Search Results

Now showing 1 - 10 of 44
  • Article
    Hukuk Eğitim ve Öğretiminde Bir Olanak Olarak Lisans Araştırma Projeleri
    (İz Dergisi, 2014) Şimşek, Aslı; Öner, Altın Aslı Şimşek; Öner, Altın Aslı Şimşek; Law; Law
    Son dönemde hukuk eğitimi ve öğretimi üzerine başta akademi olmak üzere çeşitli mecralarda yoğun tartışmalar yürütülmekte, konu üzerine sempozyum, panel, konferans, çalıştay gibi akademik çalışmalar yapılmaktadır. Hukuk eğitimi ve öğretimi meseleleri her ne kadar birkaç yıldır popüler hale gelmiş gibi görünse de hukuk eğitimine ilişkin geçmişten beri süregelen sorunlar mevcuttur. Fakat son zamanlarda dikkatlerin bu noktaya çekilmesinin ana nedeni hukuk fakültelerinin kalabalık sınıfları dolayısıyla öğrencilerin akademisyenlerle birebir iletişime geçmekte zorluk çekmesi, derslerin genellikle konferans şeklinde işlenmesi dolayısıyla öğrencilerde hukuk öğreniminin birtakım mevzuatı ezberlemekten ibaret olduğu algısına yol açmasıdır. Bunları kısaca altyapısal sorunlar olarak ifade edebiliriz.
  • Article
    #direngerçek!
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Hoş, H. Serdar
    “Politika” Türk Dil Derneği’nin sözlüğünde “devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı” olarak tanımlanmıştır. Sözlükten gerçek hayata uzanan patika yola adım attığımızda politikanın yani devlet yönetme sanatının nasıl şekillendiği ve bunu icra edenlerin nasıl bir üslup kullandıkları büyük önem taşımaktadır. Gördüğüm kadarıyla ülkemizde bu sanat zanaatle sınırlı kalıyor. İzlenen stratejinin (eğer bir strateji varsa) politik söyleme ne kadar yansıdığı ya da siyasilerimizin politik üslubunun ne derece sanatçı özeni taşıdığı tartışmalı. Acaba ülkemizdeki yöneticiler politika mı yapıyor yoksa başka bir şey mi? Bunun cevabını verirken çerçevenin dışında kalanlarla içinde kalanların bağını koparmadan bir tablo sunmak oldukça zordur.
  • Article
    Avukatlik Sinavi
    (Bilim ve Teknoloji, 2014) Hoş, Hasan Serdar
    Avukatlık sınavı tartışması ülkemizde 35- 40 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu tartışma kimi zaman ülke gündemini yoğun şekilde meşgul etmiş kimi zaman geri planda kalmıştır. Bu süre boyunca avukatlık mesleği ile ilgili mevzuatta defalarca değişiklik yapılmıştır. Avukatlık sınavı ile ilgili olarak ise üç defa yasal düzenleme yapılmış; bu düzenlemelerden ikisi yürürlüğe girmeden kaldırılmış ve diğeri hakkındaysa Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı olduğu doğrultusunda görüş bildirilmiştir. Son olarak da Türkiye Barolar Birliği tarafından avukatlık sınavına dair bir yönetmelik hazırlanarak 17 Haziran 2014’te Resmi Gazetede yayımlanmış; fakat 10 Eylül 2014 TBMM genel kurulunda kabul edilen torba kanunla avukatlık sınavı kesin olarak (şimdilik) kaldırılmıştır.
  • Article
    Katki Alacaği
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Kılıçoğlu Yılmaz, Kumru
    Türk Medeni Kanunu’nun “Değer Artış Payı” başlığı altındaki 227. maddesinin 1. fıkrasında “Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa; tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.” düzenlemesi yer almaktadır.
