26 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 26
Master Thesis Yüksek Sıcaklıkta Elektrokimyasal Hidrojen Ayrımı için Yüksek Verimli Katalizörün Hazırlanması ve Performansının İncelenmesi(2024) Bal, İlay Bilge; Devrim, YılserMevcut durumda küresel hidrojen (H2) üretimi büyük ölçüde fosil kaynaklara dayanmaktadır. H2 üretiminde en yaygın kullanılan yöntem buhar-metan reformasyonudur. Fakat bu yöntemle üretilen H2, karbon monoksit (CO) ve karbon dioksit (CO2) gibi safsızlıklar içermektedir. H2'nin endüstride hammadde olarak veya yakıt hücresi sistemlerinde enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilmesi için belirli bir saflıkta olması gerekir. Dolayısıyla, bu safsızlıkları H2'den uzaklaştırmak için bir saflaştırma adımı kaçınılmazdır. Bu noktada, elektrokimyasal hidrojen saflaştırma (ECHP) sistemleri eş zamanlı H2 saflaştırma ve sıkıştırma yapabilme, hareketli parça içermeme, düşük işletme ve enerji maliyetleri, ölçeklenebilirlik gibi avantajları ile geleneksel H2 saflaştırma yöntemlerine güçlü bir alternatiftir. Bu tez çalışması kapsamında yüksek sıcaklık elektrokimyasal H2 saflaştırma (HT-ECHP) hücresi geliştirilmiştir. ECHP hücrelerinde karşılaşılabilecek olası problemlerden biri katalizör tabakasının reformat gaz içerisinde bulunan safsızlıklar nedeniyle zehirlenmesidir. Literatürde hidrojen oksidasyon reaksiyonu için tipik olarak Pt katalizörü kullanılmaktadır. Fakat, Pt katalizörünün CO toleransı oldukça sınırlıdır ve düşük miktarda CO varlığında bile katalizör zehirlenmesi meydana gelir. Bu çalışmada, HT-ECHP performansları incelenmek üzere grafen nanoplatelet (GNP) destekli platin (Pt) ve bimetalik platin-rutenyum (PtRu) katalizörleri sentezlenmiştir. Katalizörler, hızlı ve basit bir yöntem olan mikrodalga-destekli sentez yöntemiyle hazırlanmıştır. Hazırlanan katalizörler HT-ECHP uygulaması için fosforik asit katkılı polibenzimidazol (PBI) membran ile birleştirilmiştir. Katalizörlerin yapısal ve elektrokimyasal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA), X-ışını kırınımı (XRD), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), geçirimli elektron mikroskopisi (TEM) ve döngüsel voltametri (CV) analizleri ile incelenmiştir. Karakterizasyon sonuçları, katalizörlerin HT-ECHP uygulaması için gerekli özellikleri sağladığını göstermektedir. Pt/GNP ve PtRu/GNP katalizörlerinin HT-ECHP performansları 140-180 ℃ sıcaklık aralığında H2, CO2 ve CO içeren reformat gazı karışımı ile incelenmiştir. Sonuçlar, katalizörlerin elektrokimyasal H2 saflaştırma performanslarının artan çalışma sıcaklığı ile arttığını göstermektedir. En yüksek H2 saflaştırma performansı PtRu/GNP katalizörü ile elde edilmiştir. Gaz kromatografisi (GC) sonuçları, PtRu/GNP katalizörü ile 160 ℃'de %99.938 yüksek H2 saflığının elde edildiğini göstermiştir. PtRu/GNP katalizörünün yüksek elektrokimyasal H2 saflaştırma performansı, GNP üzerine dekore edilmiş Pt ve Ru partikülleri arasındaki güçlü sinerjik etkileşimlere bağlanabilir. Bu sonuçlar, PtRu/GNP'nin HT-ECHP uygulaması için umut verici bir katalizör olduğunu göstermektedir.Master Thesis Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın Enerji Potansiyelleri ve Politikaları(2007) Özdemir, Yavuz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Başak, Cengiz; Department of International Relations; Department of International RelationsSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21.yüzyılda dadünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağıkesindir.Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinindeğişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlıduruma getirmiştir.Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılankaynaklar arasında petrol ve doğal gazın tüketim açısından diğerlerinden dahaöncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Dünya enerji ihtiyacının gün be gün arttığı günümüzde, gelişmiş sanayilere sahipbüyük devletlerin enerji güvenliklerini sağlamak adına, söz konusu kaynaklarınüretildiği ve nakledildiği coğrafyalarda etkinliklerini arttırmaya çalıştıklarıgözlemlenmektedir. Bu noktada, Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardındanbünyesinde bulundurduğu zengin hidrokarbon kaynaklarıyla Orta Asya Bölgesi'nin,dolayısıyla da bu coğrafyada kurulmuş olan Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistanve Özbekistan Cumhuriyetleri'nin dünya siyasetindeki önemlerinin arttığısöylenebilir.Araştırmamızda, bölgenin artan önemine bağlı olarak burada kurulmuş olan,Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan gibi Türk Cumhuriyetleri'ninenerji potansiyelleri ve politikaları incelenmiştir. Konu incelenirken, enerji eksenlibölgesel sorunların yanı sıra, Türkiye de dahil olmak üzere, küresel ve bölgeselgüçlerin bölge politikaları da irdelenmiştir.Tüm bunların ışığında, Kazakistan,Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan'ın sahip oldukları enerji kaynaklarını reelbir şekilde kullanarak, gelecekte bölge içinde etkin birer ekonomik güce dönüşüpdönüşemeyecekleri sorgulanmıştır.Bunlara göre, adı geçen ülkelerin sahip oldukları kaynaklarını doğru politikalardahilinde etkili bir şekilde kullanabilmeleri durumunda, çokta uzak olmayan birgelecekte, Orta Asya Bölgesinin önemli ekonomik güçleri arasında yer alabilecekleriöngörülmüştür.Master Thesis Rusya Perspektifinden 2005-2015 Yılları Arasında Ukrayna ile Yaşanan Gaz Problemi(2017) Lukyanova, Anna; Karasar, Hasan AliRusya ile Ukrayna arasındaki ilk gaz krizi 1993 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasından hemen iki yıl sonra başladı. Sorun oldukça karmaşık siyasi, iktisadi ve coğrafi temellerde iki ülkeyi karşı karşıya getiren bir olguydu. Bu tez Rusya açısından iki ülke arasındaki gaz çatışmasının başlangıcı ve devamındaki sebepleri aydınlatmaya çalışmaktadır. Bu yüzd3en de tez sorunun zirve dönemi olarak adlandırılan 2005-2015 yılları arasını mercek altına almaktadır. Rusya-Ulrayna ilişkileri hali hazırda da her geçen gün daha karmaşık bir hal almakta ve iki taraf birbirinden tamamen farklı amaçlar üzerine kurdukları politikalar izlemektedirler. Bu tez hem iki devletin dış politikalarını hem de Gazprom ve Naftogaz gibi gaz tekeli şirketlerin konu hakkındaki siyasalarını incelemek suretiyle aynı zamanda Rusya-Ukrayna ilişkilerinin şirketlerin de dahlia olan bir haritasını çıkarmaktadır.Master Thesis İç Ortamda Ortalama Radyan Sıcaklığını Elde Etmek için Farklı Yöntemlerin Doğruluğunun Karşılaştırılması(2021) Özbey, Mehmet Furkan; Turhan, Cihan; Lotfısadıgh, BahramAmerikan Isıtma Soğutma ve Klima Mühendisleri Birliği (ASHRAE), ısıl konforu bir kişinin bulunduğu ortamdaki memnuniyetini ifade eden öznel ve zihinsel değerlendirme ile elde edilen zihin koşulları olarak tanımlanmıştır. Isıl konfor, geleneksel olarak Fanger'in Ortalama Tahmini Oy (PMV) / Memnuniyetsizliklerin Tahmini Yüzdesi (PPD) metodu ve kişilerin davranışlarını da içeren adaptif ısıl konfor metotları ile elde