5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Article Üniversite Öğrencilerinin Ağrı İnançları, Ağrıyla Başa Çıkma ve Reçetesiz İlaç Kullanma Durumlarının Belirlenmesi(2024) Yüceer, Buğse; Aküzüm, Büşra Selen; Erol, Kevser; Kılınç, Melike; Çakar, Zeynep Merve; Boztepe, HandanAmaç: Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin ağrı inançları, ağrıyla başa çıkma ve reçetesiz ilaç kullanma durumlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde, Atılım Üniversitesinde öğrenim gören 320 birinci sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür. Verilerin toplanmasında, Tanımlayıcı Özellikler, Ağrı ve Reçetesiz İlaç Kullanımına İlişkin Veri Toplama Formu, Ağrı İnançları ve Ağrı İle Başa Çıkma Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Üniversite öğrencilerinin çoğunlukla ağrının organik nedenlerle ortaya çıktığına inandıkları, %87.2’sinin son bir yıl içinde reçetesiz ilaç kullandıkları, en yüksek oranda baş ağrısı (%74.7) nedeniyle ilaç kullandıkları ve en sık kullandıkları ilacın ise analjezik ilaçlar (%65) olduğu belirlenmiştir. Sonuç: Üniversite öğrencilerini, sıklıkla kullanılan reçetesiz ilaçlara bağlı gelişebilecek yan etkilerden korumak amacıyla eğitim planlanması ve öğrencilerin akılcı ilaç kullanımı ve ağrı yönetimi konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Üniversitede öğrenim gören birinci sınıf öğrencilere ek olarak diğer sınıfları da kapsayacak şekilde daha büyük örneklem gruplarında araştırmaların yürütülmesi önerilmektedir.Article Menopozun Cinsel İşlev Bozukluğuna ve Depresyona Etkisi: Vaka-kontrol Çalışması(2024) Yıldırım, Fatma; Duman, Nuriye Büyükkayacı; Vural, GülşenAmaç: Bu çalışmada 45-55 yaş arası menopoza girmiş ve girmemiş kadınların cinsel işlev ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntemler: Kesitsel ve vaka kontrol tipte olan bu çalışma Orta Karadeniz bölgesinde bir hastanede Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğine başvuran 45-55 yaş arası, 88’i menopoza girmiş ve 88’i menopoza girmemiş olan, araştırmaya dahil edilme kriterlerini karşılayan toplam 176 evli kadınla tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri yüz yüze görüşme tekniği ile Ağustos 2018-Mart 2019 tarihleri arasında toplanmıştır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği (ACYÖ) ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda vaka ve kontrol grubundaki kadınlar sosyodemografik ve bazı özelliklerine göre benzer bulunmuş olup (p<0,05), beden kitle indeksi açısında istatistiksel olarak farklı bulunmuştur (p>0,05). Vaka grubundaki kadınların %88,6’sında, kontrol grubundaki kadınların %51,1’inde cinsel işlev bozukluğu tespit edilmiş olup, gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Vaka ve kontrol grubundaki kadınların BDÖ, ACYÖ toplam ve alt puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Sonuç: Menopoza girmiş olan kadınlarda cinsel işlev bozukluğu ve depresyon görülme düzeyi menopoza girmemiş kadınlara göre daha yüksektir.Review Uykusuzluk Bozukluğunun Psikolojik Modelleri: Güncel Bir Derleme(Galenos Publ House, 2024) Türkarslan, Kutlu Kağan; Çınarbaş, Deniz CanelUykusuzluk bozukluğu kişisel ve toplumsal maliyetler yaratan; başlıca uykuya dalmada zorlanma, uykuyu sürdürmede güçlük ve sabah planlanandan daha erken saatlerde uyanma belirtileri ile karakterize olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Toplumun yaklaşık %10’unun uykusuzluk bozukluğuna sahip olduğu düşünülmektedir. Çalışmalar uykusuzluk bozukluğuna sahip olmanın genel hayat kalitesini düşürdüğünü, günlük işlevselliği azalttığını, bazı psikomotor ve bilişsel becerilerde bozulmalara sebep olduğunu, iş performansını düşürdüğünü, iş yerinde daha fazla devamsızlık yapmaya sebep olduğunu ve uykusuzluk bozukluğu dışındaki rahatsızlıklar için artan tedavi maliyetleri ortaya çıkardığını göstermektedir. Tüm bunlara ek olarak uykusuzluğun pek çok farklı psikiyatrik rahatsızlık için bir risk etmeni olduğu bilinmektedir. Son 50 yılda yapılan çalışmalar uykusuzluk