Search Results

Now showing 1 - 10 of 20
  • Article
    Suriyelilere Yönelik Güvenlik Algısı: İzmir Örneği
    (2023) Tunca, Hakan Ömer; Özkil, Altan
    Suriye savaşından kaynaklı kitlesel göçle Türkiye, Suriyelileri açık kapı politikası, geri göndermeme politikası ve uluslararası mülteci rejimine uygun olarak temel ihtiyaçları karşılama politikası ile karşılamış, uluslararası koruma biçimlerinden Geçici Koruma Statüsü vermiştir. Suriyelilerin Türkiye'nin her şehrine dağılmışlığı, Türk vatandaşlarını sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından birçok yönden etkilemektedir. Göç ve göçmenler hayatın normal akışını engelleyen şeyler olarak algılandığından başlı başına bir tehdit kategorisi olarak kabul edilmektedir. Bu makalenin temel amacı, Suriyelilerin Türk toplumuna sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik etkileri arasında İzmir'de yaşayan Türk vatandaşlarının güvenlik algısını incelemektir. Türkiye'nin 3. kalabalık şehri olan İzmir, göçün ilk zamanlarından itibaren en kalabalık Suriyeli nüfusta yer almasıyla, Balkan ülkelerinden göçen insanların varlığı ve şehirdeki hoşgörüden dolayı kapsama alınmıştır. Algıyı ölçmek için güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmış 'Toplumsal Güvenlik Algıları Anketi' uygulanmıştır. Şehirde güvenlik algısının yüksek olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    Covid - 19 Pandemi Süreci ve Yerel Gazeteler: Kastamonu Örneği
    (2022) Şüküroğlu, Veysel Karani; Akar, Basak; Özgen, Özlen
    Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında, hükümetler insanların iktisadi ve sosyal yaşamlarını derinden etkileyecek kararlar almışlardır. Bu kararlar, alışılmış düzenin yerini yeni düzenin ve yeni alışkanlıkların almasına neden olmuştur. Bu durum, dijitalleşmedeki gelişmenin çok hızlı bir şekilde artmasını da sağlamış, medya sektörünü diğer sektörlerden daha fazla etkilemiş, insanların haber alma alışkanlıklarını dönüşüme uğratmıştır. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı Covid-19 pandemisinin ülkemizde görülmeye başlandığı 2020 yılı Mart ayından itibaren yeni düzenin Kastamonu yerel basınında yarattığı değişikliklerin incelenmesidir. Çalışmanın, Covid-19 pandemisi boyunca Kastamonu yerel basınının içinde bulunduğu durumu yansıtması açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Çalışma yöntemi olarak “derinlemesine görüşme” yöntemi seçilmiş, çalışma Kastamonu ilinde faaliyet gösteren yerel gazetelerin (Nasrullah, Gündem, Sözcü, Açıksöz, Doğrusöz ve Kastamonu) yöneticileri ile yapılan görüşmeler üzerinden yürütülmüştür. Derinlemesine görüşmeler, tutarlılık ve ayrıntıları korunmaya çalışılarak yarı yapılandırılmış bir biçimde yapılmıştır.