edilmektedir. Isıl konfor parametreleri kişisel parametreler (giysi değeri ve metabolizma hızı) ve çevresel parametreler (hava sıcaklığı, bağıl nem, hava hızı ve ortalama radyan sıcaklığı) olarak üzere iki farklı kategoride ele almaktadır. Bu parametreler arasında, Ortalama Radyan Sıcaklık ölçülmesinin ve hesaplanmasının karmaşık olmasından dolayı elde edilmesi zor bir faktördür. İç ortamlarda ortalama radyan sıcaklığı elde etme yaklaşımları hesaplama yöntemleri, ölçüm yöntemleri ve varsayımlar gibi farklı yöntemlere dayanmaktadır. Ancak hesaplama yöntemlerinin karmaşık olması ve ölçüm yöntemleri için kullanılacak ölçüm aletlerinin pahalı ve elde edilmesi zor araçlar olması araştırmacıları doğruluğu kesin olmayan varsayımlara yönlendirmektedir. Bu nedenle, bu çalışmanın amacı ortalama radyan sıcaklığın elde edilme yöntemlerinin ölçüm yöntemlerinden birisi olan ve bu çalışma için üretilen küre termometresini referans alıp diğer metotlar ile karşılaştırılarak tüm yöntemlerin doğruluğunu bulmaktır. Bu çalışmada Köppen- Geiger sınıflandırmasına göre Csb tipi iklim bölgesinde bulunan bir test odası seçilmiştir ve ortalama radyatif sıcaklığı elde etmek için kullanılan 2 farklı hesaplama yöntemi ve 8 farklı varsayım yerinde ölçümle referans metodu ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, ortalama radyan sıcaklığı elde etmek için varsayımların veya hesaplama yöntemlerinin kullanılmasının, referans yönteme kıyasla %9,1'e varan bir hataya neden olduğunu ortaya koydu.Master Thesis Şebekeye Bağlı Photovoltaıc Sistem ile Çalışan Yeşil Hidrojen Dolum İstasyonu Tasarımı(2025) Atabay, Reyhan; Devrim, YılserGelişen ve büyüyen sanayi, artan dünya nüfusu ve artan enerji ihtiyaçları, alternatif enerji kaynaklarının kullanımını zorunlu kılmaktadır. Artan dünya nüfusunun enerji ihtiyacı dikkate alındığında geçmişte kullanılan ve günümüzde de kullanılmaya devam eden fosil kaynaklar dünyaya zarar vermektedir. Fosil kaynakların kullanımı sonucu açığa çıkan zararlı gazlar dünya atmosferini kirletmekte, fosil kaynakların ulaşım araçlarında kullanılması ise sera gazı etkisini arttırmaktadır. Bu kirlilik, hem yeryüzündeki canlıların sağlığını tehdit etmekte olup yaşam kalitemizi düşürmektedir. Bu ve bunun gibi birçok zararlı etkileri olan fosil kaynaklar yerine temiz enerji kaynakları kullanılmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreye zarar vermediği gibi doğru kullanıldığında sürdürülebilir bir enerji kaynağına da dönüşebilmektedir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, biyokütle ve hidrojen gibi yenilenebilir enerji kaynakları temiz bir gelecek için önemlidir. Bu çalışmada güneş enerjisi temelli yeşil hidrojen kullanan yakıt ikmal istasyonları Türkiye'de yedi farklı bölge için tasarlanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tasarlanan sistemde anyon değişim membran su elektrolizörü (ADME) ile güneş enerjisinden sağlanan elektrik kullanılarak sudan hidrojen üretilmekte ve üretilen hidrojen, hidrojen yakıt ikmal istasyonlarında depolanmaktadır. Yakıt ikmal istasyonları her istasyonda on adet yakıt hücreli araç ve iki adet yakıt hücreli otobüs tankı doldurulacak şekilde tasarlanmıştır. Tasarlanan yeşil hidrojen temelli sistemde her ilin güneş ışınım ve sıcaklık değerleri göz önünde bulundurularak belirlenen panel sayıları ile toplam 5 MW kurulu gücünde güneş enerji santrali, elektrolizör, kompresör, yüksek basınçlı kademeli hidrojen depolama tankları, invertör ve ön