7 results
Search Results
Now showing 1 - 7 of 7
Article Boza Mikrobiyotasının Fermantasyon Sürecindeki Değişimi(2021) Kavruk, Murat; Yurt, Mediha Nur Zafer; Taşbaşı, Behiye Büşra; Acar, Elif Esma; Soyuçok, Ali; Altunbaş, Osman; Sudağıdan, Mert; Ozalp, CengizBoza, insan sağlığı için yararlı mikroorganizmaları içeren fermente bir içecektir. Çalışmamızda boza üretiminde ham madde olarak kullanılan (mısır unu, buğday unu, mayşe) ve boza fermantasyonunun 1. günü, 3. günü ve 4. gün son ürün boza’nın içerdiği mikrobiyota Yeni Nesil DNA Dizileme yöntemi ve metagenomik analiz ile ortaya çıkarılmıştır. Örneklerden doğrudan cins düzeyinde yapılan analiz sonucunda, mısır unu ve buğday ununda dominant olarak Streptophyta ve Pleomorphobacterium bulunurken; bozanın 1. gün, 3. gün ve son ürün ile boza mayasında dominant bakterilerin Leuconostoc ve Lactococcus cinsine ait olduğu tespit edilmiştir. Ön zenginleştirme yapılan örneklerin analizinde, mısır ununda dominant bakteriler Enterococcus, Klebsiella ve Micromonospora, buğday ununda ise Pantoea ve Bacillus olduğu, boza mayası, 1. gün boza, 3. gün boza ve satışa sunulan son üründe dominant bakteri Lactococcus olarak belirlenmiştir. Çalışmamızda örnekler arasındaki bakteriyel çeşitlilik, benzerlik ve farklılıklar Principal Coordinate Analiz ve dendrogram oluşturulması ile ortaya konmuştur. Boza üretiminde kullanılan ham maddelerin bozanın fermantasyon aşamalarındaki ürünler ile fermantasyon sürecinde mikrobiyotasına nasıl değiştiği ve son ürüne olan katkıları, DNA düzeyinde yapılan metagenomik analizler ile belirlenmiştir.Review Hepatit B İnfeksiyonlarının İmmünopatogenezi(Bilimsel Tip Yayinevi, 2019) Tülek, NeclaHepatit B infeksiyonları tüm dünyada majör sağlık problemleri arasında olup, siroz ve hepatoselüler karsinomanın en önemli nedenidir.Tedavide gelişmelere rağmen henüz kronik hepatit B infeksiyonunda kür sağlanamamaktadır. Hepatit B infeksiyonlarında klinik sonuçinfeksiyonun alınma yaşı, viral yük ve konağın immün yanıtına bağlıdır. Akut hepatitlerde klinik seyir subklinik hastalıktan, anikterikhepatite, ikterik hepatite ve fulminant hepatite kadar değişebilirken, kronik hepatitlerde hastalığın seyri asemptomatik inaktif durumdankronik hepatite, siroz ve hepatoselüler karsinomaya kadar değişebilir. Hepatit B virüsü hepatositlerde sitopatik olmayarak çoğalır veklinik sendromların çoğu immün yanıt ile ilişkilidir. İmmün sistem aktivasyonu virüsün eliminasyonunu sağladığı gibi karaciğer hasarınada neden olur. Hepatit B patogenezinde hücresel immün yanıt özellikle de CD8+ T hücreler santral olmasına rağmen immün sistemindiğer komponentleri de katkıda bulunur. Kronik hepatitli hastalarda hem doğal hem de adaptif immün yanıt zayıflamış ve T hücreyanıtı tükenmiş durumdadır. İmmünopatolojideki mekanizmaların daha iyi anlaşılması, yeni etkin tedavi stratejilerinin geliştirilmesindeyararlı olacaktır.Article İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği: Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması(2022) Sönmez, Münevver; Korkmaz, Serap; Kısacık, Öznur GürlekAmaç: Çalışma, İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemek amacı ile gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Metodolojik araştırma tipinde planlanan çalışmanın örneklemini 272 yoğun bakım ve palyatif bakım hemşiresi oluşturdu. Ölçeğin dil eşdeğerliği için çeviri-geri çeviri tekniği kullanıldı. Ölçeğin geçerlik çalışması için, uzman görüşlerine dayalı kapsam geçerliği hesaplandı. Yapı geçerliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi kullanıldı. Ölçeğin güvenirlik analizinde test-tekrar test, korelasyon, madde toplam puan korelasyon ve Cronbach’s alpha katsayısı kullanıldı. Bulgular: Ölçeğin Türkçe formunun kapsam geçerliği uygundu (KGİ=0.95). Ölçek toplam Cronbach’s alpha katsayısı 0.92, madde toplam puan korelasyonları 0.33 ile 0.72 arasında bulundu. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeğin toplam varyansın %63.55’sini açıklayan dört faktörden oluştuğu doğrulandı. Yapı geçerliği, 0.62-0.83 faktör yükü aralığı ile desteklendi. Ölçeğin 20 madde ve 4 alt boyuttan oluştuğu belirlendi. Sonuç: İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği’nin Türk toplumuna uyarlanması için yapılan analizlerden elde edilen bulgular, ölçeğin Türkçe formunun, hemşirelerin inkontinans ilişkili dermatit hakkındaki bilgi, tutum ve uygulamalarının incelenmesinde dört boyutlu bir araç olarak, güvenilir ve geçerli olduğunu gösterdi.Research Project Gıda Örneklerinde Listeria Monocytogenes Tayini İçin Yeni Qcm Tabanlı Aptasensör Geliştirilmesi(2023) Bayramoğlu, Gülay; Erkaya, İlkay Açıkgöz; Aydın, Ali; Özalp, Veli Cengiz; Kılıç, Murat; Tural, Sena Nur; Çimen, Ayşe Gül; Ozalp, Cengiz; Keskin, Feyza NurProjede kapsamında, çalışmanın ilk aşamasında hedef bakteri L. Monocytogenes 10 farklı gıda örneklerinden izole edilen L. monocytogenes bakterileri multipleks PCR (PZR) ile karakterize edilmiştir. DNA ekstraksiyonu ardından L. monocytogenes'e özgü gen bölgeleri PZR yöntemi ile çoğaltılmıştır. L. monocytogenes özgül aptamerler adaylarının seçimi için SELEX döğüleri kullanılmış ve elde edilen dizilerin motif araması sonucunda ondan fazla anlamlı motif içeren aptamer adayları belirlenmiştir. Elde edilen aptamer aday dizileri floresan veya tiol işaretli olarak hazırlanmış ve bağlanma afiniteleri floresan yöntemle hesaplanmıştır. Daha sonra, aptamer adaylarının bağlanma kinetikleri kuarzt kristal mikrotartı (QCM) yöntemi ile yapılmıştır. Daha sonra, QCM sisteminin çipi ve manyetik ön derişim sisteminin manyetik partikülleri (Fe3O4) çift tabakalı biyo-uyumlu iki faklı polimerle kaplanması gerçekleştirilmiştir. Bu kaplama için, polidopamin (PDA) ve diaminopoliethilenglikol (DAPEG) aşılama amacı ile kullanılmıştır. Bu doğrultuda, ön deriştirme sistemi olarak kullanılmak üzere, ısı ile çöktürme yöntemi ile manyetik Fe3O4 nano-parçacıklar hazırlanmıştır ve yüzeylerinde hidrofilik özellikte çift katmanlı polimer tabakası oluşturulmuştur. Bunun için, birinci basamakta, Fe3O4 nano-tanecikleri dopamin çözeltisi içerisinde herhangi bir aktivasyon ajanına gerek kalmadan kendiliğinden polimerleşmesi sonucunda yüzeyde PDA tabakası oluşturulmuştur. Daha sonra, Fe3O4@PDA nano-parçacıkların yüzeyi ikinci bir hidrofilik polimer tabakası diaminopolietilen glikol (DAPEG) kaplanmıştır. Bu kaplama reaksiyonu için, PDA reaktif grupları ile DAPEG in serbest amin gruplarının reaksiyona girmesi ile ?Fe3O4@PDA@DAPEG? nano-tanecikler elde edilmiştir. Sensör yüzeyi de manyetik nanopartikül yüzeyine eşlenik olarak benzer yaklaşım kullanılarak hazırlanmıştır. Fe3O4@PDA@DAPEG nano-tanecikler çeşitli bakteri örnek ortamlarından ön-zenginleştirme işlemi için başarılı bir şekilde kullanılmış ve ardından elüe edilen bakteriler L. monocytogenes?e özgül aptamer içeren ÇİP@PDA@DAPEG-Apt sensörü, temas ettirilerek örneklerinden hedef bakteri L. monocytogenes?in gerçek zamanlı tespiti için kullanılmıştır. XRD verileri manyetik partiküllerin reaksiyon sonrasında yapısının bozulmadığını göstermiştir. Fe3O4, Fe3O4@PDA ve Fe3O4@PDA@DAPEG?lerinin doygunluk manyetizasyonu, sırasıyla 57,2, 40,8 ve 36,4 emu g-1 olarak belirlenmiştir. Fe3O4@PDA@DAPEG-Apt nanoparçacıkları ve ÇİP@PDA@DAPEG-Apt farklı sayıda L. monocytogenes hücresi (101 ile 1010 CFU/ml arasında hazırlanan örnekler) kullanılarak ölçümleme eğrileri elde edilmiştir. 