Search Results

Now showing 1 - 10 of 47
  • Article
    Citation - WoS: 8
    Citation - Scopus: 10
    Nöromüsküler Hastalarda Gövde Kontrolünün Değerlendirilmesi: Gövde Bozukluk Ölçeği’nin Geçerlik ve Güvenirliği
    (Turkish Neurological Soc, 2018) Demir, Yasemin Parlak; Yıldırım, Sibel Aksu
    Amaç: Çalışmamızın amacı Gövde Bozukluk Ölçeği’nin (GBÖ) erişkin nöromüsküler hastalıklarda geçerlik ve güvenirliğini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 66 nöromüsküler hastalık tanısı olan birey alındı. Çalışmaya dahil edilen olgulara GBÖ, Manuel Kas Testi (gövde, üst ve alt ekstremite), Motor Fonksiyon Değerlendirme Ölçeği (MFM), Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği (FIM), Rivermead Mobilite İndeksi (RMI) yapıldı. Bulgular: GBÖ’nün test tekrar test, ICC güvenirlikleri mükemmel bulundu (GBÖ: 0,96 ve 0,98). Cronbach alfa katsayısı 0,82 bulundu. Yapı geçerliği için GBÖ ile MFM (r=0,29), MFM gövde (r=0,31), toplam gövde kas kuvveti (r=0,34), toplam alt ekstremite kas kuvveti (r=0,34, p<0,05), toplam kas kuvveti (gövde, alt ve üst ekstremite) (r=0,52, p<0,05) arasında anlamlı ilişki bulundu. GBÖ uyum geçerliği için FIM (r=0,32, p<0,05) ve RMI (r=0,39, p<0,05) ile ilişkili bulundu. Sonuç: Çalışmanın sonucunda GBÖ’nün erişkin kas hastalıklarında yapı ve uyum geçerliliğinin olduğu ve mükemmel güvenirliğe sahip olduğu bulundu. GBÖ rehabilitasyon kliniklerinde uygulaması kolay ve kısa zaman alan bir ölçektir
  • Article
    TÜRKİYE'DE YAPILAN HOMOFOBİ ÇALIŞMALARINA GENEL BİR BAKIŞ
    (2018) Orta, İrem Metin; Camgöz, Selin Metin; Metin-orta, İrem
    Eşcinsel bireyler, toplumda önyargı ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu türden olumsuz tutum ve davranışları tanımlamak amacıyla araştırmacılar homofobi kavramını ortaya koymuştur. Homofobi, toplumun her alanını ilgilendiren ve farklı disiplinler tarafından çalışılması gereken önemli bir konudur. Özellikle, örneklemleri Türkiye'den seçilen homofobi çalışmalarının sayısı son yıllardabelirgin bir artış göstermiştir. Ancak, bu çalışmalar farklı disiplinler tarafından yürütülmekte, yöntem, örneklem, ölçüm araçları ve analiz türleri bakımından pek çok farklılık göstermektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın amacı, homofobi üzerine yapılmış olan, Türkiye örneklemli görgül, kuramsal ve derleme türündeki bilimsel makaleleri bir araya getirmek ve bulguları özetleyerek sistematik bir şekilde ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, ulusal ve uluslararası bilimsel dergide yayınlanan 35 adet makale çalışmaya dâhil edilmiş ve temel bulgular özetlenerek okuyucuya sunulmuştur. Bu çalışmalar: a)Eşcinselliğe ve eşcinsellere yönelik tutumları ve bunlarla ilişkili olan sosyal psikolojik değişkenleri ele alan çalışmalar, b)eşcinselliğe ilişkin tutumların ölçülmesi amacıyla ölçeklerin geliştirildiği veya Türkçe'ye uyarlandığı çalışmalar, c)eşcinsellerin/LGBT bireylerin nasıl algılandıkları ve onlara ilişkin kalıpyargıları ele alan çalışmalar, d)eşcinsel/LGBT bireylerin sosyal ve bireysel alanda karşılaştıkları sorunları ve bunların sosyal ve psikolojik sonuçlarını ele alan çalışmalar ve son olarak e)eşcinsellere ilişkin tutumların değişip değişmediğine odaklanan çalışmalar şeklinde gruplandırılabilir. Bu derleme, alan yazınına, eksik olan noktaların tespit edilmesi ve gelecek çalışmalarda ele alınabilecek konulara yol göstermesi bakımından katkı sağlamaktadır.
