Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Article
    Tıpta Plazma Teknolojisi
    (İz Dergisi, 2015) Şaşmazel, Hilal; Sürücü, Seda
    Plazma sözcüğünü fizik dünyasına yazılı olarak sunan ilk kişi Langmuir’dir. Langmuir 1929 yılında gaz deşarj tüpleri üzerine yaptığı çalışmalarda plazmanın bir canlı gibi davrandığını düşünmüş ve iyonlaşmış gaz topluluğuna daha çok yakışacağını düşündüğü plazma adını vermiş. Plazma, içerisinde yüksüz türleri, negatif ve pozitif yüklü elektronları içeren iyonlaşmış gaz halidir. Evrenin % 99’u plazma durumunda, geriye kalan % 1’in bir bölümü katı, çok küçük bir bölümü de sıvı durumunda. Kuşkusuz, gaz durumundaki her ortamı plazma olarak tanımlayamayız. Ancak kozmik koşullar altında, soğuk yıldız atmosferleri plazma özelliği sergiler. Evrende hali hazırda var olan astro-plazmanın yanısıra, laboratuvarda oluşturulan plazma iki ana gruba ayrılabilir; yüksek sıcaklık veya füzyon plazma ve düşük sıcaklık veya gaz-yük boşalım plazması. Sıcak plazmaya örnek olarak güneş sistemi verilebilir. Soğuk plazma ise laboratuvar koşullarında elektriksel boşalım veya ışık kaynaklarıyla oluşturulabilir.
  • Article
    PET ŞİŞELER NASIL ÜRETİLİR?
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Ergün, Gül Cansu
    Özellikle sıcak yaz günlerinde hemen her birimizin yanında mutlaka bir plastik su şişesi bulunur. Hatta gün içinde evde değilsek, iki belki üç şişe su değiştirdiğimiz oluyor. Akşam eve gittiğimizde ise buzdolabından mutlaka bir gazlı içecek çıkarıp, bardağımıza dolduruyoruz. Peki bu kadar çok tüketilen suyu ve içecekleri taşıyan plastik şişelerin nasıl üretildiğini biliyor musunuz?
  • Article
    İNSANOĞLUNUN PLASTİK İLE İMTİHANI
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Ergün, Cansu
    Staudinger’in makromolekülleri keşfetmesi ile başlayan plastik çağı, 1930’lardan bugüne dünyamızı tamamen ele geçirmiş durumda. Günlük yaşamımıza, mesela sabah evden çıkana dek, şöyle bir göz atalım. Banyoda diş fırçası, havlu, saç kurutma makinesi, traş bıçağı, klozet kapağı, sabunluk-diş fırçalıklar. Mutfakta, ısıya dayanıklı plastik kaşıklar, fırın tutacakları, yapışmaz tavalar, su ısıtıcıları, tencere sapları, ocak düğmeleri, beyaz eşya kapakları, yiyecek ambalajları.. Salonda televizyon kumandası (ve hatta artık ekranları), koltuk süngerleri, sandalyeler, pencere pimapenleri. Evden çıkacakken giydiğimiz ayakkabılar, tokalar, kıyafetler, ceketler. Bunlar evde kullandığımız plastiklerin sadece bir bölümü.
  • Article
    PLASTİKLERİN ŞEKİLLENDİRİLMESİ: DÖNEL KALIPLAMA
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Ergün, Gül Cansu
    Plastik hammaddeler pellet veya toz halde elde edildikten sonra, markette karşımıza şekillendirilmiş, renklendirilmiş ve kullanıma hazır eşyalar olarak çıkarlar. Dünya çapında en fazla tüketilen plastikler, polietilen ve polistiren polimerleridir. Özellikle düşük ve yüksek yoğunluklu polietilen seçenekleri, polietilenin günlük hayatta kullanımına yönelik yaygın imkanlar sunar. Polistirenin ise köpük haliyle elde edilebilmesi, bu polimeri paketleme endüstrisinde rakipsiz kılmıştır.
