Search Results

Now showing 1 - 10 of 113
  • Master Thesis
    E-devlet İçinde Güvenli Veri Değişimi Türkiye için Bir Model
    (2005) Öztürk, Özgür; Yazıcı, Ali
    V ÖZET HİPERMEDYA TASARIM METODOLOJİLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE UYGULANMASI Barış ÖNK Yüksek Lisans Bitirme Projesi, Uluslararası Bilgisayar Anabilim Dalı Bitirme Projesi Yöneticisi : Doç. Dr. Bahar ALAKENT Ağustos 2001, 31 Sayfa Bu bitirme projesi çalışmasında, Hipermedya Geliştirme Metodolojileri araştırılmış ve farklı tasarım yaklaşımlarının uygun görülen özellikleri alınarak, oluşturulan tasarım yöntemi ile Türk Mutfağını tanıtan bir CD-ROM hazırlanmıştır. Uygulamanın kurgusunda temel olarak Macromedia Flash 4.0, ses, görüntü, grafik düzenleme yazılımları kullanılmıştır. Uygulama için en uygun metodoloji RMM (Relational Management Methodology) olarak belirlenmiş ve çalışma bu metodolojinin temelleri üzerine kurulmuştur. Anahtar kelimeler: Hipermedya Tasarım Metodolojileri, Çoklu Ortam Sistemleri, HDM, OOHDM, RMM, Tasarım Kalıplan, Hipermedya Arayüz Tasarımı.
  • Master Thesis
    Savunma Sanayii Ekonomisinde Finansal Süreklilik
    (2025) Ünlü, Türkünaz; Yanık, Zeki
    Yazar ve veri bilimi uzmanı Piyanka Jain'in, MIT Sloan'da 'Kuruluşlar İçinde Veri Okuryazarlığı Oluşturmanın Önemi' hakkındaki konuşmasında yer alan bu cümlesi, giderek artan uluslararası güvensizlik ortamında yalnızca askerî donanım ürünlerinin değil; aynı zamanda büyük ölçekli veri toplama, analiz etme ve bu analizleri karar süreçlerine entegre etme yetkinliğinin de rekabet avantajına büyük katkı sunduğunu göstermektedir. Bu bağlamda veri okuryazarlığı hem bireysel uzmanlık hem de kurumsal kapasite açısından kritik bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. Savunma sanayiinde Ar-Ge ve Ür-Ge harcamaları, yenilikçi ürün ve teknolojilerin geliştirilmesinin yanında firmaların küresel rekabet içindeki konumlarını belirleyen stratejik birer kaldıraç işlevi görmektedir. Bu tür yatırımlar, firmaların teknolojik kapasitesini artırmakta; faaliyet kârlılığı (FAVÖK), bilanço dengesi ve gelir tablosu gibi temel finansal göstergeler üzerinden değerlendirildiğinde de operasyonel verimliliğin ve uzun vadeli finansal sürdürülebilirliğin doğrudan belirleyicisi hâline gelmektedir. Bu tez çalışmasında, farklı ülkelere ait savunma sanayii firmaları üzerinden yapılan analizlerle veri okuryazarlığı süreçlerinin sektördeki rolü incelenmiştir. 'Savunma Sanayii Ekonomisinde Finansal Süreklilik' başlıklı bu çalışma, savunma sanayii firmalarının finansal dayanıklılığını, yapısal dönüşümünü ve veri temelli karar alma becerilerini çok boyutlu olarak incelemektedir. Farklı ülkelerde faaliyet gösteren firmalar karşılaştırmalı olarak ele alınmış; bu firmaların finansal performansları, ArGe politikaları ve kurumsal yapılarına dair veriler üzerinden yürütülen analizlerle veriyle desteklenen yönetim anlayışının sektörel başarıya etkisi somut biçimde ortaya