Search Results

Now showing 1 - 10 of 134
  • Article
    Comparison of Countries in the Who European Region According To Noncommunicable Disease Indicators by Multi-Criteria Decision Making Methods
    (2025) Bulut, Tevfik
    Objective: The aim of this study is to compare the relative risk prevalence of noncommunicable diseases (NCDs) in the countries of the European Region as defined by WHO (World Health Organization) using WASPAS (Weighted Aggregated Sum Product Assessment) and MULTIMOORA (Multi-Objective Optimization by Ratio Analysis plus the full Multiplicative Form) multi-criteria decision-making (MCDM) methods. Materials and Methods: The cross-sectional study’s target population consisted of 50 countries in the WHO European Region with complete observations. The study utilizes NCDs data that the WHO publicly released. Analysis was performed using the R programming language and Microsoft Excel. Results: Based on the CRITIC (CRiteria Importance Through Intercorrelated Corrected) weighted WASPAS analysis, it was observed that 24 European countries exhibited Q scores above the average, while 26 countries displayed Q scores below the average. Finland, Cyprus, Switzerland, Spain, Iceland, Iceland, Sweden, Slovenia, Italy, Norway, Latvia, Portugal, Luxembourg, Belgium, France, Greece, the Netherlands, Germany, Malta, Austria, Ireland, Israel, Lithuania, Israel, Lithuania and Estonia have the highest Q scores. Twenty-four countries with above- average Q scores have lower NCD prevalence than twenty-six European countries. In Türkiye, the prevalence of NCDs is above the European average. However, Switzerland, Finland, Iceland, Spain, Cyprus, Slovenia, Sweden, Portugal, Norway, and Luxembourg are among the top 10 European countries with the lowest NCD prevalence in the overall MULTIMOORA ranking. According to the overall ranking, Turkmenistan, Tajikistan, and Kyrgyzstan have the highest NCD prevalence. Conclusions: The findings from the CRITIC based WASPAS method and the CRITIC based MULTIMOORA indicate that the prevalence of NCDs generally varies according to income level. Higher-income countries note a lower prevalence of NCDs compared to those with lower income levels. Nonetheless, the prevalence of NCDs may differ among various socioeconomic groups
  • Article
    Yapay Zekâ Benimsenmesi ile Marka Sermayesi Arasındaki Karşılıklı Etkileşim: Türkiye Üzerine Ampirik Bir İnceleme
    (2025) Tengilimoglu, Dilaver; Bas, Mehmet; Dikici, İlke
    Günümüzün dijitalleşen iş dünyasında, Yapay Zekâ (YZ) teknolojilerinin benimsenmesi, iç marka yönetimi açısından işletmeler için stratejik bir unsur haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, çalışan algısı temelinde YZ Benimsenmesinin (YZB), Çalışan Temelli Marka Sermayesi (ÇTMS) üzerindeki etkisini incelemek ve bu iki değişken arasındaki karşılıklı ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırma, nicel yönteme dayalı olarak nedensel (ilişkisel) tarama deseniyle yürütülmüştür. Veriler, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Türkiye’de YZ teknolojilerini aktif biçimde kullanan işletmelerde görev yapan 398 çalışandan çevrim içi anket yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama aracında, Türkiye’de müşteri temelli geliştirilen marka sermayesi ölçeği çalışanlara uyarlanmış; uyarlamanın geçerliliği ön analiz ve pilot çalışmayla test edilmiştir. Analiz sürecinde IBM SPSS for Windows v.22’de faktör yapısı incelenmiş, ardından IBM SPSS AMOS v.24 ile yapısal eşitlik modellemesi gerçekleştirilerek model doğrulanmış ve test edilmiştir. Bulgular, YZB’nin ÇTMS’yi, ÇTMS’nin de YZB’yi anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermiş; değişkenler arasında çift yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu etkiler, YZB için Kaynak Tabanlı Görüş ve Dinamik Yetenekler Kuramı; ÇTMS için ise Örgütsel Kimlik ve Sosyal Değişim Kuramı çerçevesinde açıklanmaktadır. Sonuçlar, YZ teknolojilerinin çalışan temelli marka değeri ve rekabet avantajı açısından kritik rol oynadığını ortaya koymaktadır.
