Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Soğuk Savaş Sonrası Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi
    (2019) Demirören, Yasemin Merve; Aygül, Cenk
    Soğuk Savaş Sonrası Doğu Almanya'da Aşırı Sağın Yükselişi adlı bu çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Weimar Cumhuriyeti ve Nazi Dönemi'nde Almanya'da yaşanan aşırı sağ hareketler dönemsel olarak ele alınmıştır. Bununla beraber, bu iki dönemin aşırı sağ hareketleri arasında karşılaştırılmalı analiz yapılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Soğuk Savaş döneminde Almanya konusu ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca, Soğuk Savaş öncesi dönemin genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonrası Demokratik Almanya Cumhuriyeti ve Federal Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketler incelenerek, aralarındaki benzerlik veya farkları da bu çalışmanın kapsamına dâhil edilmiştir. Kurulan iki Almanya Cumhuriyeti'ndeki toplumsal, ekonomik, siyasi hayatta gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin çıkış noktaları tartışılmıştır. Yabancı düşmanlığı kavramı, doğu ve batı Almanya'da toplumda nasıl ortaya çıktığı ve toplumu nasıl etkisi altına aldığı araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde Soğuk Savaş sonrası birleşen Almanya'daki aşırı sağ hareketler ele alınmıştır. Bu bölümde de öncelikle Soğuk Savaş'ın sona ermesine neden olan olaylar göz önünde bulundurularak aşırı sağ hareketlerin geçirdiği dönüşümler incelenmiştir. Soğuk Savaş'ın sona ermesi ile günümüze kadar olan zaman içerisinde, Almanya'daki aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve eylemleri bölgesel olarak karşılaştırarak incelenmiştir. Günümüz Almanya'sında toplumsal eylemlerin aşırı sağ söylemlerinin Alman Parlamentosu'nda merkez sağ partilerince destek bularak siyasi olarak Alman siyasetini nasıl yönlendirdiği incelenmiştir. Almanya Federal Meclisi'nde sağ parti olan AfD'nin toplumsal aşırı sağ hareketlere karşı sergilediği tutum ve destekler çerçevesinde siyasi olarak aşırı sağ grupların siyasete olan etkileri tartışılmıştır. Bunun yanında meclisteki diğer partilerin, aşırı sağ söylemlerle elde ettikleri politik başarıları, istatistiklerden yararlanılarak ele alınmıştır. Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin ideolojileri ve toplumsal etkileri ile Doğu Almanya Cumhuriyeti'nde gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bağlantısı incelenmiştir. Bu bölümde yine Almanya'da gerçekleşen aşırı sağ hareketlerin bölgesel yoğunluk oranları incelenirken aynı zamanda siyasi oy verileri de incelenerek aralarındaki bağlantı ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    İttifaktan Düşmanlığa Dönüşen Türk-sovyet İlişkileri: Stalin Dönemi Türk Dış Politikasında Yaşanan Büyük Değişim
    (2020) Özel, Fatih; Aygül, Cenk
    Türkiye Cumhuriyeti ile Sovyetler Birliği arasında gelişen ilk ilişkiler dönemin şartları ile değerlendirildiğinde 'zorunlu' tabiri en uygun ifade olarak belirmektedir. Türkiye'nin dış politikasında kuruluşuyla beraber Sovyetler Birliği temel eksen noktası olarak görülmüş, 1936 yılında yaklaşan savaşın etkisiyle Montreux Boğazlar Sözleşmesi ile ikili ilişkilerde ilk kırılma yaşanmıştır. İkinci Dünya Savaşında gerçekleşen Alman-Sovyet ittifakı Türkiye üzerinde deyim yerindeyse soğuk duş etkisi yaratırken, ikili ilişkilerde güvensizliğin temel alındığı bir döneminde başlangıcı olmuştur. Türkiye'nin savaşa dahil olmama konusunda yürüttüğü 'aktif tarafsızlık' politikası nedeniyle Sovyetler Birliğinin de dahil olduğu müttefiklerle ilişkiler gergin bir halde sürerken, savaş süresince ve savaş sonrası Sovyetler Birliğini, Boğazlar ve doğu illeri üzerinde hak talebi ile ikili ilişkiler büyük yara almıştır. Bu güvensizliğin yarattığı etkiyle, Türkiye savaş sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Sovyet tehdidine karşı oluşan Batı bloğunda güç dengesi yaratmak maksadıyla yer almıştır. İttifak