15 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 15
Article Suriyelilere Yönelik Güvenlik Algısı: İzmir Örneği(2023) Tunca, Hakan Ömer; Özkil, AltanSuriye savaşından kaynaklı kitlesel göçle Türkiye, Suriyelileri açık kapı politikası, geri göndermeme politikası ve uluslararası mülteci rejimine uygun olarak temel ihtiyaçları karşılama politikası ile karşılamış, uluslararası koruma biçimlerinden Geçici Koruma Statüsü vermiştir. Suriyelilerin Türkiye'nin her şehrine dağılmışlığı, Türk vatandaşlarını sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından birçok yönden etkilemektedir. Göç ve göçmenler hayatın normal akışını engelleyen şeyler olarak algılandığından başlı başına bir tehdit kategorisi olarak kabul edilmektedir. Bu makalenin temel amacı, Suriyelilerin Türk toplumuna sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik etkileri arasında İzmir'de yaşayan Türk vatandaşlarının güvenlik algısını incelemektir. Türkiye'nin 3. kalabalık şehri olan İzmir, göçün ilk zamanlarından itibaren en kalabalık Suriyeli nüfusta yer almasıyla, Balkan ülkelerinden göçen insanların varlığı ve şehirdeki hoşgörüden dolayı kapsama alınmıştır. Algıyı ölçmek için güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmış 'Toplumsal Güvenlik Algıları Anketi' uygulanmıştır. Şehirde güvenlik algısının yüksek olduğu tespit edilmiştir.Article Covid - 19 Pandemi Süreci ve Yerel Gazeteler: Kastamonu Örneği(2022) Şüküroğlu, Veysel Karani; Akar, Basak; Özgen, ÖzlenCovid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında, hükümetler insanların iktisadi ve sosyal yaşamlarını derinden etkileyecek kararlar almışlardır. Bu kararlar, alışılmış düzenin yerini yeni düzenin ve yeni alışkanlıkların almasına neden olmuştur. Bu durum, dijitalleşmedeki gelişmenin çok hızlı bir şekilde artmasını da sağlamış, medya sektörünü diğer sektörlerden daha fazla etkilemiş, insanların haber alma alışkanlıklarını dönüşüme uğratmıştır. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı Covid-19 pandemisinin ülkemizde görülmeye başlandığı 2020 yılı Mart ayından itibaren yeni düzenin Kastamonu yerel basınında yarattığı değişikliklerin incelenmesidir. Çalışmanın, Covid-19 pandemisi boyunca Kastamonu yerel basınının içinde bulunduğu durumu yansıtması açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Çalışma yöntemi olarak “derinlemesine görüşme” yöntemi seçilmiş, çalışma Kastamonu ilinde faaliyet gösteren yerel gazetelerin (Nasrullah, Gündem, Sözcü, Açıksöz, Doğrusöz ve Kastamonu) yöneticileri ile yapılan görüşmeler üzerinden yürütülmüştür. Derinlemesine görüşmeler, tutarlılık ve ayrıntıları korunmaya çalışılarak yarı yapılandırılmış bir biçimde yapılmıştır.Article Responsibility To Protect Bağlamında İnsani Yardım: Sivil Toplum Örgütlerinin Tarafsızlığı ve Araçsallaştırılması(2023) Arsava, A. FüsunBM Genel Kurulu tarafından 2015 yılında kabul edilen R2P insanların ağır suçlardan korunması amacına matuftur. Sivil toplum örgütlerinin R2P’nin uygulanmasında katkı yapma potansiyeli dikkate alınarak Uluslararası Hukuk insani sivil toplum örgütlerine insanlığa karşı suçların önlenmesi ve işlenen bu suçlara reaksiyon gösterilmesi bağlamında R2P’ye bir işlev ve sorumluluk yüklemektedir. Bu durum sivil toplum örgütlerinin tarafsızlıklarını kay- betmesi ve araçsallaştırılması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Sivil toplum örgütleri uzun bir süredir yoğun bir şekilde R2P ile bağlantılı sorumluluk üstlenmektedir. Makalede kimi ses getiren sivil toplum örgütlerinin R2P karşısındaki tutumlarına, insani yardım konusundaki uygulamalarına ve sivil toplum örgütlerinin insanların savaş ve çatışma durumlarında ağır suçlardan korunması çerçevesindeki rolüne ışık tutulmakta, insani sivil toplum örgütleri- nin barış politikasına yaptıkları