Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Master Thesis
    Asetilkolin Esteraz İnhibitörleri Biyokimyasal Analizi Gibi Piyasada Bulunan Antihipertensif İlaçlar: Kaptopril And Lisinopril
    (2018) Elbanna, Ahmed Eıd Abdelbasset Abdallah Elbanna; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Asetilkolin esteraz inhibitörleri kemoterapötik ilaç direnci veya kanser gelişimiyle ilişkisi merak edici bir konudur.Bunula ilgili belli bir kanıtlama yoktur. Bu çalışmada, ilk defa laboratuvarda seçilmiş ACE inhibitörlerin ilaçlarının şu enzimler üzerine etkisini incelemekteyiz: Super Oxide Dismutaz (SOD), Catalaz (CAT), Glutathione Peroxidaz (GPx) ve Glutathione-S- Transferaz (GST). Bunun yanında, ilaçların çözünürlüğü ve istikrarı belli koşullar altında muhaveze edilğinde uğradığı değişimler tespit edilmektedir Sodium phosphate tamponlar ve PH:6.5 ve 7 kullanılmıştır. İlaçlar ise +4 C ve -20C derecede muhavaze edimiştir. 30 gün boyunca ilaçlar hiç bir değişikliğe uğramamıştır ( enzim denemesini yapmak için gereken süredir). Kaptopril SOD enzimini 98% GST enzimi 85% orantıyla, CAT enzimi ise sadece 5% ve GPx enzimini 11% orantıyla engellemiştir. Ancak Lisinopril SOD enzymi 99% orantıyla, GST enzimi 98% orantıyla, CAT enzimi ise 70% ve GPx enzimini 53% orantyla engellemiştir.
  • Master Thesis
    Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması
    (2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Murat
    İnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.
  • Master Thesis
    K562 HÜCRE HATTI TEDAVİSİNDEKİ İLAÇLARIN BİRLEŞTİRİLMESİ ETKİSİ
    (2019) Alarbı, Akhlas Salem Mohmed; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Günümüzde kanser tedavisi için yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Ne yazık ki, kanser tedavisi birçok nedenden dolayı çok zordur. Bunlardan İlki ilaç direncidir. İlaç direncine kalıcı bir çözüm bulmak için günümüzde yeni yöntem ve tekniklere yaklaşılmaya çalışılıp buna bağlı olarak ilaç etkinliği arttırdı. Bu çalışmada kronik Miyeloid lösemi Hücre hatları (K562) kullanılarak, sadece Doxazosin, Genistein, SU6656 ve Adriamycin' ilaçlarının tek başına ya da kombinasyon şeklinde verilerek hücrenin Glutatyon-S-transferaz (GST), Superoksit dismutaz (SOD) ve protein tirozin kinaz (PTK) aktivitesi üzerindeki etkileri çalışılmıştır. Sonuçlar, K562 hücrelerine uygulanmış farklı Genistein konsantrasyonlarının GST aktivitesi üzerine etkisinin, kullanılan ilacın konsantrasyonuyla doğrudan orantılı olduğunu göstermiştir. K562 hücrelerinin farklı konsantrasyonlarda Genistein ve 7.5 µM Doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde verilmesi ile, kontrolle karşılaştırıldığında. GST aktivitesinin kademeli olarak azaldığı görülmüştür. Diğer taraftan, hücreler farklı konsantrasyonlarda SU6656 ve 7.5 µM Doxazosin konsantrasyonları ile muamele edildiğinde, en yüksek GST aktivitesi en yüksek SU6656 konsantrasyonunda bulunmuştur. K562 hücreleri üzerine 7.5 µM Doxazosin uygulandığında, GST aktivitesi, kontrol ile karşılaştırıldığında azalmıştır. Ancak GST aktivitesinin, 0.5 µM Doxazosin'de arttığı görülmüştür. Deneysel sonuçlara göre K562 hücrelerinin farklı konsantrasyonlarda Genistein ve 7.5µM doksazosin ile ayrı ayrı muamele edildikten sonra SOD aktivitesinin kontrole göre tüm konsantrasyonlarda arttığı bulunmuştur. Doxazosin 7.5µM'i değişken konsantrasyonda genisteinle birlikte uygulanırken, sonuç, kombine ilaçların, formazan oluşumunu, her bir ilacın tek başına kullanıldığı sonuçtan 10 kat daha fazla arttırdığını gösterdi. Hücreler, değişken Adriamisin konsantrasyonuyla birlikte 7.5 µM doksazosin ile işlemden geçirilirken, SOD aktivitesi artmıştır. Protein tirozin kinaz sonucuna göre, K562 hücreleri üzerindeki PTK enziminin aktivitesinin, 7.5 µM Doksazosin ile muamele edildikten sonra veya tek başına ve kombinasyon halinde değişken konsantrasyon Genistein kullanarak azaldığını göstermiştir. K562 hücrelerinde PTK aktivitesi Adriamisin kullanılarak artmıştır. 