Search Results

Now showing 1 - 10 of 229
  • Article
    Borlu Çimento
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) İnger, Erk
    Çimento üretiminde klinkerine bor cevheri katkısı ile çimento üretiminde enerji tüketimi azaltılmakta, karbon dioksit salınımı düşürülmekte, yüksek mukavemetli ürün elde edilmekte ve çimentonun betonlaşması sürecinde oluşan hidrotasyon enerjisi minimize edilmektedir. Genel olarak, belit çimentosu sınıfında değerlendirilen borlu çimento, Portlant Çimentosu’na (PÇ) göre erken dayanıma katkısı azdır, ancak ileri yaşlarda yüksek mukavemet sağlamaktadır. Bunun aksine, yüksek belit çimentolarında (YBÇ), belit fazının reaktivitesi yüksek seviyelerde olup betona erken dayanım özelliği kazandırmaktadır. Borlu Çimento Standardı TS 13353 Yapımına esas olacak özellikler tespit edilerek onaylanmıştır. Ayrıca Bayındırlık Bakanlığı, borlu çimento birim fiyatları imalat ve ihzarat listeleri hazırlanmıştır. Borlu çimento üretiminde, ticari değeri düşük bor madeninin %17 B2O3 düşük tenörlü kolemanit cevheri kullanılmıştır. Ayrıca ürünün sanayi ölçeklerinde, Denizli Çimento Fabrikasında 3000 ton ve Isparta Çimento Fabrikasında üretilen 4000 ton Borlu çimento üretilmiştir. Özellikle borlu çimento beton karayolu çalışmaları, çok faydalı sonuçlar vermiştir.
  • Article
    E-öğrenmede Uyarlanabilir Yaklaşımlar Bilişsel Yüklenmeyi Azaltır Mı?
    (2013) Eryılmaz, Meltem
    Günümüzde kaliteli ve etkin bir eğitim için teknolojinin sunduğu sınırsız olanaklardan faydalanmak kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Ömür boyu öğrenme, etkin eğitimde yüksek kalite beklentisine yol açmakta ve esnek öğretim programlarına talep günden güne artmaktadır. E öğrenme ortamları sayesinde, her düzeyden kullanıcıya, zaman ve mekan kısıtlaması olmadan ulaşılabilmekte, bu da yeni öğretim fırsatları doğmasına sebep olmaktadır. Ancak geleneksel web tabanlı öğrenme ortamlarının kullanıcı farkı gözetmeksizin aynı gezinim ve içerik yapısını sunmaları birtakım öğrenme problemlerine neden olabilmektedir. Bu problemlerin başında bilişsel yüklenme gelir. Bilişsel yüklenme, öğrenme sürecinde kullanıcıların sarfettikleri aşırı çaba, konsantrasyon ve zihinsel olarak aşırı yüklenme olarak ta tanımlanabilir. Yapılan araştırmalar özellikle web tabanlı öğrenme ortamlarında bilişsel yüklenmenin kullanıcıların gezinimleri ile ilgili problemlere yol açtığını göstermektedir. Öğrenme ortamlarında uyarlanabilir yaklaşımlar bu problemleri azaltan ya da ortadan kaldıran çözümler sunmaya çalışırlar
  • Article
    SAYISAL KÜTÜPHANELERİN TASARIMINDA SAYISAL NESNELER EĞİTİMİ NASIL DESTEKLENEBİLİR?
    (2002) Çağıltay, Nergiz; Çağıltay, Kürşat
    "Tekrar kullanılabilen öğrenme nesenleri" çevrimiçi eğitim dünyasında nesne tabanlı yaklaşımların kullanılması açısından önemli bir gelişmedir. Aynı şekilde, sayısal kütüphane çalışmaları da "sayısal nesenler" olarak adlandırılan nesne tabanlı yaklaşımlardan etkilenmektedir. Bu çalışmanın temel amacı tekrar kullanılabilen öğrenme nesneleri çerçevesinde her iki alandaki gelişmelrin kesiştiği noktayı incelemek ve bu gelişmeler ışığında sayısal kütüphanelerin çevrimiçi eğitim açısından önemini irdelemektir.
