Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Article
    AIZANOI ARKEOLOJİK SİT ALANININ ARKEOLOJİK PEYZAJLAR KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLME
    (2020) Tandoğan, Evren; Erdoğan, Elmas
    Geçmiş kültürlerin izlerini taşıyan arkeolojik peyzajlar, değişen yaşam koşulları ve atmosferik koşulların etkileri ile süreç içinde dönüşüme uğrayan dinamik alanlardır. Peyzajın sürekliliği ile dinamiklerini bir arada bulunduran arkeolojik alanlarda, evrildiği tüm dönemlerin peyzaj özellikleri ile bugün içinde bulunduğu peyzaj birbirinden bağımsız olmayıp, bir süreklilik içindedir. Yüzyıllar boyunca doğa-insan-kültür etkileşimini ve bu etkileşimin somut ve soyut ürünlerini kapsayan dolayısı ile bünyesinde,doğal, arkeolojik, tarihi, kültürel değerlere sahip korunması gereken değerleri ayrı ya da bir arada içeren arkeolojik peyzajların korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması evrensel bir sorumluluktur. Bu makalede Aizanoi arkeolojik sit alanının yerleşim özellikleri ve kent kimliğinin tarihi süreç içindeki gelişimi, değişimi ve dönüşümü irdelenmiş, yerleşim dokusu kapsamında bugüne ulaşan yapılar tanıtılarak alanda saptanan sorun ve olanaklar tartışılmış, alanın peyzaj özellikleri değerlendirilerek Aizanoi arkeolojik sit alanı için öneriler geliştirilmiştir.
  • Article
    Ankara Kentinin Unesco Dünya Miras Alanı Adaylığı için Bir Öneri ve Eylem Planı
    (2013) Şahin, Savaş Zafer
    UNESCO Dünya Mirası statüsü için hazırlanmak artık başlı başına bir çalışma olarak kabul edilmektedir. Dünya Mirası Alanı statüsünü elde etmek küresel seviyede tanınırlık getirmekte ve söz konusu alandaki koruma bilincini ve kapasitesini göstermektedir. Adaylık için hazırlık çalışmalarının, özellikle problemli koruma geçmişi olan yerlerde, koruma bilincini ve kültürünü iyileştirdiği kabul edilmektedir. Planlama, restorasyon ve rehabilitasyon problemleri göz önüne alındığında Ankara kentinin Dünya Miras Alanı olarak adaylığı kent kimliği ve kültürü için yenilikçi bir yaklaşım getirebilir. Ancak UNESCO Dünya Mirası Alanı statüsünün edinilmesi ortak akla dayalı stratejik bir yaklaşım ve edinilmiş bir koruma bilgisi gerektirir. Ankaranın Dünya Miras Alanı statüsüne uygunluğunun değerlendirilmesi için uygun bir yol haritası geliştirilmelidir. Bu makalede UNESCO koşulları ve kriterleri kullanılarak böyle bir yol haritası tanımlanmaya çalışılacaktır.
  • Article
    BÜYÜK GÜÇLER YARIŞI BAĞLAMINDA BAŞARIYA ULAŞMAMIŞ BİR BAĞIMSIZLIK HAREKETİ: KUZEY KAFKASYA BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ (1917-1920)
    (2021) Gülseven, Aslı Yiğıt
    Yirminci yüzyılın başlarında, Çarlık hükümetinin çöküşü ve Bolşeviklerin iktidara gelmesi ile Kuzey Kafkasya bağımsızlık mücadelesi içinden çıkılamaz bir hale geldi. Bu makale, yirminci yüzyılın başlarında Kuzey Kafkasya bağımsızlık hareketinde büyük güç rekabetinin rolünü incelemektedir. 1917-1920 yılları arasındaki olaylara odaklanan bu çalışma, bölgedeki büyük güçler ile yerel aktörler arasındaki ilişkilerin olayların seyrini nasıl şekillendirdiği ve yönlendirdiğini analiz etmektedir. Ayrıca, Kuzey KafkasyalIların 'Kuzey Kafkasya Dağlı Cumhuriyeti'nin oluşum sürecinde karşılaştıkları zorlukları ele almakta ve Dağlıların birleşik bir cumhuriyet kurma girişimlerinin başarısızlığının nedenlerini irdelemeye çalışmaktadır. The Times gazetesinin arşivlerinden de yararlanan bu çalışma, yeni kurulan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin başarısızlığı ile sonuçlanan olayların gidişatına Rus, Alman, İngiliz ve Osmanlı devletlerinin nasıl ve ne düzeyde etkide bulunduğunu ortaya koymaktadır.
