Search Results

Now showing 1 - 10 of 41
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği, İşgören ve İşverenin Hukuki Yükümlülükleri
    (2013) Oğuz, Ayşegül Yaprak; Ak, Salih
    Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Birliğin öne sürdüğü standartlara ulaşabilmek için Türkiye her alanda iyileştirmelere gitmektedir. Bu konulardan bir tanesi de sosyal politika içerisinde yer alan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliğidir. Tezimizin amacı Avrupa Birliği'ni, Türkiye- AB İlişkilerini ele alarak, Türkiye'nin bu süreç içerisinde yapmış olduğu çalışmalara genel olarak de-ğinmektir.Avrupa Birliği sosyal politika alanında yaptığı çalışmalarda artık uz-manlaşmıştır ve üye ülkelerinde de bu alanda oluşturulan standartların aynı düzeyde olmasını istemektedir. Türkiye ise bu konuda üye ülkelerin gerisin-dedir hatta bağımsız İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu ancak 2012 yılının üçün-cü çeyreğinde yürürlüğe girebilmiştir.Bu çalışmada Avrupa Birliği, Türkiye ve AB ilişkileri ve bu süreç içe-risinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği konusunun gelişimi tarihsel olarak ele alınmıştır. Son bölümde de Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği kanununa kısaca yer verilerek kanun içerisinde bulunan işgören ve işverenlerin İş Sağlığı ve Gü-venliği konusundaki yükümlülükleri belirtilmiştir.
  • Master Thesis
    Kıbrıs Sorununda Avrupa Birliği'nin Rolü (1990-2004)
    (2014) Hatip, Emine; Keser, Ulvi
    Bu çalışmanın çerçevesini Avrupa Birliği (AB)'nin Kıbrıs konusunda tarafsızlığını yitirmeye başladığı 1990 yılından bölünmüş bir Kıbrıs'ı Birliğe tam üye olarak kabul ettiği 2004 yılına kadar olan dönem oluşturmaktadır. İngiltere'nin 1961'de AET'ye tam üyelik başvurusu yapmasına paralel olarak Kıbrıs ile AB arasındaki ilişkiler gelişmeye başlamış ve 1970'lerde Kıbrıs Rum Kesimi AET ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalamıştır. İngiltere'nin 1961'de AET'ye tam üyelik başvurusu yapmasına paralel olarak Kıbrıs ile AB arasındaki ilişkiler gelişmeye başlamış ve 1970'lerde Kıbrıs Rum Kesimi AET ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalamıştır. AB 1990'lara kadar Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulabilmek için Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin çözüm yönünde attığı adımları güçlü bir şekilde desteklemiştir. 4 Temmuz 1990 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)'nin tam üyelik başvurusu üzerine Avrupa Topluluğu (AT) Kıbrıs'ın tam üyeliğe ehil olduğunu kabul etmiştir. AT sorunun çözümünü sağlamak için değil Kıbrıs'ın yer aldığı önemli bölgede kendi çıkarlarını korumak için söz konusu başvuruyu kabul etmiştir. Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı son BM planı Kasım 2002'de dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından 'Annan Planı' adıyla taraflara sunulmuştur. Çalışmada bu Planın olumlu ve olumsuz yanları ve neden Rumlar tarafından reddedildiği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: 1. Kıbrıs Sorunu 2. BM 3. AB 4. Annan Planı
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Kalkınma için Uyum Politikası ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmaları (efta ve Epas)
    (2018) Yıldırım, Yusuf; Yılmaz, Gözde
    Avrupa Birliği, Avrupa coğrafyasında bulunan ülkelerin, özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında yaşadıkları olumsuzlukların giderilmesi amacıyla kurulmuş bir iş birliği sistemidir. Birlik birkaç ülkenin katılımı ile kurulmuş, zamanla gelişmiş ve kendi yasal düzenini, otoritesini ve yetkisini oluşturmuştur. Zamanla diğer ülkelerin kalkınmaları için onlarla antlaşmalar yapmaya başlamıştır. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almak istemektedir. Hem coğrafi yakınlık hem de ekonomik ve politik istekler burada yer almak istemenin en önemli nedenleridir. AB ile yapılan iş birlikleri, Türkiye'yi ekonomik ve politik açıdan güçlendirecektir. Tam üyelik henüz söz konusu olmasa bile çeşitli antlaşmalar içinde yer almanın çeşitli etkileri mevcuttur ve bu çalışmada bu etkiler incelenmektedir. Antlaşmalar, ekonomik ya da politik düzlemde gerçekleşebilmektedir. Bu sayede hem AB ticari faaliyetlerini kolaylaştırmakta hem de diğer ülkeler onunla bütünleşme şansına sahip olmaktadırlar. Bu çalışmada, AB'nin hem Türkiye hem diğer ülkeler için en önemli dış faaliyetlerinden olan EFTA ve EPAs incelenmiştir. Antlaşmalar ile AB'nin gerçekten diğer ülkelerin iktisadi kalkınmalarına yardımcı olduğu ve hatta diplomatik sorunların çözümü için bile bu tür antlaşmaların kullanıldığı görülmüştür. Sonuçları destekleyecek bir anket uygulaması ya da mülakat/röportaj yapılmamıştır ve bunlar, çalışmanın sınırlılıklarını oluşturmaktadır. Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Antlaşmalar, Dış Politika, Kalkınma
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Ab Üyeliği Sürecinde Çözümlenmesi Şart Koşulan ?kıbrıs Sorunu? Nun Türkiye, Yunanistan, Ab ve Çevre Ülkeler için Stratejik Önemi
    (2009) Laçin, Alper; Olcay, Bülent
    Bu tezde Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde çözümlenmesi şart koşulan ?Kıbrıs sorunu? nun Türkiye, Yunanistan AB ve çevre ülkeler için stratejik önemi tartışılmış ve bu tartışma sonucunda gerçekten Kıbrıs Türkiye için bir sorun mudur? AB'ye üye olabilmek için sorun olarak görülen Kıbrıs Türkiye'nin AB'ne girmesi için gerçek sorun ve bunların doğurduğu sebepleri oluşturmakta mıdır? Bu durumlar ve sorunlar tartışılıp çıkan sonuç tezin sonuç bölümünde savunularak incelenmiş ve açıklanmıştır. Türkiye'de iktidar değişikliği sürecinde Kıbrıs sorunu ile ilgili alınan yollar veya kaybedilen zaman, Kıbrıs AB ilişkileri ve Kıbrıs'ın AB'ye üyeliği, bu üyelik periyodunda GKRK `nin KKTC'den ayrı olarak başvurusu ve AB'nin Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde Kıbrıs'ı sorun ve yaptırım olarak Türkiye'nin önüne koyması ile alevlenen ada'da birlikte yaşayan Rum ve Türk'leri AB'nin kendi elleri ile bölmesi ve neredeyse bu düşmanlığı siyasi açıdan tırmandırması. Bu yıllardır süre gelen Türkiye Cumhuriyeti politikalarında ise Kıbrıs'ı verip kurtulma fikrine sahip parti ve hükümetlerin ne gibi sorunlara yol açtığını ve Türkiye Cumhuriyeti'ne nelere mal olduğu konusu işlenmiş, sonuç olarak da neler kaybettik, neler kazandık, bu yıllar süren sürüncemede ne kadar yol aldık, bunların ülkemize yansımaları. Çarpıcı olarak görülecektir ki Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti için hiçbir zaman bir sorun olmamış özellikle geçen birkaç senede AB tarafından bu konu Türkiye Cumhuriyeti'ni AB'ye alma sürecini uzatmak, AB'ye katılım için Bu stratejik kara parçasından vazgeçme şartını öne çıkarmak ve AB'ye katılma isteğini sorun olarak gördüğü bu konu ile bağdaştırıp Türkiye Cumhuriyeti'nin AB ye katılımını ne kadar istediğini ölçmek, biçmek ve tartmaktır.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılması
    (2018) Koç, Elif; Ünal, Hasan
    Bu çalışmanın amacı, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yapılan mali yardımların diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmada AB'ye aday ve potansiyel aday ülkeler, AB mali yardımları, adaylık süreçleri, temel ekonomik göstergeleri, hibe ve kredi şeklinde yararlandıkları mali yardımlar çerçevesinde incelenmiştir. Resmi istatistik kurumlarından alınan veriler doğrultusunda ülkelerin temel ekonomik verileri elde edilmiştir. Söz konusu veriler ile ülkelerin, gayri safi milli hasılaları, kişi başına düşen gayri safi milli hasılaları ve yüzölçümleri baz alınarak ülkelerin elde ettiği mali yardımlar birbiriyle kıyaslanmıştır. Yapılan kıyaslamalar neticesinde, Türkiye'ye yapılan toplam mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelere göre daha fazla olmasına rağmen, kişi başına ve kilometrekare başına düşen mali yardım tutarının diğer aday ve potasniyel aday ülkelerin oldukça gerisinde olduğu görülmüştür.