7.5 µM Doxazosin ve değişken SU6656 konsantrasyonunda kombinasyon halinde PTK aktivitesi azalmış ve K562 hücreleri 7.5 µM Doxazosin ve değişken konsantrasyondaki Genistein ile muamele edildiğinde PTK aktivitesi azalmıştır. Sonuç olarak, Doxazosin mesilatın, Genistein ve SU6656'dan daha az toksik olduğu gösterilmiştir. Doksazosin kullanıldıktan sonra PTK aktivitesi azalmıştır. Bununla birlikte, Genistein, ilaç direncini azaltma avantajı olan GST enzim aktivitesi için güçlü bir inhibitör olarak düşünülebilir. Öte yandan, sonuçlara göre Adriamisin, K562 hücreleri üzerinde en güçlü toksik etkiye sahiptir, ancak Doxazosin; Genistein ve SU6656 ile Adriamycin'in birlikte kullanıldığında toksisitesini azaltmıştır.
  • Master Thesis
    Birleşik İlaç Tedavisinin Hl60 Hücreleri Üzerine Etkisi
    (2019) Aljadı, Hanan Salem Saıd; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Önceki çalışmalar, başka bir ilacın sinerjistik etkisine bağlı olarak bir ilacın etkinliğini artırarak ve ilaca karşı direncin üstesinden gelmekle birlikte, çeşitli kanserlerin tedavisinde ilaç kombinasyonunun kullanılmasının avantajlarını göstermiştir. Bu çalışmada tek başına ve kombinasyon halinde farklı ilaçlar kullanılmıştır. Bu ilaçlar, antihipertansif ilaç olarak kullanılan ve son zamanlarda antitümör ilaç olarak kullanılan selektif adrenerjik reseptör olan Doxazosin Mesilat'tır. Bir diğer ilaç, Genistein, farklı kanser türlerini tedavi etmek için kullanılan doğal bir antikanser ilacıdır. Son olarak hem sağlıklı hem de kanser hücrelerinde yüksek toksisiteye sahip güçlü bir antikanser ilacı olan SU6656 aynı zamanda bu çalışmanın toksisite kontrolü olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada tek başına veya kombinasyon halinde kullanılan ilaçların insan lösemi hücrelerinin (HL60) hücre büyümesi ve antioksidan enzimler Glutatyon-S-transferaz (GST) ve Superoksit Dismutaz (SOD) üzerindeki etkilerini araştırıp bu hücrelerin Protein Tirozin Kinazın (PTK) aktivitesi üzerine de etkileri de çalışılmıştır. Bu çalışmada ilk olarak, insan lösemi hücre hatları kullanılarak, her ilacın farklı konsantrasyonları tek olarak ve daha sonra farklı kombine ilaç konsantrasyonları tabi tutularak ilaç etkileri araştırıldı., her ilacın kendisi ve ilaç kombinasyonunun hücre canlılılığı üzerine etkisi tripan mavisi metodu kullanılarak yapıldı. Doksazosin mesilatın, genistein ve SU6656 ile karşılaştırıldığında insan lösemi hücrelerinin (HL60) büyümesinde daha az toksik etkisi olduğu görüldü. Ortaya çıkan sonuçlar göstermiştir ki, 0.312 uM genistein ile 7.5 uM doksazosin mesilat kombinasyonunda, antikanser ilaç genisteinin sitotoksik etkisi önemli ölçüde artmıştır. SU6656'nın insan lösemi hücrelerinde daha toksik etkisi olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada kullanılan ilaçların etkisinin PTK enziminin aktivitesine ek olarak GST ve SOD antioksidan enzimlerinin aktivitesinin ölçülmesi bu enzimlerin kaynağı olarak kullanılan insan lösemi hücrelerinin kullanılmasıyla gerçekleşmiştir. Enzim sonuçları, Doxazosin mesilat ve genisteinin, tek başına veya kombinasyon halinde GST aktivitesini inhibe ettiğini, SU6656'nın ise GST aktivitesini indüklediğini göstermiştir. Doksazosin mesilat ve SU6656, SOD enziminin aktivitesini indüklerken, tek başına doxazosin mesilat ile kombinasyon halinde genisten, HL60 hücrelerinin SOD aktivitesini inhibe etmiştir. Protein tirozin kinazın aktivitesi, tek başına ya da genistein ile kombinasyon halinde doksazosin mesilat ile indüklenmiştir. Genistein sadece daha yüksek dozlarda PTK aktivitesini ve en düşük dozlarda PTK aktivitesini indüklemiştir. Tek başına SU6656 ve doksazosin mesilat ile kombinasyon halinde PTK aktivitesini inhibe etmiştir.
