Search Results

Now showing 1 - 10 of 131
  • Article
    Üniversite öğrencilerinin ağrı inançları, ağrıyla başa çıkma ve reçetesiz ilaç kullanma durumlarının belirlenmesi
    (2024) Yüceer, Buğse; Aküzüm, Büşra Selen; Erol, Kevser; Kılınç, Melike; Çakar, Zeynep Merve; Boztepe, Handan
    Amaç: Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin ağrı inançları, ağrıyla başa çıkma ve reçetesiz ilaç kullanma durumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde, Atılım Üniversitesinde öğrenim gören 320 birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında, Tanımlayıcı Özellikler, Ağrı ve Reçetesiz İlaç Kullanımına İlişkin Veri Toplama Formu, Ağrı İnançları ve Ağrı İle Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Üniversite öğrencilerinin çoğunlukla ağrının organik nedenlerle ortaya çıktığına inandıkları, %87.2’sinin son bir yıl içinde reçetesiz ilaç kullandıkları, en yüksek oranda baş ağrısı (%74.7) nedeniyle ilaç kullandıkları ve en sık kullandıkları ilacın ise analjezik ilaçlar (%65) olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerini, sıklıkla kullanılan reçetesiz ilaçlara bağlı gelişebilecek yan etkilerden korumak amacıyla eğitim planlanması ve öğrencilerin akılcı ilaç kullanımı ve ağrı yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Üniversitede öğrenim gören birinci sınıf öğrencilere ek olarak diğer sınıfları da kapsayacak şekilde daha büyük örneklem gruplarında araştırmaların yürütülmesi önerilmektedir.
  • Article
    Gece Peyzajı
    (2025) Erdoğan, Elmas; Tandoğan, Evren
    Doğa ve insan eli ile şekillendirilmiş, birçok işlevin birbirleri ile hiyerarşik bir düzende bütünleştiği peyzaj alanlarının gece kullanımına yönelik doğal ve yapay aydınlatmanın bir arada kullanıldığı düzenlemeler gece peyzajını oluşturmaktadır. Gerek doğal gerek yapay ışık günün farklı saat dilimlerine ve mevsimlere göre değişiklik gösterirken aynı fiziksel çevrenin farklı biçimlerde algılanmasında belirleyici olmaktadır. Fiziksel çevrenin kimlik kazanmasında önemli bir unsur olan ışık, maddi niteliği ile karanlık alanlarda mekânsal etki yaratan üç boyutlu bir olgudur. İnsanın bulunduğu çevreyi tanıması, güvenlik gereksinimi ve ulaşıma yönelik konfor koşullarını arttıran işlevsel aydınlatmanın yanı sıra estetik kaygılar ile gerçekleştirilen aydınlatma gece peyzajında en önemli bileşendir. Doğal ışık kaynakları olan ay ve yıldızlı gökyüzü yanında yapay aydınlatma, insan aktivitelerinin gece saatlerinde de sürdürülmesine olanak sağlamakta; farklı mekanlarda kullanım olanaklarını da çeşitlendirerek gece peyzajını oluşturmaktadır. Farklı peyzaj alanlarında görünürlüğü ve alanın algılanma biçimini şekillendirmek amacı ile yapılan genel ve estetik aydınlatma tasarımları uzun erimli olabileceği gibi özel amaçlar doğrultusunda geçici olarak da kurgulanabilmektedir. Alanın sahip olduğu gece özellikleri doğrultusunda ele alınması gereken gece peyzajı; tasarım, planlama, mühendislik, güvenlik, ekoloji gibi farklı unsurların bir arada ele alınmasını gerekli kılan çok bileşenli bir konudur. Bu makalede “gece peyzajı” olgusu kavramsal olarak, farklı disiplinlerde yapılan araştırmalar kapsamında değerlendirilerek, farklı özelliklere sahip peyzaj alanlarında gece peyzajını oluşturan etmenler irdelenerek, tasarımı şekillendiren aydınlatma unsurları ve kullanım biçimleri ortaya konmuş, gece peyzajına yönelik önerilere yer verilmiştir.