soğutma üniteleri içermektedir. Güneş enerji santrali her bölgede kurulum için seçilen ilin günlük güneş radyasyonu ve sıcaklık değerlerine göre elektrik üretim değerleri hesaplanmıştır. Hedeflenen yakıt ikmal istasyonu kapasitesine göre elektrolizörün günlük üretmesi gereken hidrojen miktarı belirlenmiş ve bu ihtiyacın karşılanması için gerekli olan elektik güneşten karşılanmadığı durumda şebekeden elektrik karşılanacaktır. Güneş enerjisinden üretilen elektrik enerji ihtiyacını aştığında, kalan elektrik şebekeyi besleyecektir. Tasarlanan sistemde kurulum yapılan farklı bölgeler için ekonomik analiz yapılmış ve Antalya, Aydın, Çanakkale, Çorum, Hakkâri, Konya ve Şanlıurfa illeri için LCOH değerleri sırasıyla 7.18 €/kg H2, 7.57 €/kg H2, 8.39 €/kg H2, 8.99 €/kg H2, 6.90 €/kg H2, 7.69 €/kg H2 ve 7.29 €/kg H2 olarak hesaplanmıştır.Master Thesis Türkiye'de Toplam Elektrik Talebinin Fiyat ve Gelir Esneklikleri, 1970-2008(2010) Saygılı, Tevfik Okan; İsmihan, MustafaBu tez çalışmasında, Türkiye'de toplam elektrik tüketiminin gelir ve fiyat esneklikleri, 1970-2008 dönemi için, geliştirilen ekonometrik model çerçevesinde tahmin edilmiştir. Bu bağlamda, birim kök testleri ve eşbütünleşme tekniği gibi modern zaman serisi analizleri kullanılmıştır. Ayrıca, bu çalışmada güncellenmiş ve tutarlı ortalama elektrik satış fiyatı ve gelir serileri oluşturulmuştur.Geliştirilen model çerçevesinde Türkiye'de toplam elektrik tüketiminin uzun dönem gelir esnekliği 1.29, kısa dönem gelir esnekliği ise 0.44 olarak tahmin edilmiştir. Aynı zamanda talebin elektrik fiyatından etkilenmediği tespit edilmiştir. Başka bir deyişle, talebin fiyat esnekliğinin sıfırdan farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Doctoral Thesis Aşırı Kalabalık Alanların Enerji Performansının İyileştirilmesi için Termal Konfor, Iaq Endeksleri ve Termal Enerji Depolamasının Deneysel Değerlendirmesi ve Çalışması(2022) Al-malakı, Fadhıl Asaad Mohammed Kadhım; Jafarı, Rahım; Al-saedi, Hasanen M.In recent years, buildings, including prison halls, have contributed significantly to the world's rising energy use, with 34 % of the energy used by these buildings being attributed to cooling and heating. This study examines the use new combination of phase change materials (PCMs) for energy conservation in buildings through thermal storage, including the use of double layers of PCMs paraffin waxes with different properties. The study evaluates the indoor air quality characteristics of two protocols for cooling and heating in four different scenarios that are classified according to the seasons in a location, with a high daily temperature range, similar to that of Iraq. An experimental facility for the study was designed, constructed, and tested at Technology University in Baghdad. The experimental measurements were taken in a small-scale model 1:4 of a prison quarry, with dimensions of 1.2 by 0.6 by 0.8 meters and a side inlet grill. This prototype model was used to investigate the impact of integrating double layers of panels on the roof of the space and their ability to minimize fluctuations, energy usage, and shift peak load. The computational work involved solving the partial differential equation for the conservation of mass, momentum, and energy and its rate of dissipation using the finite volume technique. Modifications to the algorithm were made to simulate the space with and without PCMs in the roof for all scenarios. The majority of the computed