  • Master Thesis
    Phellinus Torulosus Mantar Özütünün Antioksidan Enzimler Üzerinde Etkisi
    (2017) Alsamrraey, Maıser Zaıd Mohye; İşgör, Sultan Belgin
    Serbest radikaların zararlarını engellemek amacı ile Antioksidan olarak önemli rol oynayan doğal kaynakları bulmak için son zamanlarda artan bir ilgi oluşmuştur. Her ne kadar literatürde mantarlarla ilgili çalışmalar yapılmışsa da, Phellinus torulous detaylı olarak incelenmemiştir. Bu çalışmada Phellinus torulous mantar özütünün, toplam fenol ve flavonoid içerikleri, serbest radikal süpürücü etkinliği DPPH serbest radikalı ile test edilirken, antioksidan özelliği, Katalaz (KAT), süperoksit dismutaz (SOD) ve Glutathione-s-transferaz (GST) enzimleri ile test edilmiştir. Bu çalışma da, soğuk su, sıcak su, metanol ve etanol kullanarak dört farklı mantar özütü hazırlanmıştır. Etanol özütü en yüksek toplam fenol ve flavonoid içeriği sahip olmasından dolayı (sırasıyla 625.125 μg/ml, 463.5 μg/ml) mantara ait radikal süpürücü etki ve antioksidan özellik tespiti aşamalarında etanol özütü kullanılmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün radikal süpürücü etkisi DPPH serbest radikali kullanarak test edilmiştir. Gallic acid ve quercetin standartları kullanarak yapılan bu çalışmada mantar özütünün radikal süpürücü etkinliği tespit edilmiş ve bunun için IC50 değeri 0,04352 g/l olarak hesaplanmıştır. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün antioksidan özelliğini, GST enzimi üzerine etkisinin çalışılması ile gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar göstermiştir ki mantarın özütü enzim aktivitesini %60 oranında inhibe etmiştir. Phellinus torulosus mantarının etanol özütünün GST enzimi üzerine etkisi için IC50 değeri 0,1609 - 0,9076 g/l aralığında hesaplanmıştır. Yine bu çalışma Phellinus torulosus mantarı etanol özütünün KAT ve SOD enzimleri üzerinde etkinliğini olmadığı her iki enzim için %15 den az inhibasyon sonucunda bağlı olarak gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Stachys Cretica Lamiaceae Bitkisinin Metanol Özütünün Tıbbi Potansiyel Analizi ve Izolasyon Çalışması
    (2017) Alı, Saada S. Abdulgadar; İşgör, Sultan Belgin
    Dogal ürünlerin antioksidan aktivitelerinin çalışılması bu yapıları serbest radikaller ve onların etkilerine karşı yüksek koruma özelliklerinden dolayı avantajdır. Bu çalışmada Stachys cretica bitkisinin yaprakları fenolic ve flavonoid içerik açısından incelenmiş, anti oksidan enzimler üzerine etkisi araştırılmıştır. Kolon kromatagrafisi ve ince tabaka kromatografileri kullanılarak fraksiyon ayrıştırması yapılmıştır. Anti oksian enzim çalışmaları için Glutatyon-S-transferaz, süperoksit dismutaz ve katalaz enzimleri kullanılmıştır. Bitki özleri, metanol yöntemleriyle hazırlanmıştır. Fraksiyonların toplam fenolik ve flavonoid içeriği açısından karşılaştırılmış, en yüksek toplam fenolik bileşi içeren fraksiyon enzim analizlerinde kullanılmıştır..Glutatiyon-S-transferaz (GST) enzimi üzerine bitki yapraklarının inhibitör etkisi % 100 olarak bulunmuş ve bu enzim için IC50 değeri2.639 g / L olarak hesaplanmıştır. Bitki yapraklarının superoksit dismutaz (SOD) ve Katalaz enzimleri üzerine inhibitör etkisi sırsıyla % 80 ve % 90 dan az olarak bulunmuş yine bu enzimlere ait , yarım maksimum inhibisyon konsantrasyon değeri IC50 degerleri SOD için 0.7230 g / L iken katalaz için 0.1474g/L olarak hesaplanmıştır.