  • Article
    El Yazılı Vasiyetname
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Özbey, Serap
    Bir kişinin, son arzu ve isteklerine ilişkin olarak yapmış olduğu ve hüküm ve sonuçlarını kişinin ölümünden sonra doğuracak olan işlemlere hukuk düzeninde ölüme bağlı tasarruf denilmektedir1 . Öğretide ölüme bağlı tasarruflar, şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar ve maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruf düzenlerken uyması gerekli şekil kurallarını; maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar ise, düzenlenen ölüme bağlı tasarrufun içeriğini oluşturan mirasbırakanın son arzularını ifade etmektedir2 . Türk Medeni Kanunu’nda sadece iki şekil tipi kabul edilmektedir. Bunlar, “vasiyetname” ve “miras sözleşmesi” dir.
  • Article
    İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNDE GÜZEL YAZI YAZMA SANATI VE ÇİZİM BECERİLERİ
    (Yapı Dergisi, 2017) Tunç, Gökhan
    Mühendis kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup hendese yani geometri bilen kişi olarak tariflenir. Mühendisin günümüzdeki tanımı ise Türk Dil Kurumu tarafından “İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse” olarak yapılmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere teknolojiye dayalı alanlarda çalışan ve üretim yapan mühendisler, hem teknik hem de sosyal alanlarda uzmanlaşmış kişilerdir. Bu kişiler, mesleklerinin gereklerini bilimsel verilere dayalı belirli kurallar çerçevesinde yerine getirirler. Bu yazıda, bu tür kurallar silsilesi özellikle inşaat mühendisliği açısından ele alınacak ve mühendis yetiştiren eğitim kurumlarımızda artık yeterince önem verilmeyen fakat mühendisliği tarifleyen önemli bir tanım üzerine yoğunlaşılacaktır. Tanım, mühendisin geometri ile ilgisini ve bu ilginin akademik ve özel hayatta yaratacağı faydaları tarifleyecektir. Dolayısı ile geometrik şekillerin uyumluluğu mühendislik yaşamına aktarılırken şeklin ve şekille ortaya çıkan güzel yazı yazma sanatının inceliklerine değinilecektir. Ayrıca güzel yazı yazma sanatından başlayıp son ürünün teşhirine kadar devam eden süreçteki analitik ve çözümleme aşamalarına ait konular da özetle ele alınacaktır.
  • Article
    “iklim Davaları”nın Ardındaki Hukukçu Desteği: Oslo İlkeleri
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Yılmaz Turgut, Nükhet
    HUKUKÇULARIN ÇEVREYİ KORUMA GİRİŞİMLERİ: Dünyanın çeşitli yörelerinden hukukçular, değişik görev alanlarındaki konumlarıyla, yaklaşık elli yıldır çevreyi koruma mücadelesi vermektedir. Kuramsal düzeyin yanı sıra pratikte de yoğunlaşan bu çabaların odak noktası,“yerleşik hukuk anlayışını ve bunu yansıtan hukuki düzenlemeleri, çevrenin korunması yönünde işlevsel kılmak ve çevre korumaya uygun, gelenekseli sorgulayan, yepyeni kuralların kabulünü sağlamak” şeklinde özetlenebilir. Son yıllarda bu mücadele iklim değişikliği konusunda yoğunlaşmıştır. Bunun ana nedeni, başlangıçta pek önemsenmeyen bu sorunun hem “insan kaynaklı olduğunun” hem de önlem alınmazsa tüm canlı yaşamına yönelik “ciddi tehlikeler” yaratacağının bilim çevrelerince kabulüdür. Bu tür çabaların özellikle yine son yıllarda yoğunlaştığı boyutlardan birisi de “yargı organları aracılığıyla devletleri harekete geçirmektir”. Bunun nedeni de sorunun ciddiyetinin netleşmesine karşın, devletlerin buna uygun düzenleme ve uygulamaları, Yasama ve Yürütme düzeyinde yapmamalarıdır. İşte Oslo İlkeleri hukukçuların çabalarının yeni örneklerinden birisi olarak bu evrensel gerçekler temelinde hazırlanmış olup “iklim davaları” için de gerekli verileri sağlamaktadır.