  • Article
    Kurumsal Yeşil Dönüşümün Belirleyicileri: Türkiye ve Avrupa Birliği Firmaları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz
    (2025) Ekinci, Mehmet; Karaca, Gökhan
    Bu çalışma, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından yürütülen 2018–2020 İş Ortamı ve İşletme Performansı Anketi (BEEPS) verilerini kullanarak, 16 Avrupa Birliği ülkesinde faaliyet gösteren 5.871 firma ile Türkiye’deki 739 firmanın yeşil dönüşüm süreçlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Firma düzeyindeki çevresel uygulamalardan türetilen Yeşil Dönüşüm Endeksi, medyanın üzerinde değer alan firmaları “yeşil dönüşümü gerçekleştirmiş” olarak sınıflandırmak amacıyla kullanılmıştır. Lojistik regresyon analizinde bağımsız değişkenler altı kavramsal kategori altında değerlendirilmiştir: (i) dışsal baskılar, (ii) düzenleyici çerçeve, (iii) algılanan engeller, (iv) organizasyonel kapasite, (v) operasyonel koşullar ve (vi) finansal/piyasa erişimi. Bulgular, müşteri çevre taleplerinin, enerji performans standartlarının ve resmî iş stratejilerinin her iki bölgede de yeşil dönüşümün en güçlü belirleyicileri olduğunu, ancak etkinin Türkiye’de daha yüksek olduğunu göstermektedir. AB örnekleminde ise kalite sertifikaları, kadın sahipliği ve çevresel risklere doğrudan maruz kalma gibi faktörler daha belirgin rol oynamaktadır. Finansmana erişim her iki bölgede dönüşümü desteklerken, çevre düzenlemelerinin bir engel olarak algılanması yalnızca Türkiye’de olumsuz etki yaratmaktadır. Türkiye için politika önerileri arasında piyasa temelli teşviklerin güçlendirilmesi, düzenleyici araçların tutarlı uygulanması, yeşil finansman imkânlarının artırılması, kurumsal yönetişim kapasitesinin geliştirilmesi ve operasyonel kırılganlıkların azaltılması yer almaktadır. Bu adımlar, sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum yükümlülüğü olmaktan çıkarıp stratejik bir rekabet avantajına dönüştürerek firmaların çevresel performansını ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını artıracaktır.
  • Article
    Responsibility To Protect Bağlamında İnsani Yardım: Sivil Toplum Örgütlerinin Tarafsızlığı ve Araçsallaştırılması
    (2023) Arsava, A. Füsun
    BM Genel Kurulu tarafından 2015 yılında kabul edilen R2P insanların ağır suçlardan korunması amacına matuftur. Sivil toplum örgütlerinin R2P’nin uygulanmasında katkı yapma potansiyeli dikkate alınarak Uluslararası Hukuk insani sivil toplum örgütlerine insanlığa karşı suçların önlenmesi ve işlenen bu suçlara reaksiyon gösterilmesi bağlamında R2P’ye bir işlev ve sorumluluk yüklemektedir. Bu durum sivil toplum örgütlerinin tarafsızlıklarını kay- betmesi ve araçsallaştırılması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Sivil toplum örgütleri uzun bir süredir yoğun bir şekilde R2P ile bağlantılı sorumluluk üstlenmektedir. Makalede kimi ses getiren sivil toplum örgütlerinin R2P karşısındaki tutumlarına, insani yardım konusundaki uygulamalarına ve sivil toplum örgütlerinin insanların savaş ve çatışma durumlarında ağır suçlardan korunması çerçevesindeki rolüne ışık tutulmakta, insani sivil toplum örgütleri- nin barış politikasına yaptıkları katkı ortaya konulmaktadır.
  • Article
    Konaklama Sektöründe Çevre Dostu Yönetimin Önemi
    (2011) Güneş, Saniye Gül; Gunes, Gul
    Konaklama, turizmin en temel bileşenlerindendir. Ancak her sektörde olduğu gibi konaklama sektörü de iyi yönetilmediğinde çevre üzerinde olumsuz etkiler ortaya koymaktadır. Günümüzde tüm dünyada çevre dostu uygulamalara olan eğilim giderek artmaktadır. Bu doğrultuda özellikle daha eğitimli, orta ve yüksek gelirli turistlerin tercihleri doğrultusunda çevre dostu konaklama işletmelerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada, turizme konu olan kaynakların sürdürülebilirliği için konaklama sektöründe çevre dostu yönetimin önemine değinilmiş; çevre dostu otel işletmelerinden ve söz konusu işletmelerin turizmin olumsuz etkilerini azaltan ve işletmeye kar sağlayan uygulamalarından örnekler verilmiş; öneriler ortaya konmuştur.