  • Article
    Jinekolojik Kanserle İlişkili Pelvik Taban Disfonksiyonlarında Güncel Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yaklaşımlarının Etkileri
    (2025) Celenay, Seyda Toprak; Bengüboz, Fatma Büşra
    Jinekolojik kanserler, kadın üreme organlarında ortaya çıkan malign tümörlerden kaynaklanan kanser tipleridir. Tedavisinde sıklıkla cerrahi tedavi, pelvik radyoterapi ve/veya kemoterapiyi içeren multimodal yaklaşımlar kullanılmaktadır. Bu tedavi yaklaşımları pelvik yapılarda anatomik, fizyolojik, nöromüsküler ve vasküler hasara neden olabilmektedir. Bu yapılarda meydana gelen fonksiyonel bozukluklar ve pelvik taban disfonksiyonları üzerinde ucuz, kolay ve yan etkileri az olan tedavi yaklaşımlarının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda bu derlemede jinekolojik kanserle ilişkili pelvik taban disfonksiyonlarında güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının etkilerini incelemek amaçlandı. Çeşitli veri tabanlarında literatür taraması yapıldı. Çalışmada “jinekolojik kanser” ile, “pelvik taban”, “pelvik taban disfonksiyonu”, “pelvik taban egzersizleri”, “stabilizasyon egzersizleri”, “solunum egzersizleri”, “aerobik egzersizler”, “manuel tedavi”, “elektroterapi” anahtar kelimeleri kullanılarak Pubmed/MEDLINE, EBSCO, Google Scholar ve DergiPark veri tabanlarında makaleler taranmıştır. Toplam 11 makale analiz edilmiştir. Çalışmalarda egzersiz eğitimi türüne göre en çok tercih edilen pelvik taban kas eğitimi ve stabilizasyon egzersizleriydi. Çalışmalarda elektroterapi ve manuel teknikler de tercih edilmesine rağmen çalışma sayıları kısıtlıydı. Sonuç olarak büyük örneklemlerde ve jinekolojik kansere bağlı görülebilecek farklı pelvik taban disfonksiyonlarında kullanılan çeşitli fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının etkilerinin araştırılacağı ileriki çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Article
    Analyzing the Performance of Convolutional Neural Networks and Transformer Models in Automated Bone Fracture Detection
    (Muş Alparslan Üniversitesi, 2024) Bingol, Ece; Demirel, Semih; Demirel, Semih; Urfalı, Ataberk; Urfalı, Ataberk; Bozkır, Ömer Faruk; Karatas, Hakan
    İnsan varlığı için hayati önem taşıyan iskelet ve kas sisteminin en önemli bileşeni kemiklerdir. Bir kemiğin kırılması belirli bir darbeden veya şiddetli bir geriye doğru hareketten kaynaklanabilir. Bu çalışmada, kemik kırığı tespiti, evrişimli sinir ağı (ESA) tabanlı modeller olan Faster R-CNN ve RetinaNet, ayrıca bir transformer tabanlı model olan DETR (Detection Transformer) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Her model için farklı omurga ağları kullanılarak detaylı bir inceleme yapılmıştır. Bu çalışmanın birincil katkıları, CNN ve transformatör tasarımları arasındaki performans farklılıklarının yöntemsel bir değerlendirmesidir. 5145 görüntüden oluşan açık kaynaklı bir veri setinde eğitilen modeller, 750 test görüntüsünde test edilmiştir. Sonuçlara göre, RetinaNet/ResNet101 modeli diğer modellere göre daha üstün performans sergileyerek 0.901 mAP50 oranına ulaşmıştır. Elde edilen sonuçlar, eğitilen modellerin bilgisayar destekli tanı (BDT) sistemlerinde kullanılabilecek vaat edici sonuçlar sunmaktadır.