konmuştur. ii Sonuç olarak, günümüzün jeopolitik belirsizlikler, teknolojik dönüşümler ve ekonomik dalgalanmalarla şekillenen güvenlik ortamında, savunma sanayiinde yalnızca ürün geliştirmek yeterli değildir. Bu teknolojik ilerlemelerin; finansal sürdürülebilirlik, veri temelli stratejik planlama ve ölçülebilir performans göstergeleriyle desteklenmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Bu tez, söz konusu dönüşümün etkilerini yalnızca işletme düzeyinde değil, aynı zamanda ulusal savunma politikaları ve endüstriyel özerklik bağlamında da ele almakta ve bu yönüyle disiplinler arası bir katkı sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Kuruluşundan Günümüze Nato'nun Dönüşümü ve 2022 Stratejik Konsepti Bağlamında Türkiye'nin Önemi
    (2025) Sevim, Ali; Orhan, Duygu Dersan
    Bu tez, NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti çerçevesinde, değişen bölgesel ve küresel jeopolitik gelişmeler ve güvenlik ortamı ışığında Türkiye'nin İttifak içindeki artan stratejik önemini incelemektedir. Bu temelde, NATO'nun kuruluşundan itibaren geçirdiği stratejik dönüşüm, ittifakın genişleme stratejileri, karşı karşıya kaldığı yeni güvenlik tehditlerine yönelik geliştirdiği misyonlar ve ortaya koyduğu hedefler, Türkiye'nin NATO'nun misyonlarına bugüne kadar yaptığı katkılar, NATO'nun Türkiye'ye sağladığı katkılar, Türkiye'nin jeostratejik konumu ve milli savunma sanayindeki gelişmeler analiz edilmiştir. Bu temelde tez, NATO'nun ikinci büyük askeri gücü olmasının ötesinde, sahip olduğu benzersiz jeostratejik konumu, terörle mücadele, enerji güvenliği ve düzensiz göç gibi tehditlerle mücadeledeki başarısı, bölgesel ve küresel istikrarın sağlanmasındaki kilit rolü ve her geçen gün artan milli savunma yetenekleri ile Türkiye'nin NATO'nun 2022 Stratejik Konsepti hedefleri için vazgeçilmez hale geldiğini savunmaktadır. Türkiye'nin İttifak içindeki artan bu önemi, sahip olduğu güçlü ordusu, Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu istikrarlı ve kararlı çabaları ile ABD'de gerçekleşen politik değişimin etkisiyle ortaya çıkan politik değişim ve belirsizlikler neticesinde başta, NATO Genel Sekreteri olmak üzere ABD'li ve Avrupalı siyasetçiler tarafından da teyit edilmektedir. Sonuç olarak bu tez, NATO-Türkiye ilişkilerinin geleceğinin stratejik iş birliği ve gelişen siyasi dinamikler arasında karşılıklı bağımlılık çerçevesinde bir denge ile şekilleneceği sonucuna varmaktadır. Türkiye'nin ayrılmaz rolünün kabul edilmesi ve bu doğrultuda İttifak'ın adil ve tutarlı bir kolektif savunma sağlaması, Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliği için hayati önem taşıyacaktır. Bu tez, Türkiye'nin NATO içindeki konumunun bölgesel ve küresel barış ve istikrarın tesis edilmesinde belirleyici bir faktör olduğu hipotezini desteklemekte ve Türkiye'nin tam katılımı olmaksızın NATO'nun Yenilenen Jeostratejik Dönemi zorluklarına yanıt verme yeteneğinin ciddi şekilde sınırlanacağını savunmaktadır.
