Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Article
    Shakespeare’s Mastery of Plot and Comedy in Much Ado About Nothing
    (2021) İzmir, Sibel
    It is a well-known fact that WilliamShakespeare, just like many of hiscontemporaries, was influenced by earlierliterary and non-literary sources while he waswriting his plays. However, Shakespeare didnot remain true to the sources by which hewas inspired neither in terms of content norform. Much Ado About Nothing, which hewrote by making use of the features of NewComedy genre that had emerged in theAncient Greece, is undoubtedly an indicativeof his mastery of plot and comedy. Theplaywright, while utilizing the genre of NewComedy, brought novelties to the playshowing his genius and he knitted, so tospeak, the plot structure in a conscientiousmanner. This study aims to analyse themastery of Shakespeare in creating the plotstructure and comedy, to show the features ofthe New Comedy he made use of and toinvestigate the elements which are purelyShakespearean in Much Ado About Nothing.
  • Article
    Liminality, Resilience and Refugeehood in Zinnie Harris’s How To Hold Your Breath
    (2023) İzmir, Sibel
    The dystopian play How to Hold Your Breath (2015) written by Scottish playwright Zinnie Harris not only echoes a bleak future, but also visualises a subversive narrative in which Europe goes through an economic collapse, and Europeans become refugees, trying to immigrate to African countries on boats. Dana, the protagonist who is an expert in customer relations with a university degree and ambitious career plans, and her sister Jasmine are seen getting on a boat and trying to reach Alexandria, Egypt just like many other Europeans. It is not coincidental that Dana’s and her sister’s lives turn topsy-turvy after Dana’s having a sexual intercourse with a man working for the United Nations named Jarron who claims that he is a demon. Due to a couple of catastrophic events orchestrated by the demon, both women get drowned at the end like a majority of refugees in recent years. In this study, the experiences of Dana and Jasmine throughout the play and their resilience will be explored within the framework of the concept of “liminality” with a special focus on the meaning and (im) possibility of going beyond liminality. The article contends that Zinnie Harris in her play critically revisits the refugee problem in order to unsettle Europeans and European politics and to demonstrate how refugees are made the victims of personal/political expediency by ironically putting the audience/readers in a liminal situation.
  • Doctoral Thesis
    Çağdaş Britanya Tiyatrosunda Temsil Edilen Neoliberalizm ve Engelli Bedenlerin Abjeksiyonu
    (2025) Alhas, Melike İrem; İzmir, Sibel
    Bu tez, Ray Harrison Graham'ın Sympathy for the Devil (2002), Kaite O'Reilly'nin peeling (2016) ve Francesca Martinez'in All of Us (2022) adlı oyunlarının, engelli bireylerin 21. yüzyıl Britanya toplumundaki abjeksiyonunun kaynağı olarak neoliberal ideolojiyi gösterdiğini savunur. Engellilikle ilgili kişisel deneyimlerinden yola çıkan bu oyun yazarları, üretkenlik, özerklik ve kendi kendine yetebilme gibi değerleri kapsayıcılığın ve bireysel değerin göstergesi olarak yücelten sosyo-politik yapıyı eleştirmektedir. Bu bağlamda, bireylerin neoliberal normlara uymaması, farklı biçimlerde