olarak başlayan ikili ilişkiler düşmanlığa evirilmiş ve tamir edilmesi güç olan yaralar almıştır. Tez çalışmasının dönem sınırı olarak Stalin dönemini incelemesinin nedeni, ittifak ve dostluk döneminin Stalin ile başlaması ve gerginlikten, kopuşa kadar Stalin'in tek lider olarak yürüttüğü politikalarının bir ürünü olmasıdır. Stalin'in ölümü sonrası, Sovyetler Birliği ikili ilişkilerde en temel sorunlar olan toprak talebinden ve Boğazlardan hak iddiasından vazgeçmesi ise Stalin döneminde izlenen Türk ve Sovyet politikaları incelenmesini önemli kılmaktadır. Bu tez çalışmasında dönemin en belirgin teorisi olan realizmin Türk dış politikasına yansımaları incelenmiş, bu bağlamda bu teorinin uygulanma sahaları açıklanmıştır. Anahtar Sözcükler: Sovyetler Birliği, Stalin, Boğazlar, 2. Dünya Savaşı, Komünizm, Realizm
  • Article
    The Mediterranean Agreements and Their Implementation in Turkey
    (Hacettepe Univ, 2021) Birlik, Gultekin K.; Department of Social Sciences for University wide Courses
    In the Spanish Civil War, before the breakout of World War II, Turkey became a part of the Mediterranean Agreements against the marine piracy in the Mediterranean that appeared due to the conflict between the revisionist and the anti-revisionist blocks. In August of 1937, Turkey was affected by marine piracy when two ships, which were taking provisions from the Soviet Union to the Republicans in Spain, were sunk in front of the Dardanelles. Turkey took part in the Mediterranean Nyon and Geneva Agreements against marine piracy in September 1937 and allocated two ports to British ships within the frame of these Treaties. While it was necessary for Turkey to take measures against the piracy targeted at submarines, ships and planes in all its territorial waters within the frame of these Mediterranean Agreements, it took measures only in the territorial waters of the Dardanelles, Gokceada and Bozcaada. While the capacity of the naval power was decisive in Turkey's taking such measures, its unwillingness to create an atmosphere of conflict with Italy was also effective. While the marine piracy could not be prevented in the Western Mediterranean, there was no marine piracy in the Dardanelles and the Aegean Sea. The reason for this is not the measures taken within the framework of the Agreements but the fact that the Soviet Union sent its assistance through France instead of the Mediterranean way. At the end of 1938, along with Britain, Turkey sought to withdraw from the Treaties, however, Britain did not approve of this due to the on going marine piracy in the Western Mediterrenean. Immediately after the invasions of Czechoslovakia and Albania, Turkey withdrew from the Mediterranean Agreements, on April 8, 1939, before all the other countries. Just before the World War II, with "cautious and quick" policies, Turkey sought to escape any confrontation that might originate from the Mediterranean Agreements.
  • Master Thesis
    Büyük Güç ile Küçük Devlet Arasında: Türkiye'nin Iı. Dünya Savaşı'ndaki Mücadelesi
    (2018) Şengil, Mehmet Ali; Ünal, Hasan
    Küçük devletlerin büyük güçler karşısında etkisiz kalması bir kader midir? Veya büyük güçlerin mücadelelerinde arada kalmamak için bir yol var mıdır? Ya da küçük devlet görüntüsünde olup, aslında büyük güçlerle küçük devletler arasında konumlanan ülkeler olabilir mi? Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı boyunca sergilediği duruş, bu anlamda bir model oluşturuyor. Diğer küçük devletler arasında Türkiye, denge politikasına dayanan becerikli diplomasisiyle öne çıktı. Bu tez, askeri ve iktisadi olarak zayıf bir ülkenin, hassas, karmaşık ve değişken dengeler içerisinde, sırtını jeopolitik konumuna ve diplomasi becerisine dayayarak hayatta kalma mücadelesine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Savaşın tam ortasında, savaş dışı kalmış bir ülkenin verdiği mücadele, teorik bakış açısı da dahil edilerek göz ele alınacaktır.