  • Master Thesis
    Çin'in Yükselişinde ABD'nin Rolü: Ortaklıktan Tehdide
    (2024) Soylu, Selin Nur; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti ilişkileri resmi olarak 1972 yılında başlamıştır. Gelişen ikili ilişkiler sonucunda uluslararası arenada tarihi şekillendirecek birçok farklı hipotezi de içinde barındırmaktadır. ÇHC'nin kurulmasıyla beraber ülkenin büyüyen ekonomisi, küresel bir güç olan ABD için bir tehdit unsuruydu. ABD'nin Asya bölgesi üzerine artan ilgisi ÇHC ile kimi zaman iyi ilişkilerin gelişimi için adımlar atılsa da, neticede krizleri de beraberinde getirmiştir. İki farklı ideolojik yapıya sahip ÇHC ve ABD 1972 yılından itibaren yapılan diplomatik adımlar, ekonomik işbirlikleri ve ticaretle günümüzün süper güçleri konumuna gelebilmişlerdir. Bu araştırmanın asıl amacı ise, Çin'in Amerika için neden ve nasıl bir tehdit haline geldiğidir. Çalışmanın birinci bölümünde, 1972-1990 arası yaşanan diplomatik ilişkiler, askeri destek ve ekonomik ilişkilerden oluşmaktadır. İkinci bölüm ise,1990-2010 arası Asya-Pasifik dönemini (Obama Asia Pivot politikaları). Üçüncü bölüm ise, 2010'dan günümüze kadar olan ABD'nin Asya politikalarından bahsedilirken ABD'nin liderlerinin kararlarının dış politikada Asya için nasıl şekillendiğini anlatan ana bölümden oluşmaktadır.
  • Master Thesis
    Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü Dördüncü Sınıf Öğrencilerinin Eğitimleri Boyunca Aldıkları Çeviri Derslerinin Eğitimlerine Katkısı
    (2018) Saka, Esra; Aksoy, Nüzhet Berrin
    Bu çalışma, Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü dördüncü sınıf öğrencilerinin eğitimleri boyunca aldıkları çeviri derslerinin akademik çalışmalarını olası etkilerini ve bu öğrencilerin söz konusu çeviri derslerine karşı tutumlarını ortaya koymayı hedeflemektedir. Araştırma, Bülent Ecevit Ünversitesi İngiliz Dili Edebiyatı öğrencilerine bu çeviri dersleriyle sağlayabileceği dil bilinci, okuma beceri, kelime edinimi, yazma becerileri, kültür bilinci, bilişsel beceriler, metin bilgisi gibi çeviri yetisini oluşturan öğeler üzerine odaklanmaktadır. Çalışma boyunca öne sürülen hipotez Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümü verilen çeviri derslerinin sözü edilen öğrencilere Türkçe ve İngilizce arasındaki dilsel farklılıklar üzerinde bilinç oluşturma , temel dil becerilerini geliştirme, Türk ve İngiiliz kültürleri arasındaki farklılıklar konusunda bilgi edinme, dil kullanımında bilişsel beceriler edinme, farklı metin ve edebi türlerin içerdiği dil zenginliğiyle ilgili farkındalık kazanmak gibi konularda yardımcı olabileceğidir. Çalışmada bu tezi desteklemek üzere nicel bir araştırma yürütülmüştür. Veriler cevapları 'tamamen katılıyorum' ve 'tamamen katılmıyorum' arasında beş değişken ve 25 maddeden oluşan Likert tutum ölçeği içeren bir anket kullanılarak toplanmıştır. Bu anketle İngiliz Dili Edebiyatı üçüncü sınıfı öğrencileriyle 2016-2017 akademik yılının bahar döneminde bir pilot çalışma yapılmış, anketin gerçeklik ve yeterliliği Cronbach Alfa Katsayı Testi ile kontrol edilmiştir. Nihai anket uygulaması pilot çalışmasından üç hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin anket sorularına verdiği cevaplar, Bülent Ecevit Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı dördüncü sınıf öğrencilerinin eğitimleri boyunca aldıkları çeviri dersine karşı tutumlarının olumlu olduğu ve bu derslerin akademik çalışma ve başarılarına katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Çeviri, Çeviri Bilim, Edebiyat, Dil Bilinci, Okuma Beceri, Kelime Edinimi, Yazma Becerileri, Kültür Bilinci, Bilişsel Beceriler, Metin Bilgisi.
