6 results
Search Results
Now showing 1 - 6 of 6
Master Thesis Suriye krizi ve sığınmacılar sorunu: önlemler ve politikalar(2018) Bilgiç, Semanur; Ünal, HasanSuriye krizi, dünya tarihinde yaşanan kitlesel insan akımlarının en büyük olanıdır. Suriye'deki iç savaştan hareketle milyonlarca Suriyeli öncelikle can güvenliklerini korumak adına ülkelerini terk ederek başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelere göç etmeye başlamıştır. Milyonlar ile ifade edilen bu göç hareketi, dünya ülkelerinin göç, mülteci ve sığınmacı konusunu tekrar ele alması gerektiğini ortaya koymuştur. Bu çalışma, Suriye odak noktasında yaşanan göç hareketinin en büyük ev sahibi olan Türkiye açısından ele almayı, ulusal ve uluslararası düzenlemeler kapsamında yapılanları ve yaşananları değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, 4 milyona yakın Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. İnsani güvenlik yaklaşımı kapsamında mülteci kampları oluşturulmuş, 'açık kapı' politikası uygulanarak savaştan kaçan bütün Suriyeliler Türkiye'ye kabul edilmiş, ancak düşük bir oranda kamplara yerleştirilebilmiştir. Kamplara yerleştirilebilen Suriyelilerin her türlü ihtiyacı, olanaklar kapsamında giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak kamplara yerleştirilen Suriyeli sayısı, Türkiye'ye gelen toplam Suriyeli sayısının çok az bir oranına karşılık gelmektedir. Kampların yetersizliği nedeniyle Türkiye'nin birçok bölgesine yayılan Suriyeli göçmenlerin büyük bir bölümü, ekonomik yetersizliklerinden dolayı bakıma ve desteğe muhtaç durumdadır.Master Thesis Göçmen Ayrımcılığını Konu Alan Halkla İlişkiler Kampanyalarındaki Görsellerin Göstergebilimsel Analizi(2019) Çakı, Gül; Özgen, ÖzlenSon yıllarda dünya çapında yerel, ulusal ve uluslararası alanda göçmen ayrımcılığına karşı halkla ilişkiler kampanyaları hazırlanmıştır. Bu çalışmada göçmen ayrımcılığına karşı hazırlanan halkla ilişkiler kampanyalarında göçmenlerin nasıl ve ne yönde temsil edildikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu amaçla çalışmada dünyada en çok göçmen nüfusa sahip ülkelerden ABD, Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada, Avustralya ve İspanya'da göçmen ayrımcılığına karşı hazırlanan halkla ilişkiler kampanyalarına ait görseller nitel araştırma yöntemleri içerisinde yer alan göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada belirlenen sekiz farklı halkla ilişkiler kampanyasının görselleri, üç farklı felsefecinin göstergebilim yaklaşımı üzerinden analiz edilmiştir. Elde edilen bulgularda, göçmen ayrımcılığının önlenmesine yönelik halkla ilişkiler kampanyalarında yalnızca günlük hayattan seçilen göçmenlere ve onların söylemlerine yer verilerek göçmen ayrımcılığının oluşmasının önlenmeye çalışıldığı görülmüştür. Diğer yandan çalışmada, kampanyalar içerisinde göçmenlerin sosyal ve ekonomik açıdan topluma katkıları ortaya konularak, göçmenlerin toplum tarafından dışlanmasının ve ötekileştirilmelerinin önüne geçilmeye çalışıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen, Ayrımcılık, Halkla İlişkiler, Kampanya, GöstergebilimMaster Thesis Avrupa Birliği'nin Yasa Dışı Göç Politikası ve Bu Politikanın Türkiye'nin Üyelik Sürecine Etkileri(2012) Baykul, Başak Pınar; Keser, UlviKüreselleşmenin sunduğu ulaşım ve haberleşme olanakları sayesinde insan mobilitesi önceki yıllara göre önemli ölçüde artmıştır. Yine küreselleşmeden kaynaklanan ekonomik sorunlar insan mobilitesine ivme kazandırmaktadır. Ülkeler arasındaki gelişmişlik ve refah uçurumunun derinleşmesi sonucu, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan ve daha iyi bir yaşam arayışında olan insanlar, gelişmiş ülkelere göç etmektedir. Ayrıca iç savaş, kıtlık, doğal afetler gibi unsurlar da göçe katkıda bulunmaktadır.AB son küresel krize rağmen dünyanın pek çok