  • Article
    İran’ın Irak’a Yönelik Dış Politikası: İdeoloji ve Realizm Arasında Üç Savaşın Analizi
    (2019) Orhan, Duygu Dersan
    İran-Irak ilişkileri son on beş yılda çatışmadan iş birliğine doğru bir değişim yaşamıştır. 1980-1988 yılları arasında birbiriyle savaşan iki komşu ülke, bugün stratejik iş birliği içerisindedir. İran, Irak siyasetindeki en önemli dış aktörlerden birisi olarak görülmektedir. Bu durumda, 2003 yılında ABD işgaliyle Saddam rejiminin devrilmesi ve Irak'ın merkezinde İran tarafından desteklenen Şii ağırlıklı bir yönetimin kurulması etkili olmuştur. İran’ın Irak’a yönelik dış politikasına dair değerlendirmeler genel olarak iki başlık altında toplanmaktadır. Birinci görüş, İran’ın, 1979 İslam Devrimi'nden bu yana ideolojik bir devlet olduğunu ve Irak'a yönelik politikasının temel unsurunu da Irak'taki Şii grupların oluşturduğunu savunmaktadır. İkinci görüş ise, İran’ın güvenlik kaygılarını ve ulusal çıkarlarını ön planda tutarak realist politikalar izlediğini ortaya koymaktadır. Bu makale, İran’ın Irak'a yönelik politikasını, İran-Irak Savaşı (1980-1988), Körfez Savaşı (1990-1991) ve Irak Savaşı (2003) dönemlerinde incelemektedir. Çalışma, incelenen her dönemde, İran’ın Irak'la olan ilişkisinde gerek realist gerekse ideolojik unsurlar olduğunu, ancak bunların ağırlığının analiz edilen döneme göre değiştiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, İran’ın Irak'a yönelik politikasında kullandığı dini motifli politikanın temellerinin sadece ideolojik olmadığı, stratejik ve ulusal çıkarlarını muhafaza etmede bir araç olarak kullanıldığı değerlendirilmektedir.
  • Article
    Dijital Diplomaside Instagram Aracılığıyla Sosyal Medya Fenomenlerinin Kullanımı: Troya Ören Yeri Örneği
    (2021) Seyıdov, Ilgar; Özoran, Beris Artan
    Soğuk Savaş sonrası “sert güç” kavramının etkisini kaybetmesiyle, diplomasi alanında yeni bir kavram olan “yumuşak güç” ortaya çıkmış ve 1990 yılında itibaren çeşitli araştırmalarla tartışılmıştır. Yumuşak güç anlayışı temelde baskıcı ve zorlayıcı güç, kısıtlama uygulamadan yürütülen bir diplomasi sürecini betimlemektedir. Yumuşak güç anlayışı çerçevesinde ortaya çıkan diğer bir kavram ise kamu diplomasisi olmuştur. Kamu diplomasisi, karşı kamuyu kültür, turizm, müzik, dil, yemek, eğitim gibi farklı alanlarla etkileyerek olumlu bir imaj oluşturma ve güven kazanma amacını içermektedir. Teknolojik gelişmeler, internet ve gelişen ağ sistemi, yeni medya araçları kamu diplomasisi uygulamalarını da yeniden şekillendirerek, “dijital diplomasi” kavramını ortaya çıkarmıştır. Dijital diplomasi, kamu diplomasisi faaliyetlerinin daha etkili, interaktif ve etkileşimli yürütülmesi için farklı dijital platformlar ve sosyal ağ sitelerinin kullanımına odaklanmaktadır. Bu etkili araçlardan biri de fotoğraf/video paylaşım sitesi Instagram’dır. Bu çalışma kapsamında dijital diplomasi anlayışı Instagram üzerinden ele alınmaktadır. Instagram’ın dijital diplomasi aracı olarak kullanılması “Troya Ören Yeri” örnek olayı çerçevesinde betimsel örnek olay tekniği ile incelenmiştir.2018 yılında Troya yılı kapsamında Troya Ören Yeri’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasının 20’ci yılı nedeniyle Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından Instagram üzerinden beş sosyal medya fenomeni bölgeye davet edilmiş ve sosyal medya fenomenleri Türkiye’nin tanıtımı için Instagram üzerinden paylaşımlar gerçekleştirmiştir. Bulgular, Instagram’ın etkileşimli potansiyeline karşın genel olarak yeterince yönetilemediğini ortaya koyarken, sosyal medya fenomenlerinin ağırlıklı olarak tarihi ve turistik bilgiler paylaştığını göstermiştir.
