Search Results

Now showing 1 - 9 of 9
  • Article
    Geçici Afet Konutlarının Ortopedik Engellilerin Erişilebilirliği Açısından İrdelenmesi
    (2021) Ünal, Bülent; Akın, Emel
    Engelli bireylerin yaşadıkları fiziksel çevre, sahip oldukları fiziksel işlev bozuklulukları ve yetersizlikleri, bu sıkıntıların neden olduğu sınırlamalar yüzünden büyük önem taşımaktadır. Özellikle afetlerden dolayı oluşabilecek merkezi sinir sisteminin ya da iskelet sisteminin zedelenmesi sonucu ortopedik engeller karşılaşılması beklenen ve yaşanan durumlardır. Bu araştırmada, meydana gelen afetlerden sonra kalıcı konutlara geçene kadar geçen ortalama üç yıllık süreçte afetzedelerin yaşamlarını sürdürdüğü geçici afet konutlarının engellilerin erişilebilirliği açısından öneminin vurgulanması hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) kullanmakta olduğu genel tip ve engelli tip geçici afet konutu tasarımları, Engelliler İçin Evrensel Standartlar Kılavuzu’nda bulunan kriterlere göre analiz edilmiştir. Buna ek olarak mevcut durum ortopedik engelli bireylerin sanal ortamda oluşturulan geçici afet konutunu deneyimlemesi ile değerlendirilmiş ve anket çalışması ile veriler elde edilmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda varolan engelli tip geçici afet konutunun, ortopedik engelli bireylerin erişilebilirliğini sağlayamadığı ve ortopedik engelli kullanıcılar için yeni bir geçici afet konutu tasarımına ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır.
  • Article
    KALKANEAL EPİN HASTALARINDA VÜCUT KOMPOZİSYONU İLE AYAK AĞRISI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
    (2019) Vergili, Özge; Oktaş, Birhan; Arıkan, Halime; Aktaş, Fatma Cansu; Arslan, Fatma Cansu Aktaş
    Amaç: Kalkaneal epin özellikle fazla kilolu ve obez erişkinpopülasyonda sık görülen ve bireyin yaşam kalitesini ciddiölçüde etkileyen bir hastalıktır. Çalışmamızın amacı bu hastapopülasyonunda ayak ağrısı ile vücut kompozisyonu arasındakiilişkiyi incelemektir.Gereç ve Yöntemler: Kalkaneal epin tanısı almış olan 25-55yaş arasındaki 44 birey üzerinde gerçekleştirilmiş olançalışmada ağrı şiddeti ve ağrılı bölge sayısı ayak ağrısınıdeğerlendirme parametreleri olarak ele alınırken, vücut kitleindeksi, bel kalça oranı, deri altı yağ dokusu ölçümlerinden eldeedilen yağ yüzdesi, yağ ağırlığı, yağsız vücut ağırlığı verileri iseadipoz dokuyu değerlendirmek amacıyla kullanılmıştır.Bulgular: Obez olan hastalarda kronik hastalık görülme sıklığıkalkaneal epin tanılı diğer bireylere nazaran daha yüksekbulunmuştur. Ayak ağrısına ilişkin parametreler ile vücutkompozisyonu parametreleri arasında anlamlı bir ilişkisaptanmamıştır.Sonuç: Bu çalışmada adipoz dokuya ait yağ yüzdesi, yağağırlığı, yağsız vücut ağırlığı gibi parametreler ile ayak ağrısıarasında bir ilişki olmadığı belirlenmiş olup, adipoz dokunundeğerlendirilmesinde daha objektif ölçüm yöntemleri üzerindeodaklanılması gerekliliği bir kez daha vurgulanmıştır.