  • Article
    Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma
    (2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, Erden
    Amaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.
  • Article
    PSİKOLOJİK SERMAYE-İÇ GİRİŞİMCİLİK İLİŞKİSİNDE KİŞİ-ÖRGÜT UYUMUNUN ARACI ROLÜ
    (2020) Özkan, Osman Seray; Tosun, Burcu
    Bu araştırma; psikolojik sermayenin iç girişimcilik üzerindeki etkisini ve kişi-örgüt uyumunun,psikolojik sermaye ve iç girişimcilik arasındaki aracılık rolünü belirlemek amacıyla, Ankara’daki kamukurumlarında görev yapan 575 katılımcıdan oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Eldeedilen veriler üzerinde frekans, güvenirlik ve korelasyon analizlerinin yanında doğrulayıcı faktör analiziile yapısal eşitlik modellemesi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, psikolojik sermayenin hem kişiörgüt uyumunu hem de iç girişimciliği pozitif yönde etkilediği ortaya konulmuştur. Ayrıca, psikolojiksermaye ile iç girişimcilik ilişkisinde kişi-örgüt uyumunun aracılık rolü olduğu yönündeki araştırmahipotezi de desteklenmiştir. Araştırma sonuçlarının; literatür çalışmalarına katkı sağlaması ve kamupersonelinin psikolojik sermaye, iç girişimcilik ve kişi-örgüt uyumu düzeyleri hakkında araştırmacılarave uygulayıcılara fikir vermesi hedeflenmiştir.
  • Article
    Yas Sürecine İlişkin Sosyal Temsiller Üzerine Niteliksel Bir Çalışma
    (2020) Balcı, Büşra Bahar; Korkmaz, Leman
    Sosyal temsiller halihazırda bildiğimiz şeyleri ya da yeni tanıştığımız kavramları anlamak ve onları iletmek içinkullanılan bir yoldur. Bu araştırmanın amacı ise, yürütülen iki farklı çalışma ile yasa ilişkin sosyal temsillerinaraştırılmasıdır. Birinci çalışmada Türkiye’de sıklıkla kullanılan 3 internet sözlüğünde (Ekşi Sözlük, Uludağ Sözlükve Instela) “yas” başlığı altına yazılmış 171 tane girdi incelenmiş ve anlamlı tematik birimlere ayrılmıştır. Çalışma2’de çevrimiçi veri toplama platformu üzerinden katılımcılardan “yas” denildiğinde akıllarına gelenleri yazmalarıistenmiştir. Bu soruya cevap veren 93 katılımcının cevabı, birinci çalışmada olduğu gibi anlamlı tematik birimlereayrılmıştır. Yapılan içerik analizleri sonucunda her iki çalışmada, “Yas Sürecindeki Duygusal Tepkiler”, “YasSürecini Tanımlayıcı / Betimleyici İfadeler”, “Yas Sürecindeki Bilişsel Tepkiler”, “Yas Sürecindeki DavranışsalTepkiler”, “Yas Sürecindeki Psikopatolojik Tepkiler”, “Kolektif Yas” ve “Yasa İlişkin Olumlu Atıflar” olmak üzere7 ortak tematik birime ulaşılmıştır. Bunlara ek olarak sadece Çalışma 1’de “Yas Sürecinin Sanattaki Yansımaları /Yasın Sanatla İfade Edilmesi” tematik birimine ulaşılmıştır. Alan yazında yasa ilişkin çalışmalar genellikle kişilerleyüz yüze yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bu araştırma, internet sözlüklerini kullanması ve bireylere anketaracılığı ile yasa ilişkin doğrudan soru sorması açısından alan yazındaki diğer çalışmalardan yöntemsel olarakfarklılaşmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de yasın sosyal temsillerine dair daha önce yürütülen bir çalışma olmadığı için, buçalışmanın alan yazına katkı sunacağı düşünülmektedir
  • Article
    Beşeri Değerler ile Devamsızlık Tutumları ve Gerekçeleri Arasındaki İlişkiler
    (2016) Demirutku, Kürşad; Tekinay, Sena
    Bu çalışma, beşeri değerler ile devamsızlık tutumları ve devamsızlık gerekçeleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla yapılmıştır. Ankara'da bulunan bir vakıf üniversitesinde çeşitli bölümlerde öğrenim gören 180 öğrenci ile bir korelasyon çalışması yürütülmüştür. Katılımcıların değer yönelimleri Potre Değerler Anketi (Schwartz ve diğerleri, 2012) kullanılarak, devamsızlık tutumları ise semantik farklılıklar ölçeği ile ölçülmüştür. Ayrıca öğrenciler, ilgili alanyazından hareketle bu çalışmada kullanılmak üzere geliştirilen ölçekler üzerinde, çeşitli gerekçelerle dersi olduğu halde okula gitmeme ve okula gittiği halde derse girmeme sıklığını rapor etmişlerdir. Korelasyon analizleri hazcılık ve uyarılma değerlerine verilen önemin devamsızlık tutumları ve gerekçeleriyle olumlu, özyönelim ve uyma değerlerine verilen önemin ise olumsuz ilişkiye girdiğini göstermiştir. Devamsızlık ile ilişkili tutum ve gerekçelerin çeşitli değerleri ifade etme işlevine sahip olabileceği önerilmiştir. Sonuçlar, araştırmanın ölçüm ve örneklem özellikleri ile ilişkili kısıtlılıkları hesaba katılarak tartışılmış ve bunlara ilişkin gelecek çalışma önerileri sunulmuştur.