bölgesiyle kıyaslandığında halen istikrarlı ve müreffeh bir coğrafyadır. Bu durum onu göç hareketlerinin hedefi haline getirmektedir. Göçün olumsuz etkilerinden uzak kalmayı amaçlayan Avrupa Birliği bir yandan yasa dışı önleyici tedbirler almakta, diğer yandan yasal göç kanallarını nitelikli göçmenlere uygun biçimde yeniden düzenlemektedir.Yasal göç kanallarının tıkanması AB ülkelerine gitmek isteyen göçmenleri yasa dışı yollara sevk etmektedir. Çoğu gelişmekte olan Asya ve Afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin büyük bölümü Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye üzerinden girmeye çalışmaktadır. Türk-Yunan kara sınırından ya da Ege kıyılarımızdan önce Yunanistan'a, ardından diğer AB ülkelerine geçen yasa dışı göçmenler, ülkemizi de yasa dışı göçün içine çekmektedir.Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç akımlarının kaynağını oluşturmamaktadır. Türkiye'nin Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını birleştirme özelliğinden yararlanan suç örgütleri, göçmenleri ülkemiz üzerinden yasa dışı geçiş yapmaya yöneltmektedir. Sonuçta Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç hareketlerinden transit ülke olarak etkilenmektedir.AB'ye yönelik yasa dışı göçün önlenmesi konusunda Türkiye olanakları çerçevesinde her türlü çabayı göstermektedir. Ancak bu çabanın başarıya ulaşması için Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye gereken desteği vermesi gerekmektedir. Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle Avrupa Birliği'nin yasa dışı göçle mücadelede ona her zaman ihtiyacı vardır. Yasa dışı göç sorunu ile tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmış bir Türkiye, Avrupa Birliği için her zaman risk oluşturacaktır.Master Thesis Avrupa'da 'aşırı Sağ' Partilerin Yükselişindeki Göçmen ve Mülteci Hareketleri: Almanya ve Hollanda Örneği(2019) Öztürk, Mustafa; Bircan, İsmailDünya siyasetinde yükselişe geçen aşırı sağ partiler ve onun ışığında ortaya çıkan düşünce akımı günümüzde kabul edilen bir gerçektir. Ve bu gerçeklik 'aşırı sağ' söyleminin bir zamanların en güçlü ideolojisi olan faşizmin güncellenmiş hali olduğunda ortaya koymaktadır. Bu çalışmada aşırı sağ partilerin ortaya çıkışı, tarihsel hafızası ve özellikle Avrupa siyasetindeki yükselişi Almanya ve Hollanda ülkeleri temel alınarak incelenmiştir. Aşırı sağ kavramının ortaya çıkış sürecindeki ana sebeplerin ve aşırı sağ parti liderlerinin göçmen ve mültecilere karşı kullandığı yabancı karşıtlığı politikaların toplumlar tarafından kolayca kabul edilmesinin altında yer alan ana nedenlerin ortaya çıkarılabilmesi için bu çalışma yapılmıştır. Özellikle göçmen ve mülteci kavramlarının, aşırı sağ üzerindeki etkileri ve belirleyiciliği bu çalışmada etkili olmuştur. Ekonomik gelişmeler, iç savaşlar ve ülkeler arası yer değiştirmenin kolaylaşması gibi sebepler göçmenlik ve mültecilik gibi kavramların günümüzde sıklıkla kullanılmasının önünü açmıştır. Bu çalışma için literatür özenle araştırılmış, daha önce konuyla alakalı yapılan çalışmaların dışında bilime katkı sunabilmek için 'aşırı sağ' kavramının incelenmemiş tarafları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Kavramsal çerçeve, yöntem, bulgular ve sonuç kısımları aslında bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: Aşırı Sağ, Faşizm, Göçmen-Mülteci, Avrupa Siyaseti, Ekonomi,Master Thesis Göçmen Kaçakçılığı (tck M.79)(2021) Büyükkaya, Muhammed Hüseyin; Taşdemir, ÖzgürSürekli değişim ve gelişim içerisinde olan insanlar, tarihin tüm dönemleri boyunca ekonomik sorunlar, küreselleşme, siyasal istikrarsızlık, hayat standartlarını yükseltme isteği, coğrafi şartların elverişsizliği gibi nedenlerle göç etme ihtiyacı içinde olmuşlardır. Devletler, artan göç hareketlerinin kamu düzenini bozacağı endişesiyle sınır güvenliklerini