16 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 16
Article Jinekolojik Kanserle İlişkili Pelvik Taban Disfonksiyonlarında Güncel Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Yaklaşımlarının Etkileri(2025) Celenay, Seyda Toprak; Bengüboz, Fatma BüşraJinekolojik kanserler, kadın üreme organlarında ortaya çıkan malign tümörlerden kaynaklanan kanser tipleridir. Tedavisinde sıklıkla cerrahi tedavi, pelvik radyoterapi ve/veya kemoterapiyi içeren multimodal yaklaşımlar kullanılmaktadır. Bu tedavi yaklaşımları pelvik yapılarda anatomik, fizyolojik, nöromüsküler ve vasküler hasara neden olabilmektedir. Bu yapılarda meydana gelen fonksiyonel bozukluklar ve pelvik taban disfonksiyonları üzerinde ucuz, kolay ve yan etkileri az olan tedavi yaklaşımlarının belirlenmesi oldukça önemlidir. Bu kapsamda bu derlemede jinekolojik kanserle ilişkili pelvik taban disfonksiyonlarında güncel fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının etkilerini incelemek amaçlandı. Çeşitli veri tabanlarında literatür taraması yapıldı. Çalışmada “jinekolojik kanser” ile, “pelvik taban”, “pelvik taban disfonksiyonu”, “pelvik taban egzersizleri”, “stabilizasyon egzersizleri”, “solunum egzersizleri”, “aerobik egzersizler”, “manuel tedavi”, “elektroterapi” anahtar kelimeleri kullanılarak Pubmed/MEDLINE, EBSCO, Google Scholar ve DergiPark veri tabanlarında makaleler taranmıştır. Toplam 11 makale analiz edilmiştir. Çalışmalarda egzersiz eğitimi türüne göre en çok tercih edilen pelvik taban kas eğitimi ve stabilizasyon egzersizleriydi. Çalışmalarda elektroterapi ve manuel teknikler de tercih edilmesine rağmen çalışma sayıları kısıtlıydı. Sonuç olarak büyük örneklemlerde ve jinekolojik kansere bağlı görülebilecek farklı pelvik taban disfonksiyonlarında kullanılan çeşitli fizyoterapi ve rehabilitasyon yaklaşımlarının etkilerinin araştırılacağı ileriki çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Short-Term Effectiveness of Epidermis Dermis Fascia Kinesiotaping Technique in Myofascial Pain Syndrome on Upper Trapezius: a Multi-Center, Double-Blind, Randomized Clinical Study(Baycinar Medical Publ-Baycinar Tibbi Yayincilik, 2024) Ayhan, Fikriye Figen; Külcü, Duygu Geler; Keleş, Elif Çiğdem; Dinç, Arzu; Mesci, Nilgün; Çakmak, Bahar; Yılmaz, Zeynep Alpoğuz; Erhan, Belgin; Yavas, Arzu Ding; Kölcö, Duygu Geler; Tur, Birkan SonelObjectives: This study aims to investigate the efficacy of epidermis dermis fascia (EDF) kinesiotaping (KT) technique on pain intensity, number of active trigger points (TrPs), cervical range of motion (ROM) angles, and disability levels in patients with myofascial pain syndrome (MPS) on upper trapezius (UT) muscle. Patients and methods: Between January 2019 and January 2020, a total of 180 patients (21 males, 159 females; mean age: 35.9±9.0 years; range, 18 to 56 years) with MPS were included. The patients were randomized into either KT with EDF technique (Group 1) or sham KT (Group 2). Outcome measures were Visual Analog Scale (VAS) pain score, number of active TrPs, cervical ROM angles, and Neck Pain Disability Scale (NPDS). Results: Both groups improved in terms of all outcome parameters except for cervical flexion and extension angles in Group 2. The VAS pain scores significantly decreased in Group 1 (p<0.05), compared to Group 2. The number of active TrPs (p=0.001) and NPDS scores (p=0.016) of Group 1 significantly improved than Group 2. Cervical flexion (p=0.001), extension (p=0.001), and left and right lateral flexion angles (p<0.0001) significantly improved in Group 1. Cervical left (p=0.001) and right (p<0.0001) lateral flexion angles significantly improved in Group 2. There was no significant difference between the groups regarding cervical ROM angles. Conclusion: Our study results suggest that KT with the EDF technique is an effective method in reducing pain and number of active TrPs, improving disability and cervical ROM angles.Article Citation - WoS: 8Citation - Scopus: 10Nöromüsküler Hastalarda Gövde Kontrolünün Değerlendirilmesi: Gövde Bozukluk Ölçeği’nin Geçerlik ve Güvenirliği(Turkish Neurological Soc, 2018) Demir, Yasemin