Search Results

Now showing 1 - 10 of 65
  • Article
    FEDERAL ALMANYA ÖRNEĞİNDE AB ADALET DİVANI KARARLARININ KESİN HÜKÜM KARAKTERİNE SAHİP ULUSAL MAHKEME KARARLARINA ETKİSİ
    (2019) Arsava, Ayşe Füsun
    Alman hukuku AB Adalet Divanı kararlarını yargılamanıniadesi nedeni olarak kabul etmemektedir. Şüphesiz Birlik hukukununöngördüğü Äquivalenz prensibi (uyumluluk) AB Adalet Divanı’nın vediğer AB yargısı içinde yer alan mahkemelerin kararlarının tüm üyedevletlerde aynı sonuçlar doğurmasını gerektirmektedir. Bu tür birmukayese edilebilirlik Alman hukukunda AİHM kararları bakımındansöz konusu olmamasına karşın Federal Alman Anayasa mahkemesikararları bakımından söz konusudur. Bu nedenle birçok durumdaFederal Alman Anayasa Mahkemesi Kanunu’nun 79. maddesinin kıyasen AB Adalet Divanı kararlarına uygulanması gündeme gelmektedir. Federal Alman Anayasa Mahkemesi kanunun ilgili maddesininkıyasen uygulanması yerine bu çerçevede bir kanun değişikliğininyapılması daha rasyonel gözükmektedir.
  • Article
    Ab Adalet Divanı’nın Hukuk Yaratması Ultra-vires Tasarruf Olarak Görülebilir Mi?
    (2021) Arsava, Ayşe Füsun
    AB Adalet Divanı Taricco II davasında vermiş olduğu kararla İtalyan Anayasa Mahkemesi ile kendi arasındaanayasal kimliğin korunması konusundaki mevcut uyuşmazlığın tırmanmasını önleyebilmiştir. AB Adalet Divanı birönceki kararında İtalyan hukukunun zaman aşımı kurallarının AB’nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşme’nin325. maddesi muvacehesinde uygulanmaması gerektiği sonucuna varmıştır. İtalyan Anayasa Mahkemesi ise budurumu İtalyan Anayasasının kimliğinin korunması ile bağdaşmaz olarak görmüştür. Makalede AB’nin ÇalışmaUsulleri Hakkındaki Sözleşme’nin 325. maddesinin etkisine ilişkin olarak AB Adalet Divanı tarafından getirilengerekçelere ve Taricco I kararında getirilen AB Adalet Divanının hukuk yaratma sınırlarına ışık tutulmaktadır.
  • Article
    SAVAŞ ZARARLARININ ONARIMI VE BİREYSEL TAZMİNAT TALEPLERİ
    (2023) Arsava, Ayşe Füsun
    İkinci dünya savaşı ertesi savaşı kaybeden devletlerin ödediği tazminat Ulusla-rarası Hukukta tazminat konusunun güncellik kazanmasına yol açmıştır. Uluslararası Hukuk uygulamasında günümüzde devletlerin yaptıkları tazminat taleplerinin yerini artan bir şekilde insanlığa karşı işlenen suçlara ve savaş suçlarına ilişkin olarak kişiler tarafından yapılan tazminat taleplerinin aldığı görülmektedir. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle bireysel tazminat talepleri bakımından Uluslararası Hu-kukta ancak günümüzde hala sınırlı bir normatif dayanak bulunmaktadır. Tazminat kavramının içeriğinin ve uygulanma alanının Uluslararası Hukukta karmaşık bir konu oluşturması tazminat taleplerinin hukuki dayanağının ve şeklinin uygulamada her somut için özel olarak açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Makalede devletler tarafın-dan ödenen tazminatın kapsamı, bireysel taleplerin tür ve olanakları ve savaş mağdurla-rının vatandaşlığını taşıdığı devletin tazminattan feragat etmesi tartışma konuları olarak ele alınmaktadır.
  • Article
    Uluslararası Hukuk ve Bm Teşkilatındaki Değişimler
    (2015) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası hukuk tarafından düzenlenen alanlar arttıkça uluslararası hukukun parçalanması (fragmentation) bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Birbirine ters düşen çıkarların ve konuların uluslararası hukuk tarafından düzenlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu çerçevede genel uluslararası hukuk düzenlemelerinden kaçış yerine belli alanlarda bölgesel düzenlemelere yönelişten söz edilmektedir. Bu durum BM örgütünün ve kurumsal yapısının değişimi tartışmalarını gündeme getirmektedir. Makale uluslararası hukukun bütünleştirilesi ve parçalanması arasındaki gerilime ve yeni gelişimlere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.
  • Article
    Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı
    (2010) Arsava, Ayşe Füsun
    Azınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.
  • Review
    Egemenlik ve koruma sorumluluğu
    (2011) Arsava, Ayşe Füsun
    İnsan Haklarının uluslararasılaştırılması sürecinde uluslararası kuru- luşlara, özellikle BM’e önemli bir rol düşmektedir. BM anlaşmasını 2.madde,7.bendi açıkça üye devletlerin iç işlerine karışma yasağı getirirken, BM Gü- venlik Konseyi’nin VII.Bölüm çerçevesinde sahip olduğu hakları bu düzenle- meden istisna etmiştir. Bu süreçte koruma sorumluluğu yaklaşımı ile yeni biraşamanın başladığı kabul edilmektedir. Kavramın içeriğinin ortaya koyduğuüzere devletler vatandaşlarına önlenebilir felaketlerden koruma bakımındanöncelikli olarak sorumludur.Ancak devletlerin bu görevi yerine getireme- mesi, yerine getirmek istememesi durumunda uluslararası camianın sorum- luluğu gündeme gelecektir.Devletlerin bir kısmı bunun yeni bir müdahaleteşkil edeceği düşüncesindedir.Günümüzde hiçbir pozitif Devletler Hukukunormunda koruma sorumluğu yer almamaktadır.Koruma sorumluluğununhukuken bağlayıcılık kazanabilmesi için içeriğinin daha açık somutlaştırıl- ması gerekmektedir.