  • Article
    Kültürel Peyzaj Ögelerini Bir Kentsel Deneyim Rotası Üzerinden Okumak: Ankara Batı Tümülüsleri Rotası
    (2023) Aral, Ela Alanyalı; Söğüt, Gizem Deniz Güneri; Kocaili, Buket Ergun; Tatar, Ceren Özcan; Aral, Hacer Ela; Guneri, Gizem
    İç Anadolu coğrafyası özgün kültürel peyzajında yerleşim ağları, yol ağları ve tümülüslerin dağılımı, doğal topoğrafya ve su ögelerinin belirleyiciliğini ve Antik Dönem’den beri süregelen mekânsal süreklilikleri imlemektedir. Bu çerçevede, Ankara Tümülüsleri bölgesel ölçekte süreklilik arz eden bir kültürel peyzajın, bugün Ankara kenti sınırları ve tarih içindeki yerleşim alanını betimleyen topoğrafik çanak formu içinde kalan ögeleri olarak tanımlanabilir. Ankara Tümülüslerinin bu süreklilikler kapsamında değerlendirilmesi, öncelikle kente ve bölgeye ait değerler olarak görülmelerini, sonrasında ise kent ve çevresine kapsamlı bir bakışı gerekli kılar. Ankara Tümülüsleri, 19. yüzyıl sonundan itibaren araştırılmış ve belgelenmiş, Cumhuriyet’le birlikte ise kent merkezinin batısında kalan yirmi kadar tümülüs, araştırma ve kazılarla ele alınmıştır. 1950’lerden sonra kentleşmenin hızlanması ve yaygınlaşmasıyla kent sahnesinden silinmeye başlayan tümülüsler, günümüze sayıca azalmış ve tahrip olmuş, başlıca özellikleri olan görsel ilişkiler kurgusunu büyük ölçüde kaybetmiş ve çoğunlukla bilinmeyen değerler olarak kalmıştır. Bununla birlikte 2010’lardan bu yana devam etmekte olan araştırmalarda tümülüslerin özgün görünümleri tarihî fotoğraflar ve haritalar üzerinden araştırılmakta ve bu görsel belgelerde daha önce varlığı bilinmeyen tümülüsler tespit edilmektedir. Bu araştırmada, Ankara Tümülüslerinin çevresel ögelerle birlikte özgün form özelliklerini sergiledikleri 1930’lardan günümüze kentsel gelişim süreçleri içinde nasıl dönüştükleri ve bugün kent kurgusu ve yaşamına kamusal alanlar olarak nasıl katkılar koyabilecekleri sorularına cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, güncel peyzaj ve koruma söylem ve pratiklerinin sunduğu teorik çerçeve irdelenmiş, koruma altında olan örnek tümülüs alanları incelenmiştir. Bu edinimler ışığında tümülüs-topoğrafya-kent ilişkilerinin dönüşümü, varlıkları izlenebilen Batı Tümülüsleri alanında önerilen bir kentsel deneyim rotası üzerinden değerlendirilmiştir. Rota üzerinde deneyimlenen görsel ilişkiler 1930’lardan günümüze üç dönemdeki seri görüntüler ve beş dönemdeki kesitlerle ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, tümülüs alanlarının sunduğu kentsel potansiyeller tartışmaya açılmıştır.