Parlak; Yıldırım, Sibel AksuAmaç: Çalışmamızın amacı Gövde Bozukluk Ölçeği’nin (GBÖ) erişkin nöromüsküler hastalıklarda geçerlik ve güvenirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 66 nöromüsküler hastalık tanısı olan birey alındı. Çalışmaya dahil edilen olgulara GBÖ, Manuel Kas Testi (gövde, üst ve alt ekstremite), Motor Fonksiyon Değerlendirme Ölçeği (MFM), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FIM), Rivermead Mobilite İndeksi (RMI) yapıldı. Bulgular: GBÖ’nün test tekrar test, ICC güvenirlikleri mükemmel bulundu (GBÖ: 0,96 ve 0,98). Cronbach alfa katsayısı 0,82 bulundu. Yapı geçerliği için GBÖ ile MFM (r=0,29), MFM gövde (r=0,31), toplam gövde kas kuvveti (r=0,34), toplam alt ekstremite kas kuvveti (r=0,34, p<0,05), toplam kas kuvveti (gövde, alt ve üst ekstremite) (r=0,52, p<0,05) arasında anlamlı ilişki bulundu. GBÖ uyum geçerliği için FIM (r=0,32, p<0,05) ve RMI (r=0,39, p<0,05) ile ilişkili bulundu. Sonuç: Çalışmanın sonucunda GBÖ’nün erişkin kas hastalıklarında yapı ve uyum geçerliliğinin olduğu ve mükemmel güvenirliğe sahip olduğu bulundu. GBÖ rehabilitasyon kliniklerinde uygulaması kolay ve kısa zaman alan bir ölçektirArticle Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma(2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.Article Nonspesifik Kronik Boyun Ağrısı Olan Akademik Personelde İleri Baş Postürünü Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması: Tanımlayıcı Çalışma(2024) Yelvar, Gul Deniz Yilmaz; Cirak, Yasemin Buran; Begen, Sena Nur; Arslan, Fatma Cansu Aktaş; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: Çalışmanın amacı, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan akademik personelde ileri baş pozisyonuna etkileyen faktörlerin karşı laştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan elli katılımcı dâhil edildi. Katılımcılar, kranioverteb ral açı değerine göre “normal servikal pozisyon” ve “ileri baş du ruşu(FHP+)” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Demografik bilgiler ve oturma, bilgisayar ve telefon kullanım süresi kaydedildi. Dinlenme, uyku ve aktivasyon sırasındaki ağrı şiddeti, görsel analog skalası kul lanılarak değerlendirildi. Üst trapezius ve suboksipital kaslarının ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Skapulotorasik kas kuvveti, derin servikal kas kuvvet ve enduransı el dinamometresi ve stabilizer basın çlı biyofeedback ünitesi kullanılarak değerlendirildi. Kraniovertebral açı, fotoğraf analiz yöntemleriyle belirlendi. Servikal eklem pozisyon hissi, dijital inklinometre kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Top lam 50 akademik personel dâhil edildi. FHP+ grubunda kilo, beden kitle indeksi ve cep telefonu kullanım süresi anlamlı olarak daha yük sek olduğu belirlendi (p=0,02; p=0,01). FHP+ grubunda üst trapezius ağrı eşiğinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p=0,02). Gruplar arasında orta trapezius kas kuvveti, derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve eklem pozisyon hissi bakımıdan anlamlı fark olduğu belirlendi. (sırasıyla p=0,02; p=0,03; p=0,01). Sonuç: Nonspesifik boyun ağrısı olan hastalarda, FHP; üst trapezius kas ağrı eşiği, orta tra pezius kas kuvveti, azalmış derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve servikal eklem pozisyon hissi ile ilişkilidir.Article Does the Dominant Hand Factor Have an Effect on Postoperative Improvement in the Surgical Treatment of Ulnar Nerve Entrapment?(2020) Bulduk, Erkut; Ataizi, Zeki SerdarObjectives: Ulnar nerve entrapment is the most frequently encountered entrapment neuropathy after the carpal tünelsyndrome. Surgical treatment is usually suggested to patients who do not benefit from conservative treatment. In thisstudy, we aimed to examine the effect of the dominant hand on the clinical results of ulnar nerve decompression surgery.Methods: 48 (25 D, 23 N-D) patients were included in the study. The Edinburgh Handedness Inventory was used toidentify the dominant hand of patients included in the study. Visual analogue scale (VAS) values were evaluated preand postoperatively.Results: 25 patients