Search Results

Now showing 1 - 10 of 14
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Master Thesis
    Diğerinin Sesleri: Chinua Achebe'nin Things Fall Apart ve Tayeb Salih'in Season Of Migration To The North Eserlerinde Kolonyal Karşılaştırmalar ve Kimlik Dönüşümü
    (2025) Bratoo, Huda Ammar Taha; Aras, Gökşen
    The dynamic of 'us vs. them' has been central to colonial encounters, manifesting as a clash between Western cultures and the societies they sought to dominate. Postcolonial literature often examines this dichotomy, portraying the disruptive tension between the 'inside' of indigenous cultures and the 'outside' forces of Western imperialism. Chinua Achebe's Things Fall Apart and Tayeb Salih's Season of Migration to the North explore this confrontation, each offering a unique perspective on how colonial and postcolonial encounters redefine identity, culture, and power. While Achebe illustrates the collapse of the Igbo world under the encroachment of British colonialism, Salih examines the lingering psychological and cultural fragmentation caused by Western domination in postcolonial Sudan. Together, these novels interrogate the boundary between 'us' and 'them,' revealing the lasting effects of cultural invasion and resistance. Achebe and Salih both critique the simplistic categorization of the colonizer and the colonized, exploring how the imposition of the 'outside' not only disrupts but also transforms the 'inside,' leaving behind hybrid spaces where identities are reshaped, traditions are reimagined, and power dynamics are contested. In doing so, they underscore the lasting effects of cultural invasion, resistance, and the enduring complexities of postcolonial identity formation.
  • Master Thesis
    Virginia Woolf'un Bayan Dalloway ve Deniz Feneri Eserlerinde Büyük Savaşın Yankıları
    (2025) Çelik, Hilal; Aras, Gökşen
    Bu tez, Birinci Dünya Savaşı'nın etkilerini Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve To the Lighthouse adlı eserlerinde modernizm, bilinç akışı anlatım tekniği ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi ışığında incelemektedir. To the Lighthouse eserinde James Ramsay'in 'Hiçbir şey yalnızca tek bir şey değildi' (138) ifadesi, Virginia Woolf'un tüm eserlerindeki modernist gerçeklik anlayışını oluşturmaktadır. Bu çok katmanlı gerçeklik ve görelilik düşüncesi, Woolf'un anlatım teknikleri ve temaları aracılığıyla yansıtılmaktadır. Hem Mrs. Dalloway hem de To the Lighthouse, savaşın bir sonucu olarak kimlik, zaman ve mekân ile ilgili geleneksel kesinliklerin yıkıldığı, dönüşmüş bir dünyayı tasvir etmektedir. Tezin amacı, nasıl Virginia Woolf'un bilinç akışı tekniği kullandığı ve Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi'nin savaş sonrası dönemde gerçekliğin parçalanmış ve öznel doğasının keşfini analiz etmektir.
  • Article
    TÜRK EDEBİYATININ KLASİK ESERLERİNİN GÜNÜMÜZ TELEVİZYON İZLEYİCİSİNE SUNUMU VE İZLEYİCİ ALGISININ ANALİZ EDİLMESİ
    (2013) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Öktem, Gönül; Yücel, Ali Serdar
    Birçok kültür ve toplumun en önemli değerleri arasında edebiyat eserleri yer alır. Bunlar geçmişten günümüze yansıyan başta yaşanmışlıklar, tarih, kültür ve sanata yönelik yapıtlardır. Oysaki günümüzde bunun tam tersi olarak geçmişteki bu değerler ekonomik bir takım rant ve beklentilerin esiri olmuştur. Bunun da en önemli nedenleri arasında toplumsal beklentilerin karşılanması ve buna paralel olarak bir takım kurum ve kuruluşların bunu bir rant haline dönüştürme düşüncesidir. Bu durumu yine tarih ve sanata verilmeyen önem olarak gösterebiliriz. Birçok alanda olduğu gibi sanat ve edebi eserler noktasında da artık ekonomik beklenti en ön plandadır. Değişen toplum ve kültür anlayışına paralel olarak ortaya çıkan sorunlar yine birçok farklı kurumun stratejik olarak hareket etmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geçmişten