Search Results

Now showing 1 - 10 of 134
  • Article
    X, Y, Z Kuşaklari Perspektifinden Çalışma Değerleri ve İş-Yaşam Dengesi
    (2023) Aytaç, Gökhan; Çiğdemoğlu, Ceyhan; Yılmaz, Ayşe Aslı; Tuzlukaya, Şule
    Kuşak farklılıkları teknoloji, sosyal, ekonomik değişimler ve kültürel değişimler gibi çeşitli faktörler tarafından şekillendirilebilir. X, Y, Z kuşakları perspektifinden bakıldığında çalışma değerleri ve iş-yaşam dengesi arasında ilişkinin ne şekilde geliştiği öne çıkmaktadır. Bu sebeple araştırmada, kuşak farklılıklarının iş yaşam dengesi ve çalışma değerleri arasındaki ilişki incelenmiş ve bu doğrultuda, iş hayatının yöneticileri olan X kuşağının, genç yöneticileri ve profesyonelleri olan Y kuşağının ve iş hayatına yeni başlayan Z kuşağının iş yaşam dengesi ve çalışma değerleri arasındaki farklılıklar ve benzerlikler incelenmiştir. Bu yönüyle literatürde yapılmış ilk çalışma niteliğindedir. Çalışma, nicel araştırma desenlerinden kesitsel tarama modeli olarak tasarlanmıştır. Çalışmaya enerji sektöründen kolayda örnekleme stratejisi ile 343 örneklem katılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, çalışma değerleri perspektifinden bakıldığında kuşak farklılıkları ve gelir düzeyi değişkeni açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamış olmasına rağmen cinsiyetin çalışma değerlerini etkilediği görülmüştür. İş yaşam dengesi ölçeğinin uygulaması sonrasında ise değişkenler arasında sadece gelir düzeyinin anlamlı bir fark yarattığı tespit edilmiştir.
  • Article
    Citation - Scopus: 4
    University Librarians’ Perceptions Of Artificial Intelligence, Its Application Areas İn Libraries, And The Future;
    (University and Research Librarians Association (UNAK), 2024) Cuhadar, Sami; Gurdal, Gultekin; Erken, Mehmet; Mert, Selma; Gezer, Cagatay; Helvacıoğlu, Ece; Atli, Songül
    Günümüzde kütüphaneler, değişen teknoloji ve yeniliklerden etkilenen kurumlar arasında yer almaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin popüler hale gelmesi, kütüphane hizmetlerini de dönüştürmeye başlamıştır. Bu araştırmada, Türkiye’deki üniversite kütüphanelerinin yapay zeka teknoloji ve uygulamalarının gelişim sürecinde yapmış olduğu ve yapmayı planladığı düzenlemeleri tespit etmek ve ilgili döneme özel geliştirdikleri hizmetleri belirlemek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Anket, Türkiye’deki 208 üniversite kütüphanesinden 111 üniversite kütüphanesi yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi ile üniversite kütüphanelerinin yapay zeka teknolojileri ve uygulamaları hakkındaki durumu, bilgi ve farkındalık düzeyleri belirlenmiş, eksik ve zayıf yönlerin geliştirilmesine yönelik önlemler ve öneriler sunulmuştur. İlgili araştırma, yapay zeka konusunda Türkiye’de üniversite kütüphanesi yöneticilerinden görüş ve öneri alarak gerçekleştirilen ilk ve en kapsamlı çalışmadır. Araştırma bulguları, üniversite kütüphanelerinin ChatGPT, Gemini, Grammarly vb. yapay zeka uygulamalarını belirli düzeyde kullandıklarını ancak yapay zeka ile ilgili kurumsal politika geliştirme, personele yetkinlik kazandırma ve planlama konularında ihtiyaçlarının olduğunu ortaya çıkarmıştır.