  • Article
    Baş Önde Postürü Olan Genç Yetişkinlerde Baş Postürü Yürüyüş Parametrelerini ve Simetrisini Değiştirir Mi? Kesitsel Bir Çalışma
    (2025) Begen, Sena Nur; Karahan, Zehra; Uluğ, Naime; Yılmaz, Seval
    Amaç: Baş önde postür (BÖP) bozukluğu yaygın bir postüral problemdir. Bununla birlikte, yürüyüş kinematiği üzerindeki etkisi belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerde baş postürünün yürüyüşün spatio-temporal parametreleri ve asimetrisine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Genç erişkinlerde gerçekleştirilen bu kesitsel çalışmada katılımcılar kraniovertebral açı (KVA) değerine göre BÖP ve normal postür olmak üzere iki gruba ayrıldı. Katılımcıların KVA, kranial rotasyon açısı ve kraniohorizontal açıları lateralden çekilen fotoğraflar ile değerlendirildi ve MB-Ruler yazılımı ile analiz edildi. Katılımcıların demografik bilgileri (cinsiyet, yaş, boy, kilo) kaydedildi ve yürüyüş spatiotemporal parametreleri—ilk temas, destek, sallanma fazları, adım döngüsü, dinamik basınç ve yürüyüş simetri skorları—FreeMED force platformu (Sensor Medica, İtalya) kullanılarak ölçüldü. Yürüyüş simetrisi simetri indeksi kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Çalışmaya ortalama yaşları 23 yıl (22-23 ÇAA) olan 66 katılımcı (41 kadın ve 25 erkek) dahil edildi. Sol adım döngüsü uzunluğu ile kranial rotasyon açısı arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulundu (r=0,316, p=0,024). Ancak, gruplar arasında diğer yürüyüş kinematik parametrelerinde anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Ayrıca, CVA ile yürüyüş spatio-temporal parametreleri veya yürüyüş simetrisi arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Baş önde postürün genç yetişkinlerde kinematik spatio-temporal yürüyüş parametrelerini ve yürüyüş simetrisini önemli ölçüde değiştirmediğini göstermektedir. Daha hassas ölçümler sağlayabilecek üç boyutlu postür ve yürüme analizi yöntemleri ile planlanan çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Citation - Scopus: 4
    The Effect of Combined Hydrolyzed Type 2 Collagen, Methylsulfonylmethane, Glucosamine Sulfate and Chondroitin Sulfate Supplementation on Knee Osteoarthritis Symptoms
    (Baycinar Medical Publ-baycinar Tibbi Yayincilik, 2024) Ayhan, Fikriye Figen; Çoban, Ayşegül Demirci; Karasu, Ayça Utkan; Karaoğlan, Belgin; Çınar, Ece; Eyigör, Sibel; Dalyan, Meltem; Kaplan, Başak Mansız; Vural, Secil Pervane; Çakıt, Burcu Duyur
    Objectives: This study aimed to evaluate the effects of the combined hydrolyzed type 2 collagen, methylsulfonylmethane (MSM), glucosamine sulfate (GS), and chondroitin sulfate (CS) supplement on knee pain intensity in patients with knee osteoarthritis (OA). Patients and methods: This multicenter, observational, noninterventional study included 98 patients (78 females, 20 males; mean age: 52.8±6.5 years; range, 40 to 64 years) who had Grade 1-3 knee OA between May 2022 and November 2022. The patients were prescribed the combination of hydrolyzed type 2 collagen, MSM, GS, and CS as a supplement for knee OA. The sachet form of the combined supplement containing 1250 mg hydrolyzed type 2 collagen, 750 mg MSM, 750 mg GS, and 400 mg CS was used once daily for two consecutive months. Patients were evaluated according to the Western Ontario and McMaster Universities Osteoarthritis Index (WOMAC), Visual Analog Scale (VAS)-pain, and Health Assessment Questionnaire (HAQ). Patients were scheduled to visit for follow-up four weeks (Visit 2) and eight weeks (Visit 3) after Visit 1 (baseline; day 0 of the study). Results: For the VAS-pain, WOMAC, WOMAC-subscale, and HAQ scores, the differences in improvement between the three visits were significant (p<0.001 for all). The patient compliance with the supplement was a median of 96.77%, both for Visit 2 and Visit 3. Conclusion: The combination of hydrolyzed type 2 collagen, MSM, GS, and CS for eight weeks in knee OA was considered an effective and safe nutritional supplement.
