Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Master Thesis
    Basel I-II-III sermaye uzlaşısı
    (2013) Cengiz, Efsane; Cansızlar, Doğan
    1988 yılında Basel Bankacılık Denetim Komitesi tarafından bankaların yapısını güçlendirmek amacıyla Basel I uzlaşısı yayınlanmıştır. Bu uzlaşı, dünya bankacılık sistemini tek bir standart ölçüt ile denetleme anlayışının, finansal piyasaların istikrarının, ilk adımı olmuştur. Basel I düzenlemeleri ile uluslararası alanda faaliyet gösteren bankaların varlıkları ile bulundukları sermaye arasında ,risk esasına dayalı bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır,Daha sonraki yıllarda sadece sermaye yeterliliğine bağlı bir sistem yaklaşımının yetersiz kaldığı görüşü kuvvetlenmiş ve Basel I Uzlaşısı yoğun eleştirilere maruz kalmıştır. Bu eleştiriler neticesinde yeni bir uzlaşının gerekliliği ortaya çıkmıştır. 2004 yılında Basel II yayımlanmış ve , bankalarda etkin risk yönetimi ve piyasa disiplinini geliştirmeyi, sermaye yeterliliği ölçümlerinin etkinliğini arttırmayı ; bu sayede sağlam ve etkin bir bankacılık sistemi oluşturmayı ve finansal istikrarı sağlamayı hedeflemiştir.2008 yılında dünya çapında etkili olan finansal kriz sonrasında , finansal krizin hem çok maliyetli hem de sıkıntılı geçmesi bankacılık ve finans sisteminin gelecekte karşılaşabileceği krizlere karşı dirençli bir şekilde durabilmesi için , Basel Komitesi , yüksek sermaye standartlarını dengeleyici, likidite riskini ve sistematik riski detaylı bir şekilde kapsayan , yeni bir çerçeve tasarımı için adım atmıştır. 16 Aralık 2010 tarihinde , Basel Komitesi, Basel III kurallarını yayımlamıştır. Basel III ile getirilen en önemli husus, ?Sermaye tamponu? ve ?Sermaye koruma tamponu? uygulamalarının hayata geçirilmesi olmuştur. Bu yönüyle bakıldığında Basel III'ün ilave sermaye ihtiyacı doğurmasına bağlı olarak bir dönem için bankaların öz kaynak karşılıklarını olumsuz etkileyeceği düşünülse de orta vadede bu belirtilen tedbirler dolayısıyla ekonomik büyümeye olumlu katkı sağlayacağı beklenmektedir. Basel III'ün etki ve sonuçlarını Türk iş dünyası perspektifinden değerlendirirsek , sermaye yeterliliği konusundaki tartışmaların Türkiye için büyük bir önemi olmayacağını, likidite ve kaldıraç oranı uygulamalarının bazı konularda tehlike arz edebileceğini söyleyebiliriz.
  • Doctoral Thesis
    İlgili Muhasebe Teknikleri Açısından Kurumsal Yönetim ve Risk Yönetiminin Türkiye'de İslami Bankalar ve Geleneksel Bankaların Performans Üzerine Etkisi
    (2021) Alrujoubı, Adnan Mohammed Husayn; Büyükmirza, Hüseyin Kamil
    Alrujoubi, Adnan. İlgili muhasebe teknikleri açısından kurumsal yönetim ve risk yönetiminin tyürkiye'de islami bankalar ve geleneksel bankaların performans üzerine etkisi, Doktora Tezi, Ankara, 2021. Bu çalışmanın en temel amacı Türkiye'de İslami bankalar (İB) ile geleneksel bankaların (GB) performanslarını etkileyen değişkenler arasında regresyon analizi yaparak iki banka türü arasındaki korelasyonları belirlemektir. Çalışmanın diğer önemli amacı ise CAMELS modeli kullanmak sureti ile bu banka türlerinin performanslarını karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın önemi, banka performanslarının çok geniş kapsamlı kitleleri etkiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Takip eden kısımda araştırmanın ana başlıkları yer almaktadır: 1) Kurumsal yönetişim (KY), risk yönetimi (RY) ile ilgili teorilerin çoğu, iyi KY ve RY uygulamak için fikir birliğine sahip olan ve performans üzerinde mükemmel faydalar sağlayacak olan ekonomik teorilerdir. 2) Türk bankacılık sisteminin temel sorunları bankacılık sektöründe yabancı sermayeye bağımlılık, likidite krizleri ve faiz oranlarının hükümet kurallarıyla değişmesi nedeniyle yerel para birimi enflasyonu olarak sıralanabilir. 3) IB ve GB'ler arasındaki temel farklılık faiz oranlarıdır. Bunun sebebi İslami mevzuatın kullanımıdır. Bu farklılığı ikame etmek için Kar-Zarar Paylaşım (KZP) araçları kullanılmaktadır. Bu nedenle, onları karşılaştırmamız halinde sonuçlarda farklılık beklenir. Çalışma verileri Türkiye Bankalar Birliği'nin internet sitesinden elde edilmiştir. Üç İslami banka ve 19 mevduat bankası çalışmaya dahil edilmiştir. Korelasyonları belirlemek için SPSS programı ve 2010-2017 yıllarına ait panel verileri kullanılmıştır. Tüm hipotezler kabul edildiğinde, IB'lerin performansının genel olarak daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir, bu bulgular IB'lerin geleceğinin muadil GB'lere kıyasla hala sağlam bir proje umudu verdiğini düşündürmektedir.