underwent surgery on the dominant hand and 23 patients had surgery to their non-dominanthand. The VAS values of patients who underwent non-dominant hand surgery were lower than those who underwentsurgery on the dominant hand.Conclusion: In our study, the recovery time of patients operated on the dominant side due to ulnar nerve compressionwas longer than the patients operated on the non-dominant side. In our opinion, exercise and protection programs fordominant hands in the postoperative period of ulnar nerve entrapment surgery, in addition to a good surgical technique, positively affects the results of surgical treatment.Research Project Ayna Nöronların İrdelenmesi ve Robotik Ayna Terapisi Sisteminin Geliştirilmesi(2017) Arıkan, Kutluk Bilge; Cengiz, Bülent; Zinnuroğlu, Murat; Turgut, Ali EmreGünlük yasam aktivitelerinde elin ve ince kavrama hareketinin önemi büyüktür. Inme sonrası fonksiyon geri kazanımı en zor olan uzuv eldir. El rehabilitasyon robotları üzerine yogun çalısmalar sürmektedir. Proje kapsamında hazırlanan videoları islev kaybı veya güçsüzlügü olan ele takip ettiren özgün bir robotik sistem gelistirilmistir. Robotik sistemin tasarımında ince kavrama hareketine odaklanılmıstır. Bu amaca uygun olarak harici iskelet formunda mekanizma tasarlanmıstır. Ayna nöronların motor ögrenmedeki rolleri EEG ve TMS kayıtları ve detaylı analizler esliginde incelenmistir. Robotik sistemde kuvvet ve pozisyon denetimi gerçeklestirilmistir.Article Türkiye’de Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Alanında, Öğrenci, Akademisyen ve Klinisyen Bakış Açısıyla Kanıta Dayalı Uygulamanın Yeri: Pilot Çalışma(Turkey Assoc Physiotherapists, 2025) Akınoğlu, Bihter; Bengüboz, Fatma Büşra; Arıkan, ZeynepAmaç: Kanıta dayalı uygulama (KDU), yüksek kaliteli klinik araştırmalara ve uygulamalara dayanan bir yöntemdir. Dünya Fizyoterapi Konfederasyonu’na göre KDU eğitimi fizyoterapi uygulama önerilerinin başında gelmelidir. Çalışmamızın amacı Türkiye’de fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında, öğrenci, akademisyen ve klinisyen bakış açısıyla KDU’nun yerini ve önündeki engelleri araştırmaktır. Yöntem: Çalışma pilot çalışma olarak planlanmıştır. Çalışma süresince ulaşılabilecek bütün fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında olan öğrenci, akademisyen ve klinisyenler ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Değerlendirmede 28 sorudan oluşan “KDU Ölçeği” ve çalışmacılar tarafından hazırlanan KDU konusundaki görüşler, bilgi seviyesi, önündeki engellerin sorgulandığı bir form kullanılmıştır. Çalışma verileri web tabanlı bir form oluşturularak toplanmıştır. Bulgular: Çalışmamız 44 öğrenci, 22 akademisyen ve 31 klinisyen olmak üzere toplam 97 kişi ile gerçekleştirilmiştir. KDU’yu engelleyen faktörler cevaplarında “Order (tedavide hekim talimatı) almak” öğrencilerde %51,06, akademisyenlerde ve %31,57 klinisyenlerde %33,33 oranla ilk engel olarak belirtilmiştir. KDU ölçeği toplam puanları üç grup arasında karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir (p=0,000). Sonuç: Çalışmamızın sonuçlarına bakıldığında farklı alanlarda bulunan fizyoterapistlerin KDU bilgi ve tutumlarının farklılıklar gösterdiği fakat ortak olarak Türkiye’de fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında, öğrencilerin, klinisyenlerin ve akademisyenlerin KDU zorlaştırıcılarının başında “Order almak” faktörünün olduğu görülmüştür.Article Citation - WoS: 15Citation - Scopus: 12The Randomized Controlled Study of Low-Level Laser Therapy, Kinesio-Taping and Manual Lymphatic Drainage in Patients With Stage Ii Breast Cancer-Related Lymphedema(Galenos Publ House, 2023) Yılmaz, Sedef Selçuk; Ayhan, Fikriye FigenObjective: To compare the effects of low-level laser therapy, kinesio-taping and manual lymphatic drainage (MLD) on the affected arm volume, quality of life, arm function, neuropathic pain and shoulder mobility in patients with stage II breast cancer-related lymphedema. Materials and Methods: Forty-five breast cancer patients with stage II lymphedema were included. The patients were randomized to three groups and treated