Search Results

Now showing 1 - 10 of 42
  • Article
    Citation - WoS: 6
    Citation - Scopus: 6
    Covid-19 Infection in Peritoneal Dialysis Patients: \ra Comparative Outcome Study With Patients on \rhemodialysis and Patients Without Kidney Disease
    (Aves, 2022) Kazancıoğlu, Rümeyza; Ozturk, Savas; Turgutalp, Kenan; Gürsu, Meltem; Arıcı, Mustafa; Oruç, Ayşegül; Ateş, Kenan; Odabas, Ali Riza; Bek, Sibel Gökçay
    Objectives: There is limited data about coronavirus disease-19 (COVID-19) characteristics and results in peritoneal dialysis \r(PD) patients. This study aimed to investigate the characteristics and outcomes among PD patients and compare them with \rmatched hemodialysis (HD) patients and a control group without kidney disease.\rMethods: We included 18 PD patients and consecutive age- and gender-matched 18 HD and 18 patients without kidney \rdisease (control group) registered into the Turkish Society of Nephrology database including 1301 COVID-19 patients. We \rcompared demographic, clinical, radiological, laboratory data, and outcomes namely intensive care unit (ICU) admission, \rmechanical ventilation, mortality, and composite outcome (death and/or ICU admission).\rResults: ICU admission, mechanical ventilation, and mortality rates in PD patients (27.8%, 22.2%, and 22.2%, respectively) \rand the HD group (16.7%, 11.1%, and 16.7%, respectively) were higher than the control group (11.1%, 11.1%, and 5.6%, \rrespectively), but intergroup comparison did not reveal difference. A total of 11 (20.3%) patients had composite outcome \r(6 PD patients, 3 HD patients, and 2 patients in the control group). In Cox regression analysis, higher age and higher CRP level were related to increased risk of composite outcome. Adjusted rate of composite outcome in PD group was significantly higher than \rthe control group (P = .050). This rate was similar in HD and control groups (P = .30).\rConclusions: Combined in-hospital mortality and/or ICU admission of PD patients with COVID-19 was significantly higher than the control \rpatients. There is a need for careful surveillance of PD patients for infection signs and prompt treatment of COVID-19.
  • Article
    Bilgi Sistemleri ve İletişim Teknolojilerinin Kabulu ve Kullanımı: Ankara’daki Sağlık Yöneticileri Örneği
    (2017) Ozgen, Pelin; Tengilimoglu, Dilaver; Demircan, Fatih
    Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı değişim ve gelişmeler sağlık hizmetleri sektörünü de önemli ölçüde etkilemiştir. Hasta verilerini kullanma, işleme, tekrar ulaşma zor bir hal alırken, sağlık bilgi sistemleri sayesinde hem bu işlemler hızlı ve güvenilir şekilde yapılabilmekte, hem de hastane yöneticilerinin karar verme süreçlerinde ihityaç duydukları bilgiler derlenebilmektedir. Sağlık hizmeti talebinin hızla artması ile birlikte, tıbbi verilerin kaydedilmesi ve depolanması için artan kapasite ihtiyacı yanı sıra, depolanmış verilerin taşınması ve işlenmesine ihtiyaç vardır. Bu çalışmanın amacı, sağlık bilgi sistemlerine karşı hastane yöneticilerinin karşılaştıkları direncin ve sistemlerin kullanımı esnasında karşılaşılan problemlerin belirlenmesi ve bilgi sistemlerinin uygulanma süreci için bazı öneriler sunmaktır. Kullanılan veri, Ankara'da faaliyet gösteren 12'si Sağlık Bakanlığı, 4'ü Üniversite Hastanesi olmak üzere toplam 16 kamu hastanesinde görev yapan 108 hastane yöneticisi ile yapılan anket çalışması ile elde edilmiştir. Sonuçlar göstermektedir ki, yöneticiler ve çalışanlar değişime karşı isteksizdirler. Bu önyargı ve direncin kırılabilmesi için yöneticilerin isteksizliğin arkasındaki nedenleri sorgulamaları ve çalışanlara yeni iş prosedürleri hakkında detaylı bilgilendirme yapmaları gerekmektedir.