data were presented as temperature contours and other thermal contours, and when compared to the experimental results, a reasonable level of agreement was observed. The use of PCMs as latent heat thermal energy storage (LHTES) in the room envelope for passive cooling has gained significant attention due to their ability to store large amounts of energy. The results of this study show that the use of TES can reduce the energy required for the space by 47.2 % in the summer and in varying proportions during other seasons, also when PCMs are used in hot weather, in door temperature drops by 7 °C at average, compared to when they are not used.Master Thesis Türkiye'den Geçen ve Geçmesi Planlanan Enerji Yolları ve Bu Enerji Yollarının Türk Dış Politikasına Etkileri(2010) Korkmazgöz, İhsan; Başak, CengizSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21. yüzyılda da dünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağı kesindir. Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinin değişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlı duruma getirmiştir. Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılan kaynaklar arasında petrol ve doğalgazın tüketim açısından diğerlerinden daha öncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Kafkas ve Orta Asya Cumhuriyetleri, var olan zenginlikleriyle birlikte bağımsızlıklarını kazanmışlar ve yenidünya sisteminin güç mücadelesine sahne olmuşlardır. Bu güç mücadeleleri içinde Hazar Bölgesi, içerdiği petrol zenginlikleri açısından 21. yüzyılın enerji üretiminin odak noktası olarak görülmektedir.Hazar Bölgesi petrol ve doğalgazının uluslararası piyasaya taşınması için yapılacak boru hatları güzergâhları bağlamında verilmekte olan mücadelenin özünde bölgedeki kaynakların geliştirilmesi ve 21. yüzyılda Batı'nın körfez petrolüne bağımlılığının azaltılması yatmaktadır. Ayrıca, ikmal güvenliğini sağlamada Avrasya'daki enerji kaynakları üzerinde Rusya'nın tekelini kırma da yer almaktadır.Çok farklı rotaların öngörüldüğü stratejiler arasında Batı için esas olan enerji güvenliği, ABD açısından çoklu boru hatları, şirketler için ise güvenli geçiş noktalarının tercih edilmesi iken; Rusya için Sovyetler Birliği dönemi enerji nakil hatlarının revize edilmesiyle birlikte tekrar kullanıma sokulması şeklindedir.Hazar Bölgesinde en önemli kültürel etki ve siyasi güç sahibi ülke Türkiye'dir. Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile olan kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmenin kendisine getireceği yararların farkındadır. Bölgedeki kritik gelişmeleri yakından izleme, akılcı çözümler üretme, jeopolitik gücünü yerinde ve zamanında kullanma, orta ve uzun vadeli stratejiler oluşturma gibi beceriler geliştirip, uygulayabilen bir Türkiye'nin etkinliğini Hazar Havzası ülkeleri başta olmak üzere diğer çevre ülkelerinin de yararına olacak şekilde artırması kaçınılmazdır.Master Thesis Irak'ın Muhtemel Geleceği ve Türkiye'ye Etkileri(2013) Tülemez, Coşkun; Ünal, HasanABD, yeni Ulusal Güvenlik Doktrini gereği terörizmi desteklediği ve kitle imha silahları ürettiği ve bulundurduğu gerekçeleriyle 20 Mart 2003 tarihinde Koalisyon Kuvvetleri ile birlikte Irak'ı işgal etmiştir. Irak, ABD'nin 2003 yılındaki müdahalesinden itibaren Türkiye için en önemli dış politika konularından biri haline gelmiştir. TBMM'nin 1 Mart 2003'te almış olduğu ?tezkere? kararı, ABD Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a Türk topraklarından