  • Article
    Yaşlılarda Düşme Riski ile İlgili Faktörler
    (2024) Karahan, Zehra Can; Seymen, Fatma Nur; Özcan, Ayşenur; Türkmen, Ceyhun
    Amaç: Düşme yaşlı yetişkinlerde çok yaygın olarak görülen önemli bir problemdir. Çalışmanın amacı, yaşlı bireylerde düşme riski ile ilgili faktörleri incelemektir. Araçlar ve Yöntem: Çalışmada 65 yaş üstü 110 birey incelendi. Bireylerin demografik bilgileri ve son 1 yıl içerisindeki düşme sayıları kaydedildi. Katılımcıların bilişsel becerileri Montreal Bilişsel Değerlendirme (MoCa) Ölçeği ile, anteriyoposterior dinamik denge Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile, lateral denge Tandem Duruş Testi (TDT) ile, denge ve düşme olasılığı Berg Denge Testi (BDT), fonksiyonel hareketlilik Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ile, alt ekstermite enduransı ve fonksiyonel kas gücü 1-Dakikalık otur-kalk Tesi (1-DOKT) ile ve servikal propriosepsiyon stabilizatör ile değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 71.26±6.20'dir ve son bir yıl içinde 0.41±1.02 düşme yaşamışlardır. TDT süresi: 25.95±7.93 saniye, MoCa: 18.65±4.90, FUT: 21.83±8.38 cm, BDT: 51.11±4.47, ZKYT: 12.01±3.89 saniye, 1-DOKT: 18,61±8,23 tekrar, servikal propriyosepsiyon hatası: % 15.49±13.01 olarak bulundu. Düşme sayısı ile yaş (r=-0.081, p=0.399), boy (r=-0.030, p=0.756), TDT (r=0.144, p=0.134), bilişsel düzey (r=-0.015, p=0.878), BBT(r=-0.079, p=0.414) ve servikal propriyosepsiyon(r=-0.135, p=0.160) arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan negatif bir korelasyon görüldü. Erkekler kadınlara kıyasla daha fazla düşme bildirmiştir ve olasılık oranı 3.14'tür (%95 güven aralığı: 1.21-8.14). Sonuç: Bu çalışma, yaşlı insanlar arasında düşmelerle ilişkili faktörlere dair değerli bilgiler sunmaktadır. Bulgular, düşmelerde kilit bir faktör olarak cinsiyetin önemini göstermekte ve vücut ağırlığı, denge, servikal propriosepsiyon ve yaşın düşme olasılığı üzerindeki olası etkisini ortaya koymaktadır.