  • Master Thesis
    Türkiye-avrupa Birliği Müzakere Süreci
    (2013) Altan, Hacer Pınar; Utku, Mustafa Kemal
    Türkiye'nin AB serüveni ilk olarak 31 Temmuz 1959 tarihinde AET'ye üyelik başvurusu yapmasıyla başlamıştır. 11 Eylül 1959 tarihindeki AET Bakanlar Konseyi toplantısı neticesinde Türkiye arzusuna olumlu bir yanıt almış ve AET Bakanlar Konseyi, Türkiye'nin yapmış olduğu başvuruyu kabul ederek üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık antlaşması imzalanmasını önermiştir. Bu bağlamda Türkiye-AET ilişkilerinin hukuksal temeli 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanan ve 1 Aralık 1964 tarihinde yürürlüğe giren Ankara Antlaşması olmuştur. Takip eden yıllarda Türkiye'nin Kıbrıs sorunu AB tarafından bize karşı bir koz olarak kullanılmış ve neticede Türkiye'nin AB'ye tam üyelik başvurusu sonuçsuz bir sürece dönüşmüştür. Çalışmamızda, biz bu sorunun AB tarafından nasıl engel olarak öne çıkarıldığını ve Kıbrıs konusunda AB'nin Türkiye'den yerine getirmesini istediği bazı hususların, Türkiye'nin ulusal çıkarlarıyla nasıl uyuşmadığını gözlemleyerek belirttik.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Kültür Politikaları ve Türkiye'ye Etkileri
    (2011) Öztürk, Günay; Bal, İdris
    Küreselleşen dünyada bugün için en önemli uluslararası bir entegrasyon olan AB tüm kurum ve kuruluşlarıyla bir birleşik devletler Topluluğu olma yolundadır. Entegrasyon içinde kültürde önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma; AB'nin tarihsel gelişim sürecinde kültür politikalarının incelenerek gelinen noktanın ve Türkiye'ye etkilerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.Birinci bölümünde Kültür Kavramı, Kürelleşme ve kültür üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde AB'nin tarihsel gelişim süreci, AB kurumları incelenmiştir. AB'nin genel durumu saptanmaya çalışılmıştır.Tezin ana konusunu oluşturan üçüncü bölümde AB kültür politikaları tarihsel gelişim süreci içinde incelenmiş, kültür programları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Türkiye'de tarihsel süreç içinde kültür politikaları genel olarak ele alınmış ve AB Türkiye ilişkilerinin gelişimi ve AB kültür politikalarının aday ülke Türkiye'ye etkileri incelenmiştir.Tezde sonuç olarak, çeşitlilik içinde birlik düşüncesi ile AB'de kültür bağlamında bugün gelinen durum saptanmaya çalışılmıştır.
  • Master Thesis
    Lobicilik ve Propaganda-amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği'nde Lobicilik Faaliyetleri ve Türkiye'nin Abd'de Yürüttüğü Lobicilik Çalışmaları
    (2017) Altay, Mustafa Kemal; Ünal, Hasan
    Homo sapiens'den, homo sapiens sapiens'e oradan günümüze kadar geçen süre zarfında insanoğlu sürekli olarak etkileşim ve iletişim içerisinde kalmışlardır. Bu süreç insan ırkının varlığı yok olacağı güne kadar sürüp gidecektir. İnsanlar arsında ki mücadele ilk insan topluluklarından başlayarak sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelenin içeriği ister savaşlara dayansın, isterse bir bilgilin oluşturulmasına hepsinin içerisinde cereyan eden bir yönetsel sistemler zinciri varlığı ya da başka bir ifadeyle hiyerarşik yapı mevcuttur. Bu süreçlerin temel yapısı ise; modern anlamda lobi (etkileme, manipüle etme vb.) faaliyetleri ve propaganda (tanıtma, baskı kurma vb.) faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu çalışmada sırasıyla lobicilik ardından da propaganda hakkında detaylı bilgilere yer verilerek, siyaset, askeri ve ekonomik alanlarda ki etkilerine değinilecektir. Ayrıca bu kavramların zaman içerisinde nasıl evrime uğradıklarına değinilecektir. Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde ki ve Avrupa Birliğinde ki işleyiş biçimlerinden de söz edilecektir. Son kısımda ise, Türkiye'nin lobicilikle tanışması ve Türk lobilerinin faaliyetlerine değinilerek özellikle lobi faaliyetlerinin Dünya üzerinde büyük bir yer kapladığı Amerika Birleşik Devletlerinde ki çalışmalarından bahsedilecektir. Atalarımızdan miras aldığımız ve adeta genetik kodumuza işlenen çevremize hükmetmek, etki alanımızı genişletmek ve güce (siyasi, ekonomik, vb.) sahip olmak gibi olgulardır. Bu olguların sürekliliği için lobiciliğin ve propagandanın devamlılığı esastır. Özellikle günümüz Dünyasında demokrasi kavramının sadece kâğıt üstünde kaldığı, demokrasinin amaç değil de araç olduğu ve faşizan ideolojilere sahip yöneticilerle yönetilen ülkelerde kısmen lobiciliğin, fakat propaganda faaliyetlerinin çok ama çok daha önemli hale geldiği ülkelerde ki siyasiler için önemi kat be kat daha da artmaktadır. Bu çalışmada Dünya tarihinin tozlu sayfalarında yerini almış faşist ideolojilere sahip olan yöneticilere kısmen değinilecek, onların moderni olanlardan ise asla bahsedilmeyecektir.
