Search Results

Now showing 1 - 10 of 19
  • Article
    İnsan Kafasındaki Dokuların Öziletkenliklerin Kestirimi İçin Kullanılan İstatistiksel Kısıtlı Minimum Ortalama Hatalar Karesi Algoritmasının Kaynak Yerelleştirimine Etkisi
    (2012) Şengül, Gökhan; Baysal, Uğur
    EEG ve/veya MEG ölçümleri verildiğinde, insan beynindeki aktif kaynakların bulunması\"EEG/MEG biyoelektromanyetik ters problemi\", \"aktivite kaynağının belirlenmesi\" ya da\"kaynak yerelleştirimi\" (source localization) olarak tanımlanır. Tipik bir kaynak yerelleştirimisistemi EEG/MEG ölçümlerinin yanısıra hastanın/deneğin kafasına ait geometri bilgisine,elektriksel kaynak hakkındaki ön bilgiye, ölçüm elektrotlarının sayısına ve bu elektrotların üçboyutlu uzaydaki konumuna ve kafa modelinde yer alan dokularınöziletkenliklerine/özdirençlerine ihtiyaç duyar. Bu çalışmada insan kafasındaki dokularınöziletkenliklerini kestirmek için daha önce önerilen İstatistiksel Kısıtlı Minimum OrtalamaHatalar Karesi algoritmasının, öziletkenlik kestirimindeki başarımı benzetim çalışmaları ilehesaplanmış ve kaynak yerelleştirimine etkisi araştırılmıştır. Beyin, kafa tası ve kafaderisinden oluşan üç kompartımanlı gerçekçi bir kafa modeli kullanılarak yapılan benzetimçalışmalarında 100 farklı öziletkenlik değeri kestirilmeye çalışılmış ve kestirim hataları kafaderisi için ortalamada %23, kafatası için % 40 ve beyin için de %17 olarak hesaplanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde ise literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerlerikullanıldığında ve önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerleri kullanıldığındaortaya çıkan kaynak yerelleştirimi hataları yine benzetim çalışmaları ile araştırılmıştır.Çalışma sonunda literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerleri kullanıldığında 10,1 mmkaynak yerelleştirimi hatası bulunurken önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerlerikullanıldığında ise bu hata 2,7 mm'ye inmiştir. Burada bulunan sonuçlara göre İ.K.M.O.H.K.algoritması ile kestirilen doku öziletkenlikleri kullanıldığında kaynak yerelleştirimi konumhatasında ortalama öziletkenlik kullanılması durumuna göre %73,07'lik azalmagörülmektedir. Sonuç olarak kaynak yerelleştirimi uygulamalarında İ.K.M.O.H.K. algoritmasıile kişiye özgü olarak elde edilen doku öziletkenliklerini kullanmak, ortalama öziletkenlikkullamaya kıyasla hata oranlarını azalttığı sonucuna varılabilir.
  • Article
    Vatandaşların Akılcı İlaç Kullanımı, Bilgi ve Tutum Değerlendirmesi: Ankara İli Metropol İlçeler Örneği
    (2017) Barutçu, İ. Abdurrahman; Tengilimoğlu, Dilaver; Naldöken, Ümit
    İlaç tüketimi her geçen yıl önemli oranda artmaktadır. Bu artışta nüfus artışının önemi olduğu kadar küreselleşen dünyada artan stresin de önemli bir payı vardır. Akılcı ilaç kullanımı, bir yandan hastalığın tedavi yöntemine doğru katkının sağlanması anlamına gelirken bir yanda da bireysel ve ülke ekonomisine katkı sağlamak anlamına gelmektedir. Gereksiz yere bekletilerek son kullanma tarihleri geçirilen ilaçlar ile tedavi sonrası artan ilaçların çöpe atılması, ülke ekonomisi açısından önemli düzeyde bir kayıp yaşanmasına yol açmaktadır. Bu noktada yapılan araştırmanın temel amacı, vatandaşların akıllı ilaç kullanımına yönelik bilgi tutumlarının değerlendirilmesidir. Bu amaçla Ankara ilinin Metropol ilçelerde yaşayan ve kolayda örneklem yöntemi ile seçilen 400 kişi ile yapılan ile anket sonucu veri toplama işlemi yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiş, analizler sonucunda insanların akılcı ilaç kullanımı konusunda önemli eksikliklerinin olduğu, azımsanmayacak bir oranda insanın kendi başına veya yakın çevresinden aldığı tavsiyelerle ilaç kullandığı, hastalandıklarında çoğunlukla öncelikle aile hekimlerine başvurdukları, doktorlara reçeteye ilaç ekletme eğiliminde oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır
  • Article
    Tip 2 Diyabetli Bireylerde Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi ve Fiziksel Aktivite Seviyelerinin İncelenmesi
    (2021) Özel, Cemile Bozdemir; Arıkan, Hülya; Dağdelen, Selçuk; Kütükçü, Ebru Çalık; Karadüz, Beyza Nur; Kabakçı, Mevlana Giray; İnce, Deniz İnal; Karadüz-durukan, Beyza Nur; Inal-ınce, Deniz
    Amaç: Tip 2 diyabetli bireylerde fiziksel aktivite kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri açısından önemlidir. Çalışmanın amacı, Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ve fiziksel aktivite seviyelerini değerlendirmekti.Yöntem: Çalışmaya 47 tip 2 diyabetli birey (yaş ortalaması: 50,80±5,61 yıl) dahil edildi. Vücut yağı biyoelektrik empedans analizi ile değerlendirildi. Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi, Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi Ölçeği (0-28) ile değerlendirildi. Koroner arter hastalık risk faktörleri hesaplandı. Fiziksel aktivite seviyeleri yedi gün boyunca üç eksenli akselerometre ile ölçüldü.Bulgular: Kardiyovasküler hastalıklar risk faktörleri bilgi düzeyi ölçeği 20,69±3,86 puandı. Framingham risk skoru 8,85±3,06 olarak kaydedildi. Günlük ortalama adım sayısı 7195±3441,20 adım/gün olarak hesaplandı. Metabolik eşdeğer ile açlık kan glukozu (r=-0.381; p=0,018), vücut kütle indeksi (r=-0,665; p<0,001), bel çevresi (r=-0,381; p=0,018), vücut yağ yüzdesi (r=-0,554; p=0,002) ile ilişkiliydi. Kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde bulundu. Sonuç: Tip 2 diyabetli bireylerde kardiyovasküler hastalıklar bilgi düzeyi ortalamanın üzerinde olmasına rağmen, bireylerin adım sayıları düşüktü. Tip 2 diyabetli bireyleri fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirmeye ve adım sayısının yanı sıra aktivite şiddetine de odaklanarak fiziksel aktiviteyi arttırmaya yönelik uygulamalar amaçlanmalıdır.
  • Review
    Covıd-19 Sürecinde Sağlık Sistemlerinin Zorlukların Üstesinden Gelebilme Kapasitesinin Geliştirilmesi ve Hemşireler ile Diğer Sağlık Profesyonellerinin Güçlendirilmesi
    (2020) Terzioğlu, Füsun
    Günümüzde, lider ve yöneticiler tam anlamıyla çözümü olmayan, kariyerlerini ve kurumlarının geleceğini tehdit eden,tarafların zarar görmesi kaçınılmaz karmaşık birtakım problemlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Birbiriyle çelişen belirsizbilgileri değerlendirirken yönetici ve liderin önceliği çoğunluğa en az zarar veren çözümü uygulamaya koymak olmasıgerekmektedir. COVID-19 gibi pandemiye neden olan ve yaşantılarımızı belirsizliğin hakimiyetine bırakan bir süreçeklenince hem kişisel hem de sağlık meslekleri olarak yönetmemiz gereken birden fazla kriz durumu ortaya çıkmıştır.Burada önemli olan husus, Quantum çağında karşılaştığımız bu olağanüstü durumları nasıl yönettiğimiz ve bu sürecenasıl liderlik ettiğimiz ile ilişkilidir.Bu planlama sürecinde değişime nasıl ayak uyduracağımız ve nasıl liderlik edeceğimiz önemli bir konudur. Çünküinsanlar en önemli insan hakkı ve anayasal hakkı olan “yaşama hakkı” bağlamında bir riskle karşı karşıya kalmışlardır.Bu nedenle de bu süreçte kendimizi nasıl koruyacağımız ve nasıl sağlıklı kalacağımız en önemli önceliklerimiz olmuştur.Sağlığın korunması ve güçlendirilmesi denince akla ilk gelen hiç kuşkusuz bu konuyu kendisine mesleki ilke edinmiş olansağlık profesyonelleridir. Sağlık profesyonellerine bu kriz yönetiminde, planlama, hız, uyum ve güven oluşturma açısındanönemli sorumluluklar düşmektedir. Derleme tarzında hazırlanmış bu makalede COVID-19 sürecinde, yönetici ve liderleriniçinde bulundukları sağlık sisteminde zorlukların üstesinde gelebilme kapasitelerinin geliştirilmesi ile hemşirelerin ve sağlıkprofesyonellerinin güçlendirilmesi kapsamında yapılabilecekler tartışılmıştır.