  • Article
    KALKANEAL EPİN HASTALARINDA FİZİKSEL AKTİVİTE DÜZEYİNİN AYAK AĞRISI VE FONKSİYONEL PERFORMANS ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
    (2020) Vergili, Özge; Oktaş, Birhan; Aktaş, Fatma Cansu; Arıkan, Halime; Deveci, Hülya; Arslan, Fatma Cansu Aktaş
    AMAÇ: Kalkaneal epin, hastalara ciddi anlamda rahatsızlık vererek günlük yaşam aktivitelerini kısıtlar. Çalışmamızın amacı bu bireylerde fiziksel aktivite düzeyinin ağrı ve fonksiyonellik yanıtları üzerindeki etkisini araştırmaktı. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma kalkaneal epin tanısı konmuş 41 birey ile yapıldı. Bireylerin yaş, cinsiyet, boy, kilo, beden kütle indeksi (BKİ) ve topuk ağrılarına ilişkin niteliksel ve niceliksel özellikleri sorgulandı. Bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini değerlendirmek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA) kullanıldı. Ayak ağrısını değerlendirmek için algometre, fonksiyonel performanslarını belirlemek için 6 dakika yürüme testi ve topuk yükseltme testi kullanıldı. BULGULAR: Bireylerin 8’i (%19,5) düşük düzeyde aktivite, 26’sı (%63,4) orta düzeyde aktivite ve 7’si (%17,1) yüksek düzeyde aktiviteye sahipti. Fiziksel aktivite düzeylerine göre sınıflandırılan bireylerde ayak ağrısı ve fonksiyonel performans parametreleri açısından anlamlı bir fark görülmedi. SONUÇ: Farklı fiziksel aktivite düzeyine sahip gruplar arasında ağrı ve fonksiyonel performans açısından farklılık çıkmamış olsa da çok yüksek düzeyde fiziksel aktivitenin topuk ağrısı / plantar fasit / kalkaneal epin gelişimi için önemli bir risk faktörü olduğu, bunun özellikle de yüksek BKİ’ye sahip kişilerde daha sık görüldüğü bilinmektedir. Aktif bir yaşamın ve egzersiz alışkanlığının sistemik endokrin yanıtlar, kas iskelet sistemi ve vücut kompozisyonu üzerindeki olumlu etkileri ile söz konusu şikayetlerin görülme sıklığını azaltabileceği unutulmamalıdır.
  • Article
    Kristal Plastisite Modellemesi ile Inconel 718 Alaşımının İşlenmesinde Artık Gerilmelerin Doğru Tahmini
    (2023) Kesriklioğlu, Sinan; Kapçı, Mehmet Fazıl; Buyukcapar, Ridvan; Çetin, Barış; Yılmaz, Okan Deniz; Bal, Burak
    Artık gerilmelerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi, savunma, havacılık ve otomotiv endüstrilerinde kullanılan bileşenlerin arızalanmasını önlemede çok önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Inconel 718'in işlenmesi sırasında oluşan artık gerilmeleri doğru bir şekilde tahmin etmek için bir malzeme modeli sunmaktır. Ortogonal talaşlı imalat testleri, çeşitli kesme ve ilerleme hızlarında gerçekleştirilerek, Inconel 718'in işlenmesinden sonraki artık gerilmeler, X-Ray ışın kırınımı ile karakterize edildi. Bu süper alaşımın mikroyapısal girdilerini ticari olarak temin edilebilen bir sonlu eleman yazılımına (Deform 2D) aktarmak için bir viskoplastik kendi içinde tutarlı kristal plastisite modeli geliştirildi. Ayrıca simülasyonlar klasik Johnson - Cook malzeme modeli ile aynı işleme parametrelerinde yapıldı. Bu çalışmada elde edilen simülasyon ve deneysel sonuçlar, kristal plastisite tabanlı çok ölçekli ve çok ölçekli malzeme modelinin, mevcut modele kıyasla Inconel 718'in işleme kaynaklı kalıntı gerilmelerinin tahmin doğruluğunu önemli ölçüde geliştirdiğini ve yüzey kusurlarını en aza indirmek için kullanılabileceğini göstermiştir. Geliştirilen bu model, kesilmesi zor malzemelerin işlenmesinde yüzey kusurlarını ve üretim denemelerinin maliyetini en aza indirmek için kullanılabilir.