  • Article
    Küresel İklim Rejiminde Denizel Çevre Politikaları: Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı Kararlarına Dayalı Bir Değerlendirme
    (2025) Yıldız, Mete; Karlı, Aygün
    Bu çalışma, küresel iklim rejimi kapsamında denizel çevre politikalarının nasıl ele alındığını ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) taraflar konferansları (COP, CMP ve CMA) kararlarının bu politikalar üzerindeki etkisini incelemektedir. Denizel çevre, iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun şekilde hisseden ekosistemlerden biridir ve bu bağlamda uluslararası politika kararlarının bu ekosistemlere yönelik etkileri büyük bir önem taşımaktadır. Makale, küresel iklim rejimi ve denizel çevre politikalarının tarihsel gelişimi, BMİDÇS ve bağlı anlaşmalar çerçevesinde değerlendirilmesi, COP kararlarının analizi ve denizel çevre politikalarıyla ilişkisini ele almaktadır. Ayrıca, Kyoto Protokolü (CMP kararları) ve Paris Anlaşması (CMA kararları) kapsamında alınan kararların denizel ekosistemlere etkisi de incelenmektedir. Çalışma, küresel iklim rejiminin okyanus ve denizlere olan etkisini anlamak amacıyla BMİDÇS tarafından alınan kararları belirli kategorilere ayırmakta ve sınıflandırmaktadır. Bunlar arasında deniz taşımacılığında karbon emisyonlarının azaltılması, küçük ada devletlerinin dirençliliği, deniz kıyılarının korunması ve planlanması, denizel biyoçeşitliliğin korunması, deniz su seviyesindeki yükselmenin önlenmesi, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliği, asidifikasyonun engellenmesi ve mavi karbon süreçlerinin geliştirilmesi gibi temel alanlar yer almaktadır. Makalenin bulguları, son yirmi yılda okyanus ve denizlerin iklim politikaları içindeki rolünün arttığını göstermektedir. COP kararlarında denizel çevre konuları giderek daha fazla yer almakta, ancak bu kararların bağlayıcılığının ve etkinliğinin sınırlı olduğu belirtilmektedir. Kyoto Protokolü kapsamındaki CMP kararlarında denizel çevre konularına yeterince odaklanılmadığı görülürken, Paris Anlaşması sonrasında CMA kararlarında bu konulara daha fazla vurgu yapıldığı saptanmıştır. Sonuç olarak, BMİDÇS ve bağlı konferans kararlarının denizel çevre politikaları üzerindeki etkisi giderek artmaktadır. Ancak, deniz ekosistemleri ve iklim politikaları arasındaki ilişkinin daha fazla vurgulanması, denizel çevreyi koruyacak bağlayıcı kararların alınması ve uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir. Makale, gelecekteki BM iklim rejimi toplantılarında denizel ekosistemlere ilişkin kararların daha çok yer alabilmesi için politika yapıcılara önerilerde bulunmaktadır.
  • Article
    İşletmelerin Çevre Dostu Paketlemeyi Benimsemesini Etkileyen Faktörler Üzerine Nitel Bir Çalışma
    (2025) Belbağ, Sedat; Belbağ, Aybegüm Güngördü; Çetin, Muhsin Emre
    Aim: The aim of this study is to examine the factors affecting businesses' adoption of eco-friendly packaging. In this context, institutional pressures, business resources, and stakeholder effects were examined in detail. Method: In the study, qualitative research was conducted on experts from businesses implementing eco-friendly packaging practices, and thematic analysis was used. Institutional theory, resource-based theory and stakeholder theory were used as theoretical frameworks in the analysis process. Results: According to the findings, three themes stand out in the adoption of eco-friendly packaging by businesses. These themes are institutional pressures and compliance strategies, access to resources, competence and risks, stakeholder demands, and relational value creation. Coercive, normative, and imitative institutional pressures are included in institutional pressures and compliance strategies. Access to resources, competence, and risks include limited resources, strategic competencies, and risk management. Stakeholder demands and relational value creation include customer demands, social contribution, and reputation. Conclusion: Eco-friendly packaging is not only a sustainable production practice but also a means of gaining corporate legitimacy, providing market advantage, and establishing strong relationships with stakeholders. These findings reveal that the strategies towards eco-friendly packaging of SMEs, especially those in emerging markets, are based on a multidimensional basis.