  • Research Project
    Yüksek Alan Indirgemeli Ileri Akıtma Isleminin Sınır Eleman Yöntemi, Çözüm Bölgesi Parçalaması ve Paralel Programlama ile Sayısal Modellenmesi (BEE Parallel Extrusion)
    (2016) Baranoğlu, Besim; Akay, Hasan Umur; Yazıcı, Ali Hilmi
    Ileri akıtma yöntemi kendisine Imalat alanında pek çok uygulama bulabilen bir islemdir. Bu islem ve benzeri yüksek deformasyon içeren ve bu deformasyon bölgesinin çogu elastik olan problemlerin çözümünde Sonlu eleman yöntemi ya da Sonlu hacim yöntemi ve benzeri sayısal yöntemler sorun yasamaktadırlar. Özellikle yüksek plastik genlemelerin ortaya çıktıgı alan indirgeme oranlarının yüksek oldugu islemlerde akıtma isleminin yukarıda belirtilen yöntemlerle analizi çok daha karmasık ve hesaplama süresi açısından uzun süreli olmaktadır. Bu çalısmada, alternatif bir yöntem olarak sınır eleman yöntemi ile yüksek alan indirgemeli ileri akıtma isleminin sayısal modellemesine yönelik bir formülasyon yapılacaktır. Tüm deformasyon bölgesi üç parçaya ayrılacaktır: bunlardan ikisi elastik deformasyonun gerçeklestigi bölgeler, arada kalan kısım ise plastik deformasyon bölgesidir. Elastik bölgeler elastostatik sınır elaman yöntemi ile çözülecektir. Plastik bölgenin çözümünde ise üç farklı yöntem denenecektir: (i) hacim agı olusturma, (ii) ikili karsıtlık, ve (iii) dogrusal olmayan sonlu eleman yöntemi ile ikili çözüm. Olusturulan formülasyon paralel olarak (MPI ? Massage Passing Interface ve MP - MultiProcessing yöntemleri girisimli olarak kullanılarak) bir bilgisayar kodu haline getirilecektir.
  • Article
    Akademik Amaçlı İngilizce II Dersinin CIPP Modeliyle Değerlendirilmesi
    (2020) Yastıbaş, Ahmet; Kavgacı, Tuğçenur
    CIPP, eğitim çalışmalarında herhangi bir eğitim programını değerlendirmek için kullanılan yaygın bir program değerlendirme modelidir. Bu çalışma, bir Türk vakıf üniversitesinde verilen akademik amaçlı İngilizce II dersinin programını değerlendirmeyi amaçlar. Bu nedenle, betimsel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. 23 İngilizce öğretim görevlisi çalışmaya katılmıştır. Veriler, öğretmen temelli CIPP program değerlendirme ölçeğinin adapte edilmiş versiyonu ile toplanmıştır. Veriler, betimsel istatistikle analiz edilmiştir. Bu çalışmanın bulguları göstermiştir ki katılımcıların, genellikle programın bağlam, girdi, süreç ve ürün boyutlarıyla ilgili olarak genellikle olumlu düşünceleri vardır; fakat her bir boyutta birkaç geliştirilmesi gereken nokta mevcuttur: süreç boyutunda programın sınıfların fiziksel koşullarına ve öğrencilerin İngilizce artalan bilgilerine uygun olması; girdi boyutunda ders kitabı ve önerilen materyaller; süreç boyutunda teorik bilgileri çalışmak ve aktiviteleri yapmak için ayrılan zaman ile ilginç ve motive etmeyen aktiviteler; ürün sürecinde öğrencilerin bireysel ihtiyaçları ve İngilizceyi akademik amaçlarla çalışmayı teşvik etmeme.
