4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis Türkiye-avrupa Birliği İlişkileri Tarihi ve Üyelik Önerileri(2017) Jami, Asmar; Ünal, HasanAvrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) oluşumuyla birlikte birçok ülke bu topluluğa üye olmak istiyordu. Türkiye topluluğun gücünü görmeye başlamıştı ve üye olmanın kendisine büyük avantajlar sağlayacağını düşündüğü için üyelik başvurusunda bulunmak istiyordu. Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ilişkileri, üyelik süreci tarihi, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında olan anlaşmalar, gelinen noktalar, gelişmeler ve değişiklikler uzun yıllardır devam etmektedir. 50 yılı aşkın bir sürenin geçmesine rağmen Türkiye halen Avrupa Birliğine tam üye olamamıştır. Üyelik aşamaları Türkiye için çok önemli olsa da aynı zamanda zorlu bir süreç olarak değerlendiriliyordu. Bu çalışmada Türkiye-AB ilişkilerinin nasıl başladığı, üyelik sürecinde imzalanan anlaşmalar, müzakereler, Türkiye'nin üye olamamasının sebepleri, üyelik alternatifi tartışmaları ve önerileri yer alacaktır.Master Thesis Avrupa Güvenlik Anlaşmaları Çerçevesinde Güney Kafkasya Bölgesi için Bir Çözüm Modeli(2014) Otabatmaz, Tolga; Karasar, Hasan AliGüney Kafkasya bölgesinde çıkan çatışmaların asıl sebebi tarihi anlaşmazlıklar, bölgenin jeostratejik ve ekonomik önemidir. Kafkasya'da silahlı çatışmalar şu anda sona ermiş olmakla beraber bölgede güvenlik meselesi halen büyük bir problemdir. Avrupa'da güvenliği sağlamak maksadıyla anlaşmalar-Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması (AKKA), Viyana Belgesi-2011 (VB-11), Açık Semalar Anlaşması (ASA)-imzalanmış ve bu anlaşmalar NATO ile eski Varşova Paktına üye ülkeler arasında güvenliği ve güç dengesini sağlamışlardır. Fakat söz konusu anlaşmalar Güney Kafkasya bölgesinde güvenliği sağlayamamışlardır. Güney Kafkasya'da güvenliği sağlamak için yapılabileceklerden birisi de anlaşmaları zaman içinde ortaya çıkmış olan güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gözden geçirerek düzenlemektir. Anlaşmaların ne şekilde gözden geçirilerek düzenleneceği ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirileceği konusu önemini korumaktadır. Bu çalışmada Avrupa'da askeri anlamda güvenliği sağlamak maksadıyla imzalanmış olan anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesinde güvenliğinin sağlanmasında neden başarısız olduklarının sebepleri ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Güney Kafkasya 2. AKKA 3. VB-11 4. ASA 5. Çözüm modeliMaster Thesis Petrol arama ve üretim anlaşmalarının finansal yapısı ve yatırım kararlarının değerlendirilmesi(2010) Özdemirli, Tuğba; Ceylan, Nildağ BaşakTürkiye yüksek petrol ve doğal gaz tüketimine sahip olmakla beraber, iki enerji kaynağını da büyük oranla ithal etmektedir. Çalışmanın amacı; dünyada ve Türkiye'de petrol piyasasının analizi ve bu piyasada yapılan bir yatırım projesinin finansal olarak değerlendirilmesidir.Çalışmada petrol piyasasının esasları ve işleyişi incelenerek, bir petrol yatırım projesinin fizibilite etüdü yapılmıştır. Uygulamada yaygın olarak kullanılan net bugünkü değer, iç karlılık oranı gibi ticari analiz; duyarlılık ve başabaş noktası gibi risk analizi yöntemleri kullanılmıştır. Uygulamanın ikinci bölümünde ise, aynı yatırım üzerinden Türkiye analizi yapılarak, mevcut mevzuat ve yeni petrol kanun tasarısı karşılaştırılarak avantaj ve dezavantajları irdelenmiştir.