Search Results

Now showing 1 - 10 of 98
  • Article
    Beşeri Değerler ile Devamsızlık Tutumları ve Gerekçeleri Arasındaki İlişkiler
    (2016) Demirutku, Kürşad; Tekinay, Sena
    Bu çalışma, beşeri değerler ile devamsızlık tutumları ve devamsızlık gerekçeleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla yapılmıştır. Ankara'da bulunan bir vakıf üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören 180 öğrenci ile bir korelasyon çalışması yürütülmüştür. Katılımcıların değer yönelimleri Potre Değerler Anketi (Schwartz ve diğerleri, 2012) kullanılarak, devamsızlık tutumları ise semantik farklılıklar ölçeği ile ölçülmüştür. Ayrıca öğrenciler, ilgili alanyazından hareketle bu çalışmada kullanılmak üzere geliştirilen ölçekler üzerinde, çeşitli gerekçelerle dersi olduğu halde okula gitmeme ve okula gittiği halde derse girmeme sıklığını rapor etmişlerdir. Korelasyon analizleri hazcılık ve uyarılma değerlerine verilen önemin devamsızlık tutumları ve gerekçeleriyle olumlu, özyönelim ve uyma değerlerine verilen önemin ise olumsuz ilişkiye girdiğini göstermiştir. Devamsızlık ile ilişkili tutum ve gerekçelerin çeşitli değerleri ifade etme işlevine sahip olabileceği önerilmiştir. Sonuçlar, araştırmanın ölçüm ve örneklem özellikleri ile ilişkili kısıtlılıkları hesaba katılarak tartışılmış ve bunlara ilişkin gelecek çalışma önerileri sunulmuştur.
  • Article
    YÜKSEK SICAKLIK PROTON DEĞİŞİM MEMBRAN YAKIT HÜCRESİ MİKROKOJENERASYON UYGULAMASININ DENEYSEL VE TEORİK İNCELENMESİ
    (2018) Devrim, Yılser; Yapıcı, Ekin Özgirgin
    Bu çalışmada, yüksek verimlilikleri ve çevre dostu teknolojiler olmaları sebebiyle tercih edilen, güvenilir güç üretim tekniklerinden biri olan yüksek sıcaklık proton değişim membran (YSPEM) yakıt hücreleri kullanılarak bir evsel mikro-kojenerasyon (birlikte ısı-güç) sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan sistem, YSPEM yakıt hücresi tarafından üretilen elektrik gücü ve faydalı ısının kombine bir şekilde, kullanılmasını içermektedir. Hücrenin çalışması sırasında, yüksek performans ve kararlı güç üretimi sağlanabilmesi için hücre içerisinde üretilen ısının uzaklaştırılması ve hücre içi sıcaklığın sabit kalması gerekmektedir. Bu sebeple tasarlanan yenilikçi soğutma sisteminin atık ısısı, sıcak su ısıtmasında kullanılacak olan ısıl enerjinin teminini sağlamaktadır. Böylelikle toplam verim basit çevrimlere göre yaklaşık iki katına çıkabilmektedir. Çalışma kapsamında tasarlanan 225 W gücünde YSPEM yığını 160°C çalışma sıcaklığında hidrojen ve hava gazları ile test edilmiştir. Çalışması sırasında sıcaklığın hücre içerisinde homojen olarak dağılımı, hücrenin kısa sürede gerekli çalışma sıcaklığına ulaşabilmesi, yakıt hücresinde oluşan ısının hücreden sürekli olarak uzaklaştırılabilmesi için yakıt hücresi yığını soğutucu akışkan (Isı Transfer Yağı 32-Petrol Ofisi) kullanılarak soğutulmuştur. Hücre izolasyon malzemesi seçimi ve kalınlığı, doğal taşınım ve radyasyon yolu ile ısı kaybı hesabıyla belirlenmiştir. Maksimum verim çalışma koşulları için mikro-kojenerasyon sisteminin su giriş çıkış sıcaklıkları, su ve soğutucu akışkan debileri, uygun boru çapı hesabı ve pompa güç hesabı yapılarak nihai sistem tasarlanmıştır. Çalışmada tasarlanan kojenerasyon sisteminde, YSPEM yığınının soğutulması ile açığa çıkan atık ısı, 15-20C’lik şebeke suyunun ısıtılması için kullanılmıştır. Şebeke suyu sıcaklığı yalıtımlı hücre kullanılması durumunda ortalama 50C’ye kadar ısıtılmıştır. Elde edilen veriler yakıt hücresi mikro-kojenerasyon uygulamasının kullanılabilirliğini göstermektedir.