  • Research Project
    Ayna Nöronların İrdelenmesi ve Robotik Ayna Terapisi Sisteminin Geliştirilmesi
    (2017) Arıkan, Kutluk Bilge; Cengiz, Bülent; Zinnuroğlu, Murat; Turgut, Ali Emre
    Günlük yasam aktivitelerinde elin ve ince kavrama hareketinin önemi büyüktür. Inme sonrası fonksiyon geri kazanımı en zor olan uzuv eldir. El rehabilitasyon robotları üzerine yogun çalısmalar sürmektedir. Proje kapsamında hazırlanan videoları islev kaybı veya güçsüzlügü olan ele takip ettiren özgün bir robotik sistem gelistirilmistir. Robotik sistemin tasarımında ince kavrama hareketine odaklanılmıstır. Bu amaca uygun olarak harici iskelet formunda mekanizma tasarlanmıstır. Ayna nöronların motor ögrenmedeki rolleri EEG ve TMS kayıtları ve detaylı analizler esliginde incelenmistir. Robotik sistemde kuvvet ve pozisyon denetimi gerçeklestirilmistir.
  • Review
    Citation - WoS: 3
    Citation - Scopus: 4
    Akciğer Kanserinde İmmünoterapi ve Tedavide Multidisipliner Yaklaşım
    (Turkish Assoc Tuberculosis & Thorax, 2020) Karadurmuş, Nuri; Kaya, Akın; Göksel, Tuncay; Yılmaz, Ülkü; Tülek, Necla
    Akciğer kanseri dünya genelinde kanserle ilişkili ölümlerin başlıca nedeniolmaya devam etmektedir. Son 20 yılda kanser biyolojisi ve patogenezi hakkındaki bilgiler artmış, immün kontrol noktası inhibitörleri (İKNİ) kullanımasunulmuş ve böylece solid kanserlerin tedavisinde önemli bir dönem başlamıştır. Bu derlemede; tedavide yenilikler, immünoterapi ve tedavide multidisipliner yaklaşım çerçevesinde akciğer kanseri ele alınmıştır. Küçük hücreli dışıakciğer kanseri (KHDAK) en sık görülen ve özellikleri nedeniyle İKNİ tedavisinden ideal olarak yararlanabilecek akciğer kanseri türü olması nedeniyleyazının odak noktasını oluşturmuştur. Bu derleme, akciğer kanseri tedavisindeimmünoterapi yaklaşımının göğüs hastalıkları başta olmak üzere tüm branşlarda multidisipliner farkındalığını artırmayı ve yönetimi hakkında bilgi sağlamayıamaçlayan ilk Türkçe derlemedir. Ayrıca bu derleme, KHDAK tedavisinde İKNİkullanımına ilişkin son klinik çalışmaların dikkat çekici sonuçlarını sunmasıaçısından önem teşkil etmektedir. İmmünoterapi kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatmıştır ve İKNİ tedavisinin kendine özgü etki mekanizması yeni bazı advers olay grubunun ortaya çıkmasına nedenolmuştur, bunlar arasında pnömonitis özellikle önemlidir ve advers olaylar konusunda gerektiğinde hastaların ilgili uzmanlık dalları ilekonsülte edilmesi gerekmektedir. Akciğer kanserinde tedavi, hastanın özellikleri, histolojik özellikler, genetik durum göz önünde bulundurularak her bir hastaya özel planlanmalı ve akciğer kanserli bir hastanın tanısal değerlendirilmesi ve en uygun şekilde tedavisi içingöğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji uzmanlık dalları arasında işbirliği sağlanmalıdır. Bununla birlikte, aile hekimleri de akciğer kanserinin erken tanınmasında ve ayrıca hastalarını tütün bırakmayı teşvik ederekkanserin önlenmesinde önemli rol oynayabilirler. Ayrıca, toplumda farkındalık yaratmak ve erken tanı için akciğer kanseri yönündentarama çalışmaları yapmak hedeflenmelidir
  • Article
    SAĞLIK SEKTÖRÜNDE, TÜKETİCİ SATIN ALMA DAVRANIŞINDA SOSYAL MEDYA REKLAMLARININ ETİK BOYUTU
    (2020) Sarıalp, Salih; Tengilimoğlu, Dilaver