  • Article
    Uluslararası İlişkilerin Kurumsallaşması
    (2022) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası Hukukun dinamik karakteri Uluslararası Hukukun dayanağı olan devletlerin egemenliği prensibine ilişkin yaklaşımlarda ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Vestfalya Konferansında ortaya çıkan mutlak egemenlik yaklaşımından sınırlı egemenlik yaklaşımına doğru bir değişim görülmektedir. Egemenlik prensibinde görülen bu değişim Uluslararası Hukukun düzenleme konularının artmasının, uluslararası ilişkilerin kurumsallaşmasının, diğer bir ifade ile ulusal yetki alanının kurumsal ilişkilerle daralmasının bir sonucudur. Mutlak egemenlik iddiaları ve sınırlı egemenlik yaklaşımını bağdaştırma bağlamında BM’e, onun uzman kuruluşlarına ve bölgesel örgütlere önemli sorumluluk düşmektedir.
  • Article
    Arap Baharı ve Demokrasi Hakkı
    (2014) Arsava, Ayşe Füsun
    Arap baharı, Arap ülkelerinde gözlenen demokrasi eksikliği nedeniyle beklenme- yen bir gelişme olarak yorumlanmaktadır. Arap baharı halk ve hükümet ilişkisini dü- zenlemeye yönelik normların uluslararası hukukta yeniden tartışma konusu olmasına ve bu normların demokrasi hakkını kapsayıp kapsamadığı yönünde değerlendirme ya- pılmasına yol açmıştır. Bu bağlamda hükümet şeklinin halk tarafından belirlenmediği nispette yönetimin demokratik olarak nitelendirilemeyeceği görüşünün temsil edildi- ği gibi, halkların Selfdeterminationsright’ından demokrasi hakkının değil, demokra- tikleşme hakkının istihraç edilebileceği görüşünün de temsil edildiği görülmektedir. Devlet uygulamalarının analizi uluslararası hukukta demokrasi hakkının mevcudiye- tini yeterince desteklemektedir. Buna karşılık uluslararası hukukta demokratikleşme mükellefiyetinin bulunduğu varsayım olarak kabul görmektedir. Bu durum yönetimin meşruiyetinin somut hükümet şekline değil, daha çok demokrasiyi geliştirmeye yö- nelik gayretlere bağlı oluğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde uluslararası hukukta otoriter rejimlere karşı yapılan direniş hareketlerine meşruiyet prensibi dayanak oluş- turmaktadır. İnsan hakları içeriği ile meşruiyet prensibi otokratik hükümetler üzerin- de baskı oluşturmaktadır ve belli koşullar altında uluslararası camianın müdahalesini mümkün kılmaktadır. Ancak içerde gerekli koşullar olmadığı nispette dışardan demok- ratikleşme sürecinin dayatılmasının da mümkün olmadığının gözardı edilmemesi ge- rekmemektir.
  • Article
    AB'NİN YASAMA TASARRUFLARINA KARŞI BİREYLERİ KORUMAYA MATUF MERKEZİ KORUMA MEKANİZMASI
    (2016) Arsava, Ayşe Füsun
    Gerçek ve tüzel kişilerin haklarının üye devletlerin mahkemeleri tarafından dezentral himayesi yerine AB hukuku çerçevesinde merkezi olarak korunması AB'nin gündeminde olan, ancak farklı görüşler nedeniyle çözüm bulunması zor olan bir sorun niteliğine sahiptir. AB'nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşmenin gerçek ve tü- zel kişilere kendilerini doğrudan etkileyen ve icra önlemi gerektirmeyen tüzük karakterli hukuki tasarruflar aleyhine iptal davası açabilme olanağı veren 263.madde, 3.fıkrası AB'nin yasama tasarruflarına kar- şı bireyleri korumaya matuf merkezi bir koruma mekanizması işlevi görmesi amacı ile düzenlenmiştir. Makalede AB'nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşmenin 263.madde, 3.fıkrasında kullanılan tüzük karakterli hukuki tasarruflar kavramının yorumu bağlamındaki tartışmalara yer verilmekte ve 263.madde, 3.fıkranın AB'nin yasama tasarruflarına karşı merkezi koruma mekanizması karakterine açıklama getirilmektedir.
  • Article
    ULUSLARARASI MEDENİ ve SİYASİ HAKLAR SÖZLEŞMESİ’nin ve AVRUPA İNSAN HAK ve ÖZGÜRLÜKLERİ SÖZLEŞMESİ’nin EXTRATERRITORIAL UYGULANMASI
    (2020) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hak ve Özgürlükleri Sözleşmesi insan haklarının korunması bakımından en önemli sözleşmeler olarak kabul edilmektedir. Sözleşmelerin lâfzına göre sözleşmelerin korunmasından istifade etmenin önkoşulu sözleşme tarafı devletlerin egemenlik yetkilerine tabi olmaktır. Devletler ancak günümüzde kendi egemenlik alanları dışında da tasarrufta bulunmaktadır. Devletlerin egemenlik alanları dışındaki tasarruflarının yol açtığı insan hakları ihlâllerinden sorumlu tutulma kriterleri Uluslararası Adalet Divanı’nın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve BM İnsan Hakları Komitesi’nin kararlarında ve görüşlerinde yer almaktadır. Makalede söz konusu kriterler eleştirisel bir yaklaşımla değerlendirilmektedir.