Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Stratejik Ortaklıktan Model Ortaklığa Türk-amerikan İlişkileri ve Ortadoğu
    (2011) Doğan, Zehra; Gürson, Poyraz
    Soğuk Savaş boyunca Türkiye-ABD ilişkileri Sovyet yayılmacılığı ve komünizm tehdidi altında ortak güvenlik temelli gelişirken Soğuk Savaş sonrası dönem özellikle iki ülkeye Kafkasya, Balkanlar ve Ortadoğu'da daha çok işbirliği olanakları sunmuş ve iki ülke ilişkileri için ?stratejik ortaklık? modeli gündeme gelmiştir. Körfez Savaşı bu yeni ilişki biçimi için ilk sınav olurken 11 Eylül Saldırıları sonrası yaşanan gelişmeler geliştirilmeye çalışılan ?stratejik ortaklık? ilişkisini derinden etkilemiştir. Nitekim Barack Hüseyin Obama, ABD Başkanı olduktan sonra ABD gibi büyük bir Hristiyan nüfusla Türkiye gibi laik bir devlet olmakla beraber nüfusunun büyük bir oranı Müslüman olan bir ülkenin ilişkisinin tüm dünyaya model olabileceğini dile getirerek ?model ortaklık? kavramını önermiştir. Ancak kavramın gündeme geldiği günden beri Ortadoğu kaynaklı yaşanan gerilimler bu kavramın içinin doldurulması noktasında sıkıntılar yaratmıştır. Özellikle Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun ?stratejik derinlik? yaklaşımı ile Türkiye'nin komşuları ve Ortadoğu ile ilişkilerini geliştirmesi Türkiye'nin ABD ve Avrupa'dan uzaklaşarak Ortadoğu'ya yakınlaştığı ve dış politikanın bir ?eksen kayması? yaşadığı iddialarına neden olmuştur. Bu iddialar Türk-Amerikan ilişkilerine de doğrudan yansımıştır. Nitekim bu çalışma, tüm bu varsayımlar ışığında İkinci Dünya Savaşı'ndan Obama'nın ABD Başkanı olmasına kadar geçen sürede iki ülke ilişkilerinin seyrini Ortadoğu üzerinden aktarmayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Türk-Amerikan ilişkileri, Ortadoğu, Soğuk Savaş, Stratejik Ortaklık, Model Ortaklık, Stratejik Derinlik
  • Master Thesis
    Saddam Hüseyin ve Bin Ladin'in ele geçirilmesinin uluslararası kamuoyuna sunumunun hegemonya kavramı kapsamında karşılaştırılması
    (2012) Aval, Burhanettin Selçuk; Gürson, Poyraz
    Dünya tarihinin en önemli günleri arasında yer 11 Eylül 2001, ABD'ye yeni bir dünya düzenini kurması hedefinde önemli bir katkı sağlamıştır. 11 Eylül olaylarıyla yeniden dizayn edilmek istenilen dünya düzeninde ?Sovyet'' korkusu yerini terörün soğuk ve ürkütücü yüzüne bırakmıştır.ABD'nin 43. başkanı olan ve 2001 seçimlerinde Clinton'ın döneminden hoşnutsuz olup, gelir kaybına uğrayan ve onun dönemindeki liberal aşırılıklardan rahatsızlık duyan orta sınıfın desteği ile Florida'da oy sayımı sırasında yaşanan karmaşanın ardından Yüksek Mahkeme'nin kararıyla ABD tarihindeki en tartışmalı ve şaibeli başkanlık seçimlerini kazanmayı başaran Bush, babası gibi realist çizgiden sapmadan askeri güce dayalı bir hâkimiyet peşinde koştu.Bu dönemde uluslararası ilişkiler yeniden şekillenmiş, tek kutuplu dünya düzeninde lideri George W. Bush ile tahakküme dayalı bir hegemonik dünya düzeni kurmaya çalışan ABD, dünya kamuoyunun tepkisi kazanırken, geçmişteki müttefiklerinin birçoğunun desteğini de yitirmiş, yüzlerce milyon insan tarafından da `'büyük düşman'' olarak algılanmaya başlanmıştır.ABD kamuoyunda, Bush başkanlığındaki 8 yıllık dönemde ülkelerinin dünya genelindeki imajları ve terörle mücadele adı altında dünyayı yeniden şekillendirme çalışmalarının başarısızlığı ve mali faturalarının tepkisini seçimlerde göstermiş daha ılımlı