6 results
Search Results
Now showing 1 - 6 of 6
Master Thesis Dil, Kültür ve Tarih Bağlamında Tanzimat Sonrası Basınla Beraber Yaşanan Modernleşmeye Dair İnceleme(2015) Teke, İsmail; Ülker, Halil İbrahimİnsanların kolektif yaşama ihtiyacı karşılıklı olarak iletişime geçme sonucunu doğurmuştur. Bu şekilde ortaya çıkan dil, nesilden nesile bilgi ve tecrübe aktarım aracı olarak kültürü yaratmış ve zaman içerisindeki devinimleri ise tarih kavramının içerisinde yer almıştır. Bir toplumun bir daha geri döndürülemeyecek bir biçimde geleceğe aktarılması olan kalkınmanın gelişmişlik düzeyi göstergelerinden biri olan modernleşme ise bu üç sacayağının kesişim kümesinde yer alan bir olgu olup bu üç sacayağının üzerinde şekillenmektedir. Bu tezin amacı Tanzimat dönemi sonrasında dil, kültür ve tarih olgularının basınla beraber yaşanan modernleşme kapsamında evrimi ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu'nun modernleşme üzerine olası etkisini açıklamaktır. Tezde öncelikle bu öğeler önce sırası ile açıklanmış ve etkiler analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dil, kültür, tarih, Tanzimat, basın; modernleşme, Türkiye Radyo Televizyon KurumuMaster Thesis Güç Mesafesi ile Siyasi Yeterlik Arasındaki İlişkinin Kişilik Ara Değişkeni Üzerinden İncelenmesi(2019) Uğur, Mert; Bircan, İsmailKültürün güç mesafesi boyutu ile siyasi yeterlik (içsel ve dışsal) arasındaki ilişkiyi incelemek bu çalışmanın amacını teşkil etmektedir. Ayrıca bu ilişkinin incelenmesinde kişilik ara değişkeni söz konusudur. Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü kapsamındaki yüksek lisans öğrencileri üzerinde araştırma kapsamında anket uygulanmıştır. Korelasyon ve regresyon analizi yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışma sonucunda güç mesafesi ile özellikle dışsal siyasi yeterlik arasında bir ilişkinin var olduğu bulunmuş, ancak bu ilişkinin yönü beklentinin tersine negatif çıkmıştır. Kişilik değişkeninin ve özellikle de öz disiplin özelliğinin ise herhangi bir aracılık etkisi bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler Güç Mesafesi, Siyasi Yeterlik, Kişilik, KültürMaster Thesis Mersin - Aydıncık İlçesi ve Çevresinin Kültür Turizmi Potansiyeli Açısından Değerlendirilmesi(2015) Akkuş, Osman; Güneş, GülTürkiye kültür turizm potansiyeli açısından oldukça zengin bir coğrafyadadır. Bu zenginlikte doğal güzellikleri, ilk çağlardan günümüze kadar gelen sayısız tarihi ve kültürel değerlerin katkısı büyüktür. Aydıncık ilçesi Akdeniz Bölgesinde bu kültürel dokudan payını almış ilçelerden biridir. Bu çalışmanın amacı Aydıncık ilçesi ve yakın çevresinin kültür turizmi açısından önemli bir destinasyon haline gelebilmesi için potansiyel kaynak değerlerin belirlenmesi ve ülkemizde kitle turizmi nedeni ile yaşanan, kaynak kayıplarının bu destinasyonda yaşanmaması için kaynak korumacı bir yaklaşım olan sürdürülebilir turizm yaklaşımı bağlamında yapılması gerekenleri ortaya koymaktır. Bu çalışmanın temel araştırma problemini, Aydıncık ilçesinde Kültür turizminin gelişebilmesi için yapılması gereken çalışmalar oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi; 'Niteliksel Tasarım' türlerinden olan Niteliksel İçerik Analizi Tasarımıyla (kaynak/literatür taraması) içerik oluşturma ve Niteliksel Saha Araştırması(gözlem yapma) yollarıyla niteliksel veri toplama yoluyla veri toplama olarak belirlenmiştir. Araştırmada yarı yapılandırılmış mülakat yöntemine uygun açık uçlu sorulardan oluşan bir görüşme formunu kullanılmıştır. Yüz yüze görüşmeler turizmin Aydıncık ilçesine olan katkısının ortaya çıkması, Sürdürülebilir politikalarla yönetilmesi açısından tüm kamu, sivil, yerel halk, konaklama, yeme içme işletmeleri, turizm acentelerini kapsayacak şekilde planlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Aydıncık ilçesi Kültür Turizmi ve diğer özel ilgi turizmi türleri açısından güçlü bir potansiyele sahiptir. İlçe sahip olduğu bu potansiyeli pazarlayıcı, tanıtıcı tedbirler almalıdır. Turizmin ilçede ivme kazanmaya başladığı zamanlarda taşıma kapasitesi aşılmamasına özen gösterilmeli, çevre ve kıyı, kültürel dokuyu koruyucu önlemler mutlaka alınmalıdır. İlçede turistlerin ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte konaklama, yeme içme, sosyal tesisler faaliyete başlamalıdır. Altyapı ve üst yapı problemleri için projeler üretilmelidir.Master Thesis Avrupa Birliği Kültür Politikaları ve Türkiye'ye Etkileri(2011) Öztürk, Günay; Bal, İdrisKüreselleşen dünyada bugün için en önemli uluslararası bir entegrasyon olan AB tüm kurum ve kuruluşlarıyla bir birleşik devletler Topluluğu olma yolundadır. Entegrasyon içinde kültürde önemli bir yer tutmaktadır.Bu çalışma; AB'nin tarihsel gelişim sürecinde kültür politikalarının incelenerek gelinen noktanın ve Türkiye'ye etkilerinin tespit edilmesini amaçlamaktadır.Birinci bölümünde Kültür Kavramı, Kürelleşme ve kültür üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde AB'nin tarihsel gelişim süreci, AB kurumları incelenmiştir. AB'nin genel durumu saptanmaya çalışılmıştır.Tezin ana konusunu oluşturan üçüncü bölümde AB kültür politikaları tarihsel gelişim süreci içinde incelenmiş, kültür programları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise Türkiye'de tarihsel süreç içinde kültür politikaları genel olarak ele alınmış ve AB Türkiye ilişkilerinin gelişimi ve AB kültür politikalarının aday ülke Türkiye'ye etkileri incelenmiştir.Tezde sonuç olarak, çeşitlilik içinde birlik düşüncesi ile AB'de kültür bağlamında bugün gelinen durum saptanmaya çalışılmıştır.Master Thesis Rıza Şah Döneminde İran-almanya Siyasal Kültüral İlişkileri(2015) Asgary, Roghiyeh; Ünal, HasanBirinci Dünya savaşı sırasında, İran'da bulunan Ruslar ve İngilizlerin karşısına çıkan yeni engel yeni ayak tutan İran ve Almanya ilişkileriydi. Naseredin Şah Rusya'nın İran'ın kuzey ve kuzey batısından ilerlemesini azaltmak için Almanya'nın ayağını ülkeye açtı. Bu dönemde Almanya'nın İran'ın dış siyasetinin gelecekteki planlar için odak haline gelmesinin tek sebebi Bismark ve onun Almanya'nın dış politikasındaki başarısıydı. Bismark bu dönemde Almanya'yı birleşik hale getirmek ve Avrupa devletleri ile ilişkisini geliştirmek için elinden geleni yapıyordu. Rıza Şah'ın 1925 yılında saltanata gelmesiyle İran'ın dış siyasetinde yeni bir dönem başladı. Başlangıçta, Almanya'nın birinci dünya savaşında yenilmesiyle İran devleti dış yatırımı artmak ve siyasi desteğinin güçlenmesi için Amerika'ya yöneldiler ancak Amerika o dönemde kendiside siyasi izolasyondaydı. Faransa'ya da bakıldığında, kuzey Afrika ve Avusturya ve balkanlar ile meşgul olmuştu ve bir tek Almanya İran'ın kurtarıcısı gibi görünüyordu. Ayrıca, bu dönemde İran ciddi bir mali ve ekonomik reforma ihtiyaç duymaktaydı. Tabii ki hiç bir yabancı ülke diğerinden bir yarar beklemeden başka devletin yardımına gelmez ve ilişiklerde kazançlar ön plana çıkar. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla İran ve Almanya arasındaki işbirliği yinede bu iki ülkeyi birbirine yakınlaştırdı. Ancak savaşın askeri ve siyasi sonucu her iki ülke için başarılı değildi, fakat savaşta iki ülkenin işbirliği bu iki devletin ilişkilerini iyice geliştirdi. Aynı zamanda; Rusya'nın siyasi izolasyonu ve 1917 devrimi İngilizlerin İran'a yoğun bir şekilde girmelerine sebep oldu. Dönemin süper güçleri özellikle, Almanya, Rusya ve İngiltere kendi kazançları için İran'a girmişlerdir. İngilizler ve Rusların İran'da geçmiş yıllardaki kötü sömürgeci siyasetlerine bakıldığında, İran yöneticilerin ve halklının tek umudu