    İnternet kullanımının iletişimdeki hızlı gelişmelerle birlikte artması, bilgisayar ve tablet kullanımıyla beraberakıllı telefonların temel ihtiyaç olarak hayatımızda bulunmasının sonucunda sosyal medya kullanımınınyaygınlaşması, tüketicilerin alışkanlıklarının değişmesine neden olmuştur. Alışkanlıkların değişmesi,tüketicilerin satın alma niyetlerinin farklılaşmasını sağlamıştır. Bu gelişmeler sonucunda sağlık sektöründebulunan kişi, kurum ya da kuruluşların tanıtım ve reklam mecralarında değişikliklere giderek sosyal medyareklamlarına ağırlık vermeye başlamışlardır. Sağlık sektöründe, sosyal medya reklamlarının etkisinin artmasısonucunda başka bir sorun ortaya çıkmıştır. Sosyal medyada yapılan denetimlerin yetersiz kalmasından dolayıyeni medyadaki reklamların etik boyutunun, tüketicilerin, satın alma davranışını nasıl etkilediğini tespitininyapılması bu çalışmanın amacını ortaya koymaktadır. Çalışma evrenini Ankara ilinde ikamet eden 18 yaş veüstü bireyler oluşturmakta olup, evrenin büyüklüğü nedeni ile çalışmada örneklem seçilmiş, kolayda örneklemyöntemi ile 653 kişi ile yüz yüze ve google form ile anket uygulanmış olup, yapılan incelemeler sonucunda 650anket analize tabi tutulmuştur. Ankette demografik soruların yanı sıra sosyal ağ kullanıcılarının, yapılanreklamların fark edilirliğinin belirlenmesi ve bu reklamların etik olup olmadığını öğrenmek amacıyla 41 adetönerme Likert tipi sorulara yer verilmiştir. Ankette yer alan ifadelerin birbirleri ile olan tutarlılığını vekullanılan ölçeğin güvenilirliğini ölçmek için Cronbach’s Alpha katsayıları 0,82, 0,86 ve 0,86 olarakhesaplanmış ve ölçek güvenilirdir sonucuna ulaşılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Hemoroid Lastik Band Ligasyonu Komplikasyonlarının Yönetimi: Masif Rektal Kanama
    (Galenos Publ House, 2024) Gülen, Merter; Emral, Ahmet Cihangir; Ege, Bahadır
    Amaç: Çalışmanın amacı, hemoroidal hastalıkta cerrahi dışı tedavi seçeneklerinden biri olan lastik band ligasyonunu (RBL) ve buna bağlı gelişen komplikasyonları irdelemektir. Morbiditesi nedeniyle önem arz eden masif rektal kanama komplikasyonunun yönetimini sunmaktır. Gereç ve Yöntem: Evre 1-2 ve 3 internal hemoroidal hastalık nedeniyle 2018-2022 yılları arasında kliniğimizde RBL yapılan 564 hasta retrospektif olarak irdelenmiştir. Gebelik durumu, geçirilmiş anorektal cerrahi, kronik karaciğer hastalığı ve antikoagülan kullanımı nedeniyle 72 hasta çalışma dışında bırakılmıştır. Hastaların 492’si çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastalara proktoloji ünitesinde detaylı anorektal muayene, 50 yaş üstündekilere ise kolonoskopik değerlendirme yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, gelişen komplikasyonlar (minör/majör) ve uygulanan band ligasyon sayısı standardize edilmiş formlara kayıt edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 33,4±11 (18-65) yıl olup, 385’i (%78,3) erkek, 107’si (%21,7) kadındı. Hastaların 39’una (%8) tek kadran, 448 hastaya (%91) iki kadran ve 5 hastaya üç kadran RBL uygulandı. RBL sonrası minör komplikasyonlar (anal ağrı, vazovagal semptomlar, minör rektal kanama, üriner retansiyon) yirmi hastada (%4) gelişirken, hastaların 4’ünde (%0,8) masif rektal kanama meydana gelmiştir. Masif rektal kanama gelişen hastaların hepsi acil şartlarda hospitalize edildi ve operasyona alındı. Bu hastaların birine 3 ünite, üç hastaya ise 4 ünite eritrosit transfüzyonu yapıldı. Sonuç: Hemoroidal band ligasyonu, hemoroidal hastalık tedavisinde güvenli ve etkili bir yöntemdir. Ancak hayatı tehdit edecek ciddi kanamalara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Article
    Glutatyon S-transferaz ve Src Ailesi Kinaz İnhibitörü İndol Türevleri: Seletivite ve İlaç Rezistans Özelliklerinin Değerlendirilmesi
    (2012) Ölgen, Süreyya; İşgör, Yasemin G.; Kurt, Zühal Kılıç; İşgör, Belgin S.
