Search Results

Now showing 1 - 10 of 65
  • Article
    Ab Adalet Divanı’nın Hukuk Yaratması Ultra-vires Tasarruf Olarak Görülebilir Mi?
    (2021) Arsava, Ayşe Füsun
    AB Adalet Divanı Taricco II davasında vermiş olduğu kararla İtalyan Anayasa Mahkemesi ile kendi arasındaanayasal kimliğin korunması konusundaki mevcut uyuşmazlığın tırmanmasını önleyebilmiştir. AB Adalet Divanı birönceki kararında İtalyan hukukunun zaman aşımı kurallarının AB’nin Çalışma Usulleri Hakkındaki Sözleşme’nin325. maddesi muvacehesinde uygulanmaması gerektiği sonucuna varmıştır. İtalyan Anayasa Mahkemesi ise budurumu İtalyan Anayasasının kimliğinin korunması ile bağdaşmaz olarak görmüştür. Makalede AB’nin ÇalışmaUsulleri Hakkındaki Sözleşme’nin 325. maddesinin etkisine ilişkin olarak AB Adalet Divanı tarafından getirilengerekçelere ve Taricco I kararında getirilen AB Adalet Divanının hukuk yaratma sınırlarına ışık tutulmaktadır.
  • Article
    SAVAŞ ZARARLARININ ONARIMI VE BİREYSEL TAZMİNAT TALEPLERİ
    (2023) Arsava, Ayşe Füsun
    İkinci dünya savaşı ertesi savaşı kaybeden devletlerin ödediği tazminat Ulusla-rarası Hukukta tazminat konusunun güncellik kazanmasına yol açmıştır. Uluslararası Hukuk uygulamasında günümüzde devletlerin yaptıkları tazminat taleplerinin yerini artan bir şekilde insanlığa karşı işlenen suçlara ve savaş suçlarına ilişkin olarak kişiler tarafından yapılan tazminat taleplerinin aldığı görülmektedir. Savaş suçları ve insanlığa karşı işlenen suçlar nedeniyle bireysel tazminat talepleri bakımından Uluslararası Hu-kukta ancak günümüzde hala sınırlı bir normatif dayanak bulunmaktadır. Tazminat kavramının içeriğinin ve uygulanma alanının Uluslararası Hukukta karmaşık bir konu oluşturması tazminat taleplerinin hukuki dayanağının ve şeklinin uygulamada her somut için özel olarak açıklığa kavuşturulmasını gerektirmektedir. Makalede devletler tarafın-dan ödenen tazminatın kapsamı, bireysel taleplerin tür ve olanakları ve savaş mağdurla-rının vatandaşlığını taşıdığı devletin tazminattan feragat etmesi tartışma konuları olarak ele alınmaktadır.
  • Review
    Egemenlik ve koruma sorumluluğu
    (2011) Arsava, Ayşe Füsun
    İnsan Haklarının uluslararasılaştırılması sürecinde uluslararası kuru- luşlara, özellikle BM’e önemli bir rol düşmektedir. BM anlaşmasını 2.madde,7.bendi açıkça üye devletlerin iç işlerine karışma yasağı getirirken, BM Gü- venlik Konseyi’nin VII.Bölüm çerçevesinde sahip olduğu hakları bu düzenle- meden istisna etmiştir. Bu süreçte koruma sorumluluğu yaklaşımı ile yeni biraşamanın başladığı kabul edilmektedir. Kavramın içeriğinin ortaya koyduğuüzere devletler vatandaşlarına önlenebilir felaketlerden koruma bakımındanöncelikli olarak sorumludur.Ancak devletlerin bu görevi yerine getireme- mesi, yerine getirmek istememesi durumunda uluslararası camianın sorum- luluğu gündeme gelecektir.Devletlerin bir kısmı bunun yeni bir müdahaleteşkil edeceği düşüncesindedir.Günümüzde hiçbir pozitif Devletler Hukukunormunda koruma sorumluğu yer almamaktadır.Koruma sorumluluğununhukuken bağlayıcılık kazanabilmesi için içeriğinin daha açık somutlaştırıl- ması gerekmektedir.
  • Article
    Uluslararası İlişkilerin Kurumsallaşması
    (2022) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası Hukukun dinamik karakteri Uluslararası Hukukun dayanağı olan devletlerin egemenliği prensibine ilişkin yaklaşımlarda ortaya çıkmaktadır. Günümüzde Vestfalya Konferansında ortaya çıkan mutlak egemenlik yaklaşımından sınırlı egemenlik yaklaşımına doğru bir değişim görülmektedir. Egemenlik prensibinde görülen bu değişim Uluslararası Hukukun düzenleme konularının artmasının, uluslararası ilişkilerin kurumsallaşmasının, diğer bir ifade ile ulusal yetki alanının kurumsal ilişkilerle daralmasının bir sonucudur. Mutlak egemenlik iddiaları ve sınırlı egemenlik yaklaşımını bağdaştırma bağlamında BM’e, onun uzman kuruluşlarına ve bölgesel örgütlere önemli sorumluluk düşmektedir.