105 bakteri hücresi PBS tamponuna ilave edilip Fe3O4@PDA@DAPEG-Apt nanopartikülleri ile teması ve eluentin QCM sensöründe frekans değişimi 3826,24 Hz olarak bulunmuştur. Eluentin plaka sayım analizinden L. Monocytogenes hücre sayısının 13696 CFU bulunmuştur Fe3O4@PDA@DAPEG-Apt nanopartiküller ortamdaki bakterilerin %90 üzerinde bir uzaklaştırma sağladığı bulunmuştur. Geliştirlen sistemin seçiciliği L. monocytogenes kıyasla diğer üç farklı Listeria suşlarının L. ivanovii (ATCC 19119), L. innocua (ATCC 33090) ve L. seeligeri (ATCC 35957) suşlarının sırasıyla %10,6, %16,1 ve %1.2 oranında QCM sinyalleri elde edilmiştir. L. monocytogenes gibi Gram pozitif bakteri olan S. aureus'un %14,2 ve B. Subtilus ise 7,5 mertebesinde sinyal ürettiği izlenmiştir. Ayrıca, gram negatif bir bakteri olan E. coli ise %0,2'si mertebesinde referans suşa kıyasla QCM den sinyal elde edilmiştir. Bu sonuçlar, geliştirilen önderişim sistemiminin ve apta-sensörün diğer bakterilere karşı da oldukça seçici olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak, hazırlanan ön derişim sistemi kontamine olmuş L. monocytogenes patojeni tespit edecektir ve gerçek zamanlı bir bakteri analizine sahip sistemdir. L. monocytogenes için oldukça özgül bir sistemdir. Ayrıca, aptamerin değiştirilmesi ile diğer patojenlerin tayin edilmesi olanağını da sunmaktadır.Article Allojeneik Kök Hücre Nakli Sürecinde Covıd-19 Sıklığı ve Seyri(2022) Şahin, Uğur; Şahin, Uğur; Arslan, Aykut İlker; Urlu, Selin Merih; Gökmen, Ayla; Soydan, EnderAmaç: Bu çalışmada COVID-19 pandemisinden önceki bir yıl ve sonrasında merkezimizde allo- jeneik kök hücre nakli (AKHN) yapılan hastalarda COVID-19 sıklığı, seyri ve aşılanma durumu, hasta ve verici özellikleri gibi prognoz üzerinde etkili olabilecek faktörlerin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntem: Ocak 2019-Temmuz 2022 arasında merkezimizde AKHN yapılan hastala- rın demografik özellikleri, tanıları, verici özellikleri, COVID-19 geçirme durumu, COVID-19 için aşılanma durumu, COVID-19 ilişkili mortalite (CİM), relaps dışı mortalite (RDM), genel sağkalım (GS) araştırıldı. Bulgular: AKHN yapılan 236 ardışık hastadan çalışma dışı kalanlar çıkarıldıktan sonra 204’ünün ortanca yaşı 50 (18-76), AKHN sonrası ortanca takip süresi 21.2 [%95 güven aralığı (GA): 18.5- 23.9] aydı. En sık tanılar akut lösemi ve miyelodisplastik sendromdu (%72.6, n= 148). Hastaların %11.3’ü (n= 23) AKHN’den önce, %25.0’ı (n= 51) AKHN’den sonra COVID-19 geçirmiş ve %6.4’ünde (n= 13) CİM izlenmişti. Hiç aşı yaptırmayanlar %39.7 (n= 81); AKHN öncesinde en az bir doz aşılananlar %22.1 (n= 45) oranındaydı. AKHN sonrası 1, 3, 6 ve 12. aylarda kümülatif CİM sırasıyla %3.0 (%95 GA: 1.04-4.96), %5.0 (%95 GA: 1.08-8.92), %7.0 (%95 GA: 3.08-10.92) ve %7.0 (%95 GA: 3.08-10.92) bulundu. Uygulanan aşı dozu ikinin altında olan hastalarda RDM daha yüksek, GS daha düşüktü (sırasıyla p< 0.001 ve p< 0.001). Hiç aşılanmamış olma GS, RDM ve CİM için; HLA uyuşumlu akraba dışı vericiden nakil yapılması GS ve RDM için bağımsız risk faktörüydü. Sonuç: COVID-19 AKHN sonrası dönemde önemli bir mortalite sebebi olmuştur. Mortalite açısın- dan en riskli dönem AKHN sonrası ilk altı aydır. En az iki doz aşı yapılan hastalarda mortalite ve sağkalım oranlarında önemli bir düzelme izlenmektedir. HLA uyuşumlu akraba dışı vericilerden yapılan nakillerde gözlenen olumsuz sağkalım sonuçları yurtdışı doku bankalarına ulaşımdaki kısıtlanmalar ve dondurulmuş ürün kullanımı ile ilişkili olabilir.Review Covid-19’a Histopatolojik Bir Bakış: Akciğ Er, Bo Brek, Beyin, Karaciğ Er(2020) Aykanat, Nuriye Ezgi Bektur; Bektur, Ezgi2002 ve 2012 yıllarında önceki koronavavirüs salgınları olan Şiddetli akut solunum sendromu koronavirüs (SARS‐ CoV) ve Ortadoğusolunum sendromu koronavirüs (MERS ‐ CoV) ortaya çıkmıştı. Sonrasında Aralık 2019'da Çin'in Hubei eyaleti Wuhan Şehrinde SARS‐CoV‐2 adında bir başka yüksek derecede patojenik koronavirüs ortaya çıktı ve hızla tüm dünyaya yayıldı. 