deneyimlenen abjeksiyonla sonuçlanmaktadır. Çalışmada Judith Butler'ın toplumsal abjeksiyon kavramı ile Ryan Thorneycroft'un öz-abjeksiyon anlayışı temel alınmıştır. Butler, toplumsal düzeni tehdit eden bedenlerin dışlanmasına odaklanırken; Thorneycroft, engelli bireylerin egemen normları içselleştirerek kendilerine yönelttikleri tiksintiyi analiz etmektedir. Bu kuramsal çerçeve, oyunların abjeksiyonu bir sakatlığın sonucu değil, neoliberal beklentilerin ürettiği ve pekiştirdiği bir durum olarak ortaya koyduğunu göstermektedir. Bu tez, aynı zamanda David Mitchell ve Sharon Snyder'ın anlatı protezi olarak adlandırdıkları anlatı yapısını, incelenen bu oyunların reddettiğini savunur. Anlatı protezi, engelli karakterleri genellikle sembolik araçlara veya diğer karakterlerin gelişimine hizmet eden edilgen figürlere indirger. Oysa Sympathy for the Devil, peeling ve All of Us, engelli karakterleri direnişin karmaşık özneleri olarak ön plana çıkarır; bu karakterler hem geleneksel dramaturjinin hem de neoliberal söylemin ideolojik temellerini ifşa eder ve sarsar. Estetik biçim, politik eleştiri ve bedensel deneyim üzerinden yapılan analizle, bu tez söz konusu oyunların temsile ve bedensel varoluşa dair alternatif modeller sunduğunu ortaya koymaktadır. Engelli kimlikler bir eksiklik ya da trajedi alanı olarak değil, sağlamcı varsayımları istikrarsızlaştıran, yıkıcı ve yaratıcı güçler olarak sunulmaktadır. Bu yaklaşımları sayesinde oyunlar, engelliliği kültürel eleştirinin merkezine yerleştirerek toplumsal düzenin radikal biçimde yeniden tahayyül edilmesine katkı sunmaktadır. Anahtar Sözcükler: Britanya tiyatrosu, Engellilik, Neoliberalizm, Abjeksiyon, Sağlamcılık.
  • Master Thesis
    Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve D. H. Lawrence'ın Lady Chatterley's Lover Adlı Romanlarında Kısıtlanma Olarak Evlilik
    (2025) Çankır, Aleyna Nur; İzmir, Sibel
    Bu tez, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 20. yüzyıl İngiltere'sinde var olan sınıf ve toplumsal cinsiyet sorunlarını feminist eleştiri ışığında Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve D. H. Lawrence'ın Lady Chatterley's Lover adlı eserlerinde inceleyecektir. 20. yüzyıl İngiltere'sinde kadın kurtuluş hareketlerinin daha görünür olması ve kadınların oy kullanma hakkının yaygınlaşmasıyla beraber, kadınların kamu alanlarına, siyasi işlere ve işgücüne katılımları ivme kazanmıştır. Buna rağmen, Viktorya döneminin izlerini taşıyan 20. yüzyıl İngiliz toplumunun kültürel yapısında, kadının evlilikteki ve toplumdaki yeri hala geleneksel bir bakış açısıyla sınırlıdır. Bu tezde, Birinci Dünya Savaşı sonrası birey ile toplum arasındaki çatışmayı anlatan Mrs. Dalloway (1925) ve Lady Chatterley's Lover (1928) adlı romanlar, kadın, evlilik ve toplum çerçevesinde ele alınacaktır. İki farklı roman ve bu romanların kadın karakterleri üzerinden dönemin toplumsal norm ve kuralları göz önünde bulundurularak feminist kuramcıların düşünceleri ışığında evlilik kadın açısından kısıtlanmaya sebebiyet veren bir kurum olarak analiz edilecektir. Bu bağlamda, incelenen iki romanda da kadın karakterler eğitimli ve toplumda statü sahibi olmalarına rağmen evliliklerindeki baskılardan kurtulamamışlardır. Bu tez aracılığıyla bahsi geçen romanlardaki sınıf, kadın ve evlilik temelli konulara feminist bir bakış açısıyla yaklaşılması amaçlanmaktadır.