  • Master Thesis
    Antihipertansif Kalsiyum Kanalı Bloker İlaçlarının Biyokimyasal Analizi
    (2017) Maged, Mustafa; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Birçok çalışma kalsiyum kanal önleyici ilaçların, özellikle Diltiazem ve Verapamil'in kanser riski veya kemoterapötik ilaç etkinliği ile aralarında bağ bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu çalışmada, piyasada varolan ilaçlardan diltiazem ve verapamil'in antioksidan enzimler; Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz (CAT), Glutatyon Peroksidaz (GPx), ve Glutatyon-s-tramsferaz (GST) üzerine olan etkileri ve bu yolla kanser gelişimi veya kemoterapötik ilaç direnci ile ilişkileri, bildiğimiz kadarıyla literatürde ilk defa test edilmiştir. Bu çalışmada ilaçların çözünürlüğü, belli miktardaki ilaçların su, methanol ve fosfat tamponu (100 mM, pH 6.5) gibi farklı çözücülerle çalışılmıştır. En yüksek çözünürlüğün fosfat tamponuyla bulunması nedeniyle kararlılık testleri bu çözücüyle gerçekleştirilmiştir. Kararlılık testlerinde ilaç ekstreleri 4ºC de saklanmış ve günlük olarak diltiazem için 236 nm ve verapamil için 278 nm dalgaboyunda absorpsiyon ölçümleri yapılmıştır. İlaçların ikisinin de 49 gün boyunca 4ºC'de kararlı olduğu bulunmuştur. Enzim aktivitelerine olan etkileri ilaçların farklı dozlarında analiz edilmiş ve sonuçlar kontrole kıyasla inhibisyon yüzdesi olarak verilmiştir. Sonuçların ortaya koyduğu biçimiyle Diltiazem ve Verapamil SOD enziminin faaliyetini yaklaşık %90 oranında arttırmıştır. İlaçların GST üzerindeki etkisi; Verapamil için enzim aktivitesi %100 oranında artarken, Diltiazem %22'den düşük inhibisyon yaptığıdır. GPx için sonuçlar Diltiazem'in %90, Verapamil'in ise %100 oranında inhibisyon yaptığı şeklindedir. Diğer yandan CAT enzimi ile yapılan çalışmaların sonucunda Diltiazem ve Verapamil'in herhangi bir önemli etkiye yol açmadığı görülmüştür.
  • Master Thesis
    Titanyum Dioksit Nanopartikülleri Eklenmiş Polianilin Hazırlanması ve Antibakteriyel Yanıt Analizi
    (2022) Altmarı, Maha; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Murat
    Because of an increase the bacterial attack in different sectors of our life, it become necessary to search about a new antibacterial material.The aim of this research is to produce an anti-bacterial and environmentally friendly material used as a surface coating to reduce diseases caused by bacterial infection. In this work, we prepared polyaniline (PANI) by using the chemical polymerization of aniline with ammonium persulfate (APS), after that we used commercially available titanium dioxide nanopowder for preparation (PANI-TiO2) nanocomposite material by chemical polymerization.The morphologies, structures, and elemental composition of the nanocomposite material are characterized by using TEM, SEM and EDX. After that,study the antibacterial activity of TiO2, PANI and(PANI-TiO2) nanocomposite was investigated by using E. coli and S. aureus.The results of this study show that no antibacterial effect of TiO2 and PANI NPs for each type of bacteria, but the antibacterial effect for (PANI- TiO2) was very weak on S. aureus and very strong on E. coli.
