Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Türkiye'de 1980'den Günümüze Siyasal İktidar-bürokrasi İlişkileri
    (2010) Çevik, Fahrettin Kerem; Bircan, İsmail
    Bürokrasi ve siyaset birbirleriyle sürekli etkileşim içindedirler. Siyasal iktidar ve bürokrasi ilişkisi topluma hizmet gibi aynı hedef doğrultusunda, aynı değer ve araçlarla, uyum içinde çalışmaları esasına göre kurulmuştur. Bu çerçevede siyasal iktidar ülke yönetimine dair kararları politik bir süreç içerisinde almakta ve bu kararları kendisine bağlı olan bürokrasiye uygulatmaktadır. Siyaset ve bürokrasi arasındaki bu ayrım teorik olarak böyle ifade edilirken yönetsel uygulama ve günümüz gerçekleri açısından durum teorideki gibi gerçekleşmemektedir.Bu çalışmada, 1980'li yıllardan günümüze kadar geçen dönem içerisinde, siyasetçilerin ve bürokratların nasıl bir ilişki içerisinde olduğu, birbirlerini nasıl etkiledikleri ve bürokrasi siyasal iktidar ilişkilerindeki mevcut sorunlar ortaya konulmuş olup, daha sonra ise çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.Genel olarak sorunlar siyasetçilerin ve bürokratların kendi amaç ve planları doğrultusunda birbirlerini etkilemek istemesinden kaynaklanmaktadır. Çözüm önerileri olarak ise şeffaflaşma, üst düzey bürokratların siyasete karışmaması ve yönetimin siyasallaşmasının önüne geçilmesi olarak dile getirilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Bürokrasi2. Siyaset3. Siyasal İktidar - Bürokrasi İlişkileri4. Bürokrasinin Sorunları5. Bürokratik Siyaset
  • Master Thesis
    Özürlülük Olgusunun Tarihsel Sürecinde 1980 Sonrası Söylem ve Politikaların Küreselleşme Ortamında Hayata Geçirilebilirliği Üzerine Bir Tartışma: Türkiye Örneği
    (2012) Patır, Çağlar; Çekiç, Anıl
    Uluslararası ve ulusal düzeydeki politika yapıcıların Özürlülük olgusuna yaklaşımının 1980 sonrasında bir farklılaşma gösterdiği görülmektedir. Bu dönemde insan hakları, fırsat eşitliği vet topluma tam ve eşit katılım söylemlerini merkeze alan mevzuat düzenlemelerine gidilmekte konu bu yönleriyle gündeme alınmaktadır. Ancak küreselleşme sonrasında üretim düzeninde ve emek piyasasında rekabetçi yapıyı güçlendiren değişimler yaşanmaktadır. Bunun yanında en temel insan hakları olan eğitim ve sağlık da dahil birçok kamu hizmetinin özel sektöre devredildiği, bu hizmetlerin sunumunda karı esas alan bir mantığın belirleyici hale geldiği bir süreç ortaya çıkmıştır. Bu faktörler yaşadığımız dönemde bütün insanlık için bir fırsat eşitliği ve insan hakları sorunu yaratmakta ve dolayısıyla özürlülere yönelik yasalara yansıyan fırsat eşitliği ve insan hakları söylemlerinin hayata geçmesi önünde engel teşkil etmektedir. Çalışmamızda; özürlülüğün tarihsel sürecinin açıklanmasının ardından 1980 sonrası ekonomik sosyal değişimler, yeni söylem ve politikalar tartışılacak, küreselleşme ve neo-liberalizm ortamında özürlüler için fırsat eşitliğinin sağlanabilirliği Türkiye örneği üzerinden ele alınacaktır.
  • Doctoral Thesis
    Türkiye'de 1980 Sonrası Dönemde Girdi Çıktı Analizi ile Otomotiv Sektörünün Konumu
    (2016) Erkök, Banu; Sönmez, Hüseyin Sinan
    1980 sonrası küreselleşme süreciyle birlikte Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerde, ithal ikameci sanayileşme modeli terk edilerek, ihracata dayalı sanayileşme modeli uygulanmaya başlanmıştır. Ancak bu ülkeler, gerek sermaye birikiminin gerekse teknolojinin yetersizliği gibi nedenlerle, imalat sanayii ürünlerine yönelik rekabet gücünü artırma konusunda yeterince başarı sağlayamamıştır. Çalışmada ithal ikameci politikalarla başlayarak, ihracata dayalı sanayileşme modeline geçmek suretiyle kalkınma hamlesi gerçekleştiren G. Kore'nin kalkınma modeli de incelenmiştir. Diğer yandan gelişmekte olan ülkeler de, kalkınma ve istikrarlı bir ekonomik büyüme, sermaye birikimi ve teknolojik altyapı eksikliğini gidermek için doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını teşvik etmeye yönelik politikalar uygulamaya koymuşlardır. Bu bağlamda birçok yabancı sermayeli firma, vergi muafiyeti, vergi indirimi ve ucuz işgücü gibi maliyet avantajları nedeniyle, Türkiye'nin de içinde olduğu gelişmekte olan ülkelerde faaliyet göstermeye başlamış ve sayıları giderek artmıştır. Böylelikle, Türkiye'nin küresel değer zincirine entegre olması ve küresel değer zincirleri içerisindeki payının artırılması hedeflenmiştir. Türkiye'de çeşitli sektörlerde birçok yabancı sermayeli şirket faaliyet göstermeye başlamıştır. Böylelikle söz konusu yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektörlerden biri de otomotiv sektörü olmuştur. Gelinen noktada, otomotiv sektörü, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği sektör olmanın yanı sıra, Türkiye ihracatının da lokomotifi konumunu elde etmiştir. Ancak sektördeki teknolojik gelişmelerin hızına bağlı olarak artan dış girdi bağımlılığı, sektörle ilgili ihracat gelirlerinin giderek azalmasına yol açmıştır. Bu durum Türkiye'nin otomotiv sektöründe küresel değer zincirlerinden hedeflenen oranlarda pay alıp almadığı sorusunu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, yabancı sermayeli şirketlerin ağırlığının en fazla hissedildiği ve aynı zamanda Türkiye ihracatı açısından stratejik konumda bulunan otomotiv sektörü üretiminin ithalata bağımlılığı, küresel değer zincirleri içindeki konumu ve sektörün diğer sektörler ile etkileşimi girdi çıktı analizi ile ölçülmektedir.