    Artan glutation s-transferaz (GST) aktivitesi insanlarda görülen kanserler ve antikanser ilaç direnciile ilişkilidir. Benzer şeklilde, Src ailesi kinazların (SFK) meme, kolon, akciğer ve deri gibi pek çokkanser türünde yüksek katalitik aktivitesi olduğu rapor edilmiştir. Bu nedenle, GST ve Src'ın her ikisinininhibisyonu, kemoterapötiklerin seçici ve dayanıklı olmasını sağlayarak terapötik etkinliğini artırabilir. Son yıllarda laboratuvarımızda gerçekleştirilen c-Src inhibitörü bileşiklerin tasarımı ve sentezi çabaları ile IC50 değeri sırayla 4.69, 74.79, 75.06 ve 84.23 µM olan N1 ve C5 sübstitüe indol-3-amin türevi dört bileşik (8c, 8f, 8g ve 8h) başarı ile elde edilmiştir. Bu çalışmada, bu bileşiklerin SFK'lar (Lyn, Hck, Fyn) ve GST enzimlerine karşı inhibitör aktiviteleri tayin edilmeye ve Src ailesi kinazlara olan seçicilikleri saptanmaya çalışılmıştır. Bileşiklerden 8c and 8g GST enzimi için sırayla IC50 değerleri 120.1 ve 67.33 µM olan en etkin inhibitörler ve ayrıca Src inhibitör özelliklerinin olması de ikili inhibitörler olarakrapor edilmişlerdir. Bileşiklerden 8f ve 8h sırayla IC50 değerleri 161.1 ve 272.2 µM ile önemli derecede GST inhibisyonu gösterdiler. Ancak bileşiklerin bu inhibisyon profilleri ile ileri çalışmalar için uygun olmadıkları bulunmuştur.
  • Review
    Hiperglisemi, Oksidatif Stres ve Tip 2 Diyabette Oksidatif Stres Belirteçlerinin Tanımlanması
    (2020) Çetiner, Özlem; Rakıcıoğlu, Neslişah
    Oksidatif stres, hem Tip 2 diyabet oluşumu hem de diyabet komplikasyonlarının gelişiminde rol oynayabilen önemli bir aktördür.Temel olarak oksidatif stres, reaktif oksijen türevlerinin (ROS) yapımı ve bozunumu arasındaki dengenin bozulması sonucunda oluşanfizyolojik durumu tanımlamada kullanılır. Klinik çalışmalar sonucu elde edilen veriler, sistemik oksidatif stresin metabolik sendrom vekomponentleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.Kronik hiperglisemi ve hiperlipidemi, ROS oluşumu için önemli risk faktörleridir. Hipergliseminin, ROS birikimine katkısı farklımetabolik yolaklar üzerinden gerçekleşebilmektedir. Temel olarak hiperglisemik koşullarda glikolitik yolağın aktivitesinin artması vemitokondriyal elektron taşıma sistemi üzerinde oluşan elektron basıncı, ROS oluşumuna katkı sağlar. Reaktif oksijen türevlerinin oluşumuve birikimi daha sonra glikolizde görevli kilit enzimlerden gliseraldehit 3-P dehidrogenaz (GAPDH) enzim aktivitesini baskılayarakhücreyi, glikozu alternatif yolaklarla metabolize etmeye zorlar. Glikoliz ve krebs döngüsünün etkinliği azalır; polyol yolağı, hekzozaminyolağı ve protein kinaz C (PCK) aktivitesi artar. Tüm bu alternatif metabolik yolaklar hücrede ROS oluşumunu daha da artırır. ROSbirikimi, insülinin gen ekspresyonunu ve beta hücrelerden insülin salınımını posttranslasyonel faktörler aracılığıyla azaltarak, insülindirenci patogenezine katkı sağlayabilir. Hiperglisemi kaynaklı ROS birikimi, diyabet komplikasyonlarının oluşumunda da önemlirole sahiptir. Klinik çalışmaların sonuçları, diyabet ve komplikasyonlarının, hücrenin protein, lipit ve nükleik asit komponentlerindeyarattığı oksidatif hasarı belirlemede pek çok belirtecin kullanılabileceğini ve bu belirteçlerin oksidan harabiyetin düzeyi hakkında fikirverebileceğini göstermektedir.