24 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 24
Article Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay(2012) Keser, Ulvi16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların adayı Yunanlaştırmak gayretleri nedeniyle uzun süreli yaşamaz ve 21 Aralık 1963 günü tarihe Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları sonrasında kurulan cumhuriyet fiili olarak yıkılır. Akritas Planı çerçevesinde başlatılan Rum saldırıları 1974 yılına kadar devam edecek ve Kıbrıs Türkleri yaşadıkları toprakları terk ederek daha güvenli bölgelerde çadır kentlerde yaşamaya mahkûm edileceklerdir. Bu çalışma kapsamında 21 Aralık 1963ün hemen ardından adaya yönelik başlatılan Kızılay faaliyetleri irdelenecektir.Master Thesis 1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi(2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.Article Türkiye’de Devlet ve Burjuvazi: Ulusötesi Mücadeleler ve Çözülen Devlet Sınıfı(2008) Şenalp, Mehmet Gürsan; Şenalp, ÖrsanBu çalışmada, Türkiye’de burjuvazi ve devlet ilişkileri ulusötesi tarihsel materyalist bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bu amaçla, kapitalist sınıfın çeşitli fraksiyonlarının/bileşenlerinin kendi aralarında, ulusal ve uluslararası düzeylerde giriştikleri ulusötesi mücadelelerin bazı özellikleri incelenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, “kapitalist”, “sınıf bilinci”, “sınıf fraksiyonu” gibi bazı temel kavramların açıklanmasının ardından, ikinci bölümde ulusötesileşme olgusu üzerinde durulmakta ve ulusötesi kapitalist sınıf oluşumu tezlerine yer verilmektedir. Bu bölümde geliştirilen ana argüman bugün bir ulus-devletin sınırları içinde biçimlenen sosyal sınıf ilişkilerinin / mücalelerinin ve hakim sınıfların kendi aralarındaki çatışmaların doğru anlaşılmasının ancak günümüz kapitalizminin temel niteliklerinin doğru bir biçimde kavranabilmesine bağlı olduğudur. Kapitalizmin ulusötesi karakterine ilişkin “doğru” olduğunu düşündüğümüz bir kavrayışı / yaklaşımı Van der Pijl’den ödünç alıyoruz. Dolayısıyla, üçüncü bölüm ulusötesi kapitalizmin –Locke’cu merkez bölge ve Hobbes’çu hasım devletlerden oluşan- ikili yapısı üzerine bazı değerlendirmeleri içeriyor. Bu şekilde küresel politik ekonomi ve uluslararası ilişkilerin sosyal sınıflar temelinde tarihsel materyalist bir analizini yapmak mümkün hale geliyor. Dördüncü ve son bölümde Türkiye’de kapitalist sınıfın belirli fraksiyonları, ezilen toplumsal sınıflar ve devlet sınıfı arasında cereyan eden şiddetli çekişmeleri, klasik ya da yeni emperyalizm kuramlarından değil bu ulusötesi mücadeleler perspektifinden bakarak ele alıyoruz.Article 1958 1963 Mücadele Sürecinde Kıbrıs'ta Basın ve Nacak Gazetesi(2012) Keser, UlviKıbrıs adasında Yunanistan destekli olarak 1 Nisan 1955 tarihinden itibaren faaliyete geçen EOKA terör örgütü karşısında Kıbrıs Türklerinin kendilerini koruma mücadelesi de başlar ve bu mücadele özellikle 1958 Ağustos ayından itibaren Türk Mukavemet Teşkilatının Türkiye destekli olarak faaliyete geçmesiyle yeni bir aşamaya geçer. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyetinin 21 Aralık 1963 günü Kanlı Noel saldırılarıyla birlikte fiilen ortadan kalkmasıyla ada yeniden ikiye bölünür. Bu çalışma kapsamında 1958 1963 sürecinde yaşanılan olaylar irdelenecek ve Kıbrıs Türklerinin verdiği mücadele gazeteler vasıtasıyla aktarılmaya çalışılacaktır. Bu kapsamda irdelenecek gazete ise TMTnin yayım organı olarak bilinen Nacak olacaktır.Article Vahdet-i Mevcut’tan Vahdet-i Vücud’a: Anadolu’da İslam Dönemi Sonrasındaki Tanrı Algısının Semah ve Sema Kavramları Aracılığıyla İncelenmesi(2012) Güray, CenkAnadolu’da yaşamış olan tüm uygarlıklar, bu coğrafyaya maddi ve manevi izler bırakmışlardır. Toplumların yaşamsal geleneklerinin önemli bir kısmında etkin bir rol oynayandin ve inanç kültürüne dair simgeler, bu topluluklardan kalmış manevi izlerin en önemlileriarasındadır. Müziğin ve dansın ifade gücü, onları her inanç sistemi için oldukça çekici aktarım araçları haline getirmiştir. Anadolu için inanç ve müzik ilişkisini