  • Article
    Premenstrual Syndrome as a Sleep Disturbing Factor: A CrossSectional Study
    (2021) Önay, Övsen; Aydın, Canset
    Objective: To evaluate the lifestyle factors possibly related with premenstrual syndrome which were body mass index, coffee intake, smoking, regular physical exercise, and alcohol consumption, and investigate the impact of these lifestyle factors and premenstrual syndrome on sleep quality. Methods and Methods: This cross-sectional study included 265 participants, and all applied Pittsburgh Sleep Quality Index and Premenstrual Syndrome Scale questionnaires. Results: The prevalence of premenstrual syndrome among the participants was 57% (n:150). Participants with premenstrual syndrome had shorter total sleep time (p:0.001). Also, they needed longer time to fall asleep (p:0.001). The Pittsburgh Sleep Quality Index scores of the participants with premenstrual syndrome were higher than those without premenstrual syndorme (p<0.001), indicating poor sleep quality. It was observed that the participants with premenstrual syndrome had more coffee intake (p:0.040) and more regular physical activity (p:0.009), which were risk factors of premenstrual syndrome. premenstrual syndrome positivity was associated with increased poor sleep quality in both univariate and multivariate analyses (OR:5.93 95% CI: 3.46- 10.15, p<0.001; OR:5.61 95% CI: 3.19-9.88, p<0.001, respectively). The remaining variables, which were risk factors of premenstrual syndrome, didn’t have any statistically significant association with sleep quality. Conclusion: The important relation between premenstrual syndrome and sleep quality is highlighted. Relief of premenstrual syndrome complaints may lead to better sleep quality and enhancement of quality of life for a woman.
  • Article
    DSÖ Avrupa Bölgesinde Grip Salgınının Büyüklüğünün Tahmin Edilmesi
    (2025) Bulut, Tevfik
    Bu çalışma DSÖ Avrupa ülkeleri ve bölgelerindeki grip salgınının büyüklüğünü tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Bu ülkelerin dalga boyları, A ve B alt tipleri de dahil olmak üzere influenza vakalarının sayısına göre karşılaştırılmıştır. Salgının büyüklüğünü değerlendirmek için nüfus yoğunluğu, insani gelişme endeksi, vaka sayısı ve ilk vakanın kaydedilmesinden bu yana geçen gün sayısı gibi faktörler göz önünde bulundurularak epidemiyolojik dalga boyu yöntemi kullanılmıştır. Birleşik Krallık, İngiltere, 2022, 2023 ve 2024 yıllarında en yüksek dalga boyu skorlarına (We) sahip olmuştur. Buna karşılık, Azerbaycan sırasıyla 2022 ve 2023 yıllarında en düşük dalga boyu skorlarına (We) sahip olmuştur. DSÖ Avrupa ülkeleri ve bölgeleri için ortalama dalga boyu skoru 2023'te zirveye ulaşırken, en düşük skor 13,44 We ile 2022'de görülmüştür. Çalışma, epidemiyolojik dalga boyu yönteminin salgın boyutunu tahmin etmek için kullanılabileceğini ve salgının daha net ve daha güvenilir bir kesitsel görüntüsünü sağlayabileceğini göstermektedir.