günümüze yansıyan klasik Türk edebiyatı içerisinde değerlendirilen eserlerin günümüz televizyon izleyicisine sunulması ve izleyici üzerinde oluşturduğu algının belirlenmesidir. Çalışmamız, son yıllarda bir dizi furyası şeklinde ortaya çıkan televizyon yapıtlarının izleyiciye sunulması ve izleyiciden sağlanan avantajların neler olduğunun belirlenmesidir. Ayrıca seyircinin ilgi ve beğenisini kazanmak amacıyla eserlerde meydana getirilen erozyon ve değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan milli değer kayıpları başta olmak üzere yapılan yanlışlıklar ve olumsuzluklar yazıda gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmada üç edebi eser \"ROMAN\" ele alınmıştır. Bunlar; Aşk-ı Memnu, Hamının Çiftliği ve Yaprak Dökümü'dür. Bu üç eser hakkında öncelikli olarak literatür değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise bu eserlerin televizyona yansıması değerlendirilerek, eserler hakkında televizyon izleyicisinin düşünceleri ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan anket iki farklı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorular, ikinci bölümde ise 5'li likert ölçekten oluşan sorular yer almaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul, Ankara gibi iki büyük ilde yaşayan izleyici kitlesi oluşturmaktadır. Araştırmaya (N=300) kadın ve erkek katılım gerçekleştirmiştir. Anket verileri SPSS 20 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler öncelikli olarak güvenirlilik analizine tabi tutulmuş ve Cronbach's Alfa kat sayısı olarak 0.920 değeri elde edilmiştir. Bu değer çalışmanın oldukça güvenilir olduğunu göstermektedir. Yine veriler farklı analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve sonuç olarak katılımcıların eserlerin orijinal halleri ile televizyonda gösterilen halleri arasında ciddi bir fark olduğuna işaret ettiği saptanmıştır.
  • Article
    The Woman Question as Reflected in Charlotte Brontë’s Villette Through the Female Character Lucy Snowe
    (2011) Aras, Gökşen
    19.yüzyıl İngiltere’sinde “Kadın Sorunsalı,” kadının hem toplum içindeki yeri hem de özel hayatı açısından, bu dönem içinde özellikle kadın romancılar tarafından yazılan romanlarda yansıtılmıştır. Bu romanlardan biri de bir kadın ve kadın romancı olarak benzer sorunları yaşayan Charlotte Brontë’nin Villette adlı romanıdır. Bu roman, kadın sorunsalını, kahramanı Lucy Snowe aracılığı ile aşk ve evlilik; duygusal ve ekonomik özgürlük ve kadın- erkek ilişkileri açısından ele almaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Sömürgecilik Sonrası Siyah ve Asyalı Britanyalı Kadın Romanlarında Toplumsal Cinsiyetlendirilmiş Ulusal Kimliğin Temsili: Zadie Smith'in White Teeth, Monica Ali'nin Brick Lane ve Andrea Levy'nin Small Island Romanları
    (2025) Shaheen, Ahmad; Aras, Gökşen
    Bu doktora tezi, Zadie Smith'in White Teeth, Monica Ali'nin Brick Lane ve Andrea Levy'nin Small Island romanlarının yakın okumaları yoluyla postkolonyal Britanya'da toplumsal cinsiyet temelli ulusal kimliğin inşasını incelemektedir. Siyah ve Asyalı göçmen kadınların deneyimlerine odaklanan çalışma, bu romanların, ırkçılık ve kültürel melezlik baskıları altında kadınların aidiyet duygusunu nasıl müzakere ettiklerini analiz etmek için postkolonyal ve feminist çerçeveleri kullanmaktadır. Göç, ataerkil kısıtlamalar ve kuşaklar arası kimlik oluşumu gibi temaları sorgulayarak araştırma, bu anlatıların durağan Britanyalılık kavramlarını nasıl sorguladığını ortaya koymaktadır. Tez, söz konusu edebi eserlerin ulusal kimliği dinamik ve tartışmalı bir alan olarak yeniden şekillendirdiğini; göçmen kadınların direniş ve uyum yoluyla bu alanda söz sahibi olduklarını savunmaktadır. Birinci ve ikinci kuşak göçmen bakış açılarını karşılaştırmalı analiz yoluyla ele alan çalışma, çokkültürlülük, melezleşme, aidiyet, ulusçuluk ve postkolonyal edebiyatın dönüştürücü potansiyeli üzerine süregelen tartışmalara katkı sunmaktadır.