  • Article
    İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği: Türkçe Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması
    (2022) Sönmez, Münevver; Korkmaz, Serap; Kısacık, Öznur Gürlek
    Amaç: Çalışma, İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğini incelemek amacı ile gerçekleştirildi. Gereç ve Yöntem: Metodolojik araştırma tipinde planlanan çalışmanın örneklemini 272 yoğun bakım ve palyatif bakım hemşiresi oluşturdu. Ölçeğin dil eşdeğerliği için çeviri-geri çeviri tekniği kullanıldı. Ölçeğin geçerlik çalışması için, uzman görüşlerine dayalı kapsam geçerliği hesaplandı. Yapı geçerliği için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi kullanıldı. Ölçeğin güvenirlik analizinde test-tekrar test, korelasyon, madde toplam puan korelasyon ve Cronbach’s alpha katsayısı kullanıldı. Bulgular: Ölçeğin Türkçe formunun kapsam geçerliği uygundu (KGİ=0.95). Ölçek toplam Cronbach’s alpha katsayısı 0.92, madde toplam puan korelasyonları 0.33 ile 0.72 arasında bulundu. Doğrulayıcı faktör analizinde ölçeğin toplam varyansın %63.55’sini açıklayan dört faktörden oluştuğu doğrulandı. Yapı geçerliği, 0.62-0.83 faktör yükü aralığı ile desteklendi. Ölçeğin 20 madde ve 4 alt boyuttan oluştuğu belirlendi. Sonuç: İnkontinans İlişkili Dermatit Yönetiminde Hemşirelerin Bilgi, Tutum ve Uygulamalarını Değerlendirme Ölçeği’nin Türk toplumuna uyarlanması için yapılan analizlerden elde edilen bulgular, ölçeğin Türkçe formunun, hemşirelerin inkontinans ilişkili dermatit hakkındaki bilgi, tutum ve uygulamalarının incelenmesinde dört boyutlu bir araç olarak, güvenilir ve geçerli olduğunu gösterdi.
  • Article
    Sağlık Tesislerinde Gürültü Etmenleri: Türkiye’deki Hastanelerden Örneklemeler
    (2012) Koçyiğit, Filiz Bal
    Bu makale, çalışma alanının gürültü seviyesinden kaynaklanan iletişim kaybı nedeni ile çalışmaların etkilendiği sağlık merkezlerinde gürültü seviyesini değerlendirmek ve gürültü seviyesinin aynı zamanda binanın mimari tasarımı ile etkileşimini araştırmayı, elde edilen sonuçlar ile ileride yapılacak çözüm önerisi çalışmalarına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamını sınırlamak amacı ile beş hastane seçilmiştir. Örnek alınan hastanelerin hem kent hem de yakın ve uzak çevreden gelen hastaları kabul eden hasta kapasitesi yüksek hastaneler olmasına dikkat edilmiştir. Devlet ve özel hastanelerden seçilen örneklerden birisi yöre hastanesi görünümünde olmasına karşın konumu nedeni ile çevreden kapasitesi üzerinde hasta kabul eden devlet hastanesi, birisi yine geniş bir bölgeden hasta alan özel üniversite araştırma hastanesi, bir diğeri Karadeniz bölgesi çevresinde geniş bölgeden hasta kabul eden devlet üniversitesi hastanesi, ikisi Ankara merkezinde devlet üniversitesi araştırma hastanesidir. Sonuçlar eşdeğer ses basınç seviyeleri (her alanda 20 noktadan 5er dakikalık Leq şeklinde olmak üzere), Lmax, Lmin ölçümleri fast ve slow mode olarak alındı. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletlerinden alınan örnek hastanede elde edilen sonuçların, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)nün kabul edilebilir bulduğu seviyelerin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. 24 saatlik ortalama aralıkta ortalama eşdeğer basınç seviyesi Amerikadaki hastanelerde 50-60 dB(A) Türkiyedekilerde ise 55-75 dB(A) arası olduğu belirlenmiştir. Bu seviye aralıkları 30- 100dB (düşük mod) ve 50-120 dB (yüksek mode) arasında değiştirerek ölçülmüştür. Spektrum makine seslerinin de değerlendirilebilmesi için 16- 8000 Hz. arasında Lmax-Lmin azami için oktav bantlar ve Leq ölçümleri için A-ağırlıklandırma şeklinde ölçülmüştür. Spektrumları çizelgesine göre, düşük frekanslar olan 63-500 Hz oktav bantları içinde genellikle düzdür, 500-4000 Hz artış göstermekte, 4000 Hz. üzeri insan sesi seviyesi üzerindeki frekanslarda ses basınç seviyeleri düşmektedir. Son altı yıldır alınan ölçümlerden oluşturulan grafikler geceleri ortam ses seviyelerinin belirgin biçimde düştüğünü, gündüzleri ise ulusal ve uluslararası standartların çok üstünde olduğunu göstermektedir. Ölçüm sonuçlarında elde edilen kabul edilebilir ses seviyesinden yüksek sonuçların kullanıcılar üzerindeki etkileri hastanelerde yapılan anketler ile de desteklenmiştir.