  • Article
    Citation - WoS: 4
    Citation - Scopus: 4
    The Clinical, Functional, and Radiological Features of Hand Osteoarthritis: Tlar-Osteoarthritis Multi-Center Cohort Study
    (Turkish League Against Rheumatism, 2022) Duruoz, Mehmet Tuncay; Gursoy, Didem Erdem; Tuncer, Tiraje; Altan, Lale; Ayhan, Figen; Bal, Ajda; Ugurlu, Hatice; Çay, Hasan Fatih; Durmaz, Berrin; Gurer, Gülcan; Sarıkaya, Selda; Sezer, Ilhan
    Objectives: This study aims to evaluate the clinical, functional, and radiological features of hand osteoarthritis (OA) and to examine their relationships in different geographic samples of the Turkish population. Patients and methods: Between April 2017 and January 2019, a total of 520 patients (49 males, 471 females; mean age: 63.6 +/- 9.8 years) with hand OA were included in the study from 26 centers across Turkiye by the Turkish League Against Rheumatism (TLAR). The demographic characteristics, grip strengths with Jamar dynamometer, duration of hand pain (month), the severity of hand pain (Visual Analog Scale [ VAS]), and morning stiffness were evaluated. The functional disability was evaluated with Duruoz Hand Index (DHI). The Kellgren-Lawrence (KL) OA scoring system was used to assess the radiological stage of hand OA. Results: The DHI had significant correlations with VAS- pain (r= 0.367, p<0.001), duration of pain (r=0.143, p=0.001) and bilateral handgrip strengths (r=-0.228, p=0.001; r=-0.303, p<0.001). Although DHI scores were similar between the groups in terms of the presence of hand deformity (p= 0.125) or Heberden's nodes (p=0.640), the mean DHI scores were significantly higher in patients with Bouchard's nodes (p=0.015). The total number of nodes had no significant correlations with the VAS-pain and DHI score (p>0.05). The differences between the groups of radiological hand OA grades in terms of age (p= 0.007), VAS-pain (p<0.001), duration of pain (p<0.001), and DHI (p<0.001) were significant. There were no significant differences between radiological hand OA grades according to the duration of the stiffness, grip strength, and BMI (p>0.05 for all). Conclusion: In our population, the patients with hand OA had pain, functional disability, and weak grip strength. The functional impairment was significantly correlated with the severity of the pain, and the functional status was worse in high radiological hand OA grades.
  • Article
    Relationship of Lumbar Spinal Anatomical Structures With Lumbar Disc Hernia and Spinal Stenosis
    (Galenos Publishing House, 2024) Küçükyıldız, Halil Can; Koç, Fatih; Kıymaz, Eren; Özüm, Ünal
    Objective: We aimed to radiologically evaluate the clinical and demographic features accompanying ligamentum flavum hypertrophy and possible accompanying differences in anatomical structures. Materials and Methods: We evaluated vertebral alignment, integrity of neural structures, diameter of the central canal, posterior longitudinal ligament, ligamentum flavum integrity, and position of the facet joints in patients with lumbar disk herniation and lumbar spinal canal stenosis using magnetic resonance imaging (MRI). Furthermore, we examined the age, body mass index (BMI), and employment status of the patients and the status of the vertebral and paravertebral anatomical structures using MRI. Age, BMI, employment status, ligamentum flavum thickness at the L4–L5 level, interspinous ligament thickness, facet joint diameter, posterior longitudinal ligament integrity, psoas muscle diameter, erector spina muscle diameter, and mean multifidus muscle diameter were also analyzed. Results: Significant differences were found in age, BMI, employment status, ligamentum flavum thickness, interspinous ligament thickness, mean facet diameter, mean multifidus muscle diameter, mean erector spina muscle diameter, and mean psoas muscle diameter. In addition, separate statistical analyses were conducted between sex, age, employment status, BMI, and lumbar anatomical parameters. Significant correlations were found between lumbar disk herniation and spinal stenosis pathologies based on radiological measurements of lumbar structures, such as the ligamentum flavum, interspinous ligament, and facet diameter, and demographic parameters, such as age, sex, employment status, and BMI. Conclusion: We examined changes in the anatomical structures accompanying the vertebral column and existing discal or stenotic pathologies. In addition to the demographic characteristics of the patients, changes in the accompanying lumbar spinal anatomical structures, such as degeneration, hypertrophy, and atrophy, may be important. These factors and changes will help plan the treatment process and guide the results.