  • Article
    DSÖ Avrupa Bölgesinde Grip Salgınının Büyüklüğünün Tahmin Edilmesi
    (2025) Bulut, Tevfik
    Bu çalışma DSÖ Avrupa ülkeleri ve bölgelerindeki grip salgınının büyüklüğünü tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Bu ülkelerin dalga boyları, A ve B alt tipleri de dahil olmak üzere influenza vakalarının sayısına göre karşılaştırılmıştır. Salgının büyüklüğünü değerlendirmek için nüfus yoğunluğu, insani gelişme endeksi, vaka sayısı ve ilk vakanın kaydedilmesinden bu yana geçen gün sayısı gibi faktörler göz önünde bulundurularak epidemiyolojik dalga boyu yöntemi kullanılmıştır. Birleşik Krallık, İngiltere, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında en yüksek dalga boyu skorlarına (We) sahip olmuştur. Buna karşılık, Azerbaycan sırasıyla 2022 ve 2023 yıllarında en düşük dalga boyu skorlarına (We) sahip olmuştur. DSÖ Avrupa ülkeleri ve bölgeleri için ortalama dalga boyu skoru 2023'te zirveye ulaşırken, en düşük skor 13,44 We ile 2022'de görülmüştür. Çalışma, epidemiyolojik dalga boyu yönteminin salgın boyutunu tahmin etmek için kullanılabileceğini ve salgının daha net ve daha güvenilir bir kesitsel görüntüsünü sağlayabileceğini göstermektedir.
  • Article
    Yeniden Çeviride Zamana Karşı Bağlam: The Jungle Book Üzerinden Yeniden Çeviri Hipotezinin Yeniden İncelenmesi
    (2023) Özer, Özge Bayraktar
    Rudyard Kipling Türkçeye ilk olarak bir çocuk edebiyatı eseri olan The Jungle Book’un 1936 yılında yayınlanan çevirisi (Cengel Kitabı) ile kazandırılmıştır. Söz konusu ilk çeviriyi günümüze kadar pek çok yeniden çeviri takip etmiştir. Bu çalışma, The Jungle Book eserinin beş farklı Türkçe çevirisi üzerinden yeniden çeviri hipotezinin temel varsayımlarını yeniden sınamayı amaçlamaktadır. Yeniden çeviriler hem birbirleriyle hem de ilk çeviriyle metne bağlı ve kültüre özgü unsurlar açısından karşılaştırılmıştır. Bu doğrultuda benimsenen yöntem açısından, çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, incelenen çevirilerin yayınlandığı dönemlerdeki sosyo-bağlamsal koşulları odağına alan artsüremli bir inceleme yer almaktadır. İkinci kısımda ise yeniden çeviri hipotezini yeniden sınamak üzere eşsüremli incelemeye yer verilmiştir. Sunulan karşılaştırmalı örneklere dayanarak, yeniden çeviri hipotezinde öne sürüldüğü gibi ilk çeviri ve yeniden çeviriler arasında, erek odaklı yaklaşıma yönelik doğrusal bir ilerlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yerine, çevirinin üretildiği ve yayımlandığı dönemin bağlamsal faktörlerinin, çevirmenlerin çeviri seçimlerinde daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, hipotezin doğrulanması ya da yanlışlanmasında, vaka analizi yöntemindeki örnek metin seçimlerinin de etkili olabileceği gösterilmiştir. Bu bağlamda, yeniden çeviri kavramı ve yapısına ilişkin daha güvenilir bulgular için artsüremli ve eşsüremli incelemenin bütüncül bir anlayışla bir arada yapılması önerilmiştir.