  • Article
    To Go Shopping: Tüketim, Şehir Mekanı, Teknoloji ve Direniş Üzerine Düşünceler
    (Bilim ve Teknoloji, 2012) Avcı, Özgür
    Sanatsal, kültürel veya maddi herhangi bir ürün ya da aktivite ile ilgili, yılın belli bir döneminde düzenlenen şenlikli etkinliklere festival denir. Bu etkinlikler sadece kutlayıcı değil aynı zamanda kutsayıcı bir işlev de görürler. İnsanların, hayatlarında hem pratik hem de sembolik bir değer taşıyan ve ortak kimliklerinin bir parçası olan bu ürünü/aktiviteyi yücelttikleri bir ritüeldir festivali. Periyodik, şenlikli ve kutsayıcı olması dışında, yaygın özelliklerinden biri de gösteri mantığıyla işlemesidir. Festivali oluşturan etkinliklerde, izleyen ve izleneni birbirinden ayıran, geçirgenlik düzeyi değişse bile her zaman var olan bir sınırdan bahsetmek mümkündür.
  • Article
    YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU’NDA AİLE İKAMET İZNİ: AİLE HAYATI HAKKI MI? AİLE BİRLEŞİMİ HAKKI MI?
    (Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 2017) Elçin, Doğa
    Aile birleşimi, aile üyelerinin, başka bir ülkede hukuka uygun şekilde diğer bir deyişle düzenli bir şekilde yaşayan ya da çalışmakta olan diğer aile üyelerine katılmasıdır. Aile ikamet izni, yabancıların temel hak ve özgürlüklerinden biri olan aile hayatı hakkı ile ilgilidir. Aile hayatı hakkı pek çok uluslararası sözleşmede düzenlenmiştir. Aile birleşmi hakkı ise görece daha az sözleşmede açıkça yer almaktadır. Aile ikamet izni Türk yabancılar hukukunda ilk kez Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu makalede, Anayasal ilkeler, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatı ışığında Türk hukukunda aile ikamet iznine ilişkin hükümler değerlendirilmiştir.
  • Article
    Demografik Tavsiye Sistemlerine Yönelik Bir Model
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Hacaloğlu, Tuna; Özkan Yıldırım, Sevgi
    İnternet kullanımının dünya çapına yayılması ve bunun sonucu olarak web içeriğindeki sürekli artış kullanıcılara onları daha çok ilgilendirecek daha kişiselleştirilmiş ürün ve servis sunma ihtiyacı doğurmuştur. Özellikle e-ticaretin de gelişmesiyle artık hemen hemen her şirket müşterilerine web üzerinden hizmet sunmaktadır. Buna bağlı olarak son yıllarda web üzerinde gezinmedeki değişiklik dikkat çekici bir hale gelmiştir. Eskiden web siteleri kullanıcılara herkese aynı olacak şekilde genel ürünler sunmaktaydı. Bunun sonucunda kullanıcılar web sitesinin kendilerine sundukları ürünler arasından bir seçim yapmak zorunda kalıyorlardı. Günümüzde ise web siteleri kullanıcılarına uyum göstermeye başladılar ve kullanıcılarının bir takım özelliklerini dikkate alarak, genel seçenekler yerine onları daha çok ilgilendiren özel seçenekler sunar hale geldiler. Web’i çok büyük bir bilgi havuzu olarak düşündüğümüzde kullanıcının kendisi için gerekli olan bilgiyi bulmak için gerekli olmayan başka