Almanya olarak gözüküyordu. İran devleti Avrupa'da sömürge beklentisi olmayan güçlü bir devlet peşindeyken Almanya'yla diplomatik ve siyasi ilişkiler kurmaya başladı. Hiç bir sömürgeci geçmişi olmayan ayrıca endüstriyel ve ekonomik gelişimi bu ülkenin avantajlarına ekliyordu. Rıza Şah'ın tek amacı ülkeyi Sovyetler Birliği ve İngilizlerin nüfuzu altından çıkarmak, siyasi ve ekonomik konularda bağımsız olmaktı. Bu amaçlara ulaşmak için ülkeyi sanayileştirme, Milli Banka açmak, İran uzmanlarına eğitim vermek, çeşitli fabrikalar açmak, irtibat hatlarını genişletmek peşindeyken Almanlarla işbirliği yapmaya başladı. Rıza Şah, saraylar, kraliyet konuk evleri hükümet binaları, ülke çapında ordu üsleri ve bir silah fabrikası kurmak için endüstriyel aletler ve makinelere ve uzmanlara ihtiyaç duymaktaydı ve Almanlar da bütün ihtiyaçları Rıza şah için kolay koşullarla karşıladılar. Almanların, İran'a girmesi yeni gelişen sanayileri için hammadde sağlamak ve İngilizlerin İran'da pazarı kaybetmek anlamına geliyordu. Ancak, İran'da Almanya'nın ekonomik nüfuzu komünizmin yayılmasını engelliyordu. Ayrıca Almanya buradan elde ettiği kazanç ile ittifak devletlerinin birinci dünya savaşından ortaya çıkan borçlarını ödeyebilir durumuna geliyordu. Rıza şah Almanya'nın düzenli ordusunu görüp tutkuyla Almanya ile askeri konular başta olmak üzere siyasi ve ekonomik ilişkilerini de pekiştirdi. Rıza şah güçlü devletleri seviyordu ve dünyada yeni yıldızı parlayan Hitler'e hayranlık duyuyordu. Almanya'da Nazilerin diktatör rejimi güçlendiği zaman İran ve Almanya ilişkileri genişledi. Bu doğrultuda Rıza Şah Berlin'de Nazilerin vasıtasıyla İran'ın siyasi muhaliflerinin faaliyetlerini kontrol altına alıp ve komünizmin genişlemesini engelliyordu. Bunlara ilaveten Rıza Şah dönemine İran ve Almanya ilişkileri çeşitli ilkelere dayanmaktaydı: İran toplumunun İngilizler ve Ruslardan nefret etmesi Rıza Şahın diktatör ve hırslı olması (Hitler gibi) İranlı'ların İngilizler tarafından komünizm ile mücadeleye teşvik olması İran Askeri güçlerinin yenilmesi ve İran devletine karşı bağlanan antlaşmalar Almanların Ruslar ve İngilizlerle olan açık düşmanlığı Almanya'nın doğu ve İran pazarına girmek istekleri, Çünkü İran doğu'ya giriş kalesiydi Birinci ve ikinci dünya savaşları döneminde İran ve Almanya ilişkilerine büyük bir tablo olarak bakıldığında aslında İran'ın daha kazançlı olduğunu görmek mümkündür. İran devleti Rusların baskılarını ve İran kuzeyindeki Rus ilerlemesini önlemek için Almanya'yı çok iyi bir şekilde kullandı. Ayrıca, Almanlar sanayi ve ekonomik konusunda çok ileri bir düzeye sahiplerdi ve bu İngiltere ve Rusya'nın İran'da ticaret pazarında yeni bir rakiplerinin olduğu anlamına gelmekteydi. Artık, Ruslar kalitesiz ürünlerini istedikleri fiyata satamamaktaydılar. Çünkü Almanya'nın ürünleri çok kaliteli ve ucuz fiyattaydı. Bu konu Almanya'yı Avrupa'da komünizm önünde bir engel olarak gören İngilizler için o kadar da önemli değildi. İran ve Almanya arasında bir ortak noktada her ikisinin Arı ırkından olma söylemi idi. Bu konu sosyal açıdan iki ülkenin evlilik konusundaki yasağı kaldırdı. Almanya'nın İran'da var olması ve iki ülke arasında yapılan anlaşmalar Alman mühendislerinin ve bilim adamlarının İran'a gelmesini sağladı. Bu da İran'da çeşitli şehirlerde halen de kullanılan üniversite, Fen liseleri, okullar ve önemli devlet binalarının yapılışını ardından getirdi. Bunlarla birlikte bu dönemde Alman yapımı baskı makinelerinin İran'a gelmesiyle devletten yana olan ve devlete karşı olan çeşitli dergilerin yayılmasında önemli bir artış gözlemlendi. Aynı zamanda İran dışındaki dergiler ve İran Alman dostluk derneklerinin açılması İran tarihinin Avrupa'daki kültürel ve tanıtım açısında önemli rol oynamıştır. Askeri açıdan