  • Article
    TÜRKİYE’DE METALURJİ VE MALZEME MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNE BAKIŞ, 2015
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Keskinkılıç, Ender
    Türkiye’de üniversitelerde ilk Metalurji Mühendisliği eğitimi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde başlamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nde 1957 yılında Üretim Metalurjisi ve Fiziksel Metalurji kürsülerinin kurulmasıyla başlayan Metalurji eğitimi, 1961-62 akademik yılında Metalurji Bölümü’nün açılmasıyla mühendislik eğitimi yapan bir bölüm olarak kurumsallaşmıştır [1]. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Makina Mühendisliği’nden 1966 yılında ayrılarak kurulan Metalurji Mühendisliği Bölümü, Türkiye’de Metalurji Mühendisliği eğitiminde bir diğer kilometre taşı olarak karşımıza çıkmaktadır [2]. Takip eden yıllarda, çeşitli üniversitelerde de açılan Metalurji Mühendisliği Bölümleri ile doksanlı yılların ortalarına kadar metalurji eğitimi devam ettirilegelmiş, metal dışı malzemelerin sektörde önem kazanmasına paralel olarak Metalurji Mühendisliği branşının adı Metalurji ve Malzeme Mühendisliği’ne evrilmiştir. Doksanlı yıllarda karşımıza çıkan bu isim değişikliğinin sonrasında Türkiye’de pek çok üniversite “Metalurji ve Malzeme Mühendisliği” ismiyle programlar açmaya başlamıştır. 50 yılı aşkın süredir devam eden Metalurji ve Malzeme Mühendisliği eğitimine katkı sunan üniversite sayısı, 2015 yılı itibarıyla 49’u bulmuştur [3]. Söz konusu rakam, Türkiye’deki toplam üniversite sayısının 193 olduğu düşünüldüğünde oldukça önemlidir.
  • Article
    DÜNYA ve TÜRKİYE ÇELİK ÜRETİMİNE GENEL BİR BAKIŞ
    (Herkese Bilim Teknoloji, 2017) Keskinkılıç, Ender
    2011 yılında Dünya çelik üretimi sıralamasında 10. konumda olan Türkiye, 2012 yılında gerçekleştirdiği 36 milyon tona yakın üretimle Ukrayna ve Brezilya’yı geride bırakarak 8.’liğe yükselmiş, sonraki yıllarda yaşanan kademeli düşüşlerin ardından 2015 yılındaki ciddi düşüşle birlikte 31,5 milyon tona gerilemiştir. 2016 yılındaki hatırı sayılır artışla 33,2 milyon tona yükselen ve Dünya sıralamasında 8.’liğini koruyan Türkiye çelik üretiminin, yeniden ivmelenen yassı çelik üretimiyle birlikte 2017 yılında da artışına devam edeceği öngörülmektedir.
  • Article
    GELENEKSEL METALURJİ MÜHENDİSLİĞİ, GÜNCEL MALZEME MÜHENDİSLİĞİ VE UYGULAMA ALANLARI
    (Bilim ve Teknoloji, 2012) Tekin, Erdoğan
    Malzemeler tarihin her döneminde uygarlığımızın derinliklerinde yer almıştır. Yaşamımızın her aşamasında malzemeler ile karşılaşmaktayız. Kaşık-çataldan bulaşık makinasına, arabalardan trenlere uçaklara hep malzemeler var. Tarih boyunca toplumların gelişmeleri, toplumların gereksindiği malzemeleri üretme ve kullanma yetilerine bağlı olmuştur. Eski çağlarda da uygarlıklar “tunç çağı” benzeri geliştirdikleri malzemelerin adıyla anılmıştır. Anadolu, M.Ö.5000 öncesinden beri dökümcülüğün anavatanı olmuştur. Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile ülkemizdeki diğer müzelerimizde M.Ö. 2800 öncesine dek Hitit, Frig, Lidya ve Urartu dönemlerini kapsayan parça dökümler sergilenmektedir. Daha sonraki Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine özgü sayısız örnekler de vardır. Tunç, bu dönemlerin en önemli alaşımı olmuştur. Arsenikli bakırdan üretilmiş Hitit güneş çemberi ve geyik heykelcikleri önemli örneklerdir. Bazı dökümlerin gümüş kaplı olması, çok eskiden beri demirdışı metallerin üretilebildiğini ve dökülebildiğini kanıtlamaktadır.