Search Results

Now showing 1 - 10 of 74
  • Article
    Citation - WoS: 38
    Citation - Scopus: 47
    Understanding Key Skills for Information Security Managers
    (Elsevier Sci Ltd, 2018) Haqaf, Husam; Koyuncu, Murat
    Information security management is a necessity for all institutions and enterprises that regard company information as valuable assets. Developing, auditing and managing information security depends upon professional expertise in order to achieve the desired information security governance. This research seeks the key skills required for the position of information security management as well as the methods to develop these skills through professional training programs. The study adopts the Delphi method which requires building a list of items through a literature survey and involves experts with certain expertise to modify the list until a consensus on less than 20% of the items is reached. Through completing three rounds of the Delphi technique - data collection, relevance voting and ranking sixteen skills are shortlisted as the key skills. In the final list, the majority belong to core information security skills, and the top two skills belong to project/process management skills and risk management skills, indicating the importance of these skills for the information security manager role. In addition, a series of related professional training programs and certifications are surveyed, the outcome of which highlights a number of most comprehensive and appropriate programs to develop these determined skills.
  • Master Thesis
    Bilgi ve İletişim Teknolojileri ile Ters Tedarik Zinciri Yönetimi Geliştirilmesi
    (2015) Germiyanoğlu, Sercan Noyan; Koyuncu, Murat
    A SCM system having RSCM capabilities is modeled giving special focus on the usage of ICT. Three different RSCM processes (Customer Return, Out-of-product Return and Repair and Non-Repair Situation Return) are modeled separately using sequence diagram of UML and ICT usage is analyzed in each one to improve the process. These modeled processes are compared with the RSCM model of a company to determine its applicability in real life. The aim of the study is to show how the RSCM processes can be improved by efficient usage of ICT. Companies that can achieve this can gain competitive advantages over their competitors. This study is important to alleviate the lack of studies in this field and may help to companies having intension to improve their RSCM.
  • Article
    Citation - WoS: 7
    Citation - Scopus: 10
    A FUZZY CONCEPTUAL MODEL FOR MULTIMEDIA DATA WITH A TEXT-BASED AUTOMATIC ANNOTATION SCHEME
    (World Scientific Publ Co Pte Ltd, 2009) Kucuk, Dilek; Burcuozgur, N.; Yazici, Adnan; Koyuncu, Murat
    The size of multimedia data is increasing fast due to the abundance of multimedia applications. Modeling the semantics of the data effectively is crucial for proper management of it. In this paper, we present a fuzzy conceptual data model for multimedia data which is also generic in the sense that it can be adapted to all multimedia domains. The model takes an object-oriented approach and it handles fuzziness at different representation levels where fuzziness is inherent in multimedia applications and should be properly modeled. The proposed model also has the nice feature of representing the structural hierarchy of multimedia data as well as the spatial and temporal relations of the data. The model is applied to the news video domain and implemented as a fuzzy multimedia database system where it turns out to be effective in representing the domain and thereby provides an evidence for the general applicability of the model. The model is accompanied by an automatic multimedia annotation scheme which makes use of information extraction techniques on the corresponding multimedia texts.