  • Article
    Vergi Uyuşmazlıkları İçin Anayasa Mahkemesine Yapılacak Bireysel Başvurularda Potansiyel Sorunlar
    (2024) Özyalçın, Özgenur
    Türk hukukunda 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne başvuru imkanı olarak biçimlendirilen bireysel başvuru yolu, uygulanmaya başlandığı tarihten bu yana ülke içi hak arama mekanizmalarının geliştirilmesinde önemli bir adım olarak nitelendirilmiştir. Bireysel başvuru T.C. Anayasası ile güvence altına alınmış bir hak olmasının yanı sıra mahkemeye erişim hakkının ülke içindeki nihai noktasını oluşturduğundan etkinliği, erişilebilirliği ve açık kural setleriyle düzenlenmiş olması büyük önem arz etmektedir. Bu çerçevede; bireysel başvuru hakkına ilişkin hükümleri havi yasal düzenlemelerin kendi içinde yeknesak olması temel gerekliliktir. Olası belirsizliklerin T.C. Anayasa Mahkemesi tarafından göz önüne alınması gelecek içtihatlar bakımından bir yumuşak yorum yaklaşımı sağlayarak hak kaybı yaşanmasını engelleyebilir. Mahkeme tarafından bu yönde bir farkındalık geliştirilse dahi bunun ancak yasama sürecinin hantallığına karşı geçici bir güvence oluşturacağına şüphe yoktur. Bir hukuk devletinden beklenen, sorun ve eksikler uygulamada ne kadar tolere ediliyor olursa olsun yasal düzenlemelerin uygulamada bir toleransa ihtiyaç duyulmayacak biçimde netleştirilmesi olacaktır. Türk hukukunda vergi düzenlemeleri tek bir Kanun altında toplanmamış olup mevzuat içinde dağınık durumdadır. Bu dağınıklık tüm düzenlemelerin aynı anda göz önüne alınmasını zorlaştırdığı için mevzuat içi boşluk ve çelişkilerin oluşması kaçınılmaz bir netice olarak ortaya çıkmakta, bu aksaklıkların fark edilmesi hak kaybı yaşanmaması bakımından önem arz etmektedir.
  • Article
    Nonspesifik Kronik Boyun Ağrısı Olan Akademik Personelde İleri Baş Postürünü Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması: Tanımlayıcı Çalışma
    (2024) Yelvar, Gul Deniz Yilmaz; Cirak, Yasemin Buran; Begen, Sena Nur; Arslan, Fatma Cansu Aktaş; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: Çalışmanın amacı, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan akademik personelde ileri baş pozisyonuna etkileyen faktörlerin karşı laştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan elli katılımcı dâhil edildi. Katılımcılar, kranioverteb ral açı değerine göre “normal servikal pozisyon” ve “ileri baş du ruşu(FHP+)” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Demografik bilgiler ve oturma, bilgisayar ve telefon kullanım süresi kaydedildi. Dinlenme, uyku ve aktivasyon sırasındaki ağrı şiddeti, görsel analog skalası kul lanılarak değerlendirildi. Üst trapezius ve suboksipital kaslarının ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Skapulotorasik kas kuvveti, derin servikal kas kuvvet ve enduransı el dinamometresi ve stabilizer basın çlı biyofeedback ünitesi kullanılarak değerlendirildi. Kraniovertebral açı, fotoğraf analiz yöntemleriyle belirlendi. Servikal eklem pozisyon hissi, dijital inklinometre kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Top lam 50 akademik personel dâhil edildi. FHP+ grubunda kilo, beden kitle indeksi ve cep telefonu kullanım süresi anlamlı olarak daha yük sek olduğu belirlendi (p=0,02; p=0,01). FHP+ grubunda üst trapezius ağrı eşiğinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p=0,02). Gruplar arasında orta trapezius kas kuvveti, derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve eklem pozisyon hissi bakımıdan anlamlı fark olduğu belirlendi. (sırasıyla p=0,02; p=0,03; p=0,01). Sonuç: Nonspesifik boyun ağrısı olan hastalarda, FHP; üst trapezius kas ağrı eşiği, orta tra pezius kas kuvveti, azalmış derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve servikal eklem pozisyon hissi ile ilişkilidir.
  • Article
    Classification of Resilience of Turkish Health System to Extraordinary Health Crises at Provincial Level
    (2025) Bulut, Tevfik
    This study aimed to classify the provincial-level resilience of the Turkish health system using K-Means and Partitioning Around Medoids (PAM) clustering methods, utilizing data from the Ministry of Health's 2022 Health Statistics Yearbook. Prior to clustering analysis, the 15 variables used to assess health system resilience were reduced to 9 through Principal Component Analysis (PCA). Clustering analyses were subsequently performed on these remaining variables using the PAM and K-Means methods. The health systems of 81 provinces were classified into 3 distinct clusters based on their resilience. The PAM method was found to yield more optimal results compared to the K-Means method. According to the PAM method, provinces assigned to Cluster 3 demonstrated superior health system resilience compared to those in the other clusters. Based on the average values of the variables, the clusters were ranked in descending order of resilience: Cluster 3, Cluster 2, and Cluster 1. Significant disparities were observed both between and within clusters, primarily attributed to the uneven distribution of resources relative to population. Therefore, it is recommended that health system capacity be strengthened, using the highest-performing cluster as a benchmark. This approach can facilitate the construction of a more resilient and equitable provincial health system regarding service delivery supply, ultimately contributing to the establishment of a stronger national health system built upon strengthened provincial foundations.