  • Article
    The "Trickle-Across" Phenomenon: Consumption-Mimicking in Emerging Markets in a Stress Environment
    (Emerald Group Publishing Ltd, 2026) Gungordu Belbag, Aybegum; Deligonul, Seyda Z.; Uner, Mehmet Mithat; Cavusgil, S. Tamer
    Purpose - This study conceptualizes a novel framework called the "trickle-across" phenomenon to understand how middle-class consumers in emerging markets adapt their consumer behavior during economic crises. Unlike the trickle-down model based on upward emulation, the study explores how risk and uncertainty drive consumers to mimic their in-group. Design/methodology/approach - The study employs a conceptual review approach, synthesizing the crisis literature on middle-class consumer behavior across emerging markets. It offers four novel propositions to explain the socio-psychological underpinnings of the shift in middle-class consumer behavior. Findings - Under normal, low-anxiety conditions, middle-class consumers seek upward mobility through aspirational consumption and class emulation, referred to as trickle-down theory. However, during crises, heightened risk anxiety triggers a shift from upward emulation to lateral mimicry, where individuals conform to the consumption norms of their immediate social cohort. Socio-cultural influences play a critical role in risk trivialization and adapting to economic hardships. Originality/value - The study proposes the trickle-across phenomenon as a defining pattern of middle-class consumer behavior in emerging markets during crises. It shifts the focus from aspirational models to cohort-based survival strategies and highlights how socio-cultural factors help middle-class consumers adapt to economic hardships and preserve identity. The framework provides new insights for marketers, policymakers, and scholars.
  • Master Thesis
    Tarımsal İşletmelerde Risk Yönetimi ve Bir Alan Çalışması
    (2012) Özcan, Melike; Yalçıner, Kürşat
    Bu çalışmada tarımsal risk faktörleri incelenmiş ve tarımsal risk yönetimleri ele alınmıştır. Tarımsal risk faktörleri üretim riski, pazar riski, finansman riski ve insan kaynaklı riskler olarak sınıflandırılmıştır. Bu risk faktörlerinin alt başlıları araştırılıp ortaya koyulmuştur. Sınıflandırılması yapılan risk kaynaklarının yönetimi için çeşitli stratejiler ortaya koyulmuştur. Tüm risk yönetim stratejileri açıklanmış ve uygulanabilirliğinin araştırılması ve tarımsal işletme sahiplerinin riske olan tutumlarının anlaşılması için bir alan uygulaması yapılmıştır. Alan uygulaması anket çalışması ile gerçekleştirilmiştir. Anket sonuçlarına göre üreticinin riski nasıl algıladığı ve riski algılamasını etkileyen demografik özellikler ve işletme özellikleri incelenmiştir. Tarımsal risk yönetiminde kullanılan stratejilerin yaygınlaştırılması için bir takım verilere ulaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Perakende İşletmelerde İç Kontrol Riskleri ve Önlemleri
    (2020) Gök, Mustafa Can; Yanık, Zeki