  • Article
    Arap Baharı ve Demokrasi Hakkı
    (2014) Arsava, Ayşe Füsun
    Arap baharı, Arap ülkelerinde gözlenen demokrasi eksikliği nedeniyle beklenme- yen bir gelişme olarak yorumlanmaktadır. Arap baharı halk ve hükümet ilişkisini dü- zenlemeye yönelik normların uluslararası hukukta yeniden tartışma konusu olmasına ve bu normların demokrasi hakkını kapsayıp kapsamadığı yönünde değerlendirme ya- pılmasına yol açmıştır. Bu bağlamda hükümet şeklinin halk tarafından belirlenmediği nispette yönetimin demokratik olarak nitelendirilemeyeceği görüşünün temsil edildi- ği gibi, halkların Selfdeterminationsright’ından demokrasi hakkının değil, demokra- tikleşme hakkının istihraç edilebileceği görüşünün de temsil edildiği görülmektedir. Devlet uygulamalarının analizi uluslararası hukukta demokrasi hakkının mevcudiye- tini yeterince desteklemektedir. Buna karşılık uluslararası hukukta demokratikleşme mükellefiyetinin bulunduğu varsayım olarak kabul görmektedir. Bu durum yönetimin meşruiyetinin somut hükümet şekline değil, daha çok demokrasiyi geliştirmeye yö- nelik gayretlere bağlı oluğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde uluslararası hukukta otoriter rejimlere karşı yapılan direniş hareketlerine meşruiyet prensibi dayanak oluş- turmaktadır. İnsan hakları içeriği ile meşruiyet prensibi otokratik hükümetler üzerin- de baskı oluşturmaktadır ve belli koşullar altında uluslararası camianın müdahalesini mümkün kılmaktadır. Ancak içerde gerekli koşullar olmadığı nispette dışardan demok- ratikleşme sürecinin dayatılmasının da mümkün olmadığının gözardı edilmemesi ge- rekmemektir.
  • Article
    ULUSLARARASI ADALET DİVANININ YARGI YETKİSİ VE TREATY BODİES
    (2016) Arsava, Ayşe Füsun
    Evrensel nitelikli insan hakları sözleşmeleri günümüzde Uluslararası Adalet Divanı'nın kararlarına ve danışma görüşlerine esas olmaktadır. Makalede Uluslararası Adalet Divanı'nın anlaşmaya yahut uluslararası Adalet Divanı statüsünün 36.madde, 2.fıkrasına istinat eden yargı yetkisini kullanması bakımından insan hakları sözleşmelerinde öngörülen denetim mekanizmasının tüketilmesinin gerekip gerekmediği hususu insan hakları sözleşmeleri örneklerinde ele alınmış ve değerlendirilmiştir.
  • Article
    BREXIT’İN AB’NİN TARAF OLDUĞU ULUSLARARASI HUKUK ANLAŞMALARI ÜZERİNDE DOĞURACAĞI ETKİLER
    (2021) Arsava, Ayşe Füsun
    AB üyesi bir devlet olarak İngiltere çok sayıda uluslararası anlaşmanın tarafı olarak karşımıza çıkmaktadır. AB’nin Çalışma Usul- leri Hakkındaki Sözleşme’nin AB’den çıkma- ya ilişkin 50. maddesi AB’den çıkmanın taraf olunan anlaşmalar üzerinde doğuracağı etki- leri düzenlememektedir. Ekseri uluslararası hukuk anlaşması da bu tür düzenlemeler içer- memektedir. Bu nedenle Brexit’in uluslarara- sı anlaşmalar üzerinde doğuracağı etkilerin genel uluslararası hukuka, özellikle Viyana Anlaşmalar Hukuku Sözleşmesinde kısmen kodifiye edilen teamül hukukuna göre ce- vaplandırılması gerekmektedir. Şüphesiz tüm anlaşmalar için aynı cevapların verilmesini mümkün kılan, genel geçerliliğe sahip kural- lar bulunmamaktadır. Bu cevapların anlaşma taraflarına ve anlaşmanın içeriğine göre fark- lılık gösterdiği görülmektedir. AB’nin özellik- le münhasır yetkileri alanında yapmış olduğu anlaşmalardan Brexit ertesinde İngiltere bakı- mından hak ve yükümlülük doğması mümkün değildir. Buna karşılık AB’nin ve üye devlet- lerin birlikte taraf olduğu karma anlaşmaların prensip olarak İngiltere bakımından bağlayı- cılığı prensip olarak devam edecektir. Maka- lede Brexit’in bir taraftan İngiltere’nin, diğer taraftan AB’nin uluslararası hukuk anlaşmala- rından doğan hakları ve yükümlülükleri üze- rindeki etkileri incelenmektedir.
  • Article
    Aihk’nun Extraterritorial Geçerliliği Bağlamında Aihm’nin İçtihatlarında Görülen Hareketlilik
    (2019) Arsava, Ayşe Füsun
    AİHK, Konvansiyon tarafı devletlere Konvansiyonda öngörülen hakları ve özgürlükleri ülkelerinde temin etme yükümlülüğü getirmektedir. AİHM’nin ancak 1990’lı yılların sonundan itibaren kararlarında AİHK’nun extraterritorial uygulanmasını kabul ettiği görülmektedir. AİHM’nin bu çerçevedeki kararları birbiriyle tam olarak uyumlu görülmemektedir. Makalede AİHM’nin hangi koşullar altında AİHK’nun extraterritorial uygulanmasını kabul ettiği somut karar örnekleri ışığında ele alınmaktadır.
  • Article
    Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı
    (2010) Arsava, Ayşe Füsun
    Azınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.