  • Article
    Altının Riskten Korunma Etkinliği: Farklı Dinamik Portföy Yaklaşımları İle Bankacılık Sektörü İçin Bir Analiz
    (2022) Ozdemir, Huseyin
    Bu çalışmada minimum varyans, minimum korelasyon ve minimum bağlantılılık yaklaşımları ile altın ve altı büyük bankanın (İş Bankası, Garanti Bankası, Akbank, Yapı Kredi Bankası, Halkbank ve Vakıfbank) hisse senedinden oluşan portföyün finansal analizi yapılmıştır. Çalışmanın amacı altının Türkiye’de faaliyet gösteren altı büyük banka hisse senetlerine karşı finansal koruma sağlayıp sağlamadığının araştırılmasıdır. Ayrıca bu çalışmada altının finansal koruma etkinliğinin ölçülmesi de amaçlanmıştır. Analiz edilen veriler günlük frekansta olup gözlem dönemi 01.01.2018- 08.11.2022 arasını içermektedir. Çalışma kapsamında kullanılan portföy oluşturma yaklaşımı TVP-VAR modelinden elde edilmiştir. Ampirik sonuçlar, zamana ve portföy oluşturma yaklaşımına bağlı olarak altının banka hisse senetleri içindeki optimal oranının %39 ile %53 oranında değiştiğini göstermektedir. Oluşturulan portföylerde söz konusu bankaların hisse senedi oynaklıklarının yaklaşık %75 oranında azaldığı gözlemlenmiştir. MCP ve MCoP yaklaşımları ile karşılaştırdığında en yüksek kümülatif getirinin olduğu yaklaşım MVP yaklaşımıdır. Ayrıca, çalışma kapsamında elde edilen bulgular altının ayı piyasasında banka hisse senetleri için iyi bir finansal koruma sağladığını göstermektedir.
  • Article
    Correlation of Clinical Signs and Magnetic Resonance Imaging Findings in Patients With Lumbar Spondylosis
    (Turkish League Against Rheumatism, 2023) Altan, Lale; Ökmen, Burcu Metin; Tuncer, Tiraje; Sindel, Dilşad; Çay, Hasan Fatih; Hepgüler, Simin; Uğurlu, Hatice
    Objectives: The purpose of the study was to contribute further to this debated topic by investigating the correlation of magnetic resonance imaging (MRI) findings with the clinical picture in lumbar spondylosis patients. Patients and methods: This multicenter retrospective study (as part of the epidemiological project of the TLAR-OASG [Turkish League Against Rheumatism-Osteoarthritis Study Group]) included 514 patients (101 males, 413 females; mean age: 63.6±10.8 years; range, 40 to 85 years) who were diagnosed as lumbar spondylosis by clinical examination and direct X-ray between December 2016 and June 2018. Demographic characteristics of patients, Visual Analog Scale for pain, presence of radiating pain, Roland-Morris disability questionnaire, straight leg raise test, deep tendon reflexes, neurogenic intermittent claudication symptoms, any decrease of muscle strength, and abnormality of sensation were recorded. Lumbar MRI findings of the patients were recorded as positive or negative in terms of disc herniation, intervertebral disc degeneration, root compression, osteophytes, spinal stenosis. Statistical analysis was done to assess the correlation between the clinical symptoms, physical examination, and MRI findings. Results: Correlation analysis of the MRI results and the clinical findings showed a significant correlation between straight leg raise test and root compression (p<0.001, r=0.328) and a significant correlation between neurogenic intermittent claudication and spinal stenosis (p<0.001, r=0.376). Roland-Morris disability questionnaire had a significant correlation with all MRI findings (p<0.05, r<0.200). Conclusion: The results of this study corroborate the notion that diligent patient history and physical examination are more valuable than MRI findings, even though a higher incidence of abnormal MRI findings have been obtained in patients with disability and dermatomal radiating pain.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Retrospective Evaluation of Potential Rabies Exposure Cases Over Nine Years: Single-Center Experience