  • Article
    Gerçek Zamanlı Polip Tespiti: YOLOv5 ve YOLOv6'nın Hız ve Performans Analizi
    (2025) Demirel, Semih; Abdulkadir,; Karatas, Hakan; Çelikten, Azer; Bingol, Ece; Akpulat, Andac; Gültekin, İdris
    Kolorektal kanser, kolonoskopi sırasında gözden kaçan poliplerin bilgisayar destekli teşhis sistemi ile tespit edilmesiyle potansiyel olarak önlenebilir. Bu nedenle, endoskopi uzmanlarına yardımcı olmak amacıyla, polipleri gerçek zamanlı olarak tespit eden bir teşhis algoritması geliştirildi. Polip tespiti için you look only once v5 (yolov5) ve you look only once v6 (yolov6) modelleri kullanıldı. Açık kaynaklı verilere ek olarak, nesne tespiti modellerini eğitmek için yeni bir özel veri seti de kullanıldı. Sonuçlara göre, yolov5x ve yolov6l sırasıyla 0.896 ve 0.913 mean average precision 50 (mAP50) oranlarına ulaştı. Yolov5x ve yolov6l karşılaştırıldığında, yolov5x'in hassasiyet açısından daha iyi olduğu, yolov6l'nin ise duyarlılık açısından daha iyi olduğu sonucuna varıldı. Modeller diğer çalışmalardaki sonuçlarla karşılaştırıldığında, yolov5x 0.876 f1-skoru oranıyla diğer çalışmalardan daha iyi performans sergilerken, yolov6l 0.893 duyarlılık oranıyla diğer çalışmaları geride bıraktı.
  • Article
    Avrupa Birliği Tıbbi Cihaz Yönetmeliği Kapsamında Yetkilendirilen Onaylanmış Kuruluşların İzlenmesi için Yeni Bir Yöntem
    (2024) Bayrak, Tuncay
    Uygunluk değerlendirmesi gerçekleştiren onaylanmış kuruluşlar, hasta sağlığının korunmasında ve piyasadaki güvenli ürünlere erişimin sağlanmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. AB 2017/745 Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR), onaylanmış kuruluşlar için daha katı kurallar ve sorumluluklar getirmektedir. Onaylanmış kuruluşların izlenmesinden de sorumlu olan atama otoriteleri için herhangi bir rehber doküman veya yazılı prosedür yoktur. Bu çalışmada, ilk kez, onaylanmış kuruluşların etkin bir şekilde izlenmesi için dijital bir sistemle desteklenen bir metodoloji önerilmiştir. MDR gerekliliklerine ve ilgili rehber dokümanlara dayalı bir ihtiyaç analizi gerçekleştirilmiş ve tıbbi cihaz onaylanmış kuruluşlarının izlenmesi için altı bileşenli bir teknik ortaya koyulmuştur. Ardından, her bir bileşenin alt kriterleri belirlenmiş ve onaylanmış kuruluşların izlenmesine yönelik ana süreçler için iş aktivite diyagramları oluşturulmuştur. Şu anda MDR kapsamında kırk dokuz onaylanmış kuruluş bulunmaktadır. İzleme yaklaşımımız, teknik dokümantasyon değerlendirmesinin gözden geçirilmesi, personel yetkilendirmesi ve sertifikalı ürünün piyasada gözetimi gibi onaylanmış kuruluş ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayan altı adımdan oluşmaktadır. Önerilen sistem MDR gereklilikleriyle uyumludur ve onaylanmış kuruluşların tüm kritik performans göstergelerini ele alır. Onaylanmış kuruluşlar için yeni MDR gereklilikleri, atama otoriterleri için de gelişmiş bir izleme sistemi gerektirmektedir. Bu çalışma onaylanmış kuruluşların izlenmesi için kritik noktalara odaklanmıştır. Üye devletler, MDR gerekliliklerine uygun etkin bir izleme sistemine sahip olmak için önerilen metodolojiyi ve faaliyet diyagramlarını uygulamalıdır. Benzer bir sistem diğer uygunluk değerlendirme kuruluşlarının izlenmesi için de kullanılabilir.