  • Article
    Multipl Skleroz Hastaları için Geliştirilen Bir Grup Psikoeğitim Programının Değerlendirilmesi
    (2019) Saygılı, Dilek Demirtepe; Saygılı, Dilek Demirtepe; Demirtepe-saygılı, Dilek
    Kronik hastalıklar uzun sureli, kısıtlayıcı ve uyum gerektiren durumlardır. Bazı hastalar bu uyum sürecinde hastalıkla baş etmede zorlanır ve bunun sonucunda psikolojik sağlıkları olumsuz yönde etkilenir. Pek çok farklı kronik hastalık için psikososyal destek amaçlı müdahale programları geliştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı kronik bir sinir sistemi bozukluğu olan Multipl Skleroz tanısı almış hastalar için geliştirilen bir grup psikoeğitim programının geliştirilme sürecinin ve sonuçlarının değerlendirilmesidir. En az üç en çok 30 yıl önce Multipl Skleroz tanısı almış katılımcılardan oluşan üç ayrı gruba stres yönetimi, iletişim ve duygu düzenleme konularında toplam 20 oturumluk bir psikoeğitim programı uygulanmıştır. Programın sonuçlarını değerlendirmek için program bitiminde her grup için bir odak grubu görüşmesi yapılmıştır. İçerik analizi sonucunda öğrenme, sosyal destek, günlük hayata aktarma, özgüven ve terapi ilişkisi temaları ortaya çıkmıştır. Temalar değişim süreçlerinin katılımcıların bakış açısıyla detaylı olarak incelenmesini sağlamıştır. Bulgulara dayanarak benzer gruplar için geliştirilecek grup destek programlarına ve etkililik çalışmalarına katkıda bulunacak çıkarımlar yapılmıştır.
  • Article
    Davranışsal Finansın Genç Yatırımcılar Üzerindeki Etkileyici Olan Psikolojik Faktörleri Üzerine Nitel Bir Araştırma
    (2026) Saka, Gamze; Yanık, Zeki
    Araştırmanın amacı, 18–35 yaş aralığındaki bireylerin karar alma süreçlerinin bilişsel yanlılıklar çerçevesinde nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda özellikle aşırı güven, doğrulama yanlılığı ve bulunabilirlik yanlılığı gibi yaygın bilişsel eğilimlerin bireylerin hem finansal kararları hem de günlük yaşamlarına ilişkin genel kararları üzerindeki etkisi incelenmektedir. Araştırma söz konusu yanlılıkların karar verme davranışını ne ölçüde ve hangi yönlerde etkilediğini analiz ederek, genç yetişkinlerin rasyonel karar alma kapasitesinin anlaşılmasına katkı sağlamayı hedeflemektedir. Böylece araştırma, bilişsel süreçler ile karar sonuçları arasındaki ilişkiyi bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirerek literatüre kuramsal ve uygulamalı düzeyde katkı sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada elde edilen veriler 8 katılımcı ile yüz yüze gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve görüşmeler ses kaydı altına alınarak sistematik biçimde çözümlenmiştir. Elde edilen kayıtlar nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılarak kodlanmış ve tematik çerçevede değerlendirilmiştir. Katılımcılardan elde bulgular karar alma süreçlerinde yalnızca rasyonel değerlendirmelere dayanmadıklarını, duygusal faktörlerin ve geçmiş deneyimlerin de önemli ölçüde belirleyici rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte doğrulama yanlılığı ve bulunabilirlik yanlılığının, bireylerin hangi bilgiye eriştiği ve hangi bilgiye güven duyduğu üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma bulguları doğrultusunda, bilişsel yanlılıkların bireylerin kararlarını çoğu zaman farkında olmadan ve sistematik biçimde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların karar alma süreçlerinde rasyonel değerlendirmeler yaptıklarını düşünmelerine rağmen, aşırı güven, doğrulama yanlılığı ve bulunabilirlik yanlılığı gibi bilişsel eğilimlerin tercih ve değerlendirmeleri yönlendirdiği anlaşılmıştır. Bu çerçevede, bilişsel yanlılıklara ilişkin farkındalığın artırılmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının, bireylerin daha eleştirel ve analitik düşünme becerileri geliştirmelerine katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir. Özellikle genç yetişkinlere yönelik yapılandırılmış eğitim programlarının, finansal ve genel yaşam kararlarında daha tutarlı ve rasyonel tercihler yapılmasını destekleyebileceği önerilmektedir.