bu dönemde İran ordusu tecrübeli Alman komutanlığında eğitim alma fırsatını bulmuştur. Bu dönemlerde Alman mühendisler ve bilim adamları sayesinde ve onların sundukları katkılarla İran sanayileşmeye doğru yol almaya başlamıştır. İlk defa bu dönemde yabancı bir firma İran şehirlerarasında uçak seferleri başlattı. İran'ın 1920 ile 1924 yılları arasında Almanya'ya ihracat oranı sıfırdan %32'ye ve Almanya 1940 ile 1941 yılı arasında İran'la olan ticaretinde %6.42 ithalat ve %9.47 ihracat oranına sahip olmuştur. Almanlar Tebriz ve Trabzon arasındaki önemli demiryolunun başlamasında temel oluşturdular. 1929 yılında da ülkede kendi havayollarını kurup ve yatırımlarla İran devletinin dikkatini çektiler. 1931 yılında İran'daki Almanların sayısını 10000 civarında olduğunu söylenmekteydi. Ancak İran devleti onların İran sanayi için hizmet amaçlı geldiklerini ve onların sayısını 690 kişi olduğunu söylüyordu. 1931 yılında İran ve Almanya ilişkileri, Berlin'de İran'ın siyasi muhaliflerinin faaliyetleri sonucu, sermayenin yabancı elinde tekelleşmesi, İran Milli Bankası'nın iflası ve hortumlanması nedeniyle kötüye gitti. Sonra 1935 yılında hazırlama birimi antlaşmasıyla iki ülkenin ilişkileri özellikle ticari ilişkileri genişledi. Yukarıda geçen tüm bu konular ve ilişkiler bir yana dursun, Almanya'nın İran'a karşı unutulmaz bir jesti olmuştur. Almanya İkinci Dünya Savası sonunda bir çok cephede yenilmesi ve kaybetmesine rağmen, Brest Litovsk sulh antlaşmasında İran'dan çıkışını İran'ın Bağımsızlığının, Eğemenliğinin ve toprak bütünlüğünün İngilizler ve Ruslar tarafından tanınmasını şart koşmuştur. Bu tabloya böyle bakıldığında İran'ın Almanya'dan kazançları kalıcı olup ancak, Almanya için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Anahtar Sözcükler İran ve Almanya İlişkiler Tarihi, İran-Almanya İlişkileri Rıza Şah Döneminde, Almanya ve İran Meşruta Dönemi, Almanya-İran Kültürel İlişkileri, Almanya-İran Arasında Ticari ve Siyasi İlişkileri.Master Thesis Turizm Destinasyonları için Sürdürülebilir Turizmin Önemi: Siirt İli Örneği(2017) Kıran, Selcan; Güneş, Saniye Gülİnsanların turizm faaliyetleri sonucu oluşan çevre sorunları, kirlilikle başlamış ve doğadaki canlıların yok olma noktasına kadar ilerlemiştir. Kültürel ve doğal değerlerin insanlığa ait ortak değerler olduğunun ve gelecek kuşaklara aktarılması gerekliliğinin öneminin anlaşılmasıyla beraber çevresel alanda koruma çalışmaları başlamış, bu çalışmalar sonucu sürdürülebilirlik kavramı ortaya çıkmış ve zamanla küresel bir boyuta ulaşmıştır. Bu çalışmanın temel amacı; turizmin yeterince gelişmemiş olduğu Siirt destinasyonunun doğal ve kültürel değerlerin sürdürülebilir turizm ilkeleri doğrultusunda turizme kazandırılması, Siirt'in turizm potansiyelinin arttırılması ve İl'in markalaşması için yapılması gerekenleri belirlemektir. Araştırma yöntemi; 'Niteliksel Tasarım' türlerinden olan Niteliksel İçerik Analizi Tasarımıyla (kaynak/literatür taraması) içerik oluşturma, Niteliksel Saha Araştırması (gözlem yapma), Niteliksel Veri Toplama (derinlemesine mülakat) olarak belirlenmiştir. Araştırmada yarı yapılandırılmış mülakat yöntemine uygun açık uçlu sorulardan oluşan bir görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Siirt destinasyonun kaynak değerlerinin korunması ve turizmin artması adına, yöresel mimarinin korunması ve restorasyonuna, İl'e özgü yerel mutfak, el sanatları gibi değerlerin turistik ürününe dönüştürülmesine, destinasyonun tanıtım faaliyetlerinin geliştirilmesine, İl'de turizm alanında nitelikli istihdam yaratacak eğitimlerin verilmesine, altyapı ve üstyapının geliştirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda Siirt İl'i turizminin sürdürülebilir politikalarla yönetilmesini konusunda öneriler ortaya konmuştur.