    Perakende satış işletmelerini, farklı nitelikteki bireysel müşterilerin fazla sayıda ihtiyacını, diğer işletmelere göre daha kalabalık ve tek alanda karşılayan işletme grubu olarak tanımlamak hiç yanlış olmaz. Bu işletmeler gelişen teknolojinin desteği ile tüketicilerin değişen davranış ve tüketim kalıplarına en iyi karşılık verebilen işletmeler olarak da nitelenebilir. Herhangi bir ailenin sabah kahvaltısı dâhil, aylık tüm ihtiyaçlarını, hatta otomobil, bahçe mobilyası, ev tamir malzemesi gibi ihtiyaç malzemelerini, seyahat rezervasyonu ve tatil planını aynı yerde bir gün içinde karşılamak ancak bu tür işletmelerin eseri olabilir. Bu tür işletmelerin müşteri yoğunluğuna göre istihdam edecekleri personel yoğunluğu, günlük yapılan cirolar, müşterilerin kaprisleri veya nazları, rakipler ile rekabet gibi durumlar değerlendirildiğinde yönetimi oldukça zor olarak kabul edilebilecek bir sektör doğmaktadır. Bu kapsamda gerek günlük iş akışı sırasında çıkan zimmet, hata ve hile riski, gerekse rekabet içinde yarışabilmek için uygun alım politikalarının geliştirilmesi kapsamında riskler bu şirketleri tam bir kıskaca almaktadır. Bu kıskaçtan kurtulabilmenin araçlarından birisi de işletmenin tüm birimlerine yayılmış, işletmenin stratejik amaçlarını kapsayan bir iç kontrol sistemidir. Burada iç kontrol sistemi bir israfı ve zimmeti önleme, aynı zamanda toplumun kurallarına uygun davranış modeli ile kurumlaşma yolculuğunun aracı olarak görülmektedir. Yönetimin, verimliliği artırmak, kaçak ve kayba engel olmak ve itibar kaybı riskinden korunmak amacıyla oluşturduğu sistematik önlemlere (kontrollere) iç kontrol sistemi denmektedir. İç kontrol sisteminin oluşturulması ile işletmenin faaliyetlerini etkin bir seviyede devam ettirmesi, varlıkların korunması, rekabet gücünü artırması, işletme içerisinde ki hata, hile ve hırsızlığın engellenmesi amaçlanmaktadır. Günümüzde birçok uluslararası komisyonun oluşturduğu iç kontrole ilişkin modeller bulunmaktadır. Bu çalışmada COSO modeli temelinde incelemeler yapılmıştır. Çalışma boyunca hedef nokta olarak genel ürün odaklı perakende mağazalar baz alınmıştır. Süreçler incelenerek, birimler bazında kontrol noktaları oluşturulmuş ve kontrol noktalarının amaçları açıklanmıştır.
  • Master Thesis
    Bankacılık Sektöründe Likidite ve Risk Yönetimi
    (2020) Ahi, Esra; Cansızlar, Doğan
    Finansal piyasalarda risk ve risk yönetimi konusu oldukça önemlidir. 2008 finansal kriz sonrası birçok finansal kurumların iflası sonrasında likidite risk yönetimi çalışmaları önem kazanarak, bu alanda pek çok çalışma yapılmıştır. Özellikle bankacılık sektöründe likidite risk yönetimine bağlı olarak bankalar karlarını maksimize etmeye çalışırken, karşılaştıkları riskleri kontrol altına almaya çalışırlar. Bu çalışmada, Türk bankacılık sisteminde ki likidite riskini etkileyen faktörler ve finansal kriz dönemlerinde risk yönetiminin ne kadar önemli olduğu açıklanması amaçlanmıştır. Çalışmada bu alanda yapılan çalışmalara özetle değinilmiştir. Uygulama olarak Türk Bankacılık sisteminde yer alan ticari bankaların 2008-2018 dönemine ait finansal oranlarından likiditelerini ve likidite risklerini belirleyen faktörlerin tespit edilmesine çalışılmıştır. Çalışmamızdaki uygulamanın bulgularının Türk Bankacılık sistemindeki aktörlere faydalı bilgi sağlayacağını düşünmekteyiz.