gerek tarihsel derinlikgerekse de coğrafi yaygınlık açısından en geniş şekilde tanımlayan iki kavram olan semahve sema’nın altyapılarında yatan Vahdet-i Mevcut ve Vahdet-i Vücud felsefeleri aracılığıylaanalizi, Anadolu tarihinin değişik dönemlerindeki insan- Tanrı ilişkisinin dini müzik ve dansyoluyla çözümlenebilmesi için önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda Vahdet-i Mevcutfelsefesinden daha yoğun bir biçimde etkilenmiş olan semah kavramı içinde Tanrı’nın somutolarak tezahürü simgelenirken, bu tezahür Hz. Ali’nin kişiliği aracılığı ile yansıtılmaktadır.Diğer yandan, Vahdet-i Vücud felsefesi doğrultusunda yapılanan sema geleneği içinde iseTanrı’nın bilgisine ulaşarak aşama aşama olgunlaşma gayreti mevcuttur. Ancak sema’da,Tanrı’nın insan vücudunda tezahür etmesi ya da kişileşmesi simgesine rastlanmamakta, sadece insanın maddi ve manevi dünya arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta geçirdiği olgunlaşma evreleri ifade edilmektedir. Semah bu anlamıyla vecd ve coşku ile Tanrı ile bir olma,sema ise olgunlaşma, bilgiye mazhar olma ve çile ile Tanrı’nın bilgisinden pay alma anlayışlarını simgelemekte ve iki ayrı insan-Tanrı ilişkisini yani Tanrı algısını ortaya koymaktadır.Article Teröristle Mücadelede Kullanılan Silah Sistemlerinin Etkinliklerine Yönelik Algıların Belirlenmesi(2015) Kantemir, Özkan; Özkıl, AltanGüvenlik güçlerinin düşük yoğunluklu çatışma ortamında otuz yıldır bölücü terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile yürüttüğü başarılı mücadele bilinen bir gerçektir. Mücadele sürecinde güvenlik güçleri tarafından düşük yoğunluklu çatışma ortamında farklı teknik özelliklere ve teknolojilere sahip silah sistemleri kullanılmıştır. Özellikle son yıllarda teknolojide meydana gelen hızlı değişim, silahlı kuvvetlerin tedarik süreçlerinin sürelerine bağlı olarak düşük yoğunluklu harekât ortamında da görülmüştür. Her zaman en önemli kuvvet çarpanı olarak algılanan teknoloji, teröristle mücadelenin önemi doğrultusunda düşük yoğunluklu çatışma ortamını sürekli etkilemiştir. Harekât alanında kullanılan tüm silah sistem teknolojilerinin zamanla nasıl bir değişim gösterdiğinin değerlendirilmesi ve teknolojinin düşük yoğunluklu çatışma ortamını ne derecede etkilediğinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişimin silah sistemleri üzerinde yarattığı etkinliğin, bizzat bu süreçte görev yapmış personelin algılarına dayanarak belirlenmesidir. Bu çalışma ile güvenlik güçlerinin kullandığı harp silah, araç ve gereçlerinin etkinlik dereceleri teröristle mücadelede görev yapmış uzman personelin algılarına dayalı olarak, literatürde yaygın olarak kullanılan, Analitik Hiyerarşi Süreci (Analytic Hierarchy Process-AHP) ve İdeal Çözüme Yakınlıkla Tercih Sıralama Yöntemi (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution-TOPSIS) metodolojileri izlenerek belirlenmiştir. Çalışma sonucunda teröristle mücadelede kullanılan harp silah, araç ve gereçlerinin algılanan etkinlik derecelerine göre sıralaması elde edilmiştir. Elde edilen sıralama incelendiğinde, silahlı ve genel maksat helikopterlerinin teröristle mücadelede diğer sistemlere göre daha etkin olarak algılandıkları sonucuna ulaşılmıştır.Article Türkiye'de Toplumsal Gelişmenin İki Formülü: Eğitimciliğin Tarihi ve Ekonomici Yaklaşımın Ortaya Çıkışı(2016) Sönmezer, BurakBu çalışmada, Türkiye'de, maarifçilik dediğimiz, toplumsal ve ekonomik gelişmenin ön şartı olarak eğitimi gören anlayışın bir tarihi olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu anlayış, giderek Osmanlı Devleti'nin klasik çağındaki güçlü devlete dönüşün bir formülü olarak görülmeye başlanmıştır. Bu anlamda maarifçilik Osmanlı yönetici sınıfının tarihsel çıkarlarına göre şekillenmiş ve geleneksel aydınlar tarafından bütünüyle benimsenmiştir. Aynı dönemde iktidara sert eleştiriler yönelten ve meşrutiyet fikrini ortaya atan Jöntürkler de, geleneksel maarifçi fikirlerden kurtulmuş değildir. Jöntürkler tarafından da devam ettirilen maarifçi düşünceler ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 