  • Article
    Edebiyatta Yaratıcılık ve Madde Bağımlılığı
    (2020) Aras, Gökşen
    : Bilindiği üzere, bireyin en büyük arzusu varlığını ispat etmek olmuştur ve kendini gerçekleştirme eylemi de ürettikleriyle özdeşleştirilmiştir. Bu noktada yaratıcılığın insanın en değerli gücü olduğu söylenebilir. Pek çok etkenle şekillenen yaratıcılık, çoğunlukla görünenin ötesini keşfedebilecek algı, sezgi ve ifade gücüne sahip yazar ve sanatçılara atfedilmektedir. Ancak, bu keşif yolunda, yazar ve sanatçıların bilgi ve yetenekleri dışında farklı yöntemlere de ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir. Afyon ve esrarın bazı yazarlar ve sanatçılar tarafından fiziksel rahatsızlıklarının tedavisinde kullanıldığı ifade edilse de bu maddelerin, bu maddelere bağımlı olan yazar ve sanatçıların hayal güçlerine ve yaratıcılıklarına katkı sağlayıp sağlamadığı önemli bir tartışma konusu olmuştur. İngiliz edebiyatının tanınmış yazarlarından Thomas De Quincey, bağımlılığını itiraf ettiği Bir İngiliz Afyon Tiryakisinin İtirafları başlıklı eserinde afyon kullanımına ve etkilerine dikkat çekmektedir. Charles Baudelaire, Yapma Cennetler başlıklı eserinde, afyon ve esrar kullanımı ile ilgili görüşlerini ortaya koymaktadır. Alman edebiyat eleştirmeni ve kültür tarihçisi Walter Benjamin’in Esrar Üzerine başlıklı eseri, 1927-1934 yılları arasındaki uyuşturucu deneylerinin tutanaklarını içermektedir. Bu çalışmanın amacı, yaratıcılık kavramını, afyon ve esrarın on dokuzuncu yüzyılda ve öncesinde kullanım alanlarını, fiziksel ve psikolojik etkilerini, bağımlılık kavramını açıklamak, yukarıda adı geçen üç esere ve uyuşturucu kullandığı iddia edilen yazarlara, özellikle Samuel Taylor Coleridge’e göndermeler yaparak, edebiyat, üretim, yaratıcılık ve bağımlılık ilişkisini değerlendirmektir.
  • Article
    YURT DIŞINDA YAŞAYAN TÜRKLERİN TÜRKİYE'NİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE KATILIM SÜRECİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
    (2015) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Yücel, Ali Serdar
    Türkiye AB ilişkileri sadece siyasi bir süreçten ibaret değildir. Bu süreç içerisinde yaşayan halklar vardır. Bu kişilerin AB'ye ilişkin düşüncelerini, beklentilerini ve yaşam deneyimlerini öğrenmek demokrasi ve onunla ilişkili olarak AB'ye yönelik bilinçli bir kamu (gündemi) oluşturabilmek açısından gereklidir. Türk insanı göçmen statüsü veya vatandaş olarak yıllardır AB ülkelerinde yaşamaktadır. Ancak gelinen noktada Türkiye'nin üyeliğinin artık ne kadar gerekli olduğu ve Türk insanına neler sağlayabileceği sorgulanmaktadır. Bu araştırma, AB deneyimini fiili olarak yaşamakta olan Türk vatandaşlarının Birlik hakkındaki düşüncelerini bilimsel verilerle ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bir anket uygulaması ile desteklenen bu çalışmada önemli bulgulara ulaşılmıştır. Bu araştırmada Yurtdışında yaşayan Türklerin Avrupa Birliği'ne ve Türkiye'nin AB'ye üyeliğine bakış açısı konusu incelenmiştir. Bu bağlamda Avrupa genelinde toplam 6 ülkede 5515 katılımcıya iki bölümden oluşan toplam 35 soruluk bir anket formu uygulanmıştır. Avrupa Birliği hakkında ne derece bilgiye sahip oldukları ve bilgi kaynaklarının neler olduğu, AB'ye ilişkin düşünceleri ve ardından AB ve entegrasyon hakkındaki görüşleri 5'li likert ölçekle sorgulanmıştır. AB'ye ilişkin özelliklerin demografik değişkenlere göre değişim gösterip göstermediği test edilmiştir. Oluşturulan ölçeğin güvenilirliğini test etmek amacıyla Cronbach's alpha analizi uygulanmış ve güvenirlik katsayısı 0,952 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, Türklerin Avrupa kıtasındaki varlığının Türkiye'nin AB'ye üye olma sürecinde bir destek olduğu görülmektedir. Özellikle STK'ların temsiliyeti Türkiye'nin AB'ye girmesi konusunda oldukça destek