3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Article Vahdet-i Mevcut’tan Vahdet-i Vücud’a: Anadolu’da İslam Dönemi Sonrasındaki Tanrı Algısının Semah ve Sema Kavramları Aracılığıyla İncelenmesi(2012) Güray, CenkAnadolu’da yaşamış olan tüm uygarlıklar, bu coğrafyaya maddi ve manevi izler bırakmışlardır. Toplumların yaşamsal geleneklerinin önemli bir kısmında etkin bir rol oynayandin ve inanç kültürüne dair simgeler, bu topluluklardan kalmış manevi izlerin en önemlileriarasındadır. Müziğin ve dansın ifade gücü, onları her inanç sistemi için oldukça çekici aktarım araçları haline getirmiştir. Anadolu için inanç ve müzik ilişkisini gerek tarihsel derinlikgerekse de coğrafi yaygınlık açısından en geniş şekilde tanımlayan iki kavram olan semahve sema’nın altyapılarında yatan Vahdet-i Mevcut ve Vahdet-i Vücud felsefeleri aracılığıylaanalizi, Anadolu tarihinin değişik dönemlerindeki insan- Tanrı ilişkisinin dini müzik ve dansyoluyla çözümlenebilmesi için önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda Vahdet-i Mevcutfelsefesinden daha yoğun bir biçimde etkilenmiş olan semah kavramı içinde Tanrı’nın somutolarak tezahürü simgelenirken, bu tezahür Hz. Ali’nin kişiliği aracılığı ile yansıtılmaktadır.Diğer yandan, Vahdet-i Vücud felsefesi doğrultusunda yapılanan sema geleneği içinde iseTanrı’nın bilgisine ulaşarak aşama aşama olgunlaşma gayreti mevcuttur. Ancak sema’da,Tanrı’nın insan vücudunda tezahür etmesi ya da kişileşmesi simgesine rastlanmamakta, sadece insanın maddi ve manevi dünya arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta geçirdiği olgunlaşma evreleri ifade edilmektedir. Semah bu anlamıyla vecd ve coşku ile Tanrı ile bir olma,sema ise olgunlaşma, bilgiye mazhar olma ve çile ile Tanrı’nın bilgisinden pay alma anlayışlarını simgelemekte ve iki ayrı insan-Tanrı ilişkisini yani Tanrı algısını ortaya koymaktadır.Book Review Article Liminality, Resilience and Refugeehood in Zinnie Harris’s How To Hold Your Breath(Istanbul University Press, 2023) İzmir, SibelThe dystopian play How to Hold Your Breath (2015) written by Scottish playwright Zinnie Harris not only echoes a bleak future, but also visualises a subversive narrative in which Europe goes through an economic collapse, and Europeans become refugees, trying to immigrate to African countries on boats. Dana, the protagonist who is an expert in customer relations with a university degree and ambitious career plans, and her sister Jasmine are seen getting on a boat and trying to reach Alexandria, Egypt just like many other Europeans. It is not coincidental that Dana’s and her sister’s lives turn topsy-turvy after Dana’s having a sexual intercourse with a man working for the United Nations named Jarron who claims that he is a demon. Due to a couple of catastrophic events orchestrated by the demon, both women get drowned at the end like a majority of refugees in recent years. In this study, the experiences of Dana and Jasmine throughout the play and their resilience will be explored within the framework of the concept of “liminality” with a special focus on the meaning and (im) possibility of going beyond liminality. The article contends that Zinnie Harris in her play critically revisits the refugee problem in order to unsettle Europeans and European politics and to demonstrate how refugees are made the victims of personal/political expediency by ironically putting the audience/readers in a liminal situation.