  • Article
    Yeniden Çeviride Zamana Karşı Bağlam: The Jungle Book Üzerinden Yeniden Çeviri Hipotezinin Yeniden İncelenmesi
    (2023) Özer, Özge Bayraktar
    Rudyard Kipling Türkçeye ilk olarak bir çocuk edebiyatı eseri olan The Jungle Book’un 1936 yılında yayınlanan çevirisi (Cengel Kitabı) ile kazandırılmıştır. Söz konusu ilk çeviriyi günümüze kadar pek çok yeniden çeviri takip etmiştir. Bu çalışma, The Jungle Book eserinin beş farklı Türkçe çevirisi üzerinden yeniden çeviri hipotezinin temel varsayımlarını yeniden sınamayı amaçlamaktadır. Yeniden çeviriler hem birbirleriyle hem de ilk çeviriyle metne bağlı ve kültüre özgü unsurlar açısından karşılaştırılmıştır. Bu doğrultuda benimsenen yöntem açısından, çalışma iki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısımda, incelenen çevirilerin yayınlandığı dönemlerdeki sosyo-bağlamsal koşulları odağına alan artsüremli bir inceleme yer almaktadır. İkinci kısımda ise yeniden çeviri hipotezini yeniden sınamak üzere eşsüremli incelemeye yer verilmiştir. Sunulan karşılaştırmalı örneklere dayanarak, yeniden çeviri hipotezinde öne sürüldüğü gibi ilk çeviri ve yeniden çeviriler arasında, erek odaklı yaklaşıma yönelik doğrusal bir ilerlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yerine, çevirinin üretildiği ve yayımlandığı dönemin bağlamsal faktörlerinin, çevirmenlerin çeviri seçimlerinde daha etkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, hipotezin doğrulanması ya da yanlışlanmasında, vaka analizi yöntemindeki örnek metin seçimlerinin de etkili olabileceği gösterilmiştir. Bu bağlamda, yeniden çeviri kavramı ve yapısına ilişkin daha güvenilir bulgular için artsüremli ve eşsüremli incelemenin bütüncül bir anlayışla bir arada yapılması önerilmiştir.
  • Article
    Gerçek Zamanlı Polip Tespiti: YOLOv5 ve YOLOv6'nın Hız ve Performans Analizi
    (2025) Demirel, Semih; Abdulkadir,; Karatas, Hakan; Çelikten, Azer; Bingol, Ece; Akpulat, Andac; Gültekin, İdris
    Kolorektal kanser, kolonoskopi sırasında gözden kaçan poliplerin bilgisayar destekli teşhis sistemi ile tespit edilmesiyle potansiyel olarak önlenebilir. Bu nedenle, endoskopi uzmanlarına yardımcı olmak amacıyla, polipleri gerçek zamanlı olarak tespit eden bir teşhis algoritması geliştirildi. Polip tespiti için you look only once v5 (yolov5) ve you look only once v6 (yolov6) modelleri kullanıldı. Açık kaynaklı verilere ek olarak, nesne tespiti modellerini eğitmek için yeni bir özel veri seti de kullanıldı. Sonuçlara göre, yolov5x ve yolov6l sırasıyla 0.896 ve 0.913 mean average precision 50 (mAP50) oranlarına ulaştı. Yolov5x ve yolov6l karşılaştırıldığında, yolov5x'in hassasiyet açısından daha iyi olduğu, yolov6l'nin ise duyarlılık açısından daha iyi olduğu sonucuna varıldı. Modeller diğer çalışmalardaki sonuçlarla karşılaştırıldığında, yolov5x 0.876 f1-skoru oranıyla diğer çalışmalardan daha iyi performans sergilerken, yolov6l 0.893 duyarlılık oranıyla diğer çalışmaları geride bıraktı.