olmaktadır. Katılımcılar Türkiye'nin AB'ye girmesine imkânsız olarak bakmaktadırlar. Türkiye'nin hiçbir zaman bir AB ülkesi olamayacağına dair inanç yüksektir. Yaş değişkeni ile AB'ye katılım konusunda destek ve ülkeye uyum sorununa ilişkin görüşlerde farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca gelir durumu ülkelere göre farklılık göstermemektedir. Tüm ülke vatandaşlarının gelir düzeylerinin düşük olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ile AB'nin dezavantajlı olduğunu düşünme arasındaki ilişki bağımsız bulunmuştur. Her iki cinste AB dezavantajlı olarak görülmektedir
  • Article
    The English Romantics and The Romantic Imagination: William Wordsworth and Samuel Taylor Coleridge
    (2012) Aras, Gökşen
    Edebiyatın kültürel bağlamdan yoksun olması düşünülemez. Bununla birlikte, edebiyat, okuyucunun edebi metinleri sadece estetik, yapısal ve dilbilimsel boyutları ile değil, kültürel anlamları açısından da yorumlamasına ve değerlendirmesine ve bu sayede aydınlatıcı ve düşündürücü, diğer bir deyişle, yeni ve farklı bakış açıları oluşturmasına yardımcı olan kültürel bir süreçtir. Bu çerçevede, Romantik şiir akımı 200 yıldır en çok okunan ve çalışılan edebi türlerden biri olmuş, ancak bu şiir türünün net bir tanımı yapılamamakla birlikte, sadece bir anlamla sınırlandırılması da mümkün olmamıştır. Aslında, Romantik şiirin son derece karmaşık yapısının yanısıra bu akıma anlam ve bi- çem açısından duyulan ilginin diğer bir nedeni de Neoklasik akımın genel kurallarını altüst etmeyi hedefleyen ruhu ve aynı zamanda bu türü Neoklasik dönemden ayıran en önemli özelliklerinden biri olan hayal gücü kavramına yüklediği anlamdır. Diğer bir nokta ise, farklılıklarına rağmen, Romantik şairlerin hayal gücü olgusuna sergiledikleri benzer tutumlardır. Romantikler ve Neoklasikler arasındaki en temel ayrım ise Romantikler için büyük önem taşıyan hayal gücü teriminin Neoklasikler için aynı derecede öneme sahip olmamasıdır. Bu çalışma, William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge gibi önde gelen Romantik şairlerin, üstün bir zihinsel beceri tanımının atfedildiği hayal gücü kavramını şiirleri aracılığı ile nasıl yansıttıklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
  • Article
    Cyber Terrorism: Technology and Power
    (2012) Aras, Gökşen; Şahin, Özlem Soy
    Siber terörizm, terörizm ve siber uzayın birleşimi olarak ele alınmaktadır. İnternet, 3 boyutlu animasyon ve telekomunikasyon ile ilgili her şey ve bunların tümünün birleşimi, siber uzay kavramının genel bir tanımını oluşturmaktadır. Kısaca, her türlü modern bilgi transferini tanımlamak için kullanılmaktadır. Öte yandan, 20. yüzyılın en büyük paranoyasını oluşturan terörizm ise ideolojik bir amaç uğruna şiddet içeren tüm hareketleri ve bir grubun üyesi ya da üyeleri tarafından sivillerin güvenliğine kastedilmesi ya da bu güvenliğin hiçe sayılmasını ifade etmektedir. Bu son derece modern iki kavramın birleşimi, 20. yüzyılın başlarında Amerikan kültür çalışmalarının en göze çarpan konularından birini oluşturmuştur. Siberpunk Hareketi temsilcileri olarak adlandırılan bir grup yazar, eserlerinde siber terörizm kavramını çok gelişmiş teknoloji ve dünyadaki güç ilişkilerine etkisi bağlamında incelemektedir. Bu yazarlar arasında, özellikle, William Gibson ve Bruce Sterling, insan ve makineler arasındaki ilişkiler, her ikisinin birleşimleri, beyin ve vücudun istilası, siber dünya ve insanın siber uzaydaki konumu, her şeyi etkisi altına alan siber uzayın gücü, teknoloji ve yapay zeka tarafından bilginin kontrolü temalarıyla öne çıkmaktadır. Bu çalışma, yukarıda adı geçen yazarlara ait belli başlı siberpunk romanlarda, siber terörizm kavramının nasıl işlendiğinin kısa bir analizi olmakla birlikte, gerçek yaşama dair örneklere de yer verilecektir .