geçişi için izin çıkmaması ve ertesinde yaşanan olaylar, Amerika ile Türkiye arasında süregelen ?stratejik ortaklık? ilişkisinin sorgulanmasına neden olmuştur. Bu kriz ile Türk-Amerikan ilişkileri farklı bir sürece girmiştir.2003 sonrası dönemde yaşanan yeniden yapılandırma süreci, Irak'a huzur ve istikrar getirmek yerine, etnik ve dini açıdan karmaşık olan toplumsal yapıdaki ayrışmayı daha da derinleştirmiştir. Irak'ın iki veya üç ayrı bağımsız devlet olarak bölünmesi muhtemeldir.Irak'ta halen; Kerkük, federalizm, petrol ve güvenlik, tartışmalı alanlar konularında çözülmeyi bekleyen birçok sorun bulunmaktadır. Ülkedeki etnik-sekter farklılıklar ve birbirlerine karşı politikaları ile bölgesel aktörlerin yaklaşımları mevcut sorunların kısa vadede çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu durum Irak'ın geleceğine yönelik iyimser tahminler yapılmasını engellemekle birlikte bölünme senaryolarının da gündemde kalmasına sebep olmaktadır.Master Thesis Güneş Esaslı Hibrit Güç Sistemlerinin Tasarımı ve Optimizasyonu(2020) Ceylan, Ceren; Ceylan, Ceren; Devrim, Yılser; Ceylan, Ceren; Devrim, Yılser; Devrim, Yılser; Energy Systems Engineering; Energy Systems EngineeringGelişen teknoloji ve artan Dünya nüfusuyla birlikte enerji talebi de artmaktadır. Fosil yakıtların günden güne tükenmesi nedeniyle, temiz enerji üretmek için yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanılmaya başlanmıştır. En çok tercih edilen yenilenebilir enerji kaynağı olan güneş enerjisi bulutlu günlerde ve gecelerde kullanılamaz. Ayrıca güneş enerjisinin en büyük dezavantajı depolanma sorunun olmasıdır. Bu şartlarda enerji ihtiyacını karşılamak ve sürekliliği sağlamak için yakıt pilleri kullanılır. Kısa başlangıç sürelerinin olması ve yüksek verimlilikleri nedeniyle yakıt pilleri popüler hale geldi. Evrende en çok bulunan element olan Hidrojen (H2), yakıt pillerinde yakıt olarak kullanılır. H2 enerji kaynağı değildir ancak çok iyi bir enerji taşıyıcısıdır. Yakıt olarak kullanıldığında su ya da su buharı ortaya çıkar. Enerji üretimi sırasında, çevreyi kirleten ve sera etkisini arttıran kimyasallar ve zararlı gazlar yoktur ve bu da çevre dostu olduğunu kanıtlar. Bu tez çalışmasında, Şanlıurfa'da bulunan bir seranın enerji ihtiyacını karşılamak için günde 5 saat çalıştırılacak olan 2.4 kW Proton Değişim Membran Yakıt Pili (PEMFC) tasarlanmıştır. PEMFC'nin gereksinimi olan H2'yi üretmek için elektrolizör dizayn edilmiş ve elektrolizörün çalışması için gerekli olan elektrik 80 adet fotovoltaik (PV) modülden sağlanmıştır. Sistemde üretilen H2 PEMFC'de kullanılmak üzere tanklarda depolanır. Tasarlanan sistemde bir yılın sonunda toplam 430 kg H2 depolanmıştır. Bunun yanı sıra PEMFC çalışırken ısı ortaya çıkar ve bir günlük çalışmada yaklaşık olarak 20 kW ısı üretilmektedir. Bu ısı PEMFC'nin güvenliği ve yüksek verimliliğin sağlanması için uzaklaştırılmalıdır. Tasarlanan sistemde PEMFC tarafından üretilen ısı bir ısı değiştiricisi yardımıyla uzaklaştırılmaktadır. Bu işlemde ısı uzaklaştırılması ile ısınan PEMFC soğutma suyunun sıcaklığı 34 oC'ye kadar düşerken, seranın ısınması için kullanılacak suyun ısısını 61 oC'ye kadar çıkarılmıştır. Yatırım, işletme ve bakım maliyetinin, hibrit enerji sisteminin çalışma süresince ürettiği enerji miktarına oranı seviyelendirilmiş enerji maliyetini verir. Bu sisteminin seviyelendirilmiş enerji maliyeti 1.77 $/kWh olarak hesaplanmıştır.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