  • Article
    Tetkik Nedeni ile Verilen Açlık İsteminin Hasta Üzerindeki Etkileri: Tanımlayıcı Kesitsel Bir Araştırma
    (2024) Tamer, Fatma; Uçar, Gizem Cansız; Kapucu, Sevgisun
    Amaç: Hastanede yatan hastalarda laboratuvar ve radyolojik tetkik nedeniyle verilen açlık istemi süresinde atlanılan öğün sayısını ve hasta üzerindeki etkilerini belirlemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel desende gerçekleştirildi. Araştırmanın örneklemini, Ekim-Aralık 2020 tarihleri arasında, iç hastalıkları servisinde yatan ve en az 8 saatlik açlık istemi verilen 18-65 yaş arasındaki 78 hasta oluşturdu. Araştırmanın verileri Hasta Tanıtım Formu, Numerik Şiddet Skalası, BARF Bulantı Ölçeği, Nutrisyonel Risk Skoru-2002, KATZ Günlük Yaşam Aktivitesi Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların %11.54’ünün beslenme bozukluğu riskinin yüksek olduğu, tetkik nedeniyle ortalama 12.1 saat aç kaldığı ve bu süre içinde ortalama iki öğün kaçırdıkları belirlenmiştir. Hastaların NRS-2002 puan ortalaması 0.77±1.15, BARF Bulantı Ölçeği puan ortalaması 0.53±1.45, KATZ GYA puan ortalaması 0.32±0.987 ve Beck Anksiyete Ölçeği puan ortalaması ise 25.03±5.95 bulunmuştur. Sonuç: Araştırmamızda, laboratuvar ve radyolojik tetkik nedeniyle verilen açlık istemi süresinde atlanılan öğün sayısının, literatürde belirtilen süreden fazla olduğu ve hastaların susama, bulantı, yorgunluk, anksiyete yaşadığı belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarının klinik alanda çalışan sağlık personeli ile paylaşılması ve hemşirelik uygulamalarına yansıtılması önerilmektedir.
  • Article
    Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma
    (2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Article
    AB Hukukunda Temel Hakların Geçerlilik Dayanağı
    (2025) Arsava, Ayse Fusun
    AB Temel Haklar Şartı’nın Lizbon anlaşmasının bir parçası olarak yürürlüğe girmesinden itibaren AB’de temel hak koruması pozitif hukuk teşkil eden AB Temel Haklar Şartı’na istinat etmektedir. Ancak ABAD içtihatları temel hakların AB Hukukunda genel hukuk prensibi olarak geçerliliği tartışmasının henüz tam olarak sonlanmadığını ortaya koymaktadır. ABAD kararlarında AB Temel Haklar Şartı’nın yürürlüğe girmesi ile beraber temel hak koruması her ne kadar ilk sırada AB Temel Haklar Şartı’na istinat ettiriliyorsa da, kimi ABAD kararlarında halâ subsidier nitelikli (ikame edilebilir) genel hukuk prensibine istinat edildiği görülmektedir. Makalede öncelikle temel hakların AB Hukukunda genel hukuk prensibi olarak geçerliliği ve AB Temel Haklar Şartı’nda pozitif hukukta temini ele alınmakta, ardından AB Hukukunda temel hak teminatında genel hukuk prensipleri yanı sıra AB Temel Haklar Şartı’nın geçerlilik dayanağı teşkil etmesi tartışmasının Divan içtihadına yaptığı etkiye ışık tutulmaktadır,
  • Article
    Citation - Scopus: 3
    Protective Effects of Metformin in Non-Diabetic Rats With Experimentally Induced Lower Extremity Ischemia-Reperfusion Injury
    (Turkish National Vascular and Endovascular Surgery Society, 2025) Küçük, Ayşegül; Dursun, Alı Dogan; Arslan, Mustafa; Sezen, Şaban Cem; Yıldırım, Alperen Kutay; Özer, Abdullah; Demirtas, Huseyin