  • Article
    El Yazılı Vasiyetname
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Özbey, Serap
    Bir kişinin, son arzu ve isteklerine ilişkin olarak yapmış olduğu ve hüküm ve sonuçlarını kişinin ölümünden sonra doğuracak olan işlemlere hukuk düzeninde ölüme bağlı tasarruf denilmektedir1 . Öğretide ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf düzenlerken uyması gerekli şekil kurallarını; maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise, düzenlenen ölüme bağlı tasarrufun içeriğini oluşturan mirasbırakanın son arzularını ifade etmektedir2 . Türk Medeni Kanunu’nda sadece iki şekil tipi kabul edilmektedir. Bunlar, “vasiyetname” ve “miras sözleşmesi” dir.
  • Article
    “iklim Davaları”nın Ardındaki Hukukçu Desteği: Oslo İlkeleri
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Yılmaz Turgut, Nükhet
    HUKUKÇULARIN ÇEVREYİ KORUMA GİRİŞİMLERİ: Dünyanın çeşitli yörelerinden hukukçular, değişik görev alanlarındaki konumlarıyla, yaklaşık elli yıldır çevreyi koruma mücadelesi vermektedir. Kuramsal düzeyin yanı sıra pratikte de yoğunlaşan bu çabaların odak noktası,“yerleşik hukuk anlayışını ve bunu yansıtan hukuki düzenlemeleri, çevrenin korunması yönünde işlevsel kılmak ve çevre korumaya uygun, gelenekseli sorgulayan, yepyeni kuralların kabulünü sağlamak” şeklinde özetlenebilir. Son yıllarda bu mücadele iklim değişikliği konusunda yoğunlaşmıştır. Bunun ana nedeni, başlangıçta pek önemsenmeyen bu sorunun hem “insan kaynaklı olduğunun” hem de önlem alınmazsa tüm canlı yaşamına yönelik “ciddi tehlikeler” yaratacağının bilim çevrelerince kabulüdür. Bu tür çabaların özellikle yine son yıllarda yoğunlaştığı boyutlardan birisi de “yargı organları aracılığıyla devletleri harekete geçirmektir”. Bunun nedeni de sorunun ciddiyetinin netleşmesine karşın, devletlerin buna uygun düzenleme ve uygulamaları, Yasama ve Yürütme düzeyinde yapmamalarıdır. İşte Oslo İlkeleri hukukçuların çabalarının yeni örneklerinden birisi olarak bu evrensel gerçekler temelinde hazırlanmış olup “iklim davaları” için de gerekli verileri sağlamaktadır.
  • Article
    YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU’NDA AİLE İKAMET İZNİ: AİLE HAYATI HAKKI MI? AİLE BİRLEŞİMİ HAKKI MI?
    (Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2017) Elçin, Doğa
    Aile birleşimi, aile üyelerinin, başka bir ülkede hukuka uygun şekilde diğer bir deyişle düzenli bir şekilde yaşayan ya da çalışmakta olan diğer aile üyelerine katılmasıdır. Aile ikamet izni, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan aile hayatı hakkı ile ilgilidir. Aile hayatı hakkı pek çok uluslararası sözleşmede düzenlenmiştir. Aile birleşmi hakkı ise görece daha az sözleşmede açıkça yer almaktadır. Aile ikamet izni Türk yabancılar hukukunda ilk kez Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu makalede, Anayasal ilkeler, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatı ışığında Türk hukukunda aile ikamet iznine ilişkin hükümler değerlendirilmiştir.