  • Research Project
    Mesleklerarası Simülasyon Eğitiminin Jinekolojik Onkolojide Palyatif Bakım Yeterliliklerinin Kazandırılmasına Etkisi
    (2019) Terzioğlu, Füsun; Şahan, Fatma Uslu
    Bir eğitim müdahale çalışması olarak gerçekleştirilen projede karma yöntem kullanılmıştır. Projenin nicel bölümü, mesleklerarası simülasyon eğitiminin öğrencilerin jinekolojik onkoloji palyatif bakım yeterliliklerine, disiplinlerarası eğitim algısına ve ekip çalışması tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrol müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Projenin nitel bölümü, öğrencilerin mesleklerarası jinekoloji onkoloji palyatif bakım eğitiminde simülasyon kullanımı konusunda görüş, düşünce ve önerileri belirlemek amacıyla odak grup görüşmeleri yapılarak gerçekleştirilmiştir. Projenin örneklemini dört farklı meslek grubundan 84 öğrenci (Hemşirelik: 22; Diyetisyen: 23; Sosyal Hizmet Uzmanı:22; Doktor: 17) oluşturmuş ve öğrenciler dört gruba ayrılmıştır. Tüm öğrenciler ?Jinekolojk Onkolojiye Yönelik Mesleklerarası Palyatif Bakım Eğitimi?ne katılmış, eğitimden bir hafta sonra müdahale gruplarına yüksek geçerlikte simülasyon, hibrit simülasyon ve her iki simülasyon yöntemi birlikte uygulanmış, kontrol grubuna hiç bir simülasyon yöntemi uygulanmamıştır. Projenin nicel verileri, Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri İle İlgili Veri Toplama Formu, Palyatif Bakım Konusunda Yeterliliklerinin Belirlenmesi Yönelik Soru Formu, Disiplinler Arası Eğitim Algısı Ölçeği, Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama araçları öğrencilere eğitim öncesinde, simülasyon uygulamalarından hemen sonra ve simülasyon uygulamasından 3 ay sonra uygulanmıştır. Projenin nitel bölümü müdahale gruplarında yer alan 27 öğrenci ile gerçekleştirilmiş, müdahalelerden bir hafta sonra nitel veriler toplanmıştır. Projede, mesleklerarası simülasyon eğitiminde yüksek geçerlikte simülasyon ve hibrit simülasyon uygulamalarının öğrencilerin palyatif bakım yeterlilikleri (p=0,001), disiplinlerarası eğitim algısı (p=0,001) ve ekip çalışması tutumları (p=0,012) toplam puan ortalamalarını anlamlı düzeyde arttırdığı belirlenmiştir. Nitel görüşmeler sonucunda öğrencilerin palyatif bakıma yönelik bilgi ve farkındalıklarının arttığı, ekip çalışmasının önemini daha iyi anladıkları, lisans eğitim müfredatlarında mesleklerarası eğitimin ve bu eğitimde simülasyon kullanımının önemini kavradıkları belirlenmiştir.