  • Master Thesis
    Akıllı Telefon Kullanıcılarının Güvenlik Farkındalığı: Belirtimsel Bir Çalışma
    (2025) Moussa, Salah Abdarazak; Koyuncu, Murat
    Bu tez, mobil cihazların günlük hayatta vazgeçilmez hale geldiği bir çağda akıllı telefon güvenliği farkındalığının kritik sorununu incelemektedir. Akıllı telefonlarda depolanan kapsamlı miktarda kişisel veriyle, bu cihazlar yalnızca kolaylık sağlayan araçlar değil, aynı zamanda siber saldırılar için potansiyel hedeflerdir. Her yerde bulunmaları, hassas uygulamalar ve bilgilerle birleştiğinde, onları bilgisayar korsanlığından fiziksel kayba kadar çeşitli tehditlere karşı savunmasız hale getirir. Sonuç olarak, akıllı telefonların güvenliğini sağlamak giderek daha hayati hale gelmiştir. Kullanıcılar, kimlik avı ve kötü amaçlı uygulamalar gibi dijital tehditler konusunda farkındalıklarını artırmalı ve güçlü kilit ekranı ayarları ve güvenli yedekleme rutinleri gibi önlemler benimsemelidir. Bu çalışma, akıllı telefon kullanıcılarının güvenlik farkındalık düzeylerini, yaygın riskleri anlamalarına, koruyucu önlemleri benimsemelerine ve siber saldırılara karşı algılanan duyarlılıklarına odaklanarak bir anket yöntemi aracılığıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çoğunlukla 18-30 yaş aralığındaki 145 katılımcıdan oluşan çeşitli bir örneklem, güvenlik davranışları hakkında içgörüler sağlamıştır. Bulgular, kullanıcıların cihazlarını kilitlemek gibi temel önlemleri sıklıkla kullanırken, düzenli veri yedeklemeleri, şifreleme ve kimlik avı girişimlerine karşı dikkatli olma gibi daha gelişmiş uygulamaların sıklıkla göz ardı edildiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışma, çevrimiçi hesapları ve kişisel verileri korumak gibi yumuşak güvenlik önlemlerine kıyasla yetkisiz cihaz erişimini engelleme gibi fiziksel güvenliğe güçlü bir vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma, akıllı telefon güvenliği uygulamalarındaki önemli boşluklara ışık tutmakta ve bu eksiklikleri gidermede kullanıcı eğitiminin önemini vurgulamaktadır. Eyleme dönüştürülebilir içgörüler ve pratik öneriler sunarak, çalışma daha geniş siber güvenlik alanına katkıda bulunmakta ve akıllı telefon güvenliğini artırmak için daha etkili farkındalık kampanyaları ve araçlarının geliştirilmesini desteklemektedir.
  • Master Thesis
    Çoklu erişim noktası bulunan ortamlarda bant genişliği kullanımını artırmaya yönelik bir öneri
    (2009) Gerçek, Mehmet Kazım; Koyuncu, Murat
    Kesintisiz Internet erişimine duyulan talep doğrultusunda kablosuz iletişimin popülaritesi de artmaktadır. Ancak, kablosuz iletişimin klasik kablolu iletişime göre bazı sorunları olduğu bilinmektedir. Geniş uygulama alanı bulunan kablosuz yerel alan ağı uygulamalarında, mevut erişim noktaları arasında yük dağılımı konusu özel bir önem arz etmektedir. Kablosuz bilgisayarların, klasik yaklaşım olan alınan sinyal gücü endeksi (RSSI) ve gürültü oranını (SNR) dikkate alarak erişim noktalarına bağlandığı durumlarda yük dağılımının sağlanması mümkün olmamaktadır. Geçmişte, merkezi bir sunucu üzerinden, belirli bir model kablosuz erişim noktası kullanarak veya protokol değişiklikleri ile yük dağılımı dengeleme çözümleri önerilmiş, ancak genel kabul görmüş bir çözüme ulaşılamamıştır.Bu çalışmada, merkezi bir sunucu istemeyen ve mevcut altyapıda hiçbir değişiklik gerektirmeyen bir çözüm önerisinde bulunulmuştur. Önerilen model, tüm kablosuz bilgisayarlar üzerinde bağımsız olarak çalışan bir uygulamanın dinamik olarak en az yüklü erişim noktasını tespit ederek ona bağlanmasını ve böylece yük dağılımını ve sonrasında toplam bant genişliği kullanımını artırmayı hedeflemektedir.