arttırmış ve ülkelerine sınırlı sayıda insan kabul etmeye başlamışlardır. Bu durum sonucunda göçmen kaçakçılarına başvurmak zorunda kalan insanlar genellikle insan onuruna yakışmayan şartlarda umuda yolculuk yapmaktadırlar. Göçmen kaçakçılığı, sınıraşan niteliğiyle uluslararası toplum düzeninin bozulmasına ve devletlerin sınırlarının ihlaline neden olmaktadır. Bu durum uluslararası iş birliklerini zorunlu hale getirmiştir. Yapılan iş birlikleri neticesinde ortaya çıkan uluslararası belgelerin en önemlileri şunlardır: 'Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi', 'Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü', 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi' ve 'Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Ek Kara, Deniz ve Hava Yoluyla Göçmen Kaçakçılığına Karşı Protokol'. Türkiye; gelişmemiş ülkeler açısından hedef, gelişmiş ülkeler açısından kaynak, gelişmemiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yapılan göç hareketlerinde transit bir duraktır. Yoğun göç dalgasına maruz kalmasından dolayı Türkiye, uluslararası sözleşmelere taraf olmasının getirdiği yükümlülükler gereği mülga 765 sayılı TCK m.201/a ve yürürlükteki 5237 sayılı TCK m.79'da 'Göçmen Kaçakçılığı' suçunu yaptırım altına almıştır. İki bölüm ihtiva eden çalışmanın birinci bölümünde öncelikle göç ve göçle ilgili temel kavramlar tanımlanmış, göç hareketleri belli kriterlere göre sınıflandırılmış, yasa dışı göç kavramı kapsamlı olarak irdelenmiştir. Türkiye'de yasadışı göçün durumu ile uluslararası ve ulusal belgelerde göçmen kaçakçılığına dair düzenlemeler incelenmiştir. İkinci bölümde, 5237 sayılı TCK m.79'da düzenlenen göçmen kaçakçılığı suç tipi, 765 sayılı TCK m.201/a'da düzenlenmiş göçmen kaçakçılığı suçu ile karşılaştırmalı olarak ele alınmış, korunan hukuksal değerler tespit edilmiş, devamında suçun nitelikli halleri ve suçun özel görünüş biçimleri yargı kararları bağlamında incelenmiştir. Son olarak suçun soruşturma ve kovuşturma usulü, suçun zaman ve yer bakımından uygulaması, görevli ve yetkili mahkeme, kamu davasına katılma süreci, suçun yaptırımları ve zamanaşımı başlıkları detaylı olarak açıklanmıştır.Master Thesis Türkiye'deki Göçmen Suriyeli ve Türk Kadınlarda Prenatal Dönem Bağlanma Düzeylerinin Karşılaştırılması(2022) Tekmen, Ezgi Kübra; Boztepe, Handan; Topal, Cansu AkdağHer ebeveynlik beraberinde bir takım sorumlulukları getirmektedir. Doğmuş olan bebeğin; mutlu, huzurlu, başarılı olabilmesi içinebeveynleri ile bebek arasında güvenli bir bağlanmanın kurulmuş olması gerekmektedir. Bu çalışmada; Suriyeli göçmenlerin ve Türk gebe kadınların gebelik döneminde prenatal bağlanma düzeylerini karşılaştırmak, bunları etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır.Tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak planlanan çalışma Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 08 Eylül- 31 Aralık 2021 tarihleri arasında güç analizi ile belirlenen 197 Suriyeli gebe kadın, 200 Türk gebe kadın olmak üzere toplamda 397 gebe ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Sosyodemografik Form ve Prenatal Bağlanma Envanteri (PBE) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan 397 gebenin prenatal bağlanma puan ortalaması 55,22± 11,66 olarak bulunmuştur.Türk (61,79±8,55) katılımcıların prenatal bağlanma puanlarının Suriyeli (48,38±10,39) katılımcılara göre daha yüksek olduğu görülmüştür(p<0,05).Suriyeli gebelerin prenatal bağlanma düzeyinin düşük olmasında göçmen olmanın ve göçün gebelik üzerindeki olumsuzluklarının etkili olduğu düşünülmektedir. Hemşireler göçün insan ve kadın üzerine etkilerini bilmeli; güvenli ve güvensiz bağlanmaya işaret eden durumları erkenden tespit edebilmeli, prenatal dönemde bağlanmayı etkin hale getirerek, bağlanmanın geliştirilmesi için aileye destek olmalıdır.
