Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Article
    YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU’NDA AİLE İKAMET İZNİ: AİLE HAYATI HAKKI MI? AİLE BİRLEŞİMİ HAKKI MI?
    (2017) Elçin, Doğa
    Aile birleşimi, aile üyelerinin, başka bir ülkede hukuka uygun şekilde diğer bir deyişle düzenli bir şekilde yaşayan ya da çalışmakta olan diğer aile üyelerine katılmasıdır. Aile ikamet izni, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan aile hayatı hakkı ile ilgilidir. Aile hayatı hakkı pek çok uluslararası sözleşmede düzenlenmiştir. Aile birleşmi hakkı ise görece daha az sözleşmede açıkça yer almaktadır. Aile ikamet izni Türk yabancılar hukukunda ilk kez Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu makalede, Anayasal ilkeler, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatı ışığında Türk hukukunda aile ikamet iznine ilişkin hükümler değerlendirilmiştir
  • Article
    Çocuğu Hastanede Yatan Ebeveynlerin Aile Merkezli Bakım Alma Durumlarını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi
    (2019) Boztepe, Handan; Yıldız, Gizem Kerimoğlu; Çınar, Sevil; Ay, Ayşe
    Amaç: Bu araştırmanın amacı, çocuğu hastanede yatan ebeveynlerin, aile merkezli bakım uygulamalarına katılma durumları veetkileyen faktörleri belirlemektir.Hastalar ve Yöntem: Bu kesitsel araştırma bir çocuk hastanesinin yataklı servislerinde çocuklarına refakat eden ebeveynler ileTemmuz 2014- Nisan 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu araştırmaya katılmayı kabuleden 303 ebeveyn oluşturmuştur.Bulgular: Ebeveynlerin çoğunluğunun (%95) hastanede çocuklarının bakımına katıldıkları, en çok bakımına katıldıkları uygulamaların çocuğun temel fiziksel bakımını karşılamaya yönelik uygulamalar (yemek yeme, hijyen gereksinimlerini karşılama) veilaç uygulaması olduğu (%37,6) belirlendi. Çocukları planlı bir şekilde hastaneye yatırılan ebeveynlerin sağlık profesyonellerinedaha fazla soru sorabildiği belirlenmiştir (p<0,05). Ebeveynlerin çoğunluğunun (%72.6) teslimlere katılmak istedikleri belirlendi. Ebeveynlerin eğitim seviyeleri ve çocuklarının hastalığını, hastanede aldıkları tedavi protokolünü, çocuklarına yapılanuygulamaların nedenlerini ve yatak başı hemşire teslimlerini anlama durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkolduğu bulundu (p<0.05).Sonuç: Bu araştırmanın sonucunda, çocukları hastanede yatan ebeveynlerin aile merkezli bakım sürecine katılmalarını planlarken; ebeveynlerin eğitim seviyesi ve çocukların hastaneye yatış şekli gibi özelliklerin, sağlık profesyonelleri tarafından dikkatealınması gerekliliği sonucu ortaya çıkmıştır.
  • Article
    EŞLERİN PAYLI MÜLKİYETLERİ
    (2014) Kılıçoğlu, Kumru Yılmaz
    Taşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde, hak sahibine kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi veren, mülkiyet hakkı, hak sahibinin sayısına göre tek başına mülkiyet ve birlikte mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılırken; birlikte mülkiyet de kendi içinde, elbirliği halinde mülkiyet ve paylı mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Paylı mülkiyet, TMK md.688de birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olduğunu şeklinde düzenlenmiş olup, devamı maddelerde, hak sahibinin hak ve borçları düzenlenmiştir. Konumuz ise, eşler arasında paylı mülkiyet olup; yasal önalım hakkından farklı olan yasal alım hakkı düzenlemesine yol açan bu kavram ile, eşlerin bir eşya üzerindeki paylı mülkiyetlerinin koşulları belirlenmekte, hakkın kullanılma sınırlarının çizilmektedir.