  • Article
    Alzheimer hastalığında Kallikrein-6, 7 ve potasyum kanal proteinlerinin olası rolü
    (2021) Bulduk, Erkut; Yıldırım, Filiz; Yıldırım, Zuhal
    Amaç: Alzheimer hastalığının (AH) oluşum mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte AH’dan sorumlu başlıca iki protein, senile plakların yapısındaki beta amiloid ve nörofibriler yumakların yapısındaki tau proteinidir. Hastalığa yol açan en önemli etmenlerden biri çözünür olmayan amiloid çökeltilerin oluşumu, diğeri ise artmış tau fosforillenmesidir. Kallikreinler, nöronal hasar ve işlev kaybı ile belirgin AH’nın etiyolojisinde rol oynayan, serin proteazların bir alt familyasıdır. Kallikrein (KLK)-6 ve KLK-7’nin merkezi sinir sisteminde (MSS) yüksek seviyelerde bulunan yaşa bağlı proteaz olduğu bilinmektedir. Daha once AH’ı gibi nörodejeneratif hastalıklarda yer alan hücre dışı proteinlerin proteolizine karıştığı gösterilmiştir. Bu çalışmada KLK-6 ve KLK-7’nin AH patogenezindeki olası rolünü ve potasyum kanal proteinleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Polatlı Duatepe Devlet Hastanesinde takip edilen yaşları 65’in üzerinde olan 35 AH ve rutin tarama amacıyla nöroloji polikliniğine başvuran kognitif durumu normal olarak değerlendirilen 35 sağlıklı birey (control grubu) dahil edildi. 12 saat açlığı takiben antekübital venden alınan kan örnekleri 4°C’de 2500xg’de 10 dakika santrifüj edilerek, serum örneklerinde KLK-6 ve KLK-7 ile içeri doğru düzeltici potasyum kanalı (KCNJ3) ve iki gözenekli potasyum kanalı (KCNK9) protein düzeyleri enzim-bağımlı immunosorbent assay (ELISA) ile ölçüldü. Gruplar arasındaki fark T-test ile incelendi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından bir fark saptanmadı (p>0.05). Alzheimer grubu control grubu ile karşılaştırıldığında serum KLK-6 ve KLK-7 düzeyleri anlamlı olarak artarken (p<0.05), KCNJ3 ve KCNK9 protein düzeylerinde bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Beyinde anormal protein katlanmasının ve birikmesinin önüne geçilememesinin AH’ye yol açtığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın bulgularına göre KLK- 6 ve KLK-7 düzeyleri ile AH’nın patolojisi arasında bir ilişki saptandı.
  • Article
    KAHRAMANMARAŞ ÇOCUK ABALARINDA NAZARLIK
    (2016) Kuru, Songül; Kırkıncıoğlu, Zeynep
    İnanç sistemine bağlı olarak gelişen toplumlarda, sembolik ifadeler, kişisellikten öte, toplumca kabul gören ortak değerleri yansıtmışlardır. Semboller, bir arada yaşayan insanların ortak özelliklerini, inançlarını, göreneklerini temsil ederek ve onların diğerlerinden ayrılmasını sağlamaktadır. Yaşam, doğum, üreme, korunma vb. gibi insanlığın ortak döngüleri üzerine kurgulanan semboller, önceleri mağara duvarlarında ve mitolojilerde yer alırken, daha sonra dokuma ve desenleme tekniklerinin geliştirilmesiyle, bu görevi dokumalar üstlenmiştir. Dokuma ürünlerine uygulanan desenlerle; doğum, bereket, beslenme, ölüm, korunma ile ilgili birçok anlam yüklemiştir. Korunma ile ilgili motiflerin başında nazar, nazarlıklar gelmektedir. Anadolu'da önemli inançlardan birisi de nazar inancıdır. Arapça bakış anlamına gelen nazar, Türkçede de aynı manada kullanılır. Çalışmanın amacı; Türk kültüründe önemli yeri olan nazar konusu hakkında bilgi vermek ve Kahramanmaraş çocuk abalarında bulunan nazar ve koruma ile ilgili motifler ve süslemeleri fotoğraf ve çizimlerle irdeleyerek değerlendirmektir. Betimsel yöntemin kullanıldığı araştırmada, Anadolu gelenek ve göreneklerine göre çocukları nazardan korumayla ilgili inançlardan bahsedilmiştir. Kahramanmaraş çocuk abalarında geleneksel öğeler içeren nazara karşı koruyucu motifler, çeşitli malzeme ve objelerden yapılan süslemeler ve ifade ettiği sembolik anlamlar yorumlanarak öneriler getirilmiştir