  • Article
    Devleti ve Hukuksal Kurumları Anlayabilmek İçin “polis” Kavramını Yeniden Düşünmek: Neocleous’un “polis Erkinin Eleştirel Teorisi”
    (Çağımızda Toplum ve Hukuk Dergisi, 2017) Sever, Çiğdem
    Devletin otorite yapısının insanların gündelik yaşamlarını nasıl etkilediği anlaşılmaksızın devletin inşa sürecinin ve toplumla kurduğu ilişkinin anlaşılması da mümkün değildir.1 Bu nedenle devletin meşru şiddet kullanma tekeli aracılığıyla toplumsal hayatı düzenlemesini, yani polis erkini anlamak devlet ile sivil toplum arasındaki ilişkiyi anlayabilmek bakımından önem taşır. Mark Neocleous’un eleştirel bir devlet teorisi kurma hedefinin bir parçası olan Toplumsal Düzenin İnşası (Polis Erkinin Eleştirel Teorisi) başlıklı eseri de bu çabanın bir parçasıdır. Eserde Neocleous, polis kavramının tarihsel sürecini gözden geçirmiş ve Hegel, Marx, Smith ve Foucault’nun görüşlerinden yola çıkarak, Marksist devlet kuramına yönelen iki karşı görüşü ele almıştır. Bunlardan ilki, devletten sivil topluma doğru odak değişimi, ikincisi ise Foucault’nun çalışmalarından esinlenen bu tür ikilikleri reddetmek gerektiği yönündeki görüştür. Mark Neocleous’ın bu çalışmasının ilk amacı, bir süredir durgunluğa uğrayan polis çalışmalarını yeniden canlandırarak zabtetmeye yarayan geniş kurumlar dizgesini ortaya koymaktır. Çalışmanın en önemli tezi, devletin sivil toplumu, zaptetme2 aracılığıyla şekillendirdiği ve düzenlediğidir. Neocleous, bu çalışmada diğer Marksist devlet kuramlarında olduğu gibi polis kurumunun özel mülkiyeti korumak, işçi sınıfını ezmek gibi baskıcı işlevlerini vurgulamaktan öte zaptetmenin sadece işçi sınıfını baskı altında tutmada ve düzeni yeniden üretmede değil, düzenin inşasında oynadığı merkezi rolü ele almaya çalışmıştır.
  • Article
    Adaletin Sağlanmasında Tutuklamanın Yeri
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Merki, Duygu
    Günümüzde, kelimelerin sözlük anlamları değiştirilerek halkın belleğiyle oynanmaya çalışıldığı gibi kimi zaman da izlenen politikalar ve yapılan uygulamalar ile kelime ve kavramların anlamları yok edilerek hayatımızdan çıkarılmaktadır. Bu yöntem ile sözlükteki anlamını değiştirmeye hiç gerek kalmadan hak, hukuk ve adalet kavramlarının içinin boşaltıldığı ve insanların zihinlerinde bunların hiçbir manaya sahip olmayan harf dizileri haline getirildiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
  • Article
    Türkiye’de Engelli Farkındalığı ve Engelli Bireylerin Adalete Web Erişilebilirlikleri Üzerine Bir Değerlendirme
    (Bilgi Dünyası, 2014) Ertürk, Korhan Levent; Şimşek, A. Aslı; Songür, Damla Gülseren; Şengül, Gökhan
    Fiziksel veya zihinsel nedenlerle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlı olan bireyler toplumun bir grubunu oluşturmaktadır. türkiye’de bu bireyler ve/veya çevreleri toplumda doğrudan ya da dolaylı olarak çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Günümüzde eğitim, sağlık, adalet, sosyal güvenlik gibi alanlarda bu durum sıklıkla görülebilmektedir. Söz konusu bireyler sorunlarıyla ilgilenilmesini ve çözüme kavuşturulmasını istemektedirler. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi anılan sorunların çözümüne yönelik çalışmalar ile doğrudan ilişkilidir. Çalışmamız, bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlı olan bireylerin ortak bir terimle ifade edilmesi, engelli birey farkındalığının ortaya konulması ve bu bağlamda ilgili bazı web sitelerinin bu bireyler açısından yeterliliğinin sorgulanmasına yöneliktir. Web sitelerinin olabildiğince erişilebilir yapılması engelli kullanıcılara diğer bireyler ile eşit hakların sağlanmasına katkı sağlayabilecek, bilgi ve iletişim kaynaklarını çeşitlendirebilecektir.