  • Article
    Çocuğun Algıladığı Evlilik Çatışması ve Davranış Sorunları
    (2014) Güven, Esra; Erden, Hatice Gülsen
    Çocukların anne babaları arasında yaşanan çatışmalara verdikleri anlamın ya da başka bir deyişle evlilik çatışmaları ile ilgili algı ve yorumlarının; evlilik çatışması ile çocukların davranış sorunları arasındaki ilişkiyi oluşturan temel mekanizma olduğu belirtilmektedir. Bu çalışmanın amacı çocuğun algıladığı evlilik çatışmasının, çocuklarda davranış sorunları gelişimine katkısının incelenmesidir. Nicel yöntemlerin kullanıldığı bu araştırmanın örneklemini gönüllü 266 çocuk ve bu çocukların anneleri oluşturmaktadır. Araştırma verileri çocuğa ve annesine uygulanan iki farklı ölçek ile toplanmıştır. Analiz sonuçları çocukların evlilik çatışmalarını çok sık ve yoğun algılaması, ailenin bütünlüğüne ilişkin tehdit olarak yorumlaması ve bu çatışmalardan kendini sorumlu tutmasının karşı gelme sorunları başta olmak üzere birçok davranış sorunu için risk faktörü oluşturduğuna dikkat çekmektedir. Evlilik çatışmalarının, çocuğun duygusal ve davranışsal sorunlarına olası etkilerinin açıklandığı anne baba eğitim programlarının düzenlenmesi bilinçli anne babalığın yaygınlaşmasına katkıda bulunarak çocuğun davranış sorunlarını önleme ve müdahalede destekleyici ve koruyucu işlev taşıyacaktır.
  • Article
    Kararların Paylaşımı Ölçeği’nin Türkçe Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
    (2020) Saygılı, Dilek Demirtepe; Aytaç, Berna; Demirtepe-saygılı, Dilek
    Aile içi kararların eşler arasında nasıl paylaşıldığını ölçmeyi amaçlayan Kararların Paylaşımı Ölçeği aile çalışmalarında tercih edilen ölçeklerden biridir. Bu çalışmanın amacı Kararların Paylaşımı Ölçeği’nin kadın örnekleminde Türkçe uyarlamasını yapmak, geçerliğinive güvenirliğini incelemektir. Bu amaçla 219 kadın katılımcıya uygulanan ölçeklerden elde edilen veri, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile incelenmiştir. Açımlayıcı faktör analizi sonucunda ortaya çıkan üç faktör toplam varyansın % 44.27’sini açıklamış ve masraflar, sosyal etkinlikler ve davranışlar olmak üzere ailede karar alınan üç alanı temsil etmiştir. Doğrulayıcı faktör analizi ile uyum indeksleri incelenerek [χ2(30) = 70.80, p= .000, χ2/sd = 2.36, CFI= .90, GFI = .93, RMSEA = .09] oluşanyapı desteklenmiştir. Ölçeğin kavramsal olarak ilişkili ve bağımsız olması beklenen kavramları ölçen araçlar ile ilişkileri incelenerek birleşen ve ayırt edici geçerlik açılarından değerlendirmeler yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliği, iç tutarlılık katsayısı(Cronbach Alfa .83), bileşik güvenirlik (.76) ve test tekrar test güvenirlikleri (r = .82, p < .001) açılarından değerlendirilmiştir. Bulgular, Kararların Paylaşımı Ölçeği’nin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak aile çalışmalarındakullanılabileceğini göstermiştir.