    (Bilimsel Tip Yayinevi, 2024) Demircan, Serife Altun; Kilic, Esra Kaya; Tulek, Necla; Kinikli, Sami; Bulut, Cemal
    Introduction: T & uuml;rkiye is the only European country where suspected rabies exposure from animal contact is a significant public health concern. In this study, we evaluate cases investigated in our vaccination center, where individuals with suspected rabies exposure have been seeking consultation for many years. The evaluation encompasses demographic characteristics, distribution by years and seasons, the type of animal involved in the contact, the prevalence of stray animals, and the rabies vaccination status of owned animals. Materials and Methods: The study involves cases reported to the Public Health Center from those who sought consultation at our center between January 1, 2011, and December 31, 2019. Demographic characteristics, distribution by years and seasons, the type of animal involved in the contact, the prevalence of stray animals, and the rabies vaccination status of owned animals were retrospectively evaluated. Results: Over the nine years, there were a total of 39.731 cases, resulting in an average of 4414 cases per year. Of these cases, 61% were male, and 68.83% were between the ages of 15 and 64. The most cases occurred in summer and autumn. Of the suspected rabies contacts, 69% involved dogs, and 83.4% of these dogs were unowned. Forty-one point eight percent of the owned dogs were vaccinated. Eighty-nine point six percent of the cats were unowned, and the rate of vaccination among the owned cats was 28.2%. Over the years, there has been a decrease in the use of the 10 -day observation approach, while an increase in the administration of rabies vaccine and/or immunoglobulin has been observed. Conclusion: Seventy percent of all risky rabies contacts involve dogs, with a high rate of 84% of these dogs being unowned. To mitigate contact involving the risk of rabies, addressing the uncontrolled reproduction of stray animals, particularly dogs, and ensuring control and vaccination of the existing animal population appear to be primary measures. Improving the vaccination rate of owned animals, currently at only 30-40%, can prevent people from encountering risky rabies contacts, thereby potentially reducing the need for rabies prophylaxis significantly.
  • Article
    ÖSTENİTLEME SICAKLIĞININ EN-GJS-600-3 KÜRESEL GRAFİTLİ DÖKME DEMİRİN ÖSTEMPERLENME DAVRANIŞINA ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI
    (2020) Konca, Erkan; Tur, K Zım
    Bu çalışmada östenitleme sıcaklığının EN-GJS-600-3 (GGG-60) küresel grafitli dökme demirinöstemperlenme davranışına etkisi araştırılmıştır. Y bloklarına dökülen % 0,5 Cu alaşımlı EN-GJS-600-3küresel grafitli dökme demirden çıkarılan numuneler kullanılarak iki farklı östenitleme sıcaklığı (850 ve950°C) ve iki farklı östemperleme sıcaklığının (290 ve 320°C) dört ayrı kombinasyonunda östemperlemedeneyleri yapılmıştır. Östemperleme deneyleri sonrası numunelerin sertlik ölçümleri, çekme testleri ve içyapı incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Her iki östemperleme sıcaklığında da 950°C’de östenitlenmişnumunelerde 850°C’de östenitlenmiş numunelere göre daha yüksek sertlik, akma ve çekme dayanımıdeğerlerine ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, 950°C’de yapılan östenitlemenin 850°C’ye göre östenit matris içindehem daha çok karbonun çözünmesini hem de östenitin daha iri taneli olmasını sağlayaraköstemperlenmeye daha elverişli östenit yapısı oluşturabilmesiyle ilişkilendirilmiştir.