  • Master Thesis
    Çok Uluslu Şirketlerin Uluslararası Pazarlama ve Yatırım Kararlarına Siyasi Riskin Etkileri: Demokratik Kongo Cumhuriyeti Örnegi
    (2017) Nzengo, Patrıck Lumonadio; Özgen, Pelin
    Bu araştırmanın amacı, siyasal risklerin çeşitlerini araştırmaktır. Çok Uluslu Şirketler Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yüz yüze kalabilirler ve yatırımcıların ve Çok uluslu şirketlerin ne yapmaları gerektiğine odaklanın Kongo ve Afrika hükümetlerinin politik risklerini önlemek veya yönetmek için ülkeler güvenli bir iş ortamını korumak için davranabilirler. Çalışma, üst düzey yönetim temsilcilerinin görüşleri üzerine bir anket yoluyla gerçekleştirildi. Çok Uluslu Şirketler Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde faaliyet göstermektedir. Firmaların endişe ettiği sonucuna varıldı. Hükümetin istikrarsızlığı, yolsuzluk, yasal sistem ve mevzuat, grevler, soykırımlar ve etnik Gerilimler. Ev sahibi ülkenin siyasi riski, Çok uluslu şirketler en önemli belirleyicilerden biri olarak yatırım kararları vermesidir. Siyasi yönleri en önemli unsur olarak görüyorlar amaçlarını gerçekleştirmek için ve ayrıca başa çıkmak daha zor. Böylece, doğrudan yabancı yatırım çeken, bir yatırım ortamının kalitesi özellikle ev sahibi ülkede siyasi durum çok önemlidir.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Para Politikasının Ülke Riskliliği Üzerine Etkisi
    (2021) Badem, Pelin Uzuner; Özcan, Gülserim
    Özellikle son dönemde para politikası duyurularının piyasadaki hareketleri sadece akademisyenler ve politika yapıcılar için önem taşımıyor ayrıca piyasa oyuncuları için de önem arz ediyor. Türkiye'de makroekonomik göstergelerin oynaklığının yüksek olması yatırımcıların ve risk analizcilerin bu göstergeleri takip etmesine neden olmaktadır. Bu doğrultuda para politikasının ülke riskliliğine katkı verip vermediğini anlamak önemlidir. Bu çalışmada, 2014-2019 yılları arasında para politikası duyurularının ülke risk primi üzerine etkisi olay çalışması yöntemi kullanılarak analiz edilmektedir. Yapılan çalışmalara göre, para politikası duyurularının piyasayı etkileyen kısmı piyasa tarafından öngörülmeyen yani para politikasının sürpriz kısmıdır. Bu nedenle para politikası duyurularının piyasa tarafından öngörülmeyen kısmı analize konu olacaktır. Bu doğrultuda para politikası sürprizi üç ayrı şekilde hesaplanırken, ülke risk primi göstergesi olarak Kredi Risk Primi (CDS/Credit Default Risk) seçilmektedir. Yapılan analizde, 2016 yılı dönüm noktası olarak seçilmektedir. 2016 öncesi ve sonrası olarak karşılaştırma yapılmakta olan bu yılın seçilme nedeni çalışmada konusu geçen makroekonomik göstergelerin oynaklığının o yıldan sonra artmasıdır. Analize göre, 2016 öncesi dönemde para politikası sürprizinin CDS üzerinde etkili olduğu fakat 2016 sonrası dönem için sonuçların anlamsız olduğu gösterilmektedir. Analizden yola çıkılarak para politikasının ülke riskliliği için bir gösterge niteliği olma özelliğini kaybettiği sonucuna varılabilir. Çalışma iki kısımdan oluşmaktadır; birinci kısımda yapılan analizleri anlamak ve beklentileri öngörmek adına Türkiye ile ilgili siyasi ve ekonomik bilgiler değerlendirilmektedir. Daha sonra çalışmaya ilişkin benzer çalışmalar ve çalışmada kullanılan veriler ayrı başlıklar altında verilmektedir. Çalışmanın ikinci kısmında kullanılan yönteme ve bilimsel analizlere yer verilmekte ve gelecek çalışmalara öneriler sunulmaktadır. Analiz detaylandırıldığında, 2016 öncesi dönem için para politikası duyuruları için para politikası şoklarının aritmetik ortalamalarından sapması alınmakta ve bu standart sapmalar 6 günlük pencerede analiz edilmektedir. Yapılan analizde, olay çalışması yöntemi kapsamında, pencerelerin uzunluğu arttıkça bağımlı değişkeni etkileyen başka değişkenlerin regresyona dahil olması ve böylece regresyonun anlamlılığını kaybettiği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Para Politikası Sürprizi, Kredi Risk Primi, Olay Çalışması