  • Review
    Yaşam Boyu Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Gelişimi
    (2021) Saygan, Bahar Bahtiyar; Uludağlı, Nilay Peker; Bahtiyar-saygan, Bahar
    Günümüzde hemen hemen her çocuk, cinsiyet rollerinin sosyal olarak inşa edildiği bir topluma doğmakta ve bu roller bazında ayrıştırılmış bir dünyada büyümektedir. Bebeklik ve çocukluk dönemi boyunca sosyalleştirme sürecinde rol oynayan aile, arkadaş, medya gibi faktörlerin etkisiyle çocuklar, toplum tarafından belirlenen ve uyum göstermeleri beklenen cinsiyet rollerini öğrenmektedir. Bu doğrultuda cinsiyet farklılıklarına bakıldığında, kız çocukları daha baskıcı yaklaşımlarla karşılaşmakta ve onların, oğlan çocuklarına göre daha uysal, boyun eğen, uyumlu, duygularını gösteren, ilişkilere önem veren bir biçimde davranmaları istenmektedir. Öte yandan oğlan çocukları ise baskın, güçlü, bağımsız ve duygu kontrolüne sahip olarak yetiştirilmekte ve her koşulda bu doğrultuda davranmaları beklenmektedir. Bebeklikten ergenliğe bu öğretilerle sosyalleştirilen çocuklar, kendi ebeveynlerinin sergilediği cinsiyet rollerinden de güçlü bir şekilde etkilenerek, toplumsal cinsiyet rollerini içselleştirmektedir. İçselleştirilmiş bu cinsiyet rollerinin etkisi yaşam boyu sürmektedir. Cinsiyet kalıpyargılarının hem kadınlar hem de erkekler üzerinde kısa ve uzun vadede baskı ve strese neden olduğu bilinmekte, toplumun cinsiyet bazlı beklentilerine uyum gösterme ihtiyacı bireylerin psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Son yıllarda cinsiyet eşitliği konusunda toplumsal farkındalık artsa da halen birçok ülkede pek çok alanda cinsiyet eşitsizliğinin sürdüğü bilinmektedir. Sonuç olarak, ilgili alan yazında tutarlı bir şekilde belirtildiği gibi, toplumsal cinsiyet psikolojisi her iki cinsiyeti de yaşamlarının her döneminde etkilemekte ve bu da cinsiyet eşitliğine yönelik politikaların önemini açıkça ortaya koymaktadır.
  • Article
    Evlilik Birliğinin Korunması
    (2015) Kılıçoğlu, Kumru Yılmaz
    Evlilik birliği, ulusal ve uluslararası alanda korunmakta olup; bu koruma evlilik devam ederken söz konusu olabileceği gibi, evlilik sona erdikten sonra da gündeme gelebilir. Evlilik birliği içerisinde, birlikten doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen eşin varlığı halinde; bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, diğer eş, hakimden, duruma müdahale etmesini talep edebilecektir. Bu müdahale, maddi yararlara yönelik bir müdahale de olabilir. Burada, evlilik devam etmekte olup; sadece yükümlülük ihlali söz konusudur. Eşin, evliliği sona erdirme gibi bir amacı ve iste- ği yoktur. Bunun dışında; evlilik sona erse bile, mağduriyet yaşayabilecek eşin korunması gerekliliği kabul edilmiştir. Bu amaçla, Türk Medeni Kanununda, evliliğin sona ermesine rağmen, eşi ve çocukları koruyan düzenlemeler mevcuttur.