bilgilerle de karşı kalabileceğini görürüz. Bilgi diye adlandırdığımız; film, TV programı, reklam, müzik, kitap, tatil alternatifleri, eğitim, ders materyalleri, blog makaleleri, mobilya, giysi, vb. gibi web de sunulan her tip üründür. Bu bağlamda tavsiye sistemlerini kullanıcıların ihtiyaçlarına göre ürün veya servis öneren sistem olarak tanımlayabiliriz [1]. Bu tür tavsiye sistemlerinin dikkate aldıkları kullanıcı özellikleri kullanıcıların yaş, eğitim, cinsiyet, meslek ve yaşadıkları şehir gibi genellikle sabit olan demografik bilgileri olabilirken; kullanıcıların sistemle etkileşimleri geçmişte aldıkları, inceledikleri ürünler, gezindikleri web siteleri gibi dinamik veriler de olabilir. Bunun yanında söz konusu kullanıcılarla benzer özellik gösteren diğer kullanıcılar veya aynı kullanıcının daha önce almış olduğu ürün ile diğer ürünler arasındaki benzerlikler hep tavsiye sistemlerinin temelinde çalışan bir takım akıllı algoritmalar ile tespit edilmekte ve bu sayede kullanıcılara daha özel ve onları ilgilendirecek ürünler sunulmaktadır. Dolayısıyla bu sistemler hem tüketici hem de üretici için fayda sağlamaktadır.
  • Article
    Devleti ve Hukuksal Kurumları Anlayabilmek İçin “polis” Kavramını Yeniden Düşünmek: Neocleous’un “polis Erkinin Eleştirel Teorisi”
    (Çağımızda Toplum ve Hukuk Dergisi, 2017) Sever, Çiğdem
    Devletin otorite yapısının insanların gündelik yaşamlarını nasıl etkilediği anlaşılmaksızın devletin inşa sürecinin ve toplumla kurduğu ilişkinin anlaşılması da mümkün değildir.1 Bu nedenle devletin meşru şiddet kullanma tekeli aracılığıyla toplumsal hayatı düzenlemesini, yani polis erkini anlamak devlet ile sivil toplum arasındaki ilişkiyi anlayabilmek bakımından önem taşır. Mark Neocleous’un eleştirel bir devlet teorisi kurma hedefinin bir parçası olan Toplumsal Düzenin İnşası (Polis Erkinin Eleştirel Teorisi) başlıklı eseri de bu çabanın bir parçasıdır. Eserde Neocleous, polis kavramının tarihsel sürecini gözden geçirmiş ve Hegel, Marx, Smith ve Foucault’nun görüşlerinden yola çıkarak, Marksist devlet kuramına yönelen iki karşı görüşü ele almıştır. Bunlardan ilki, devletten sivil topluma doğru odak değişimi, ikincisi ise Foucault’nun çalışmalarından esinlenen bu tür ikilikleri reddetmek gerektiği yönündeki görüştür. Mark Neocleous’ın bu çalışmasının ilk amacı, bir süredir durgunluğa uğrayan polis çalışmalarını yeniden canlandırarak zabtetmeye yarayan geniş kurumlar dizgesini ortaya koymaktır. Çalışmanın en önemli tezi, devletin sivil toplumu, zaptetme2 aracılığıyla şekillendirdiği ve düzenlediğidir. Neocleous, bu çalışmada diğer Marksist devlet kuramlarında olduğu gibi polis kurumunun özel mülkiyeti korumak, işçi sınıfını ezmek gibi baskıcı işlevlerini vurgulamaktan öte zaptetmenin sadece işçi sınıfını baskı altında tutmada ve düzeni yeniden üretmede değil, düzenin inşasında oynadığı merkezi rolü ele almaya çalışmıştır.