katkı ortaya konulmaktadır.Article Konaklama Sektöründe Çevre Dostu Yönetimin Önemi(2011) Güneş, Saniye Gül; Gunes, GulKonaklama, turizmin en temel bileşenlerindendir. Ancak her sektörde olduğu gibi konaklama sektörü de iyi yönetilmediğinde çevre üzerinde olumsuz etkiler ortaya koymaktadır. Günümüzde tüm dünyada çevre dostu uygulamalara olan eğilim giderek artmaktadır. Bu doğrultuda özellikle daha eğitimli, orta ve yüksek gelirli turistlerin tercihleri doğrultusunda çevre dostu konaklama işletmelerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada, turizme konu olan kaynakların sürdürülebilirliği için konaklama sektöründe çevre dostu yönetimin önemine değinilmiş; çevre dostu otel işletmelerinden ve söz konusu işletmelerin turizmin olumsuz etkilerini azaltan ve işletmeye kar sağlayan uygulamalarından örnekler verilmiş; öneriler ortaya konmuştur.Article YERELLİK-POPÜLERLİK EKSENİNDE TÜRKİYE’DE ÇEVRE MÜCADELELERİ(2018) Özen, HayriyeTüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda çevre mücadelelerinde dikkate değer bir artış yaşandı. 1990’ların hemen başından itibaren doğmaya başlayan ve altın madenciliği, hidroelektrik santraller, termik santraller ve nükleer santraller gibi projelere olumsuz çevresel etkileri nedeniyle karşı çıkan bu mücadeleler, 2000’li yıllarda belirgin bir ivme kazanarak ülkenin hemen tüm bölgelerine yayıldılar. Bu makale Doğu Karadeniz bölgesinde HES projelerine karşı ve Ege ve Güney Marmara bölgelerinde altın madenciliği projelerine karşı 2000’li yıllarda doğan protesto hareketlerine odaklanarak şu soruya yanıt arıyor: HES ve altın madenciliğine karşı yerelde doğan çeşitli protesto hareketleri bölgesel veya ulusal ölçekte etkili olabilecek kolektif bir siyasal özneye ya da, diğer bir deyişle, karşı-hegemonik bir popüler harekete dönüşme potansiyeline ne ölçüde sahip oldular? Bu soruya cevaben hem altın madenciliği hem de HES karşıtı mücadelelerin, yerelliği aşan bir karaktere bürünmelerine karşın popüler hareketlere dönüşemedikleri tartışılıyor. Her iki mücadele de, yereldeki altın madenciliği ve HES projelerine karşıtlığın ötesine geçen bir söylem inşa ettiler ve yerelin yanı sıra yerelin dışından da çeşitli toplumsal grupları harekete geçirdiler. Bununla birlikte, her iki mücadele de harekete geçirdiği heterojen grupları kolektif bir kimlik etrafında bütünleştirerek ulusal ölçekte etkili olabilecek popüler bir siyasal özneye dönüşemedi. Çalışmada söz konusu mücadelelerin kolektif bir kimlik inşa edememesinin nedenlerine ilişkin olarak dört faktörün öne çıktığı ileri sürülüyor: yerelliğin süregiden baskısı; parlamenter temsiliyetin eksikliği, protestocuların mevcut kimlik ve aidiyetlerinin hakimiyeti; ve, iktidar blokunun protesto hareketlerini yönetmek ve kontrol etmek üzere geliştirdiği dil ve pratikler. Çalışma, yerellik ile popülerlik arasında bir nitelik kazanan çevre mücadelelerinin oldukça önemli kazanımlarına rağmen, neoliberal rasyonaliteyle şekillendirilen kamu politikalarının içerdiği çevresel tehditler karşısında güçlü bir itiraza dönüşemediklerine işaret ederek sonlanıyor.Article RADYASYON YAYMA ve ATOM ENERJİSİYLE PATLAMAYA SEBEBİYET VERME SUÇLARINA BİLİMSEL ve HUKUKİ PERSPEKTİFTEN BİR BAKIŞ(2021) Ege, AhmetRadyasyon ve nükleer enerji iyi ellerde olduğunda insanlığa sağlık, enerji ve refah getiren fakat kötü ellerde bir o kadar tehlikeli ve zarar veren enerji türüdür. Türkiye’nin nükleer enerjiyle elektrik üretimine geçiş sürecinde olduğu bu yıllarda radyasyon yayma ve atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçlarının geniş bir bilimsel ve hukuki perspektifle analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir analizde fizik, kimya gibi temel bilimler ve mühendislik bilimleri ile tıp ve hukuk iç içe girecektir. Söz konusu suçların