  • Article
    Evlat Edinilmiş ve Biyolojik Ebeveyniyle Yaşayan Çocukların Davranışsal ve Duygusal Sorunları ve Bağlanma Düzeyleri ile Anne Babalarının Çocuk Yetiştirme Stillerinin Karşılaştırmalı Olarak Değerlendirilmesi
    (2014) Altınoğlu, İkiz Dikmeer; Erol, Neşe; Gençöz, Tülin
    Amaç: Bu çalışmanın amacı, evlat edinilmiş ve biyolojik ailesi yanında yaşayan çocukların davranışsal ve duygusal sorunlarını, çocukların bağ- lanma ilişkileri ve ebeveynlerinin çocuk yetiştirme stilleri kapsamında karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Yöntem: 6-18 yaşları arasındaki 61 evlat edinilmiş çocuk (34 kız, 27 erkek) ve yaş/cinsiyet bakımından eşleştirilmiş biyolojik ailesi yanında yaşayan 62 çocuk (35 kız, 27 erkek) ile bu çocukların anne-babaları araştırmaya dahil edilmişlerdir. Ölçümler hem anne-babalardan, hem de çocuklardan elde edilmiştir. Anne babalar çocukları için 6-18 Yaş Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL) ve Okul Çağı Çocukları için Mizaç Ölçeğini, kendileri için de Temel Kişilik Özellik- leri Ölçeği ve Çocuk Yetiştirme Stilleri Ölçeğini doldurmuşlardır. Ço- cuklar, anne ve babaları ile ilgili algılarını belirtmek için Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği ile Çocuk Yetiştirme Stilleri Ölçeğini kullanmışlardır. On bir yaşından büyük çocuklar ek olarak 11-18 Yaş Grubu Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeğini de doldurmuşlardır. Bulgular: Evlat edinilmiş çocukların hiç bir ölçümde, biyolojik aile- leriyle yaşayan akranlarından farklı olmadıkları saptanmıştır. Alan ya- zınından farklı olarak, çocuğun evlat edinilme yaşı sorun davranışı ile ya da anne babasına bağlanması ile ilişkili bulunmamıştır. Öte yandan, çocuğun evlat edinildiğini öğrenme yaşı ile sorun davranışları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, çocuğun özel durumunu öğrenme yaşı ge- ciktikçe sorun davranışlarının da arttığı saptanmıştır. Sonuç: Yaşanılan sorunlar tek başına evlat edinilmiş olmaya bağlı değil- dir, gelişimsel süreç içinde ele alınmalıdır.
  • Article
    Evlilik İle Çocuk Sahibi Olmaya İlişkin Sosyal Saat Algısı ve Evlilik Doyumu
    (2019) Pekel, Nilay Uludağlı; Akbaş, Gülçin
    Günümüz toplumlarında bireylerin evlenme ve çocuk sahibi olma yaşlarının giderek arttığıgörülmektedir. İlgili yazında ise bireylerin evlenme ve çocuk sahibi olma zamanlamalarındakifarklılıkların, evlilik yaşantılarının kalitesiyle ilişkili olduğu ortaya konmuştur. Bu kapsamdayapılan bu çalışmanın amacı, günümüz Türkiye’sindeki genç yetişkinlerin, evlenme ve ilk kezçocuk sahibi olmalarındaki zamanlamalarının, evlilik doyumlarıyla ilişkisini incelemektir.Çalışmaya 24-41 yaşları arasında 445 evli birey katılmıştır. Katılımcılar, kendi evlenme veçocuk sahibi olma yaşları ile ideal gördükleri evlenme ve çocuk sahibi olma yaşları temelinde;erken, zamanında ve geç olarak gruplandırılarak karşılaştırılmıştır. Eğitim ve gelirin olası etkisikontrol edilerek yapılan kovaryans analizlerinde evlenme açısından sosyal saatini zamanındaalgılayan bireylerin, erken ve geç algılayan bireylere göre daha yüksek evlilik doyumuna sahipoldukları bulunmuştur. Çocuk sahibi olma açısından sosyal saat grupları, eğitim ve gelirinolası etkisi kontrol edilerek karşılaştırıldığında, erken gruptaki bireylerin, zamanında ve geçgruptaki bireylere göre daha düşük evlilik doyumuna sahip oldukları görülmüştür. Araştırmabulguları evlenme ve çocuk sahibi olmadaki zamanlamanın evlilik doyumu ile ilişkili olduğunugöstermiştir.