    Aim: Lower extremity ischemia-reperfusion (IR) injury can lead to substantial skeletal muscle damage and systemic complications, primarily driven by oxidative stress and inflammation. In addition to its well-known glucose-lowering effects, metformin possesses antioxidant and anti-inflammatory properties that may confer protection against tissue damage caused by IR. This study aims to evaluate the potential protective effects of metformin on skeletal muscle injury using a rat model of lower extremity IR.Material and Methods: A total of twenty-four male Wistar albino rats were randomly divided into four experimental groups: Control (C), Ischemia-Reperfusion (IR), IR with metformin at 4 mg/kg (IR+M4), and IR with metformin at 8 mg/kg (IR+M8). Ischemia was induced by clamping the infrarenal aorta for 45 minutes, followed by a reperfusion period of 120 minutes. In the treatment groups, metformin was administered intraperitoneally at the onset of ischemia. Gastrocnemius muscle tissues were harvested for subsequent histopathological and biochemical evaluations, including measurements of Total Antioxidant Status (TAS), Total Oxidant Status (TOS), and Oxidative Stress Index (OSI).Results: Histopathological analysis demonstrated a significant reduction in muscle atrophy, degeneration, leukocyte infiltration, and fiber fragmentation in the IR+M8 group compared to the IR group. Biochemical assessments showed that TAS levels were considerably elevated, whereas TOS and OSI levels were markedly reduced in the metformin-treated groups, with the most prominent effects observed at the higher dosage of 8 mg/kg.Conclusion: The findings indicate that metformin exerts a dose-dependent protective effect against skeletal muscle injury resulting from lower extremity ischemia-reperfusion in rats. These protective properties are likely due to metformin’s antioxidant and anti-inflammatory mechanisms, highlighting its potential therapeutic value in mitigating IR-induced tissue damage.
  • Article
    Yas Sürecine İlişkin Sosyal Temsiller Üzerine Niteliksel Bir Çalışma
    (2020) Balcı, Büşra Bahar; Korkmaz, Leman
    Sosyal temsiller halihazırda bildiğimiz şeyleri ya da yeni tanıştığımız kavramları anlamak ve onları iletmek içinkullanılan bir yoldur. Bu araştırmanın amacı ise, yürütülen iki farklı çalışma ile yasa ilişkin sosyal temsillerinaraştırılmasıdır. Birinci çalışmada Türkiye’de sıklıkla kullanılan 3 internet sözlüğünde (Ekşi Sözlük, Uludağ Sözlükve Instela) “yas” başlığı altına yazılmış 171 tane girdi incelenmiş ve anlamlı tematik birimlere ayrılmıştır. Çalışma2’de çevrimiçi veri toplama platformu üzerinden katılımcılardan “yas” denildiğinde akıllarına gelenleri yazmalarıistenmiştir. Bu soruya cevap veren 93 katılımcının cevabı, birinci çalışmada olduğu gibi anlamlı tematik birimlereayrılmıştır. Yapılan içerik analizleri sonucunda her iki çalışmada, “Yas Sürecindeki Duygusal Tepkiler”, “YasSürecini Tanımlayıcı / Betimleyici İfadeler”, “Yas Sürecindeki Bilişsel Tepkiler”, “Yas Sürecindeki DavranışsalTepkiler”, “Yas Sürecindeki Psikopatolojik Tepkiler”, “Kolektif Yas” ve “Yasa İlişkin Olumlu Atıflar” olmak üzere7 ortak tematik birime ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak sadece Çalışma 1’de “Yas Sürecinin Sanattaki Yansımaları /Yasın Sanatla İfade Edilmesi” tematik birimine ulaşılmıştır. Alan yazında yasa ilişkin çalışmalar genellikle kişilerleyüz yüze yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bu araştırma, internet sözlüklerini kullanması ve bireylere anketaracılığı ile yasa ilişkin doğrudan soru sorması açısından alan yazındaki diğer çalışmalardan yöntemsel olarakfarklılaşmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de yasın sosyal temsillerine dair daha önce yürütülen bir çalışma olmadığı için, buçalışmanın alan yazına katkı sunacağı düşünülmektedir