hukuki değerlendirmesinde bilimsel temellere oturmayan bir tutum, yanlış bir sonuca yol açarak kişilerin hiç işlemedikleri bir suç nedeniyle cezalandırılmalarına neden olabileceği gibi suç işlenmesine karşın faillerin cezalandırılmamalarına da neden olabilir. Radyasyon yayma suçu nükleer maddelerle işlenebileceği gibi nükleer silahlarla da işlenebilir. Atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçunu kişilerin, terör gruplarının veya yasa dışı örgütlerin nükleer silah yaparak suç işlemeleri pratikte imkansıza yakındır. Tarihte meydana gelen üç büyük nükleer kaza olan; Three Mile Island (1979-ABD), Çernobil (1986-Sovyetler Birliği) ve Fukushima (2011-Japonya) kazalarında doğrudan atom enerjisi (nükleer) kökenli bir patlama olmamıştır. Patlamalar ikincil nitelikteki kimyasal reaksiyonlarla gerçekleşmiştir. Buna karşın reaktör içerisindeki nükleer bölünme ürünlerinin etrafa yayılmasının ne denli ciddi sonuçları olduğu konunun uzmanı olsun olmasın herkesin malumudur. Bu bağlamda atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçu aynı zamanda radyasyon yayma suçuna da yol açmaktadır. Patlama sonucu etrafa saçılan parçalar radyoaktivite içereceğinden bu suçun kasten veya taksirle işlenmesi halinde aynı zamanda radyasyon yayma suçu da işlenmiş olmaktadır.Research Project Örgüt ve Toplumsal Hareket Kuramları Açısından Türkiye' de Altın Madenciliği Alanındaki Çatışmaların İncelenmesi(2011) Özen, Hayriye; Özen, Şükrü-Article Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranış Ölçeği’nin Adolesanlarda Geçerlik ve Güvenirliği(2024) Çetıner, Ozlem; Yabancı, Nurcan; Parmaksız, Ayhan; Kara, SemanurAmaç: Bu çalışmada Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği’nin adolesanlarda geçerlik ve güvenirliğinin alınması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışma Eylül-Kasım 2023 tarihleri arasında Kırıkkale ilinde lise düzeyinde öğrenim gören 13-17 yaş aralığındaki 161 erkek, 188 kadın olmak üzere toplamda 349 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler yüz yüze anket yoluyla elde edilmiştir. Çalışma anketi “Kişisel Bilgi Formu”, “Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranış Ölçeği” olmak üzere 2 bölümden oluşmaktadır. Bulgular: Türkçeye adaptasyonu yapılan ve yetişkin popülasyonunda geçerlik-güvenirliği alınan 11 maddelik Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranış Ölçeği’ni adolesan grupta doğrulamak amacıyla yapılan doğrulayıcı faktör analizine göre “satın alma tercihleri” (Cronbach α= 0.67) ve “beslenme tercihleri” (Cronbach α= 0.59) alt boyutlarından oluşan 9 madde ile ölçeğin yapı geçerliği sağlanmıştır (Ölçek toplam Cronbach α=0.76, χ2/sd=2.61, RMSEA=0.07, CFI=0.97 ve TLI=0.97). Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranış Ölçeği’nin test-tekrar test güvenirliği incelendiğinde; satın alma boyutu (ICC=0.84), beslenme tercihleri boyutu (ICC=0.80) ve tüm ölçek (ICC=0.77) orta derecede korelasyon göstermiştir. Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda Sürdürülebilir Besin Tüketim Davranışı Ölçeği, Türk toplumundaki adolesanlara uyarlanarak geçerli ve güvenilir bulunmuştur.Article Sürdürülebilir Turizm Ekseninde Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinin Bibliyometrik Analizi(2023) Tankuş, Emre; Sökmen, Alptekin; Şahin, Neriman Gonca Güzel; Şahin, Gonca Güzel2015 yılında Birleşmiş Milletler sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek amacıyla 17 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini kabul etmiştir. Devletler, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü ve turizm sektörü bu hedeflere kayıtsız kalmamakta ve sürdürülebilir turizmin teşvik edilmesi için çeşitli çalışmalar gerçekleştirmektedir. Bu çabalar turizm sektörünün sürdürülebilir bir şekilde büyümesini