  • Article
    Meydan Hareketleri ve Eski' ve Yeni' Toplumsal Hareketler
    (2015) Özen, Hayriye
    Farklı coğrafyalarda bulunan çeşitli toplumlar son bir kaç yılda belli başlı meydanların işgalini temel kolektif eylem olarak benimseyen sistem karşıtı popüler hareketlerin doğuşuna tanıklık etti. İspanya İndignados hareketi, Yunanistan Aganaktismenoi hareketi, Arap Baharı olarak adlandırılan popüler hareketler, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerindeki İşgal hareketleri ve Türkiyenin deneyimlediği Gezi hareketi gibi hareketleri kapsayan bu meydan hareketleri, kolektif eylemler ve toplumsal hareketlerde niteliksel bir değişim ve dönüşümün ifadesi olarak görülebilirler mi? Bu hareketler, toplumsal hareketler literatüründe genel olarak eski ve yeni toplumsal hareketler olarak kategorize edilen ve birbirinden oldukça farklı özellikler taşıyan hareketler ile ne tür devamlılıklara ve farklılıklara sahiptir? Toplumsal hareketlerin analizi için önerilen ana akım kuramlar meydan hareketlerini anlamamızda yeterli bir kılavuz olabilirler mi? Mevcut çalışma bu soruları ele alıyor. Meydan hareketlerinin niteliğini ortaya koymak üzere bu hareketler ile eski ve yeni toplumsal hareketler arasındaki süreklilik/kopuş ilişkilerine odaklanan çalışmanın ilk bölümünde, meydan hareketlerinin her iki tür hareketle önemli paralellikler taşımakla birlikte, aynı zamanda her iki hareket türünden de önemli ölçüde farklılaştığı gösteriliyor. Bu hareketler, eski toplumsal hareketlere benzer bir şekilde hâkim siyasi ve ekonomik yapılara yönelik kararlı bir direnişi ifade etmekle birlikte, eski toplumsal hareketlerden farklı olarak ne belli bir sınıfsal aidiyete sahip özgürleştirici bir toplumsal ajan olma iddiasını taşımakta, ne de bununla da ilintili olarak taleplerini ve karşı çıktıkları mevcut düzenin yerine getirmek istedikleri düzeni eski hareketler gibi net bir şekilde formüle etmekteler. Diğer taraftan, geniş hegemonik yapılara itirazla sınırlı kalmayıp, çok çeşitli toplumsal huzursuzluk ve talepleri dile getirmeleri ve sınıfsal aidiyetin dışında farklı aidiyetlere sahip toplumsal grupları içermeleri bakımından yeni toplumsal hareketlere benzemekteler. Ancak, yeni toplumsal hareketlerin aksine yalnızca tikel taleplerin etrafında örgütlenen tikel mücadelelere dönüşmemekte ve böylece kurumsal sistemin kendilerini kolaylıkla absorbe etmesine izin vermemekteler. Meydan hareketlerini karakterize eden en önemli özelliklerden birisi, hem eski hem de yeni toplumsal hareketlerin tersine, çok çeşitli toplumsal talepleri dile getirme ve böylelikle oldukça heterojen kitleleri harekete geçirme kabiliyetine sahip olmalarıdır. Meydan hareketlerinin nasıl analiz edilebileceği sorusuna odaklanan çalışmanın ikinci bölümünde, toplumsal hareket literatürüne hâkim toplumsal hareket kuramlarının meydan hareketleri gibi mevcut hegemonik yapılara karşı çıkan ve birbirinden farklı pek çok toplumsal grubu içeren hareketlerin dinamiklerini anlamamamızı sağlayacak kavramsal araçlara sahip olmadığı tartışılıyor. Ardından, Ernesto Laclau tarafından son yıllarda geliştirilen popülizm kavramsallaştırmasının, meydan hareketlerinin analizine, bu hareketlerin kendine özgü dinamiklerini anlamamız açısından, önemli katkılarda bulunacağı gösteriliyor.