  • Master Thesis
    Diğerinin Sesleri: Chinua Achebe'nin Things Fall Apart ve Tayeb Salih'in Season Of Migration To The North Eserlerinde Kolonyal Karşılaştırmalar ve Kimlik Dönüşümü
    (2025) Bratoo, Huda Ammar Taha; Aras, Gökşen
    The dynamic of 'us vs. them' has been central to colonial encounters, manifesting as a clash between Western cultures and the societies they sought to dominate. Postcolonial literature often examines this dichotomy, portraying the disruptive tension between the 'inside' of indigenous cultures and the 'outside' forces of Western imperialism. Chinua Achebe's Things Fall Apart and Tayeb Salih's Season of Migration to the North explore this confrontation, each offering a unique perspective on how colonial and postcolonial encounters redefine identity, culture, and power. While Achebe illustrates the collapse of the Igbo world under the encroachment of British colonialism, Salih examines the lingering psychological and cultural fragmentation caused by Western domination in postcolonial Sudan. Together, these novels interrogate the boundary between 'us' and 'them,' revealing the lasting effects of cultural invasion and resistance. Achebe and Salih both critique the simplistic categorization of the colonizer and the colonized, exploring how the imposition of the 'outside' not only disrupts but also transforms the 'inside,' leaving behind hybrid spaces where identities are reshaped, traditions are reimagined, and power dynamics are contested. In doing so, they underscore the lasting effects of cultural invasion, resistance, and the enduring complexities of postcolonial identity formation.
  • Master Thesis
    Analysis of Interior Design in Chocolate Museums
    (2024) Yitmez, Hatice; Yakupoğlu, Gizem
    Çikolata müzelerinde yaratılan iç mekân tasarımları, çikolatayı bir temsil aracı olarak kullanabilmekte, bu durum mekânın tasarımına, farklı sergileme biçimlerine ve çikolatadan üretilen eserlere yansıyabilmektedir. Sergilenen eserler, sanat eserleri ve müzenin mekân kurgusu seçilen temanın temsili olarak planlanabilmekte ve anlamın ürestim sürecine katkıda bulunabilmektedir. Araştırmanın amacı Türkiye'deki çikolata müzelerinde iç mekân tasarımı aracılığı ile oluşturulan temsil biçimlerini anlamak ve mekânda kurgulanan deneyimi analiz etmektir. Buna ek olarak çikolata müze mekânlarının iç mekân tasarımında etkili olan ögelerin ortaya konulması hedeflenmektedir. Türkiye'de dört adet çikolata temalı müze bulunmaktadır. Araştırma kapsamında Pelit Çikolata Müzesi ve Bursa Çikolata Müzesi ziyaret edilerek iç mekân analizleri yapılmıştır. Alan çalışması kapsamında mekân organizasyonu, iç mekân tasarımını oluşturan öğeler ve sergilenen eserler incelenerek oluşturulan temsiller tartışılmaktadır. Temsil sürecinde kullanılan mekânsal öğeler, temsilde üretilen farklı anlamlar ve insanların bu anlamların nasıl yorumladığını anlamak tematik mekânların çalışma biçimlerine yönelik yorumlar yapılabilmesini sağlamaktadır. Araştırma kapsamında alan çalışması yapılan Pelit Çikolata Müzesini ve Bursa Çikolata Müzesini ziyaret eden kişilerin mekânı nasıl deneyimlediğini ve farklı temsillerde ortaya çıkan anlamlara yönelik çıkarımlarını anlamak amacıyla likert ölçeği ile bir ziyaretçi anketi düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkiye'deki çikolata müzelerinin mekân özellikleri sınıflandırma yapılarak tablolar aracılığıyla aktarılmıştır. Çikolataya farklı formlar verilerek elde edilen üretimlerin, yerel ve evrensel kültüre ait ögeleri kullanarak müze deneyimini şekillendirdiği ve kültür ile ilişkilenen anlamların oluşmasına katkıda bulunduğu anlaşılmıştır.