  • Article
    Vatandaşların Akılcı İlaç Kullanımı, Bilgi ve Tutum Değerlendirmesi: Ankara İli Metropol İlçeler Örneği
    (2017) Barutçu, İ. Abdurrahman; Tengilimoğlu, Dilaver; Naldöken, Ümit
    İlaç tüketimi her geçen yıl önemli oranda artmaktadır. Bu artışta nüfus artışının önemi olduğu kadar küreselleşen dünyada artan stresin de önemli bir payı vardır. Akılcı ilaç kullanımı, bir yandan hastalığın tedavi yöntemine doğru katkının sağlanması anlamına gelirken bir yanda da bireysel ve ülke ekonomisine katkı sağlamak anlamına gelmektedir. Gereksiz yere bekletilerek son kullanma tarihleri geçirilen ilaçlar ile tedavi sonrası artan ilaçların çöpe atılması, ülke ekonomisi açısından önemli düzeyde bir kayıp yaşanmasına yol açmaktadır. Bu noktada yapılan araştırmanın temel amacı, vatandaşların akıllı ilaç kullanımına yönelik bilgi tutumlarının değerlendirilmesidir. Bu amaçla Ankara ilinin Metropol ilçelerde yaşayan ve kolayda örneklem yöntemi ile seçilen 400 kişi ile yapılan ile anket sonucu veri toplama işlemi yapılmıştır. Toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiş, analizler sonucunda insanların akılcı ilaç kullanımı konusunda önemli eksikliklerinin olduğu, azımsanmayacak bir oranda insanın kendi başına veya yakın çevresinden aldığı tavsiyelerle ilaç kullandığı, hastalandıklarında çoğunlukla öncelikle aile hekimlerine başvurdukları, doktorlara reçeteye ilaç ekletme eğiliminde oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır
  • Article
    14-18 Yaş Grubundaki Çocuklarda İlaç Bilgisi ve İlaç Kullanım Durumlarının Belirlenmesi
    (2022) Çınar, Sevil; Boztepe, Handan; Özcebe, Hilal; Özbay, Sevıl Çınar
    Bu çalışmanın amacı çocukların ilaçlarla ilgili bilgilerini, ilaç kul- lanım durumlarını ve bilgi kaynaklarını belirlemektir. Bu araştırma tanımlayıcı olarak Türkiye’nin başkenti olan Ankara İlindeki Mil- li Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı farklı sosyoekonomik düzeyde olan (düşük, orta yüksek) üç okulda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini seçilmiş olan okullardaki 9., 10., 11. ve 12. sınıfların- da okuyan 14-18 yaş grubundaki toplam 1082 çocuk oluşturmuş- tur. Araştırmaya katılan çocukların %81,6’sı ağrı kesici ilaçları, %47,7’si antibiyotiği, %30’u mide ilacı, %22,6’sı adale gevşetici ilaçları ve %18,8’ı stres ilaçlarını bildiklerini ifade etmişlerdir. Kronik hastalığı olan ya da hastanede yatanların, kronik hastalığı olmayan, hastanede yatmayan ve son altı ay içinde doktora gitme- yenlere kıyasla doğru ilaç kullanımıyla ilgili bilgilerinin daha fazla olduğu bulunmuş; istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır. Bu çalışmanın sonunda çocukların ilaçlar hakkındaki bilgilerinin geliştirilmesine gereksinim olduğu belirlenmiştir.
  • Review
    Sağlık Profesyonellerinin Eğitiminde Simülasyona Dayalı Mesleklerarası Eğitim
    (2019) Şahan, Fatma Uslu; Terzioğlu, Füsun
    Mesleklerarası eğitim, sağlık profesyonellerinin lisans eğitiminde farklı meslek grupları arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri daha iyi kavramalarına ve onların kendi profesyonel kimliklerini oluşturmalarına katkı sağlayan bir yaklaşımdır. Mesleklerarası eğitim dünyada sağlık alanında eğitim veren saygın üniversitelerineğitim müfredatlarına entegre edilmiştir. Türkiye’de ise henüz lisans müfredat programlarında yer almamaktadır. Ancak, Türkiye’de sağlık alanında eğitim alan öğrencilerin, mesleklerarası eğitim programları ile mesleki bilgi ve becerilerinin, yeterliliklerinin, diğer mesleklere olan farkındalıklarının arttırılarak ekip olarak çalışabilme becerisi kazanabilecekleri öngörülmektedir. Literatürde mesleklerarası eğitimin etkinliğinin arttırılması için yenilikçi bir yöntem olan simülasyonun kullanılması önerilmektedir. Simülasyona dayalı mesleklerarası eğitim, öğrencilerinteorik bilgileri ile uygulamaları arasındaki boşluğu gidermekte, iletişim becerilerini ve mesleklerarası ekip çalışması becerilerini geliştirmektedir. Ayrıca bu yaklaşım farklı meslekler arasında köprüler oluşturmakta, etkili bir ekip işbirliğini sağlayarak diğer mesleklerin rollerinin anlaşılmasına ve bilgi kazanımının sağlanmasına katkıda bulunmaktadır. Bu derlemede mesleklerarası eğitimin önemi, mesleklerarası eğitimde kazandırılması gereken yeterlilikler ve bu yeterliliklerin kazandırılmasında ve geliştirilmesinde yenilikçi bir yaklaşım olarak simülasyona dayalı mesleklerarası eğitim yönteminin kullanılmasına ilişkin yöntemler tartışılmıştır.