  • Master Thesis
    Türk Sosyal Medyası için Duygu Analizi: Twitter Üzerinden Bir Durum Çalışması
    (2016) Yurtalan, Gökhan; Koyuncu, Murat; Turhan, Çiğdem
    Duygu Analizi bir yazarın ya da konuşmacının karşısındaki kişiye vermek istediği duyguyu pozitif, negatif ya da nötr cinsinden çözümlemeye çalışır. Çözümlenmeye çalışılan duygu, yazarın ya da konuşmacının yazılı metnini otomatik olarak sınıflandırdıktan sonra oluşur. İnternet ile birlikte sosyal medya sitelerinin aktif bir şekilde kullanılması sonucu, kişiler bir markaya, bir kişiye, bir siyasi partiye, bir ülkeye vb. karşı olan düşüncelerini kolayca ifade edebiliyor duruma gelmiştir. Böylece, yazarlar, sanatçılar, ürün sahipleri, parti yöneticileri sosyal medyada kendileri yada ürünleri hakkında neler konuşuluyor kolayca öğrenebilme fırsatı yakalamışlardır. Dolayısıyla, bu kadar aktif kullanılan ve günlük büyük miktarda veri oluşan bir platformda verilerin elle işlenmesi imkânsıza yakın bir hale gelmiştir ve duygu sınıflandırmasının önemi artmıştır. Son yıllarda İngilizce üzerinde yapılmış birçok başarılı çalışma vardır. Bu çalışmalarda, İngilizcenin gramer yapısına göre çıkarılmış duygu kutbunu belirleyen birçok kelime ve söz dizimi mevcuttur. Aynı şekilde, bu çalışmaların performansını test etmek için veri kümeleri de mevcuttur. Ancak, yapmış olduğumuz araştırma Türkçe üzerine yapılan çalışmaların İngilizce üzerine yapılan çalışmalara göre düşük bir performansa sahip olduğunu göstermektedir. Bunun sebebi Türkçe'den İngilizce'ye çevirilen veri kümeleri ve Türkçe gramer yapısının göz ardı edilmesi olabilir. Biz bu çalışmada, bir takım ek çalışmalar sonucu ortaya çıkardığımız Türkçe duygu kutbu kelimelerini kullanarak ve Türk dil bilimci ile çalışarak gramer yapısına uygun yeni bir yöntem geliştirdik. Twitter API ile anlık topladığımız veriyi bu yöntem ile analiz ediyoruz.
  • Article
    A Comprehensive Assessment Plan for Accreditation in Engineering Education: A Case Study in Turkey
    (International Journal of Engineering Education, 2015) Turhan, Çiğdem; Şengül, Gökhan; Koyuncu, Murat
    This paper describes the procedure followed by Computer Engineering and Software Engineering programs at Atilim University, Ankara, Turkey, which led to the granting of five years of accreditation by MUDEK, the local accreditation body authorized by The European Network for Accreditation of Engineering Education (ENAEE) to award the EUR ACE label, and a full member signatory ofWashington Accord of International Engineering Alliance (IEA). It explains the organizational structure established for preparation, determination and measurement of the educational objectives, program outcomes, course outcomes, and the continuous improvement cycle carried out during the preparation period. The aim of the paper is to share methods and experiences which may be beneficial for the other programs that are intended for accreditation.
  • Doctoral Thesis
    Yiyecek içecek sektörü için çok ürünlü, çok aşamalı üretim planlamasına yönelik model ve karar destek sistemi önerisi
    (2016) Tirkeş, Güzin; Çelebi, Neşe; Koyuncu, Murat
    Gıda ve içecek endüstrisinde; üretim planlama kararı güvenilir bir talep tahminine bağlıdır. Bu üretim alanlarında -özellikle hammaddelerin bozulabilir olduğu düşünüldüğünde- taleplerin zamanlamasını tahmin etmek; üretimi planlamak ve müşteri gereksinimlerini karşılamak için çok önemlidir. Literatürde gıda ve içecek endüstrisinde talep tahmini yapmak için, otoregresif hareketli ortalama (ARMA), otoregresif entegre hareketli ortalama (ARIMA), doğrusal olmayan ARMA modelleri, Holt-Winters metodları, yapay sinir ağları (ANN), genetik algoritmalar gibi çeşitli istatistiksel modellerin denendiği görülmektedir. Yapılacak tahminler için kullanılacak model verilerin karakteristiğine -'eğilim' veya 'mevsimsellik' özelliklerine- bağlıdır. Bu çalışmada 'gerçel zamanlı, çok aşamalı ve çok hatlı' bir üretim sürdürürken, hem toptan hem de perakende satış yapan bir reçel-şerbet üretim tesisi ele alınmaktadır. Tesisin; kapasite sınırlamaları ve taleplerin belirsizliği gibi sorunların varlığında oluşan üretim zamanlaması problemini çözebilmek için 'zaman serileri analizi' temelli bir talep tahmini yaklaşım modeli kurulmuştur ve bu çalışmada bu model tanıtılmaktadır. Uzun dönem talep tahmini için kullanılan 'zaman serileri modeli işletmenin iki yıllık satış verilerinden elde edilen aylık satış bilgilerinden oluşturulmuştur. Modelde Holt ve Winters'ın üçlü üstel düzleştirme ve mevsimsel düzeltme metotları kullanılarak 2015 yılı için talep tahmini