  • Master Thesis
    Yükseköğretimde Mühendislik Öğrencilerinin Üretken Yapay Zeka Araçlarını Kabulü ve Kullanımını Etkileyen Faktörler: Gayri Döngüsel Yapısal Eşitlik Modellemesi Yaklaşımı
    (2025) Jami, Morsal; Toker, Sacip
    Bu çalışma, özellikle ChatGPT olmak üzere Üretken Yapay Zekâ araçlarının yükseköğretimde kabulü ve kullanımı üzerinde etkili olan faktörleri incelemektedir. Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Teorisi (UTAUT) çerçevesinde temellendirilen araştırma, altı temel yapıyı ele almaktadır: Üretken Yapay Zekâya Yönelik Olumlu Tutumlar, Sosyal Etki, Üretken Yapay Zekâya Güven, Algılanan Akademik Fayda, Kullanım Niyeti ve Gerçek Kullanım. Veriler, üniversite öğrencilerine uygulanan yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmış ve AMOS programında Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, güven, olumlu tutumlar ve sosyal etkinin öğrencilerin ChatGPT kullanım niyeti üzerinde anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir. Aynı zamanda, algılanan akademik faydalar ve gerçek kullanım da bu faktörlerden olumlu yönde etkilenmiştir. Modelde ayrıca, Kullanım Niyeti ile Gerçek Kullanım arasında ve Üretken Yapay Zekâya Güven ile Algılanan Akademik Fayda arasında çift yönlü (non-recursive) ilişkiler yer almakta, bu da öğrencilerin deneyimlerinin karşılıklı etkileşim yapısında olduğunu ortaya koymaktadır. İlginç bir şekilde, Kullanım Niyetinden Gerçek Kullanıma doğru negatif bir yol gözlemlenmiş, bu da kurumsal veya bağlamsal engellerden kaynaklanabilecek bir niyet-davranış boşluğunu düşündürmektedir. Elde edilen bulgular, yükseköğretim kurumlarının Üretken Yapay Zekâ araçlarını sorumlu bir şekilde akademik uygulamalara entegre etmeleri açısından güven, akran etkisi ve deneyimsel öğrenmenin önemini vurgulayarak değerli bilgiler sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Tüketici Satın Alma Karar Aşamasında Marka Sadakati Etkisi ve Kola Tüketicileri Üzerine Bir Uygulama
    (2005) Alsulu, Kazım Onur; Alkibay, Sanem
    ÖZET Güçlü bir marka kazandırdığı avantajlar nedeniyle işletmenin sahip olduğu önemli bir değerdir ve tüketici, üretici ve ülke ekonomisi açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Üretici firmalar açısından markanın sahip olduğu değer, markanın hedef kitle içerisindeki tüketicilerin çoğunluğu tarafından satın almayı etkileyen güçlü çağrışımlarla hatırlanması ve tanınması dolayısıyla oluşan kalite algısı ve marka sadakatinden kaynaklanmaktadır. Markanın tüketici zihnine sayılan nedenlerle yerleştirilmesi şüphesiz etkin bir marka yaratma yaklaşımını gerektirmektedir. Marka yaratma, mamulün bir marka olabilmesi öncelikle markayı değerli hale getirmekten geçer. Son yıllarda pazara giren yeni kola markasının da tüketicilerce benimsenmesi, marka sadakatinin ne yönde geliştiği, hangi faktörlerin tüketicilerce önemsendiği sorusunu gündeme getirmiştir. Bu noktadan hareketle, kola türü ürünleri kullanan tüketicilerin marka sadakatini belirlemek ve sadakate etki eden nedenleri ortaya koymak bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, en yüksek sadakatin Coca- Cola markasına olduğu belirlenmiştir. Tüketicilerin sadakate yönelten en önemli nedenlerin başında ise ürünün tadının güzel olması, reklamlarının çekiciliği gelmektedir.