  • Article
    Citation - WoS: 2
    Perceptions of Turkish Nursing Students on Nursing Diagnoses
    (Marmara Univ, inst Health Sciences, 2022) Sonmez, Munevver; Kisacik, Oznur Gurlek
    Objective: This study aimed to determine how Turkish nursing students' perceived nursing diagnosis. Methods: This descriptive and cross-sectional study was carried out with 655 nursing students in the Departments of Nursing in the Health Sciences Faculties of two universities, in the Aegean and western Black Sea Region, between 15 February and 5 April 2020. The Students Information Form and Perceptions of Nursing Diagnosis Scale were used for data collection. The independent samples t-test, one-way ANOVA test, and the Mann-Whitney U-test with Bonferroni-correction were used to determine the differences between the groups. Pearson correlation analysis was used to determine the effects of independent variables Results: The mean age of the nursing students was 21.12 +/- 1.39; 76.6% of them were female and 36.8% were in the second-year. 53.7% of the nursing students reported that they had difficulty in making nursing diagnoses. The overall Perceptions of Nursing Diagnosis Survey score of the nursing students was found to be 2.46 +/- 051. Statistically significant difference was found between Perceptions of Nursing Diagnosis Survey scores in terms of gender (p=0.012), the necessity of nursing diagnosis (p<0.001), and having sufficient knowledge about nursing diagnosis (p=0.019). Conclusions: The findings of this study have revealed that Turkish nursing students' perceptions of nursing diagnoses are positive. It is important that use effective teaching methods in teaching nursing diagnoses in fundamental nursing education, to give more importance to nursing diagnoses. It is recommended to plan qualitative studies to in-depth examine students' perceptions with randomized controlled studies involving innovative educational interventions in the future.
  • Article
    Main Outcomes of the Diyal-Tr Study: Regional\rdifferences of Mortality and Morbidity in Chronic\rhemodialysis Patients
    (Aves, 2022) Kızılırmak, Pınar; Ecder, Süleyman Tevfik; Ateş, Kenan; Arıcı, Mustafa; Sezer, Siren; Kaptanoğulları, Hakan; Arınsoy, Selim Turgay; Ecder, Tevfik; Arinsoy, Turgay
    Objective: Variations in care at national or global level may have an impact on the prognosis of patients on chronic hemodialysis.\rWe aimed to describe regional differences in all-cause mortality or cardiovascular morbidity in chronic hemodialysis\rpatients in Turkey.\rMethods: We enrolled 2461 patients who were initiated chronic hemodialysis in 93 centers in Turkey between January 27,\r2017, and February 09, 2018. We included 2-year follow-up data of 1877 patients in this prospective study. The primary\routcome, the rate of composite endpoint of all-cause mortality or cardiovascular morbidity, was compared between geographical\rregions. Secondary outcomes were the rates of hospitalization and infections.\rResults: In total, 552 patients (29.4%) developed the primary outcome. The highest and lowest rates of primary outcome\roccurred in the Mediterranean (34.5%) and Southeastern (26.5%) & Central Anatolian regions (26.5%), respectively, with no\rsignificant differences across regions (P = .82). Hospitalization events were detected in 377 patients (20.1%). The highest\rrate of hospitalization was detected in the Black Sea region (33.8%), and the lowest (7.6%) in the Southeastern region. The\rregions did not differ in hospitalization rates (P = .88). Infections occurred in 11.3% (n = 212) of the patients. The highest and\rlowest rates of infections occurred in the Aegean (18.2%) and the Southeastern (2.9%) regions, respectively. We detected\rsignificant difference between geographic regions (P = .02).\rConclusions: Our study showed that almost 3 in every 10 chronic hemodialysis patients reached the primary endpoint\rof all-cause mortality/cardiovascular morbidity during the 2 years of follow-up. The occurrence of this outcome does not\rseem to exhibit geographical variation across the country.