  • Master Thesis
    Avrupa Güvenlik Anlaşmaları Çerçevesinde Güney Kafkasya Bölgesi için Bir Çözüm Modeli
    (2014) Otabatmaz, Tolga; Karasar, Hasan Ali
    Güney Kafkasya bölgesinde çıkan çatışmaların asıl sebebi tarihi anlaşmazlıklar, bölgenin jeostratejik ve ekonomik önemidir. Kafkasya'da silahlı çatışmalar şu anda sona ermiş olmakla beraber bölgede güvenlik meselesi halen büyük bir problemdir. Avrupa'da güvenliği sağlamak maksadıyla anlaşmalar-Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA), Viyana Belgesi-2011 (VB-11), Açık Semalar Anlaşması (ASA)-imzalanmış ve bu anlaşmalar NATO ile eski Varşova Paktına üye ülkeler arasında güvenliği ve güç dengesini sağlamışlardır. Fakat söz konusu anlaşmalar Güney Kafkasya bölgesinde güvenliği sağlayamamışlardır. Güney Kafkasya'da güvenliği sağlamak için yapılabileceklerden birisi de anlaşmaları zaman içinde ortaya çıkmış olan güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirerek düzenlemektir. Anlaşmaların ne şekilde gözden geçirilerek düzenleneceği ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirileceği konusu önemini korumaktadır. Bu çalışmada Avrupa'da askeri anlamda güvenliği sağlamak maksadıyla imzalanmış olan anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesinde güvenliğinin sağlanmasında neden başarısız olduklarının sebepleri ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Güney Kafkasya 2. AKKA 3. VB-11 4. ASA 5. Çözüm modeli
  • Master Thesis
    Türkiye-ab İlişkilerinin Kadının Siyasal Hayata Katılımına Etkisi
    (2023) Aşar, Dilara; Yiğit, Aslı
    Tarihsel süreçte kadın haklarının gelişmesi kadının siyasal yaşama katılımını da etkilemiştir. Türkiye'de kadının siyasal hayatta aktif görev alması Avrupa'daki kadın hareketlerinden farklı bir süreçte gerçekleşmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü ilişkiler söz konusu sürece etki etmiştir. Bu çalışmada Türkiye-AB İlişkilerinin kadının siyasal hayata katılımına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Avrupa Birliği'nin tarihi ele alınmış, AB'nin temel organları incelenmiştir. İkinci bölümde kadın haklarına yönelik genel bakış, kadın istihdamı konularına değinilmiştir. Kadın haklarının tarihsel gelişimi incelenerek AB'nin hangi aşamalarda geliştirici ve dönüştürücü olduğuna değinilmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise Türkiye-AB ilişkileri, 2000-2022 yılları arasında yayınlanan ilerleme raporları bağlamında incelenerek kadınların siyasal hayata katılımlarının gelişimi detaylı olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak ilerleme raporlarından da hareketle kadınların siyasal hayata katılım oranının her daim düşük kaldığı, raporlarda bile bu soruna yer verilmesinin giderek azaldığı, buna rağmen farklı öneriler getirilmediği görülmüştür. Neticede, Türkiye-AB ilişkileri kapsamında kadınların siyasal hayata katılımlarında çok az bir ilerleme olduğu görülmektedir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Siyaset, Kadın hakları, Türkiye-AB İlişkileri, Siyasal Hayatta Kadın