Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Kolektif Bellek ve Mekân İlişkisi: 27 Mayıs 1960 Dönemi Yassıada Üzerine Bir İnceleme
    (2020) Özdemir, Seval; Gürçel, Tuğba
    Gelişen toplumsal ilişkiler ile son yıllarda toplumsal hafıza ve hafıza konusu birçok disiplin tarafından araştırma konusu olmuştur. Hafızanın mekân ile olan ilişkisinde önemli olan unsur birey ve toplum arasındaki bağdır. Mekân, belleği etkileyen en önemli unsurlardandır. Bu nedenledir ki, özellikle 20. yüzyıl sonrasında akademik alanda araştırmalara konu olan hafıza çalışmaları Türkiye'de de son yılarda gittikçe artan bir öneme sahip olmuştur. Toplumsal hafızasının mekân ile ilişkisi kavramsal olarak hafıza mekânının dönüşümüne dair çalışmalarda alanın gelişimine katkı sunmaktadır. Bu çalışmada toplumsal hafıza ile mekân ilişkisi, Maurice Halbwachs'ın 'hafızanın toplumsal çerçeveleri' kuramı bağlamında, 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında yargılamaların gerçekleştiği Yassıada'nın mekânsal dönüşümü üzerinden incelenmiştir. Tezin amaçları doğrultusunda toplumsal hafızada Yassıada'nın yerini değerlendirmek için niteliksel bir araştırma gerçekleştirilerek 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile bir mekân arasında kurulan ilişki ve Yassıada'nın toplumsal bellekte bir hafıza mekânı olduğu ortaya konulmuştur. Toplumsal hafızanın zaman içerisinde mekânın dönüşümü ile iktidarlar tarafından şekillendirildiğinin altını çizen bu çalışmada, hafıza mekânı olarak seçilen Yassıada'nın dönüşümü üzerinden toplumsal bellek-mekân ilişkisi incelenmiştir.
  • Master Thesis
    Darbelere Giden Süreçte Medyanın Algı İnşası: 27 Mayıs 1960 ve 15 Temmuz 2016'nın Karşılaştırmalı Analizi
    (2018) Şimşek, Serpil Seda; Ülker, Halil İbrahim
    Türk siyasi hayatındaki darbelerin hazırlanış safhasında, gerçekleştirilmesinde ve sonrasında meşrulaştırılmasında asker, yargı, akademinin yanı sıra en önemli sacayaklarından birisini de medya oluşturmaktadır. 15 Temmuz darbe girişimi öncesi, merkez medya ile 'Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) medya yapılanması' olarak adlandırılan medya kuruluşlarının ve uluslararası medyanın, bilerek veya bilmeyerek darbe şartlarını oluşturmaya yönelik yürüttükleri algı inşa süreci ile 27 Mayıs darbesi öncesinde yürütülen algı inşa süreci arasında çarpıcı benzerlikler bulunmaktadır. 27 Mayıs öncesinde, dönemin gazetelerinde Menderes yönetimine yöneltilen 'diktatörlük', 'yolsuzluk', 'muhaliflere ve medyaya baskı' gibi suçlamaların 15 Temmuz'a giden süreçte Erdoğan yönetimine de benzer ifadelerle yöneltilmesi dikkat çekicidir. Bu çalışma, darbe süreçlerinin hazırlanmasında, gerçekleştirilmesinde uluslararası ve Türk medyasının oynadığı rolü irdelemektedir. Bu bağlamda, yazılı medya özellikle gazetelerde kamusal rızanın nasıl üretildiği, 'Kamusal Senaryo modeli', Herbert Schiller ve Naom Chomsky'nin medya manipülasyonu analizleri çerçevesinde incelenmektedir. Ulusal ve uluslararası basına yansıyan haber ve yorumların, dönemin tanıklarının hatıralarının yanı sıra Adnan Menderes'in avukatları Burhan Apaydın, Talat Asal, Menderes'in oğlu Aydın Menderes ile yapılan kişisel görüşmelerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Yüksek Adalet Divanı'nın, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkındaki idam kararlarının gerekçelerinde delil olarak sunulan uluslararası medyadaki yorumlar ve haberler de kaynak olarak kullanılmıştır. Bu çalışmada, FETÖ'nün medya yapılanması ile birlikte merkez medya ve uluslararası medyanın da bilerek veya bilmeyerek 15 Temmuz'a giden süreçte, tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi, sivil ve demokratik yönetime karşı bir askeri darbenin algı inşa sürecinin parçası olduğu tezi ileri sürülmektedir.
  • Master Thesis
    Askeri Darbeler ve Türk Dış Politikası
    (2011) Demiriz, Merve; Bal, İdris
    Dış politika, ülkelerin maddi ve manevi çıkarları doğrultusunda uzun dönemli ve genel olarak belirlenir. Dış politikada uygulanan ilkeler ülkelerin uluslar arası sistemdeki yeri ve öneminin odak noktasıdır. Askeri darbeler ise az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha sık olmak üzere yüzyıllardır tüm dünyada görülen ordunun siyasi iradeye el koyması ve yönetimi ele geçirmesidir. Askeri darbe seçimle iş başına gelen sivil iradeyi ortadan kaldırır, bu durum demokrasiye büyük zarar verir. Türk dış politikası da genel ve uzun dönemli ilkelere göre belirlenmiş, dış politika uygulamaları tarihin belirli dönemlerinde askeri darbelerle durma noktasına gelmiştir.Türk siyasi tarihi askeri darbeleri Osmanlı Devleti'nden kötü bir miras olarak almış, demokrasi ilk olarak 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi'yle sekteye uğratılmıştır. Bu darbenin gerekçesi, on yıl süresince yönetimi elinde bulunduran Demokrat Parti Hükümeti'nin otoriter yönetimine son verip, iç ve dış politikadaki yanlış uygulamalarını değiştirmektir. Cemal Gürsel önderliğindeki Milli Birlik Komitesi yönetimi ele almıştır. Demokrasi bu darbeden on bir yıl sonra demokrasi 12 Mart 1971 tarihinde Süleyman Demirel Hükümeti'ne verilen Muhtıra ile bir kez daha sekteye uğratılmıştır. Bu askeri müdahalede yönetim ordu tarafından tamamen ele alınmamış, mevcut sivil irade istifa zorlanmış ve ordu kendi isteği doğrultusunda bir hükümet kurdurmuştur. Türk demokrasi tarihine en büyük darbe ise 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi olmuştur. Org. Kenan Evren yönetimindeki Milli Güvenlik Konseyi yönetime el koymuş, üç yıl süresince ülke yönetiminden sorumlu olmuştur. Ordu tarafından gerçekleştirilen üç müdahale de demokrasiye büyük zarar vermiştir. Askeri darbe yönetimleri oy kaygısı taşımadıkları, konuyu bilmedikleri ve gayri meşru iktidarları meşrulaştırma amacından dolayı dış politikada esnek ve statükoya aykırı kararlar almaktan kaçınmamış, alınan kararlarla Türk dış politikası durma noktasına gelmiştir.