  • Master Thesis
    1980 Sonrası Türkiye'de Neo-liberal Politikaların Kentle Olan İlişkisi
    (2025) Çinar, Sinan; Gençoğlu, Funda
    Tarım Devrimiyle birlikte kentleşme tarihinin ana uğrak noktalarından olan Sanayi Devrimi, üretim ilişkilerinde köklü değişikliklere neden olarak, kapitalist sistemin tarihsel gelişim sürecini derinden etkilemiştir. Sanayileşme eşliğinde kapitalizmin tarihsel izleği takip edildiğinde, kentlerin geçirmiş olduğu dönüşümün tarihsel bağlamı görünür olacaktır. Kapitalizmin krizli tarihi içerisinde yaşanan dönüşümler farklı karakteristik özellikler taşıyan tarihsel dönemler oluştururken, coğrafi bakımdan da yeniden yapılanmaları beraberinde getirmiştir. Bu coğrafi yapılanma küresel, ulusal, bölgesel düzeyde işbölümü ve sınıf mücadelesinin bir yansıması olmuştur. İşbölümü ve sınıf mücadelesinin oluşturduğu küresel hiyerarşik sistem içerisinde yer alan ülkelerin kapitalist sistem bünyesinde üstlendikleri roller, bu ülkelerin içerisindeki ve çevresindeki iktidar ilişkilerini şekillendirmiştir. Söz konusu iktidar ilişkilerinin analizinde emperyalizm kavramı temel çözümleme aracıdır ve emperyalizmin karakteristik mekanizmalarından doğan eşitsiz gelişim küresel ölçekte oluşan kentleşme hareketinin merkezinde yer almaktadır. Bu iktidar ilişkileri üzerine kurulan kapitalist sisteme merkez, yarı-çevre ve çevre ülke olarak eklemlenen ülkelerin üstlendikleri roller, bu ülkelerin kentleşme ve kentlileşme süreçlerinin belirleyicisi olmuştur. Kapitalist sistem içerisinde üstlenilen rol üzerinden kapitalizm ile eklemlenme metotları kentlerin mekânsal formunu şekillendirirken, kentleşmenin kendi sosyo-psikolojisini, sosyo-kültürel yapısını da yaratarak farklı kentlileşme pratiklerini oluşturmuştur. Bu genel görünüm içerisinde; kentler sınıflar arası ve sınıf içi ilişkilerle sınıfların devletle ilişkilerini ifade eden iktidarın üretildiği, sergilendiği esas mekânlar olmuştur. İktidar ilişkileri kentlerin morfolojisini ve kentli öznelliğini belirlerken, kentlerin aldığı form da iktidar ilişkilerini düzenlemekte, ona şeklini vermektedir. Bu boyutuyla kentler ve iktidar ilişkileri arasında yaşanan diyalektik ilişki kentlerin bir iktidar aygıtına dönüşmesine sebebiyet vermektedir. Türkiye kentleşme tarihi de bu paradigma içerisinde değerlendirilmelidir. Türkiye kentleşme ve kentlileşme pratiği sanayileşme vasıtasıyla yarı-sömürge durumundan yarı-çevre ülke konumuna doğru yapılan yolculuk içerisinde şekillenmiştir. Bugün gelinen noktada neo-liberal siyasalar içerisinde Türkiye'nin yarı-çevre ülke olarak geliştirdiği alt-emperyalist ilişkiler kentleşme ve kentlileşme pratiklerini etkilemeye başlamıştır. Türkiye'nin devam eden bu yolculuğunun arkasındaki ana motivasyon ise milli burjuvazinin oluşturulabilmesi adına sermaye birikiminde devamlılığın sağlanması ve bu amaca uygun kentli öznelliğinin inşa edilmesi olmuştur.