  • Master Thesis
    Bedenlerin Kontrolü ve Yaşamların Şekillendirilmesi: ''Never Let Me Go' ve 'Brave New World' Romanlarında Biyoiktidar ve Biyopolitik Stratejiler
    (2025) Budanır, Ömer; İzmir, Sibel
    Bu tez, Aldous Huxley'in Brave New World ve Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go adlı eserlerinin kurgusal dünyalarında Michel Foucault tarafından ortaya konulan biyoiktidar ve biyopolitika kavramlarını, kontrol mekanizmaları, üreme düzenlemeleri ve normalleştirme tekniklerinin uygulanması açısından incelemeyi ve bu kavramların geçerliğini araştırmayı amaçlamaktadır. Biyoiktidar ve biyopolitika kavramlarını daha iyi anlamak amacıyla yapılan literatür taraması Foucault'nun güç kavramına bakışının analizi ile başlamaktadır. Distopik toplumların anlatıldığı her iki romanda, bireylerin bedenleri, yaşamları ve seçimleri üzerinde hakimiyet kuran dış güçler tarafından sistematik olarak kontrolü ve şekillendirilmesi incelenmektedir. Bu romanlardaki klonların üzerlerinde tam kontrolün uygulanması ve klonların bu tarz toplumlardaki davranışları analiz edilmektedir. Karşılaştırmalı analiz, biyoiktidarın bu kurgusal dünyalardaki anlatımlarının farklılık ve benzerliklerini araştırmaktadır. Tez, kendi boyun eğmelerini içselleştiren uysal bedenler üretmek için biyopolitik mekanizmaların dil, eğitim kurumları ve cinselliğin düzenlenmesi yoluyla nasıl işlediğini dikkate almaktadır. Ayrıca, bu çalışma, bütüncül sistemler içinde ortaya çıkan direniş biçimlerini inceleyerek Never Let Me Go eserindeki Kathy, Tommy ve Miss Lucy ile Brave New World eserindeki Savage John'un özerkliklerini ortaya koyma çabalarını analiz etmektedir. Bu tür karşı koymalar, özgür irade, biyoteknolojinin etik sınırları ve devletin insan yaşamı üzerindeki kontrolünün ahlaki sonuçları gibi kritik meseleleri ön plana çıkarmaktadır. Bu tezde, bu kurgusal dünyalar biyopolitik bir bakış açısıyla incelenmekte ve çağdaş edebiyatın iktidar biçimlerini dikkate alan bir okuma ve analiz yöntemi ortaya konmaktadır.
  • Article
    Shakespeare Oyunlarında Yozlaşmanın Aynası: İntikam
    (2023) İzmir, Sibel
    Genel anlamda intikam oyunu, kahramanın bazen hayali olarak, bazen gerçekte adaletsizliğe ve/veya hasara maruz kaldığı ve haksızlığa uğradığı için intikam peşinde koştuğu Kraliçe Elizabeth ve Kral James dönemi dramasının bir türüdür. Erken modern kültürde intikam kavramına yaklaşım çelişkiler içerirdi. İntikam feodal dünyada kabul edilen ve onaylanan bir şeydi. Ancak erken modern dönemde intikam alma sorumluluğu yalnızca Tanrı'ya aitti. İntikamcının başarısıyla sonuçlanan oyunlar, feodal kuralların Hıristiyanlığın içerdiği değerlerden daha güçlü olduğunun göstergesidir. Hıristiyanlıkta tek intikamcının Tanrı olabileceği şeklindeki intikam anlayışı, hükümdarın Tanrı'yı temsil ettiğine inanıldığı için aslında övülmüştür. Dolayısıyla erken modern dönem intikam oyunları, özellikle de intikam trajedileri konuya ilişkin bu ikili düşünceyi yansıtıyordu. Şüphesiz Shakespeare, Rönesans döneminin intikam kavramına karşı kendi zamanının kararsız yaklaşımını örnekleyen oyun yazarları arasındaydı. Bu çalışma, Shakespeare'de intikam kavramına odaklanarak yazarın Venedik Taciri, Julius Caesar ve Hamlet adlı oyunlarında intikam temasını sosyal/siyasi yozlaşma ve eşitsizliği yansıtmak ve hatta vurgulamak için kullandığını göstermektedir. Bu nedenle makale, Shakespeare'in intikam tasvirinin seçilen oyunlarda adaleti ve yargı sistemini resmetmek için sağlam bir metafor haline dönüştüğünü ileri sürmektedir.