with MLD, kinesio-taping or low-level laser therapy. After these different therapeutic modalities, all patients received multilayer compression bandaging, lymphedema remedial exercises, skin care, and a patient education program by the same lymphedema therapist. All treatments were applied 5-days a week for three weeks. The lymphedema compression garments were prescribed to all patients and follow-up visits were planned at the end of the treatment, and at four and 12 weeks. The efficacy of the treatments was evaluated by volumetric calculations based on circumferential measurements using the formula for a truncated cone, in addition to goniometric assessments for shoulder joint ROM, and questionnaires: Quick-disability of arm, shoulder and hand for arm disability; pain-detect for neuropathic pain; and quality of life for arm lymphedema (LYMQOL-arm). Results: The baseline patient and disease characteristics, and outcome measures were similar between groups. All treatment modalities were found to be effective in decreasing arm volume, and improving quality of life, upper extremity disability and neuropathic pain. The percentage of decreased arm volume or treatment success was better in kinesio-taping group than in the MLD group at the end of the treatment, and at four and 12 weeks after treatment (p = 0.009, p = 0.039, and p = 0.042, respectively). Conclusion: Kinesio-taping led to better results than MLD and was similarly effective compared with low-level laser in stage II breast cancer-related lymphedema at the twelfth week of follow-up. Kinesio-taping and low-level laser should be considered as alternative treatments in early-moderate stages of lymphedema. After these modalities, multi-layer compression and compression bandaging remain cornerstones of lymphedema treatment.Article The Effect of Nordic Walking Exercise Training on Physical Fitness, Physical Activity Level, Anxiety-Depression and Quality of Life in Smokers: a Randomized Controlled Trial(2022) Ozkoslu, Manolya Acar; Yarımkaya, Nur Sena; Tekindal, Mustafa AgahAim: The aim of study was to investigate effects of nordic walking exercise (NWE) on physical fitness, physical activity, anxiety-depression level and quality of life in smokers. Material and Methods: 30 smoking individuals with a mean age of 31.45±12.75 years were assigned randomly into two groups: NWE (n=15) or control group (n=15). NWE group performed NWE three times a week for 6 weeks and gradually increasing to 45 min a day. No intervention was made in control group. The health-related physical fitness level was assessed with arm curl test (upper extremity endurance), chair sit and stand test (lower extremity endurance), two minutes step test (aerobic endurance), sit and reach and back scratch test (flexibility), eight foot up and go test (balance), 6-minute walk test (MWT) (cardiopulmonary endurance). Physical activity levels with International Physical Activity Questionnaire (IPAQ) short form, anxiety-depression level with Beck Depression Questionnaire, quality of life with Nottingham Health Profile (NHP) were evaluated. The differences in measurement parameters between two groups were evaluated by the Mann Whitney U Test since the data distribution was nonparametric. The distinction between categorical variables were determined by Chi-square test. Results: 6-MWT distance (p=0.005), two minutes step (p=0.022), IPAQ walking scores (p=0.028) statistically significant improvements were observed in NWE group. In control group, 6 MWT distance (p=0.025), two minutes step (p=0.032), sit and reach (p=0.043) scores decreased statistically significantly. 6 MWT distance (p=0.006), two minutes step (p=0.021), 8 foot up and go (p=0.005), IPAQ walking (p=0.045), moderate intensity activity (p=0.038), total scores (p=0.013), NHP emotional (p=0.045), total (p=0.045) scores significantly differed in favor of NWE group. Conclusion: It is thought that NWE may be effective and alternative exercise approache in increasing physical fitness, physical activity level and quality of life in smokers and guided to rehabilitation programme.