sağlamayı, toplumların refahını artırmayı ve doğal kaynakların korunmasını hedeflemektedir. Sürdürülebilir turizmi teşvik etmek ve uygulamalarını desteklemek için dünya genelinde yürütülen çalışmaların akademik alandaki karşılığının ise bilimsel yayınlar olduğu bilinmektedir. Ortaya konulan çalışma tam olarak bu fikri odak noktasına almakta ve akademik literatürde sürdürülebilir turizmin 17 hedefle olan bağlantısını tespit etmeye çalışmaktadır. Bunun için belirli bir konu ve disiplin kapsamında üretilen yayınların, yılları, miktarı, yazarları, atıf sayıları, bağları ve diğer metrikleri analiz edilerek mevcut durum değerlendirilmiştir. Bu çabaya yönelik oluşturulan sorular için Web of Science (WoS) veri tabanından alınan veri kullanılmıştır. Bibliyometrik haritalama yapılmasına olanak sağlamak için ise VOSviewer programından faydalanılmıştır. Elde edilen bilgiler neticesinde özellikle sürdürülebilir turizm kavramı ile birlikte öne çıkması beklenen belirli hedeflere araştırmacılar tarafından yeterli ilginin gösterilmediği tespit edilmiştir. Çalışmanın sürdürülebilir turizm konusunda çalışacak araştırmacılara etkili kaynak seçimine yönelik katkı sunacağı düşünülmektedir.Article Küresel İklim Rejiminde Denizel Çevre Politikaları: Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı Kararlarına Dayalı Bir Değerlendirme(2025) Yıldız, Mete; Karlı, AygünBu çalışma, küresel iklim rejimi kapsamında denizel çevre politikalarının nasıl ele alındığını ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) taraflar konferansları (COP, CMP ve CMA) kararlarının bu politikalar üzerindeki etkisini incelemektedir. Denizel çevre, iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun şekilde hisseden ekosistemlerden biridir ve bu bağlamda uluslararası politika kararlarının bu ekosistemlere yönelik etkileri büyük bir önem taşımaktadır. Makale, küresel iklim rejimi ve denizel çevre politikalarının tarihsel gelişimi, BMİDÇS ve bağlı anlaşmalar çerçevesinde değerlendirilmesi, COP kararlarının analizi ve denizel çevre politikalarıyla ilişkisini ele almaktadır. Ayrıca, Kyoto Protokolü (CMP kararları) ve Paris Anlaşması (CMA kararları) kapsamında alınan kararların denizel ekosistemlere etkisi de incelenmektedir. Çalışma, küresel iklim rejiminin okyanus ve denizlere olan etkisini anlamak amacıyla BMİDÇS tarafından alınan kararları belirli kategorilere ayırmakta ve sınıflandırmaktadır. Bunlar arasında deniz taşımacılığında karbon emisyonlarının azaltılması, küçük ada devletlerinin dirençliliği, deniz kıyılarının korunması ve planlanması, denizel biyoçeşitliliğin korunması, deniz su seviyesindeki yükselmenin önlenmesi, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği, asidifikasyonun engellenmesi ve mavi karbon süreçlerinin geliştirilmesi gibi temel alanlar yer almaktadır. Makalenin bulguları, son yirmi yılda okyanus ve denizlerin iklim politikaları içindeki rolünün arttığını göstermektedir. COP kararlarında denizel çevre konuları giderek daha fazla yer almakta, ancak bu kararların bağlayıcılığının ve etkinliğinin sınırlı olduğu belirtilmektedir. Kyoto Protokolü kapsamındaki CMP kararlarında denizel çevre konularına yeterince odaklanılmadığı görülürken, Paris Anlaşması sonrasında CMA kararlarında bu konulara daha fazla vurgu yapıldığı saptanmıştır. Sonuç olarak, BMİDÇS ve bağlı konferans kararlarının denizel çevre politikaları üzerindeki etkisi giderek artmaktadır. Ancak, deniz ekosistemleri ve iklim politikaları arasındaki ilişkinin daha fazla vurgulanması, denizel çevreyi koruyacak bağlayıcı kararların alınması ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Makale, gelecekteki BM iklim rejimi toplantılarında denizel ekosistemlere ilişkin kararların daha çok yer alabilmesi için politika yapıcılara önerilerde bulunmaktadır.