  • Review
    Son Şans Turizmi: Bir Literatür İncelemesi ve Araştırma Gündemi
    (2021) Küçükergin, Kemal Gürkan
    Bu çalışma, son şans turizmine yönelik yapılan araştırmaların mevcut durumunu ortaya koymayı ve buna bağlı olarak gelecekte bu konuda yapılacak çalışmalar için yol çizmeyi amaçlamaktadır. Bu amaca erişmek için literatür taraması yapılmıştır. İnsanların, yok olma trendine girmiş bir yeri yok olmadan görebilme fırsatını kaçırmamak istemesi üzerine kurulan son şans turizmi, aslında önemli bir paradoksa sahiptir. Turistler yok olmakta olan yeri görmekle birlikte, orasının yok olma sürecini hızlandırmaktadır. Bu konuya yönelik turist, çekicilik ve yerel topluluklar odaklı olmak üzere önemli düzeyde çalışmanın yapılabilmesine yönelik bir potansiyel görülmektedir. Yapılan literatür taraması sonucunda, araştırmaların daha çok kutup ayısı gözlemi destinasyonlarına ve buzulların erimesine konu olan yerlere yönelik olduğu görülmüştür. Ayrıca, son şans destinasyonlarında son şans turizmi motivasyonunun diğer motivasyonlar ile birlikte etkili olduğu görülmüştür. Bu konuya yönelik turist, çekicilik ve yerel topluluklar odaklı olmak üzere önemli düzeyde çalışmanın yapılabilmesine yönelik bir potansiyel görülmektedir.
  • Article
    Kültürel Peyzaj Ögelerini Bir Kentsel Deneyim Rotası Üzerinden Okumak: Ankara Batı Tümülüsleri Rotası
    (2023) Aral, Ela Alanyalı; Söğüt, Gizem Deniz Güneri; Kocaili, Buket Ergun; Tatar, Ceren Özcan; Aral, Hacer Ela; Guneri, Gizem
    İç Anadolu coğrafyası özgün kültürel peyzajında yerleşim ağları, yol ağları ve tümülüslerin dağılımı, doğal topoğrafya ve su ögelerinin belirleyiciliğini ve Antik Dönem’den beri süregelen mekânsal süreklilikleri imlemektedir. Bu çerçevede, Ankara Tümülüsleri bölgesel ölçekte süreklilik arz eden bir kültürel peyzajın, bugün Ankara kenti sınırları ve tarih içindeki yerleşim alanını betimleyen topoğrafik çanak formu içinde kalan ögeleri olarak tanımlanabilir. Ankara Tümülüslerinin bu süreklilikler kapsamında değerlendirilmesi, öncelikle kente ve bölgeye ait değerler olarak görülmelerini, sonrasında ise kent ve çevresine kapsamlı bir bakışı gerekli kılar. Ankara Tümülüsleri, 19. yüzyıl sonundan itibaren araştırılmış ve belgelenmiş, Cumhuriyet’le birlikte ise kent merkezinin batısında kalan yirmi kadar tümülüs, araştırma ve kazılarla ele alınmıştır. 1950’lerden sonra kentleşmenin hızlanması ve yaygınlaşmasıyla kent sahnesinden silinmeye başlayan tümülüsler, günümüze sayıca azalmış ve tahrip olmuş, başlıca özellikleri olan görsel ilişkiler kurgusunu büyük ölçüde kaybetmiş ve çoğunlukla bilinmeyen değerler olarak kalmıştır. Bununla birlikte 2010’lardan bu yana devam etmekte olan araştırmalarda tümülüslerin özgün görünümleri tarihî fotoğraflar ve haritalar üzerinden araştırılmakta ve bu görsel belgelerde daha önce varlığı bilinmeyen tümülüsler tespit edilmektedir. Bu