Çalışmada, petrol ve doğal gaz üretiminin arttırılması için arama faaliyetlerine hız verilmesi, enerji tüketiminde yerli kaynakların payının artırılması, bu amaçla, yatırımcıyı yeterince teşvik etmeyen mevzuatımızın yerine sunulan yeni petrol kanun tasarısının uygulamadaki işlerliği ve enerji üzerinden alınan vergilerin yatırımcıyı teşvik edecek şekilde düzenlenmesi gereği vurgulanmaktadır.Anahtar Sözcükler1.Petrol Piyasası2.Uluslararası Petrol Anlaşmaları3.Yatırım Kararları4.Petrol Kanunu5.Petrol Kanun Tasarısı6.Proje AnaliziMaster Thesis Nükleer Silahsızlanmanın Tarihsel Gelişimi ve Nükleer Silahsızlanmayla İlgili Uluslararası Anlaşmaların Önemi(2019) Abazlıoğlu, Uğur; Yılmaz, GözdeGenel olarak enerjisini nükleer reaksiyonlardan alan, konvansiyonel bir silaha oranla çok büyük etkileri olan silahlar olarak ifade edilen nükleer silahların, zaman zaman değişik tanımları da yapılmaktadır. Yapılan tüm tanımların ortak olarak değindikleri özellikleri bakımından nükleer silahlar, enerjisini atom çekirdeğinin fisyon, füzyon gibi nükleer reaksiyonlardan alan, patlama özelliğinin dışında çok kısa bir sürede büyük bir yeryüzü parçasını etkileyebilen, isı, radyasyon ve basınç gibi ölümcül etkileri olan ve etkilerinin bir kısmının onlarca yıl devam ettiği, çok güçlü bir silah çeşidi olarak tanımlanabilmektedir. Nükleer silahlar konusu geçmişten günümüze kadar olan süreç içerisinde gözden geçirildiğinde belli başlı ülkelerin öne çıkmış oldukları görülmektedir. 1968 yılındaki Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine İlişkin Antlaşma beş ülkeyi (ABD, SSCB, İngiltere, Fransa ve Çin) nükleer silaha sahip ülkeler olarak sayarken, altı ülke (Arjantin, Brezilya, Hindistan, İsrail, Pakistan ve Güney Afrika) eşik ülkeler olarak sayılmıştır. Bu görüşmeler esnasında diğer altı ülke de (İran, Irak, Libya, Tayvan, Kuzey ve Güney Kore) zaman zaman değişen ölçülerde şüpheli ülkeler olarak kabul edilmiştir. Topyekun mukabele, esnek mukabele, seçilmiş hedefler, ikinci vuruş kapasitesi ve sınırlı nükleer savaş gibi kavramlar soğuk savaşın belli dönemlerinde caydırma stratejisi olarak 'önleyici diplomasi'nin birer aracı olarak öne çıkmışlardır. Soğuk savaş yıllarında yoğun bir şekilde öne çıkan bu kavramlar, uluslararası ilişkiler alanında nükleer silahlarla birlikte anılmaya devam etmektedir. Burada en çok bahsi geçen konu pasifize eden, belli faaliyet ve girişimlerden alıkoyan 'caydırıcılık' kavramı olmuştur. Oysa nükleer silahların sağlamış olduğu diğer bir etki de 'ikna edicilik' özelliği ve yaptırım gücüdür. Ancak ikna edicilik özelliği sayesinde meydana gelen faaliyetler, caydırıcılığın engellemiş olduğu korkunç bir felaketin yanında genellikle gölgede kalan faaliyetler olarak göze çarpmıştır. Nükleer silah konusu içerisinde başlı başına ayrı bir boyut da nükleer alanda silahsızlanmadır. Artık taşıdığı anlam itibariyle 'silahsızlanma' kavramı doğrudan nükleer silahları çağrıştırmaktadır. Bu itibarla konvansiyonel silahlarla ilgili olarak bir konudan bahsedilirken bu konunun özellikle belirtilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda silahsızlanma olgusu içerdiği anlam ve neden olduğu karşılıklı İlişkiler sistematiği ile uluslararası ilişkiler biliminin önemli bir alt başlığı haline gelmiştir. Aslında bunun da ötesinde günümüzde mevcut konjonktür ışığında, nükleer silah ile silahsızlanma kavramları pek kesin hatlarla da birbirinden ayırt edilemeyen iç içe geçmiş birçok ortak konuyu içermektedir. Soğuk savaş yıllarında iki cephe arasında başlangıçta yaşanan korkunç silahlanma sürecinin, hem taraflara hem de tüm insanlığa zarar verecek boyuta ulaşması üzerine ilk temelleri atılan silahsızlanma süreci, bugün de öneminden pek bir şey kaybetmediği gibi zaman zaman soğuk savaş yıllarına oranla daha yaygın ve geniş çerçevede tartışılmaktadır. Çalışma bu noktadan hareketle nükleer silahlanmanın tanımını, dünden bugüne dünyada nükleer silahlanlanma ile ilgili gelişmeleri, , nükleer silahsızlanma ile ilgili geçmişten günümüze kadar yapılmış uluslararası anlaşma ve çalışmaları ele almaktadır.