  • Master Thesis
    Kültürel Mirasın Korunması ve Sergilenmesi: Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi Örneği
    (2015) Alparslan, Özge; Taş, Şule Pfeıffer
    Mimari ve iç mimari yapılanması ışığında, teknolojinin müzelerde kullanılan sergileme unsurlarını ve bu kullanım detaylarıyla sağlanan algısal etkilerini sorunsallaştıran bu tez çalışması özünde, Kalehöyük Arkeoloji müzesi örneği üzerinden, ideal olan sergileme yöntemlerini irdelemektedir. Kültürel mirasın keşfi, korunması ve sergilenmesiyle gelişen kültürel hareketliliğin sağlanmasında kullanılan koruma ve sergileme yöntemlerinde teknoloji kullanımına değinilmektedir. Modern yaşamın neredeyse tamamını kapsayan mimarlık ve iç mimarlık kavram ve uygulamaları, eğitim alanında da önemli roller üstlenmektedir. Bu tez çalışmasında da söz konusu olan eğitim odağı aslında alışılagelmiş eğitim alanları olan okullardan farklı olarak, müzeleri kapsamaktadır. Müzecilik kavramının tanımlanmasında, kültürel mirası koruma işlevi ele alınmaktadır. Söz konusu müze yapılanmasında, arkeolojik kazılardan elde edilen eserlerin korunma ve sergilenme ihtiyaçları üzerinde durulmaktadır. Bu bağlamda, Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi mimari yaklaşım, lokasyon ve tarihi duyarlılık nedeniyle tez çalışmasının özünü oluşturmaktadır. Belirlenen kuramsal çerçevede; yaz ve kış aylarında olmak üzere iki farklı iklim koşulunda alan tespit ve değerlendirme çalışması yapılarak; kazı başkanı, müze müdürü ve diğer çalışanlarla görüşmeler yapılmıştır. Müze yerleşkesi kapsamındaki mimari ve iç mimari yapılanmalar ile bu yapıların detayları yerinde incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Gerekli literatür taramaları neticesinde alınan teorik bilgilerle, elde edilen alan çalışması sonuçları derlenerek bu tez çalışmasını yapılandırmıştır. Koruma ve sergileme yöntemlerinde teknolojik yaklaşımlar bu tez çalışmasına konu olmakla; kimi kültürel ve akademik çalışmalara kaynak sağlamakla birlikte, eğitim alanında alternatif mekânların kullanılmasına dikkat çekerek, bu bağlamda müzelerin eğitimle ilgili yüzünü aydınlatmaktadır. Anahtar Sözcükler Kültürel miras, toplumsal bellek, müzecilik, müze mimarisi, teknoloji.
  • Article
    Acemhöyük Sarıkaya Sarayi Kerpiç Koruma ve Onarımında Nano Kireç ve Yumurta Akı Kullanımı
    (2022) Kılıççöte, Nazire Cansen; İdil, Ali Ç.
    Kerpiç, Anadolu’da tarih boyunca kullanılmış bir yapı malzemesidir. Ancak zaman içerisindeki doğa koşullarından etkilenen kerpiç özellikle arkeolojik alanlarda büyük bir koruma sorunu haline dönüşmektedir. M.Ö. 2000 yıllarına tarihlenen Acemhöyük Sarıkaya Sarayı da böylesi bir koruma sorunu ile karşı karşıyadır. Bu araştırmada, kireç/ kil gurubu bileşikleri ve su ilişkisinin yıllar içindeki etkisi sonucu yapıda oluşmuş çatlak ve boşlukları doldurmak için kullanılabilecek malzeme önerileri getirilmeye çalışılmaktadır. Yapıdan alınan küçük boyutlardaki örneklerde jeo-kimyasal bileşik, parçacık dağılımı ve yoğunluk analizleri yapılmıştır. Sonrasında kerpiç yapı malzemesinin temel ögesi olan sönmüş kireç, Nano-kireç ve yumurta akı ile hazırlanan karışım üzerinde temel sağlamlaştırma deneyleri yapılmıştır. Sonuçta, Saray duvarlarındaki çatlak ve boşluklarda kullanılmak üzere “Temel onarım çözeltisi” ve “imitasyon onarım harç /sıva karışımı” olarak ayrı ayrı onarım reçeteleri hazırlanmıştır. Temel süspansiyon çözeltisi duvar yüzeyine uygulanmış ve doğa koşullarına açık bırakılarak beş yıl gözlemlenmiştir. Hazırlanan reçetelerin genel bilgileri özet olarak yazımız içinde de verilmiştir.