bozukluğunu psikolojik açıdan açıklayan çeşitli modellerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu psikolojik modellerden başlıcaları; “uyaran kontrolü modeli”, “Spielman modeli”, “mikroanalitik model”, “nörobilişsel model”, “tehdit algısının yüksek risk modeli”, “uykuya müdahale eden-uykuyu yorumlayan süreçler modeli”, “psikobiyolojik baskılama modeli”, “bilişsel model”, “evrimselduygusal model” ve “korku simülasyonu modeli”dir. Bu derleme makalesinin amacı uykusuzluk bozukluğunun psikolojik modellerinin temel sayıltılarından bahsederek modellerin güncel bir tablosunu sunmaktır.Other Depresyon Tanısı Olan ve Insomnia Yaşayan Bireylere Uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi Müdahalesinin Insomnia Üzerine Etkisi: Meta Analiz(2025) Sarı, Tuğba; Bilkay, Halil İbrahimAmaç: Bu meta-analiz, depresyon tanısı almış ve insomnia yaşayan bireylerde bilişsel davranışçı terapinin insomnia semptomlarına etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: PRISMA yönergelerine uygun olarak yürütülen çalışmada, Ekim 2024-Mart 2025 arasında beş veri tabanında literatür taranmış, deneysel tasarımlı BDT müdahale çalışmaları dahil edilmiştir. Veriler Comprehensive Meta-Analysis v2 ile analiz edilerek Cohen’s d ile etki büyüklüğü hesaplanmış, rastgele etkiler modeli kullanılmıştır. Bulgular: Toplam 11 RCT çalışmasından elde edilen 2658 katılımcının verileri analiz edilmiş; BDT’nin insomnia şiddetini anlamlı düzeyde azalttığı görülmüştür (SMD =-1,392; %95 GA:-1,562, -1,223; p<0,001). Etki büyüklüğü müdahale yöntemi, seans sayısı ve ülkeye göre değişmiştir. Sonuç: Bulgular, BDT’nin depresyonla ilişkili insomnia tedavisinde etkili olduğunu göstermektedir.Article Yetişkin Bireylerde DASH Diyetinin Mental Sağlık ile İlişkisinin Değerlendirilmesi(2025) Çetıner, Ozlem; İnan, Cansu Memiç; Şarahman, CerenAmaç: Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerde Hipertansiyonu Durdurmak için Diyet Yaklaşımları (Dietary Approaches to Stop Hypertension-DASH) diyetinin mental sağlık ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Bireyler ve Yöntem: Çalışma, 30 Haziran-10 Eylül 2024 tarihleri arasında Ankara’da yaşayan 20-64 yaş arası 400 yetişkin birey ile yürütülmüştür. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formu kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Anket formu; genel bilgiler, DASH Diyet Kalitesi Ölçeği ve Warwick-Edinburg Mental İyi Oluş Ölçeği (Warwick-Edinburg Mental Well-Being Scale-WEMWBS) olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Mental sağlık ile DASH diyetine uyum arasındaki ilişkinin belirlenmesi için potansiyel karıştırıcı faktörlere (yaş, cinsiyet, gelir düzeyi, öğrenim durumu, sigara içme, alkol tüketimi, fiziksel aktivite düzeyi ve beden kütle indeksi) düzeltmeler yapılarak doğrusal regresyon modelleri oluşturulmuştur. Bulgular: DASH diyetine uyum durumları incelendiğinde, bireylerin %72.0’sinin düşük, %25.2’sinin orta, %2.8’inin yüksek uyum gösterdiği saptanmıştır. DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösterenlerde, düşük uyum gösterenlere göre kadınların ve fiziksel aktivite düzeyi yüksek olanların sıklığı ile ortalama yaşın daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Her gün meyve ve sebze tüketenlerin sıklığı DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösteren bireylerde düşük uyum gösterenlerden daha yüksektir (p<0.05). DASH diyetine orta ve yüksek uyum gösteren bireylerde WEMWBS puanının düşük uyum gösterenlerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Potansiyel karıştıcı faktörlere göre yapılan düzeltmelerde DASH diyet uyumundaki bir puan artışın, WEMWBS puanında 0.195 puan artışla ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, DASH diyetine daha yüksek uyumun daha iyi mental sağlık ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Toplumda mental sağlığın iyileştirilmesi ve ilişkili sağlık sorunlarının azaltılması için beslenme programları ve eğitimler ile DASH diyetine uyum teşvik edilebilir.