araştırmada, Ankara Tümülüslerinin çevresel ögelerle birlikte özgün form özelliklerini sergiledikleri 1930’lardan günümüze kentsel gelişim süreçleri içinde nasıl dönüştükleri ve bugün kent kurgusu ve yaşamına kamusal alanlar olarak nasıl katkılar koyabilecekleri sorularına cevap aranmaktadır. Bu bağlamda, güncel peyzaj ve koruma söylem ve pratiklerinin sunduğu teorik çerçeve irdelenmiş, koruma altında olan örnek tümülüs alanları incelenmiştir. Bu edinimler ışığında tümülüs-topoğrafya-kent ilişkilerinin dönüşümü, varlıkları izlenebilen Batı Tümülüsleri alanında önerilen bir kentsel deneyim rotası üzerinden değerlendirilmiştir. Rota üzerinde deneyimlenen görsel ilişkiler 1930’lardan günümüze üç dönemdeki seri görüntüler ve beş dönemdeki kesitlerle ortaya konulmuştur. Bu kapsamda, tümülüs alanlarının sunduğu kentsel potansiyeller tartışmaya açılmıştır.
  • Article
    RADYASYON YAYMA ve ATOM ENERJİSİYLE PATLAMAYA SEBEBİYET VERME SUÇLARINA BİLİMSEL ve HUKUKİ PERSPEKTİFTEN BİR BAKIŞ
    (2021) Ege, Ahmet
    Radyasyon ve nükleer enerji iyi ellerde olduğunda insanlığa sağlık, enerji ve refah getiren fakat kötü ellerde bir o kadar tehlikeli ve zarar veren enerji türüdür. Türkiye’nin nükleer enerjiyle elektrik üretimine geçiş sürecinde olduğu bu yıllarda radyasyon yayma ve atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçlarının geniş bir bilimsel ve hukuki perspektifle analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir analizde fizik, kimya gibi temel bilimler ve mühendislik bilimleri ile tıp ve hukuk iç içe girecektir. Söz konusu suçların hukuki değerlendirmesinde bilimsel temellere oturmayan bir tutum, yanlış bir sonuca yol açarak kişilerin hiç işlemedikleri bir suç nedeniyle cezalandırılmalarına neden olabileceği gibi suç işlenmesine karşın faillerin cezalandırılmamalarına da neden olabilir. Radyasyon yayma suçu nükleer maddelerle işlenebileceği gibi nükleer silahlarla da işlenebilir. Atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçunu kişilerin, terör gruplarının veya yasa dışı örgütlerin nükleer silah yaparak suç işlemeleri pratikte imkansıza yakındır. Tarihte meydana gelen üç büyük nükleer kaza olan; Three Mile Island (1979-ABD), Çernobil (1986-Sovyetler Birliği) ve Fukushima (2011-Japonya) kazalarında doğrudan atom enerjisi (nükleer) kökenli bir patlama olmamıştır. Patlamalar ikincil nitelikteki kimyasal reaksiyonlarla gerçekleşmiştir. Buna karşın reaktör içerisindeki nükleer bölünme ürünlerinin etrafa yayılmasının ne denli ciddi sonuçları olduğu konunun uzmanı olsun olmasın herkesin malumudur. Bu bağlamda atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçu aynı zamanda radyasyon yayma suçuna da yol açmaktadır. Patlama sonucu etrafa saçılan parçalar radyoaktivite içereceğinden bu suçun kasten veya taksirle işlenmesi halinde aynı zamanda radyasyon yayma suçu da işlenmiş olmaktadır.