5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Master Thesis Basel I-II-III sermaye uzlaşısı(2013) Cengiz, Efsane; Cansızlar, Doğan1988 yılında Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından bankaların yapısını güçlendirmek amacıyla Basel I uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşı, dünya bankacılık sistemini tek bir standart ölçüt ile denetleme anlayışının, finansal piyasaların istikrarının, ilk adımı olmuştur. Basel I düzenlemeleri ile uluslararası alanda faaliyet gösteren bankaların varlıkları ile bulundukları sermaye arasında ,risk esasına dayalı bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır,Daha sonraki yıllarda sadece sermaye yeterliliğine bağlı bir sistem yaklaşımının yetersiz kaldığı görüşü kuvvetlenmiş ve Basel I Uzlaşısı yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştiriler neticesinde yeni bir uzlaşının gerekliliği ortaya çıkmıştır. 2004 yılında Basel II yayımlanmış ve , bankalarda etkin risk yönetimi ve piyasa disiplinini geliştirmeyi, sermaye yeterliliği ölçümlerinin etkinliğini arttırmayı ; bu sayede sağlam ve etkin bir bankacılık sistemi oluşturmayı ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflemiştir.2008 yılında dünya çapında etkili olan finansal kriz sonrasında , finansal krizin hem çok maliyetli hem de sıkıntılı geçmesi bankacılık ve finans sisteminin gelecekte karşılaşabileceği krizlere karşı dirençli bir şekilde durabilmesi için , Basel Komitesi , yüksek sermaye standartlarını dengeleyici, likidite riskini ve sistematik riski detaylı bir şekilde kapsayan , yeni bir çerçeve tasarımı için adım atmıştır. 16 Aralık 2010 tarihinde , Basel Komitesi, Basel III kurallarını yayımlamıştır. Basel III ile getirilen en önemli husus, ?Sermaye tamponu? ve ?Sermaye koruma tamponu? uygulamalarının hayata geçirilmesi olmuştur. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karşılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Basel III'ün etki ve sonuçlarını Türk iş dünyası perspektifinden değerlendirirsek , sermaye yeterliliği konusundaki tartışmaların Türkiye için büyük bir önemi olmayacağını, likidite ve kaldıraç oranı uygulamalarının bazı konularda tehlike arz edebileceğini söyleyebiliriz.Master Thesis Tarımsal İşletmelerde Risk Yönetimi ve Bir Alan Çalışması(2012) Özcan, Melike; Yalçıner, KürşatBu çalışmada tarımsal risk faktörleri incelenmiş ve tarımsal risk yönetimleri ele alınmıştır. Tarımsal risk faktörleri üretim riski, pazar riski, finansman riski ve insan kaynaklı riskler olarak sınıflandırılmıştır. Bu risk faktörlerinin alt başlıları araştırılıp ortaya koyulmuştur. Sınıflandırılması yapılan risk kaynaklarının yönetimi için çeşitli stratejiler ortaya koyulmuştur. Tüm risk yönetim stratejileri açıklanmış ve uygulanabilirliğinin araştırılması ve tarımsal işletme sahiplerinin riske olan tutumlarının anlaşılması için bir alan uygulaması yapılmıştır. Alan uygulaması anket çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçlarına göre üreticinin riski nasıl algıladığı ve riski algılamasını etkileyen demografik özellikler ve işletme özellikleri incelenmiştir. Tarımsal risk yönetiminde kullanılan stratejilerin yaygınlaştırılması için bir takım verilere ulaşılmıştır.Master Thesis Perakende İşletmelerde İç Kontrol Riskleri ve Önlemleri(2020) Gök, Mustafa Can; Yanık, ZekiPerakende satış işletmelerini, farklı nitelikteki bireysel müşterilerin fazla sayıda ihtiyacını, diğer işletmelere göre daha kalabalık ve tek alanda karşılayan işletme grubu olarak tanımlamak hiç yanlış olmaz. Bu işletmeler gelişen teknolojinin desteği ile tüketicilerin değişen davranış ve tüketim kalıplarına en iyi karşılık verebilen işletmeler olarak da nitelenebilir. Herhangi bir ailenin sabah kahvaltısı dâhil, aylık tüm ihtiyaçlarını, hatta otomobil, bahçe mobilyası, ev tamir malzemesi gibi ihtiyaç malzemelerini, seyahat rezervasyonu ve tatil planını aynı yerde bir gün içinde karşılamak ancak bu tür işletmelerin eseri olabilir. Bu tür işletmelerin müşteri yoğunluğuna göre istihdam edecekleri personel yoğunluğu, günlük yapılan cirolar, müşterilerin kaprisleri veya nazları, rakipler ile rekabet gibi durumlar değerlendirildiğinde yönetimi oldukça zor olarak kabul edilebilecek bir sektör doğmaktadır. Bu kapsamda gerek günlük iş akışı sırasında çıkan zimmet, hata ve hile riski, gerekse rekabet içinde yarışabilmek için uygun alım politikalarının geliştirilmesi kapsamında riskler bu şirketleri tam bir kıskaca almaktadır. Bu kıskaçtan kurtulabilmenin araçlarından birisi de işletmenin tüm birimlerine yayılmış, işletmenin stratejik amaçlarını kapsayan bir iç kontrol sistemidir. Burada iç kontrol sistemi bir israfı