11 Mart 2020 tarihinde hastalıkpandemi, yani küresel salgın hastalık olarak ilan edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından COVID-19 olarak adlandırılan bu virüs,inhalasyon veya enfekte damlacık yoluyla bulaşır ve kuluçka süresi 2 ila 14 gün arasında değişmektedir. Virüs, halsizlik, kuru öksürük, ateş,bulantı, kusma, koku kaybı, baş ağrısı ve en önemlisi solunum sıkıntısına neden olmaktadır. Birçok insan asemptomatiktir. Hastalık çoğuinsanda hafif seyreder; bazılarında (genellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlarda) pnömoniye, akut solunum sıkıntısı sendromuna (ARDS)ve çoklu organ fonksiyon bozukluğuna ilerleyebilir. Vaka ölüm oranının % 2 ile % 3 arasında olduğu tahmin edilmektedir. SARS-CoV-2,konakçı hücreleri anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (ACE2) reseptörleri yoluyla enfekte eder. Artan kanıtlar, koronavirüslerin her zamansolunum yollarıyla sınırlı olmadığını, ACE2 reseptörlerinin bulunduğu pek çok organı istila edebileceklerini göstermektedir. Dünyagenelinde ilk vakanın çıktığı Aralık 2019’dan bu yana 8 aylık süre içerisinde vaka sayısı 14 milyonu, ölü sayısı 619 bini geçmiştir.Türkiye’de ise COVID-19 pozitif vaka sayısı 225 bine yaklaşmış olup maalesef aramızdan ayrılan insan sayısı 5500'ü geçmiştir. Buderlemede COVID-19 nedeniyle hayatını kaybetmiş insanlara ait farklı organlardan alınan biyopsi örneklerinin histopatolojik bulgularıbildirilmektedir.Article Risk Factors for Rectal Colonization with Carbapenemase Producing Enterobacteriaceae(Bilimsel Tip Yayinevi, 2021) Hekimoglu, Sirin; Ertem, Gunay; Yucel, Mihriban; Basar, Hulya; Kaya Kilic, Esra; Ozcan, Ayse; Tulek, Necla; Kılıç, Esra Kaya; Erdınc, Fatma SebnemIntroduction: Carbapenem-resistant Enterobacteriaceae (CRE) is the most common pathogens acquired in intensive care units (ICU). Materials and Methods: This study was designed as prospective observational study at the Ankara Healthcare Application and Research Center of the University of Health Sciences. The study was conducted between September 2017 and May 2018 in the tertiary Anesthesiology and Reanimation ICU. Rectal swab samples were taken from each hospitalized patient during hospitalization and weekly thereafter. Sixty-five patients with CRE colonization were considered as the study group and 65 patients without CRE colonization were considered as the control group. Results: The 51% of the cases are male and 49% are females. The mean age of all cases was 69.1 +/- 17.6 and the median age was 73. The majority of bacteria grown in rectal swabs are constituted by Klebsiella pneumoniae (43-58.1%) and Escherichia colt (16-21.6%). Duration of hospitalization in the ICU was 19.6 +/- 15.8 in the control group and 48.5 +/- 38.2 in the study group. Duration of hospitalization in CRE-infected patients were longer than non-infected patients (p<0.001). The use of a central venous catheter and tracheostomy showed statistically significant difference between the groups (p< 0.05). Nineteen cases (29.2%) had CRE positivity at their admission to the ICU. Eighteen of these patients came from another clinical service or hospital (p< 0.005). In the control group, carbapenem was used in a mean of 11.9 +/- 9.9 days and in the study group a mean of 16.3 +/- 8.5 days (p= 0.002). In multivariate analysis of risk factors, duration of hospitalization in the ICU increases the risk of CRE positivity in rectal culture 1.04 (95%GA, 1,005-1,072, p= 0.024) times more. Conclusion: In our study, it can be said that it is important to question the indications of invasive procedures to be applied to the patients. We recommend that patients should be admitted to service follow-up when the ICU follow-up and treatment indications are terminated. Carbapenem treatment times should be shortened. As a result, it would be wise to take rectal surveillance cultures in ICUs to detect and control carbapenem-resistant strains.