  • Master Thesis
    Senesens Etkisinin Mg-63 (insan Osteokarsitom) ve Mc3t3-e1 (fare Pre-osteoblast) Hücre Hatları için Antioksidan Yanıtının İncelenmesi
    (2023) Ayan, Fırat; İşgör, Sultan Belgin
    Yaşlanma ve yaşlanmanın etkileri birçok araştırmacı tarafından ortaya konulmakla beraber, yaşlanmanın canlı biyolojisi üzerindeki etkileri günümüzde hala araştırılmaktadır. Bu çalışmada, pek çok bilimsel çalışmada kullanılan insan osteosarkoma (MG-63) ve fare kemik öncül hücrelerinin (MC3T3-E1) yaşlanmaya karşı antioksidan enzim cevapları; Süperoksit Dismutaz, Glutatyon-S-Transferaz (GST), Glutatyon Peroksidaz (GPx) ve DPPH aktiviteleri kullanılarak incelenmiştir. Bu incelemeyi yapmak için öncelikle hücrelerin protein içerikleri bulunmuş ve sırasıyla MG-63 yaşlı 0,05 mg/mL, MG-63 genç 0.05 mg/mL, MC3T3-E1 yaşlı 0.05 mg/mL ve MC3T3-E1 genç için 0.03 mg/mL olarak bulunmuştur. Enzim aktiviteleri ise 10, 15, 20, 25, 30, 35, 40 ve 45. pasajlar için karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Görüldüğü üzere, GST, GPX aktiviteleri yaşlanan kanser hücrelerinde daha yüksek bulunmuştur. Fakat SOD aktivitesinin yaşlanan öncül kemik hücrelerinde daha yüksek olduğu görülmüştür. DPPH aktivitesinde ise yaşlanmış kanser hücrelerinin %71,2 ile en yüksek oksidant süpürücü etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Öte yandan her iki hücre hattının da S-A-β-Galaktozidaz boyamaları yapılarak, yaşlanmaya bağlı β-Galaktozidaz birikimleri kalitatif olarak incelenmiştir ve mavi ışıma birikiminin yaşlı osteosarkom hücrelerinde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Son olarak hücre kinetikleri incelenmiş ve kullanılan her iki hücre hattının da yaşlı ve genç pasajları için ikilenme süreleri ve özgül üreme hızları bulunmuştur. Hücrelerin ikilenme süreleri MG-63 yaşlı 4,45 saat MG-63 genç 2,48 saat, MC3T3-E1 yaşlı 3,04 saat ve MC3T3-E1 genç için 3,30 bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yaşlanma; Senesens; Antioksidan Enzimler; Süperoksit Dismutaz (SOD); Glutatyon-S-Transferaz (GST); Glutatyon Peroksidaz (GPx); β-Galaktozidaz; MC3T3-E1; MG-63; Telomeraz; Telomer Kısalması
  • Master Thesis
    Algınate Mıkroskurelerı ve İlaç Taşıyıcı Olarak Nanokurelerın Sentezi için Karşılaştırmalı Calısmalar
    (2018) Alzawı, Hana M.hamad; İşgör, Sultan Belgin; İşgör, Yasemin Gülgün
    Çalışmanın amacı, alginat mikrosferleri ve nanosferlerin sentezi için kullanılan yöntemleri karşılaştırmak ve ilaç dağıtımında gelecekte kullanılacak aljinat parçacıklarının en iyi boyut ve küresel şeklini elde etmektir. Bu amaçla dört grup yöntem uygulandı, her yöntem grubuna aynı protokol bazı değişikliklerle takip edildi. Birinci grubun altı metodu iki tip yüzey aktif cismi arasında mukayese edildi ve aynı zamanda aljinat ile surfaktan arasındaki oran da karşılaştırıldı. Ayrıca, aljinat, yüzey aktif madde ve çapraz bağlayıcıların karıştırma süresi ve konsantrasyonları ile ikinci gruptaki yedi yöntem karşılaştırıldı. Üçüncü çalışma grubunda, düşük viskozite yerine alginat orta viskozitesinin kullanımını karşılaştıran ve çapraz bağlayıcı (CaCl2% 46, CaCl2% 60, MnCl2% 60, ZnCl2% 60) farklı tür ve konsantrasyon kullanmaya çalışan dört yöntem vardır. Çalışmamızın son grubu, iki tip polivinil alkolün (düşük molekül ağırlıklı ve yüksek moleküler ağırlıklı) ve çapraz bağlayıcıların farklı türlerini (CaCl2% 60, MnCl2% 60, ZnCl2% 60) karşılaştıran altı yöntem içeriyor. Laboratuvarımızda yirmi üç yöntemden elde edilen en iyi sonuç, alginat% 1 (düşük viskozite) ile PVA% 2 (düşük moleküler ağırlıklı) kullanıldığında hazırlanan aljinat mikrosferlerin çapı 5μm olan dördüncü grubun ilk yöntemi idi), AOT %5 ve kalsiyum klorür % 60.