ve zimmeti önleme, aynı zamanda toplumun kurallarına uygun davranış modeli ile kurumlaşma yolculuğunun aracı olarak görülmektedir. Yönetimin, verimliliği artırmak, kaçak ve kayba engel olmak ve itibar kaybı riskinden korunmak amacıyla oluşturduğu sistematik önlemlere (kontrollere) iç kontrol sistemi denmektedir. İç kontrol sisteminin oluşturulması ile işletmenin faaliyetlerini etkin bir seviyede devam ettirmesi, varlıkların korunması, rekabet gücünü artırması, işletme içerisinde ki hata, hile ve hırsızlığın engellenmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde birçok uluslararası komisyonun oluşturduğu iç kontrole ilişkin modeller bulunmaktadır. Bu çalışmada COSO modeli temelinde incelemeler yapılmıştır. Çalışma boyunca hedef nokta olarak genel ürün odaklı perakende mağazalar baz alınmıştır. Süreçler incelenerek, birimler bazında kontrol noktaları oluşturulmuş ve kontrol noktalarının amaçları açıklanmıştır.Master Thesis Bankacılık Sektöründe Likidite ve Risk Yönetimi(2020) Ahi, Esra; Cansızlar, DoğanFinansal piyasalarda risk ve risk yönetimi konusu oldukça önemlidir. 2008 finansal kriz sonrası birçok finansal kurumların iflası sonrasında likidite risk yönetimi çalışmaları önem kazanarak, bu alanda pek çok çalışma yapılmıştır. Özellikle bankacılık sektöründe likidite risk yönetimine bağlı olarak bankalar karlarını maksimize etmeye çalışırken, karşılaştıkları riskleri kontrol altına almaya çalışırlar. Bu çalışmada, Türk bankacılık sisteminde ki likidite riskini etkileyen faktörler ve finansal kriz dönemlerinde risk yönetiminin ne kadar önemli olduğu açıklanması amaçlanmıştır. Çalışmada bu alanda yapılan çalışmalara özetle değinilmiştir. Uygulama olarak Türk Bankacılık sisteminde yer alan ticari bankaların 2008-2018 dönemine ait finansal oranlarından likiditelerini ve likidite risklerini belirleyen faktörlerin tespit edilmesine çalışılmıştır. Çalışmamızdaki uygulamanın bulgularının Türk Bankacılık sistemindeki aktörlere faydalı bilgi sağlayacağını düşünmekteyiz.Master Thesis Türkiye'de Para Politikasının Ülke Riskliliği Üzerine Etkisi(2021) Badem, Pelin Uzuner; Özcan, GülserimÖzellikle son dönemde para politikası duyurularının piyasadaki hareketleri sadece akademisyenler ve politika yapıcılar için önem taşımıyor ayrıca piyasa oyuncuları için de önem arz ediyor. Türkiye'de makroekonomik göstergelerin oynaklığının yüksek olması yatırımcıların ve risk analizcilerin bu göstergeleri takip etmesine neden olmaktadır. Bu doğrultuda para politikasının ülke riskliliğine katkı verip vermediğini anlamak önemlidir. Bu çalışmada, 2014-2019 yılları arasında para politikası duyurularının ülke risk primi üzerine etkisi olay çalışması yöntemi kullanılarak analiz edilmektedir. Yapılan çalışmalara göre, para politikası duyurularının piyasayı etkileyen kısmı piyasa tarafından öngörülmeyen yani para politikasının sürpriz kısmıdır. Bu nedenle para politikası duyurularının piyasa tarafından öngörülmeyen kısmı analize konu olacaktır. Bu doğrultuda para politikası sürprizi üç ayrı şekilde hesaplanırken, ülke risk primi göstergesi olarak Kredi Risk Primi (CDS/Credit Default Risk) seçilmektedir. Yapılan analizde, 2016 yılı dönüm noktası olarak seçilmektedir. 2016 öncesi ve sonrası olarak karşılaştırma yapılmakta olan bu yılın seçilme nedeni çalışmada konusu geçen makroekonomik göstergelerin oynaklığının o yıldan sonra artmasıdır. Analize göre, 2016 öncesi dönemde para politikası sürprizinin CDS üzerinde etkili olduğu fakat 2016 sonrası dönem için sonuçların anlamsız olduğu gösterilmektedir. Analizden yola çıkılarak para politikasının ülke riskliliği için bir gösterge niteliği olma özelliğini kaybettiği sonucuna varılabilir. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır; birinci kısımda yapılan analizleri anlamak ve beklentileri öngörmek adına Türkiye ile ilgili siyasi ve ekonomik bilgiler değerlendirilmektedir. Daha sonra çalışmaya ilişkin benzer çalışmalar ve çalışmada kullanılan veriler ayrı başlıklar altında verilmektedir. Çalışmanın ikinci kısmında kullanılan yönteme ve bilimsel analizlere yer verilmekte ve gelecek çalışmalara öneriler sunulmaktadır. Analiz detaylandırıldığında, 2016 öncesi dönem için para politikası duyuruları için para politikası şoklarının aritmetik ortalamalarından sapması alınmakta ve bu standart sapmalar 6 günlük pencerede analiz edilmektedir. Yapılan analizde, olay çalışması yöntemi kapsamında, pencerelerin uzunluğu arttıkça bağımlı değişkeni etkileyen başka değişkenlerin regresyona dahil olması ve böylece regresyonun anlamlılığını kaybettiği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası Sürprizi, Kredi Risk Primi, Olay Çalışması