dış politika yürüteceğini ifade eden Demokrat Barack Obama'yı iktidara getirmiştir. Başkan Obama, uluslararası uzlaşmaya önem veren barıştan yana, uzlaşmacı, demokratik değerlerin ön planda olduğu ABD imajı yaratmak isteyen bir lider profili çizmeyi hedeflemiş ve bu yönde çalışmalarını yürütmektedir.Bush sonrası iktidara gelen Obama ise özellikle Müslüman coğrafyalarda zirveye tırmanan ABD düşmanlığını ve ülkesinin olumsuz imajını azaltmak, tekrar yitirilen sempatiyi kazanmak için çeşitli yollar denerken, `'büyük düşman'' ilan edilen terörizmle mücadeleyi de aksatmadan sürdürmektedir. Obama, Bush'un aksine ılımlı politikalarıyla rızaya dayalı bir hegemonya peşinden koşmaktadır.Her iki lider de medyayı en etkin şekilde kullanmış ve dünya kamuoyuna mesajlarını en etkin kitle iletişim araçlarıyla ulaştırmışlardır. ABD'nin gücü, bilinçli seçilen görseller kullanarak, sürekli tekrarlarla tüm dünyanın zihnine nakşedildi.
  • Master Thesis
    Abd'nin Irak'tan Çekilmesi Sonrası Ülkenin Hidrokarbon Yakıtları Üzerine Enerji-politik Hamleler
    (2012) Çelik, Ersin; Gürson, Poyraz
    Bu tezle küresel düzeyde; ABD, AB, Çin ve Rusya bölgesel düzeyde ise Türkiye gibi aktörlerin hangi nedenlerle Irak'a ilgi duydukları irdelenmekte ve bu ilgi neticesinde bu ülkelerin Irak'ın hidrokarbon kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri ele alınmaktadır. Özellikle de ABD'nin ülkeden çekilmesinin bu politikalar üzerindeki etkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada uluslararası petrol şirketlerinin bu oyunda denklemin neresinde olduklarının da ortaya çıkarılmasını amaçlamaktadır. ABD'nin çekilmesi ülkede petrollerin paylaşımı konusunda etnik ve mezhepsel çekişmenin dozajının giderek artmasına neden olmuştur. ABD askerlerinin Irak'tan çekilmesinin en önemli etkisi doğal olarak bu ülkedeki etkinliğinin zayıflaması olacaktır. Ancak, bu durum ABD'nin Irak'tan tamamen vazgeçtiği anlamına gelmemektedir. Amerika'nın ülkedeki siyasal gücü kısmen zayıflasa da ekonomik etkinliği hala devam etmektedir. Ayrıca ABD'de Irak'tan çekilmesinin ardından doğan politik boşluğu petrol şirketiyle işbirliği yaparak doldurma yoluna gitmeyi amaçlamıştır. Avrupa Birliği her ne kadar enerjide Rusya'ya olan bağımlılığını azaltmak istese de Birliğin Irak'a karşı ortak bir siyaset geliştirmediği görülmektedir. İngiltere işgalle birlikte elde ettiği mevziiyi korumak isterken Fransa ve İtalya enerji pastasından daha fazla pay alma yarışındadır. Rusya ve Çin'in ise ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile doğan boşluğu doldurmak isteyeceği açıktır. Türkiye ise ABD'nin çekilmesinden sonra dikkatini daha çok Kuzey Irak'taki enerji kaynaklarına yönlendirmiş durumdadır. Bu bağlamda çalışma 4 bölüm etrafında toplanmıştır. İlk bölümde enerji kavramı açıklanmakta, ikinci bölümde ise çalışmanın konusu olan Irak; tarihi ve ekonomisinin yanında coğrafi, demografik ve siyasi yapısıyla ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde Irak'ın enerji profili çıkartılmakta, ülke petrollerinin küresel ekonomi için önemine dikkat çekilmektedir. Son bölümde ise küresel güçlerin Irak enerji kaynakları üzerine enerji-politik hamleleri üzerinde durulmaktadır.Anahtar Kelimeler1. Petrol ve ekonomi2. Irak'ın enerji kaynakları3. Irak'ın enerji profili4. ABD'nin Irak'tan çekilmesi5. Küresel güçlerin Irak üzerine enerji politik hamleleri