleri bulunan milliyetçilik öğretisi hususunda, fikirsel ayrılığa düştüğü konulara da değinilerek kısmi bir karşılaştırılma yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı 20. yüzyılın başlarında ki siyasal ortamın getirileriyle harmanlanan bu iki düşünürün, Türk milliyetçiliği öğretisine ve dönemin siyasal hayatına etkilerini sistematik bir bakış açısı ile alarak, vermiş oldukları mücadelenin içeriğini ve şeklini ortaya çıkarmaktır. Bu çalışma ile beraber özne konumunda bulunan bu iki Türk münevverinin ekseninde hem Türk milliyetçiliğinin ana hatları sistemli bir şekilde ortaya çıkarılmış hem de milli devlete giden yolda ve milli devlet kurulduktan sonra Türk milliyetçiliğinin siyasal ve toplumsal etkileri ortaya çıkarılarak, elde edilen bilgiler doğrultusunda çalışma sonuca bağlanmıştır. Anahtar Sözcükler Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Türk Milliyetçiliği, Türk Ulusu, Milli DevletMaster Thesis Türk diplomasisinin modernleşmesi; Türk-İngiliz diplomatik ilişkileri (1923-1939)(2021) Eroğlu, İsmet; Mühürcüoğlu, KorhanOsmanlı Devleti, 18.YY sonu ve 19. YY'da, devletin çöküşünü engellemek amacıyla ciddi bir modernleşme sürecine girmiştir. Yönetici sınıfı olan bürokratik elit, politika, eğitim, bürokrasi ve diplomasi gibi konularda Osmanlı Devleti'ni modernleştirmeye çalışmıştır. III. Selim Döneminde diplomatik açıdan büyük bir yenilik yapan Osmanlı Devleti, ilk daimî temsilciliğini 1793 yılında Londra'da açmıştır. 1793'ten sonra da diplomatik modernleşmeye büyük önem veren Osmanlı, bu konuyla ilgili birçok yenilik yapmıştır. Osmanlı Devleti'nin çöküşünü engellemeye çalışan bürokratik elit başarılı olamamış ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşının ardından resmen yıkılmıştır. Ardından başlayan milli mücadele ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti de tıpkı Osmanlı Devleti gibi birçok konuda modernleşme çabası içine girmiştir. Atatürk döneminde çağa uyum sağlamak ve muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için birçok konuda batı devletleri örnek alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu yıldan itibaren Türk- İngiliz ilişkilerine oldukça önem vermiş ve seçkin diplomatlarını Londra'da bulunan Büyükelçilik bünyesine göndermiştir. I. Dünya savaşı sonrası iki devletin ikili ilişkileri gerginliklerle devam etmiş fakat 1930'lu yılların ortalarından itibaren dostluğa dönüşmeyi başarmıştır. Türk- İngiliz ilişkilerinin dostluğa dönüşmesinde diplomatların rolünü inceleyen bu çalışmada ayrıca Osmanlı döneminden itibaren başlayan ve bilhassa Türkiye Cumhuriyeti döneminde de devam eden diplomatik modernleşme ele alınmıştır. İkincil literatür taraması yöntemiyle hazırlanan bu çalışmada teori olarak; İnkeles'in modernleşme kuramı tercih edilmiştir.Master Thesis Türkiye'de Akademik Özerkliğin Gelişimi ve Yükseköğretim Kurulu'nun Etkisi(2022) Ergüneş, Hayri; Mühürcüoğlu, KorhanBu çalışmada, Türk eğitim hayatının gelişimi ve yüksek öğretim kurumlarının özerklik kavramı ile tanışması ve günümüze kadar özerklik kavramının nasıl şekillendiğini özerklik incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle yakın tarihte gerçekleşen ve Türk eğitim sistemini kökten etkileyerek farklı bir yörüngeye yönelten 1980 askeri darbesi ve bu darbe neticesinde ortaya çıkan 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun Türk üniversitelerin yapısını nasıl değiştirdiğini ve özerklik kavramının günümüze kadar nasıl şekillendiği araştırma üniversitelerin, üniversitelerin özerkliğini nasıl etkilediği sorusuna cevap aranmıştır. Bu araştırma Türk üniversitelerinin akademik özgürlüklerinin etkileyen faktörlerin neler olduğunu, Türkiye'de YÖK'ün özerkliği nasıl etkilediğini ve Türk üniversitelerinin dünya ile rekabet edebilmesi için özerkliğin nasıl olması gerektiğini inceleyerek eksiklerin tespit edilmesi için neden sonuç ilişkisi içerisinde araştırılmaya çalışılmıştır. İçerik ve doküman analizi yöntemi ile birincil ve ikincil kaynaklar titizlikle taranmıştır. Bu çalışmayla birlikte Türk üniversitelerinin özerkliğinin çok düşük seviyelerde bulunduğunu ve bu durum neticesinde dünya üniversiteleriyle rekabete girmekte zorlandığı sonucuna varılmıştır. Bulunan olumsuz sonuçlara öneri olarak; Türk üniversitelerinin özerkleştirilerek, hızlı karar alma ve gelişen çağa ayak uydurma reflekslerinin geliştirilmesi ile dünyanın önde gelen üniversiteler ile rekabeti sağlayacak duruma getirilmesini sağlamak gereklidir. Ayrıca akademik özgürlüğün önünü açarak bilimsel bilginin özgürce gelişmesini ortamı oluşturmak bunların ön koşuludur. Üniversitelere liyakat sistemini getirerek, hak edenin hak ettiği yere gelmesini sağlamak en öncelikli görevlerin başında gelmektedir. Bu liyakat kuralının yok sayılması durumunda başarılı insanların birçoğu sistemde kendine yer bulamadığı için yurt dışı seçeneklerini değerlendirmek suretiyle beyin göçüne sebep olacaktır. Bu oluşan durum ise Türkiye'nin en kıymetli hazinesi olan genç yeteneklerin altın tepsiyle rakiplerine sunması anlamına gelmektedir. Türk Milleti'nin vergileriyle ve vatanının kısıtlı imkanlarıyla yetişen ve olgunlaşarak ülkeye katkı sunması gereken insanları ülkede tutarak sahip çıkmak ve ülkemize kazandırmak olacaktır.