  • Article
    Avrupa Birliği Tıbbi Cihaz Yönetmeliği Kapsamında Yetkilendirilen Onaylanmış Kuruluşların İzlenmesi için Yeni Bir Yöntem
    (2024) Bayrak, Tuncay
    Uygunluk değerlendirmesi gerçekleştiren onaylanmış kuruluşlar, hasta sağlığının korunmasında ve piyasadaki güvenli ürünlere erişimin sağlanmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. AB 2017/745 Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR), onaylanmış kuruluşlar için daha katı kurallar ve sorumluluklar getirmektedir. Onaylanmış kuruluşların izlenmesinden de sorumlu olan atama otoriteleri için herhangi bir rehber doküman veya yazılı prosedür yoktur. Bu çalışmada, ilk kez, onaylanmış kuruluşların etkin bir şekilde izlenmesi için dijital bir sistemle desteklenen bir metodoloji önerilmiştir. MDR gerekliliklerine ve ilgili rehber dokümanlara dayalı bir ihtiyaç analizi gerçekleştirilmiş ve tıbbi cihaz onaylanmış kuruluşlarının izlenmesi için altı bileşenli bir teknik ortaya koyulmuştur. Ardından, her bir bileşenin alt kriterleri belirlenmiş ve onaylanmış kuruluşların izlenmesine yönelik ana süreçler için iş aktivite diyagramları oluşturulmuştur. Şu anda MDR kapsamında kırk dokuz onaylanmış kuruluş bulunmaktadır. İzleme yaklaşımımız, teknik dokümantasyon değerlendirmesinin gözden geçirilmesi, personel yetkilendirmesi ve sertifikalı ürünün piyasada gözetimi gibi onaylanmış kuruluş ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayan altı adımdan oluşmaktadır. Önerilen sistem MDR gereklilikleriyle uyumludur ve onaylanmış kuruluşların tüm kritik performans göstergelerini ele alır. Onaylanmış kuruluşlar için yeni MDR gereklilikleri, atama otoriterleri için de gelişmiş bir izleme sistemi gerektirmektedir. Bu çalışma onaylanmış kuruluşların izlenmesi için kritik noktalara odaklanmıştır. Üye devletler, MDR gerekliliklerine uygun etkin bir izleme sistemine sahip olmak için önerilen metodolojiyi ve faaliyet diyagramlarını uygulamalıdır. Benzer bir sistem diğer uygunluk değerlendirme kuruluşlarının izlenmesi için de kullanılabilir.
  • Article
    Alzheimer hastalığında Kallikrein-6, 7 ve potasyum kanal proteinlerinin olası rolü
    (2021) Bulduk, Erkut; Yıldırım, Filiz; Yıldırım, Zuhal
    Amaç: Alzheimer hastalığının (AH) oluşum mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte AH’dan sorumlu başlıca iki protein, senile plakların yapısındaki beta amiloid ve nörofibriler yumakların yapısındaki tau proteinidir. Hastalığa yol açan en önemli etmenlerden biri çözünür olmayan amiloid çökeltilerin oluşumu, diğeri ise artmış tau fosforillenmesidir. Kallikreinler, nöronal hasar ve işlev kaybı ile belirgin AH’nın etiyolojisinde rol oynayan, serin proteazların bir alt familyasıdır. Kallikrein (KLK)-6 ve KLK-7’nin merkezi sinir sisteminde (MSS) yüksek seviyelerde bulunan yaşa bağlı proteaz olduğu bilinmektedir. Daha once AH’ı gibi nörodejeneratif hastalıklarda yer alan hücre dışı proteinlerin proteolizine karıştığı gösterilmiştir. Bu çalışmada KLK-6 ve KLK-7’nin AH patogenezindeki olası rolünü ve potasyum kanal proteinleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Polatlı Duatepe Devlet Hastanesinde takip edilen yaşları 65’in üzerinde olan 35 AH ve rutin tarama amacıyla nöroloji polikliniğine başvuran kognitif durumu normal olarak değerlendirilen 35 sağlıklı birey (control grubu) dahil edildi. 12 saat açlığı takiben antekübital venden alınan kan örnekleri 4°C’de 2500xg’de 10 dakika santrifüj edilerek, serum örneklerinde KLK-6 ve KLK-7 ile içeri doğru düzeltici potasyum kanalı (KCNJ3) ve iki gözenekli potasyum kanalı (KCNK9) protein düzeyleri enzim-bağımlı immunosorbent assay (ELISA) ile ölçüldü. Gruplar arasındaki fark T-test ile incelendi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından bir fark saptanmadı (p>0.05). Alzheimer grubu control grubu ile karşılaştırıldığında serum KLK-6 ve KLK-7 düzeyleri anlamlı olarak artarken (p<0.05), KCNJ3 ve KCNK9 protein düzeylerinde bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Beyinde anormal protein katlanmasının ve birikmesinin önüne geçilememesinin AH’ye yol açtığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın bulgularına göre KLK- 6 ve KLK-7 düzeyleri ile AH’nın patolojisi arasında bir ilişki saptandı.