  • Article
    Radyal Yönde Basınç Uygulanan Fonksiyonel Derecelendirilmiş Malzemeden Yapılmış Uzun Tüplerde Von Mises Kriterine Göre Akmanın Başlaması
    (2015) Akış, Tolga; Eren, Ömür
    İç ya da dış yüzeyden radyal yönde basınçlandırılmış, fonksiyonel derecelendirilmiş malzemeden yapılmış uçları sabitlenmiş uzun bir tüpün elastik davranışı analitik olarak incelenmiştir. Tüpün elastisite modülünün ve akma dayanımının radyal koordinat boyunca lineer olmayan formda değiştikleri varsayılmıştır. Von Mises akma kriteri kullanılarak, fonksiyonel derecelendirme parametrelerinin tüpteki plastik akmanın başlangıcına etkileri incelenmiş, akmanın bu parametrelere bağlı olarak her iki basınç durumu için de önce iç yüzeyden, önce dış yüzeyden, ya da her iki yüzeyden de aynı anda başlayabileceği gözlenmiştir.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Citation - Scopus: 1
    Kardiyovasküler Aldatma-Salgını: Kardiyovasküler Tedavilerde Kandırma ve Yanlış Bilgilendirme Epidemisinin Yaygınlaşması
    (Baycınar Medical Publishing - Baycınar Tıbbi Yayıncılık, 2024) Demirkılıç, Ufuk; Tosun, Burcu
    Son zamanlarda, bazı kalp damar cerrahları sıklıkla yanıltıcı terimler kullanarak pazarlama amacıyla sosyal medyayı giderek daha fazla kullanmaktadır. “Kardiyovasküler aldatma- salgını” olarak adlandırdığımız bu eğilim, kardiyovasküler tedaviler için yanıltıcı reklamların salgın benzeri bir şekilde yayılmasını içeren bir durumu yansıtmaktadır. Bu tür yanlış bilgilere maruz kalmanın, profesyonel kaynaklardan gelen bilgiye doğal olarak güvenen hastaları tehlikeye atmakla kalmayıp, aynı zamanda tıbbi etik ve bilimsel doğruluğa olan kamu güvenini de zedelemektedir. Ayrıca, bu durum tedavi reddine ve olumsuz sağlık sonuçlarına da katkıda bulunmaktadır. Bu sorunları değerlendiren kapsamlı küresel düzenlemelerin yetersizliği, acilen daha etkili uygulama önlemlerine gereksinim olduğunu ortaya çıkarmaktadır.
  • Article
    Hisse Senedi Getirileri, Bitcoin Getirileri ve Riskten Kaçınma Arasındaki İlişki: Çok Değişkenli Bir Garch Modelinden Kanıtlar
    (Sosyoekonomi Soc, 2021) Sivrikaya, Ayşen; İren, Perihan; Omay, Tolga
    Bu çalışma, çok değişkenli bir GARCH modeli kullanarak ABD Dow Jones Borsasında işlem gören hisse senedi getirileri, Bitcoin getirileri ve bunların belirsizlikleri arasındaki ilişkileri araştırmaktadır. Özellikle, yüksek ve düşük olmak üzere farklı risk iştahının ve getirilerde belirsizliğin yüksek olduğu dönemlerde Bitcoin ve ABD hisse senedi getirilerinin verdiği tepkileri karşılaştırmaktadır. Sonuçlar, Bitcoin getirisinin riskten kaçınılan veya yüksek belirsizliğin olduğu dönemlerde hisse senedi gibi tepki verdiğini, ancak iki getiri arasındaki ilişkinin sürdürülebilir olmadığını göstermektedir. Öte yandan, ABD borsa yatırımcıları tüm örneklem dönemi boyunca riskten kaçınma davranışını gösterirken, Bitcoin yatırımcıları aynı davranışı göstermemektedir.
  • Article
    Bulanık Ters Model Kullanılarak Doğru Akım Motor Sürücüsü için Referans Model Temelli Uyarlanabilir Bulanık Denetleyici
    (2023) Bulut, Mehmet
    Sistemdeki parametre değişimlerine göre denetleyici katsayılarını ayarlayan uyarlama mekanizması, denetleyicinin uyarlanabilir olmasını sağlamaktadır. Uyarlama mekanizması için geleneksel bir algoritma yerine uyarlanabilir bulanık metodu kullanılarak, sistemdeki denetleyicinin kazanç katsayıların hesaplanması için bulanık mantık kullanılabilir. Normalde bir bulanık denetleyici sistemine ait kurallar, sistemi deneyimlemiş olan uzman bilgisi kullanılarak sistemin içyapısından ve sistem davranışlarından çıkarılmaktadır. Ancak tüm sistemler için bu şekilde uzman insan bilgisine dayanan bulanık kuralların çıkarılması mümkün değildir. Çok değişken davranış gösteren ve doğrusal olmayan sistemlerde bulanık kurallarının çıkarılması için farklı yöntemlerin kullanılması ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, bulanık ters model kullanılarak öğrenmeye dayalı referans model öğrenme algoritması kullanılarak dc motor için uyarlanabilir bulanık denetleyici tasarımı yapılmış; elde edilen sonuçlar ile dc motor için uygulanabilir olduğu gösterilmiştir. Tasarlanan sistemin benzetimi Matlab programı kullanılarak gerçekleştirilmiş, sabit ve değişken yükler kullanılarak sistemin davranışı incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sistem kararlılığı açısından uyarlanabilir bulanık denetleyici ile dc motoru sürmek için tatmin edici olduğunu göstermiştir.