  • Article
    Yapay Zekâ Benimsenmesi ile Marka Sermayesi Arasındaki Karşılıklı Etkileşim: Türkiye Üzerine Ampirik Bir İnceleme
    (2025) Tengilimoglu, Dilaver; Bas, Mehmet; Dikici, İlke
    Günümüzün dijitalleşen iş dünyasında, Yapay Zekâ (YZ) teknolojilerinin benimsenmesi, iç marka yönetimi açısından işletmeler için stratejik bir unsur haline gelmiştir. Bu araştırmanın amacı, çalışan algısı temelinde YZ Benimsenmesinin (YZB), Çalışan Temelli Marka Sermayesi (ÇTMS) üzerindeki etkisini incelemek ve bu iki değişken arasındaki karşılıklı ilişkiyi değerlendirmektir. Araştırma, nicel yönteme dayalı olarak nedensel (ilişkisel) tarama deseniyle yürütülmüştür. Veriler, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenen ve Türkiye’de YZ teknolojilerini aktif biçimde kullanan işletmelerde görev yapan 398 çalışandan çevrim içi anket yoluyla elde edilmiştir. Veri toplama aracında, Türkiye’de müşteri temelli geliştirilen marka sermayesi ölçeği çalışanlara uyarlanmış; uyarlamanın geçerliliği ön analiz ve pilot çalışmayla test edilmiştir. Analiz sürecinde IBM SPSS for Windows v.22’de faktör yapısı incelenmiş, ardından IBM SPSS AMOS v.24 ile yapısal eşitlik modellemesi gerçekleştirilerek model doğrulanmış ve test edilmiştir. Bulgular, YZB’nin ÇTMS’yi, ÇTMS’nin de YZB’yi anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermiş; değişkenler arasında çift yönlü bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu etkiler, YZB için Kaynak Tabanlı Görüş ve Dinamik Yetenekler Kuramı; ÇTMS için ise Örgütsel Kimlik ve Sosyal Değişim Kuramı çerçevesinde açıklanmaktadır. Sonuçlar, YZ teknolojilerinin çalışan temelli marka değeri ve rekabet avantajı açısından kritik rol oynadığını ortaya koymaktadır.
  • Article
    “Ah Zalimlik Bu, Fesleğen Saksımı Benden Almak!”: Yas Sürecinin John Keats'in “Isabella, Ya da Fesleğen Saksisi”ndaki Yansıması
    (2018) Yakar, Azime Pekşen; Saygılı, Dilek Demirtepe
    This paper analyses John Keats' Isabella, or the Pot of Basil through the theories of bereavement and attachment as a poetic refiection of these processes with regard to Isabella's grief after the unanticipated death of her lover Lorenzo and her (in)ability to cope with and how she maintains an unhealthy process of bereavement. Attachment styles, which begin with a human's first relationship with the mother, represent the type and nature of the emotional bond with the signicant other. Losing the attachment figure is associated with different reactions during bereavement. In this respect, it will be discussed that Isabella does not experience a healthy bereavement process as a result of her anxious attachment style and she cannot make sense and cope with her lover's death. Therefore, she continues her bond with Lorenzo in a delirious manner, that is, through cutting his head and putting it into a pot in which she grows the basil. The poem has been examined in terms of Isabella's insecure attachment style, emotions, reactions, and continuing bonds, along with a traumatic and sudden loss.