yapılmıştır. Uygulama, gıda ve içecek sektöründe mevsimsel belirsizlikleri ele alabilen ilk çalışmalardan biridir. Modelin tutarlılığında hata ölçütü olarak ortalama mutlak yüzdesel hata (MAPE) kriteri ele alınmıştır. Talep tahmin modelini kurduktan sonra, envanter planlama modülünü de içeren, üretim planlama ve zamanlama modeli olarak karışık tam sayılı programlama modeli kullanılmıştır. Geliştirilen modelin 'belirsizlik' içeren durumlara da kolaylıkla uyum gösterebilir olması, modeli hem şu anki problemin çözümü hem de gelecekteki çalışmalar için en uygun seçenek kılmaktadır. Çalışmanın son kısmında, uç noktalara varan değişken taleplerin olduğu durumlarda kullanıcılara yardımcı olabilecek bir karar destek sistemi önerilmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 5
    Particle Swarm Optimization of the Spectral and Energy Efficiency of an Scma-Based Heterogeneous Cellular Network
    (Wiley, 2022) Noma-Osaghae, Etinosa; Misra, Sanjay; Ahuja, Ravin; Koyuncu, Murat
    Background The effect of stochastic small base station (SBS) deployment on the energy efficiency (EE) and spectral efficiency (SE) of sparse code multiple access (SCMA)-based heterogeneous cellular networks (HCNs) is still mostly unknown. Aim This research study seeks to provide insight into the interaction between SE and EE in SBS sleep-mode enabled SCMA-based HCNs. Methodology A model that characterizes the energy-spectral-efficiency (ESE) of a two-tier SBS sleep-mode enabled SCMA-based HCN was derived. A multiobjective optimization problem was formulated to maximize the SE and EE of the SCMA-based HCN simultaneously. The multiobjective optimization problem was solved using a proposed weighted sum modified particle swarm optimization algorithm (PSO). A comparison was made between the performance of the proposed weighted sum modified PSO algorithm and the genetic algorithm (GA) and the case where the SCMA-based HCN is unoptimized. Results The Pareto-optimal front generated showed a simultaneous maximization of the SE and EE of the SCMA-based HCN at high traffic levels and a convex front that allows network operators to select the SE-EE tradeoff at low traffic levels flexibly. The proposed PSO algorithm offers a higher SBS density, and a higher SBS transmit power at high traffic levels than at low traffic levels. The unoptimized SCMA-based HCN achieves an 80% lower SE and a 51% lower EE than the proposed PSO optimized SCMA-based HCN. The optimum SE and EE achieved by the SCMA-based HCN using the proposed PSO algorithm or the GA are comparable, but the proposed PSO uses a 51.85% lower SBS density and a 35.96% lower SBS transmit power to achieve the optimal SE and EE at moderate traffic levels. Conclusion In sleep-mode enabled SCMA-based HCNs, network engineers have to decide the balance of SBS density and SBS transmit power that helps achieve the desired SE and EE.
  • Article
    Citation - WoS: 33
    Citation - Scopus: 41
    Visual and Auditory Data Fusion for Energy-Efficient and Improved Object Recognition in Wireless Multimedia Sensor Networks
    (Ieee-inst Electrical Electronics Engineers inc, 2019) Koyuncu, Murat; Yazici, Adnan; Civelek, Muhsin; Cosar, Ahmet; Sert, Mustafa
    Automatic threat classification without human intervention is a popular research topic in wireless multimedia sensor networks (WMSNs) especially within the context of surveillance applications. This paper explores the effect of fusing audio-visual multimedia and scalar data collected by the sensor nodes in a WMSN for the purpose of energy-efficient and accurate object detection and classification. In order to do that, we implemented a wireless multimedia sensor node with video and audio capturing and processing capabilities in addition to traditional/ordinary scalar sensors. The multimedia sensors are kept in sleep mode in order to save energy until they are activated by the scalar sensors which are always active. The object recognition results obtained from video and audio applications are fused to increase the object recognition performance of the sensor node. Final results are forwarded to the sink in text format, and this greatly reduces the size of data transmitted in network. Performance test results of the implemented prototype system show that the fusing audio data with visual data improves automatic object recognition capability of a sensor node significantly. Since auditory data requires less processing power compared to visual data, the overhead of processing the auditory data is not high, and it helps to extend network lifetime of WMSNs.