20. yüzyıl başında Osmanlı burjuva sınıfıyla ilişki kurmasıyla birlikte değişmiş ve toplumsal gelişmeye ekonomici bir bakışa dönüşmüştür.Article YAP-İŞLET-DEVRET SÖZLEŞMELERİNİN IFRIC 12 İMTİYAZLI HİZMET SÖZLEŞMELERİ KAPSAMINDA MUHASEBELEŞTİRİLMESİ: HESAP PLANINA İLİŞKİN ÖNERİLER VE ÖRNEK BİR UYGULAMA(2015) Kaval, Hasan; Vardar, Gizem ÇopurYap İşlet Devret (YİD) sözleşmeleri birden çok sözleşmeyi içinde barındıran bir yapıya sahiptir. Bu yapı, YİD sözleşmeleri kapsamında ortaya çıkan işlemlerin ekonomik özünün anlaşılması konusunda zorluklar çıkarmıştır. Bu çalışmada YİD sözleşmelerinin muhasebeleştirilmesi, Uluslararası Finansal Raporlama Yorum Komitesi (International Financial Reporting Interpretation Committe-IFRIC) tarafından yayımlanan 12 no.lu Uluslararası Finansal Raporlama Yorumu (IFRIC 12) İmtiyazlı Hizmet Sözleşmeleri kapsamında ele alınmış ve raporlamada kullanılacak yeni hesaplar önerilmiştir. YİD sözleşmelerinin IFRIC 12'ye göre muhasebeleştirilmesi, YİD sözleşmelerinin işletmeciye sağlayacağı faydaların finansal tablolara gerçeğe uygun bir şekilde yansımasını ve bilginin finansal tablo kullanıcılarına, tahmine dayalı da olsa, ihtiyaç duyulan karar alma anında sunulması sağlamaktadırArticle TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARI- SINDAN BUGÜNE MEKÂNSAL PLANLAMA MEVZUATI VE UYGULAMALARININ DÖNÜŞÜMÜ VE ETKİLERİ(2017) Şahin, Savaş ZaferSon otuz yıldır, kapitalizmin krizi ve devletin yeniden yapılandırılması tartışmaları mekânsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Özellikle adem-i merkezileşme, ölçek ve yönetsel düzeyler, yetkilerin devletin farklı kademeleri arasında yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya taşınması önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Devletin merkezi ve yerel yönetimler düzeyleri arasındaki yetkiler sürekli olarak yeniden dağıtılmakta, yeni ölçekler oluşturulmakta ya da eski ölçekler önemini kaybetmektedir. Son on yıldır Türkiye'de yerel yönetimler reformu adın altında gerçekleştirilen mülki idare değişiklikleri de bu kapsamdadır. Bu değişikliklerin kent planlama sürecine yapısal etkileri olmaktadır. Bu makalede 2000'li yılların başında kısmen yasalaşan \"Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı\" sonrası dönemde mekânsal planlama sistemindeki değişiklikler yeniden ölçekleme açısından eleştirel bir yaklaşımla ele alınacaktırArticle Jewish Survivors and Detention Camps in Cyprus After the Second World War(2013) Keser, UlviKıbrıs adası tarih boyunca hep huzursuzluklar, istikrarsızlıklar ve göçlerle anılmıştır. Coğrafi ve stratejik pozisyonu nedeniyle herkes için bir atlama tahtası halini de almıştır. İkinci Dünya Savaşı sürecinde ise savaş sanki dışarıdaymış gibi görünse de Kıbrıs tam da savaşın ortasında kalmıştır. İsrail dışında Kıbrıs adası Yahudi tarihinde son derece önemli bir rol oynamıştır. Bu durum göz önüne alınınca ister Akdeniz’in ortasında bir atlama tahtası olarak ister Yahudiler için evlerine dönüş yolunda bir duraklama noktası olsun Kıbrıs ve Yahudiler çeşitli nedenlerle sonu iyi bitmese de çok farklı bir iletişim içine girmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’nın son sürecinde Nazi mezaliminden kaçmayı ve hayatta kalabilmeyi başarabilmiş Yahudiler o zamanlar İngiliz yönetiminde olan Filistin’e gitmenin yollarını aramaya başlarlar. O dönemde gemiyle Filistin’e gitmek kötü şartlar ve çoğunlukla İngiliz kısıtlamaları nedeniyle çok da kolay değildir. Yetersiz ve son derece ilkel şartları en iyi şekilde değerlendiren Yahudiler öncelikle Türkiye’ye ulaşmayı başarırlar. Maalesef Filistin’e yönelik rotaları ise planlandığı ve hayal edildiği kadar kolay değildir ve bu şanssız insanlar İngilizler tarafından açık denizde durdurulurlar ve Kıbrıs’taki toplama kamplarına nakledilirler. Kötü hayat şartları, İngiliz idaresinin katı ve acımasız yaklaşımı ve diğer olumsuzluklar bu insanların hayatını katlanılmaz hale getirirken pek çoğunun da hayatını kaybetmesine neden olur.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

