Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Master Thesis
    Başkasını Koruma: Uluslararası Hukukta Koruma Sorumluluğu
    (2015) Küçük, Erhan; Arsava, A. Füsun
    Zorluk altındaki başkasını koruma düşüncesi, haklı savaştan bu yana hem felsefede hem hukuk disiplininde tartışılan bir durumdur. Ahlaki bir yükümlülük olarak başkasını koruma düşüncesi, insanın varlığının insanlığın varlığına içkin olmasından ileri gelir. Bireysel olarak ifade edilen bu yükümlülüğün kolektif sistemler bakımından, yani devletler ve uluslararası örgütler bakımından nasıl vücut bulacağı konusu muğlaktır. İnsani amaçlarla yapılan müdahalelerden, koruma sorumluluğu kavramına kadar tartışılan başkasını koruma düşüncesi, insan haklarının uluslararası alanda korunmasına isnat eder. Çalışmanın temel amacı, başkasını koruma düşüncesinin, insan haklarının uluslararası alanda korunması çerçevesinde değerlendirilmesine ve bu düşüncenin uluslararası hukuktaki varlığının tespitine odaklanmıştır. Bu bağlamda, ilk olarak başkasını koruma düşüncesi açıklanmış ve bu düşüncenin uluslararası hukukta nasıl var olduğu tarihsel olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Ardından, koruma sorumluluğu kavramının normatif bağlayıcılığı tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, Libya ve Suriye örnekleri üzerinden uygulamaların kavrama etkisi tartışılmıştır. Anahtar Sözcükler Koruma Sorumluluğu, başkasını koruma, Libya, Suriye
  • Master Thesis
    Uluslararası Antlaşmaların İç Hukuka Etkisi
    (2014) Kaşıkara, Hasan; Köker, Levent
    'Uluslararası Antlaşmaların İç Hukuka Etkisi' adlı araştırmamızda, 'uluslararası hukuk', 'uluslararası antlaşmalar', 'egemenlik', 'ulus devletler' ve 'T.C. Anayasa' sının konumuzla ilgili maddeleri' üzerine olan bilgiler üç bölüm olarak temellendirilmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde uluslararası hukuk kavramının ne ifade ettiği, uluslararası hukuk çerçevesinde uluslararası antlaşmaların işlevi açıklanmaya çalışılmıştır. Bunun için doktrindeki farklı görüş ve teorilerden de yararlanılmıştır. İkinci bölümde her yeni gün değişen global arena ve uluslararası hukuk etrafında, uluslararası hukuk ve antlaşmaların müeyyideleri ve iç hukuk sistemleri üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda uluslararası hukukun ana süjesi olan egemen devletler ve egemenlik kavramının tarihi seyri analiz edilmiştir. Üçüncü bölümde ise bir ulus devlet olarak Türkiye'nin uluslararası hukuk ve iç hukuk bağlamındaki kendi mevcut iç hukuk sistemindeki işlerliği ve en son güncel değişimlerle beraber ortaya çıkan iç hukuk sistemi analiz edilmeye çalışılmıştır. Sonuç bölümünde diğer üç bölümün genelindeki teori ve tespitlerden ortaya çıkan değerlendirmeler ve Türk iç hukuk sistemi hakkında son güncel değişiklikler araştırmamız çerçevesinde analiz edilmiştir.
  • Master Thesis
    Ombudsmanlık (kamu Denetçiliği) Kurumu
    (2015) Sağlam, Ali; Köker, Levent
    Bu çalışmada idarenin eylem ve işlemlerinin denetlenme şekillerinden biri olan ombudsmanlık kurumu incelenmiştir. Vatandaşlara sağladığı başvuru kolaylıkları ve hızlı, adil karar alabilmesi yönleriyle diğer denetim türlerinden ayrılan kurum; oldukça uzun bir süredir dünya genelinde uygulanmaktadır. İlk bölümde kavram incelemesi ve doktrinde getirilen farklı tanımların değerlendirilmesi yapılarak kurumun ortaya çıkışı ile tarihsel gelişimi açıklanmıştır. Daha sonra klasik ombudsman kurumunun yapısı, görev alanı, yetkileri, sorumlulukları ile taşıdığı özellikler değerlendirilmiştir. İlk bölümün son kısmında kurumun dünya ülkelerindeki farklı uygulamaları irdelenmiştir. İkinci ve üçüncü bölümlerde ise sırasıyla ülkemizdeki ombudsman benzeri denetim mekanizmalarından, Kurum faaliyete geçmeden evvel gerçekleştirilen akademik çalışmalar ile hazırlanan fakat mevzuat olarak yürürlüğe girmeyen çalışmalardan bahsedilmiştir. Türkiye'de ombudsmanlık kurumunu oluşturan ve halen yürürlükte bulunan 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu incelenmiş akabinde Kurumun farklı açılardan değerlendirilmesi yapılarak Kurum çalışmalarına yer verilmiştir. Kurum faaliyete geçmeden önce yapılan çalışmalar daha çok kurumun Türkiye'de taşıması gereken özelliklere ve eleştirilere yoğunlaşmıştır. Çalışmamız Kurumun işlerlik kazanmasından sonra hazırlanmış olması yönüyle -diğerlerinden farklı olarak- mevcut bir yapıyı inceleme ve değerlendirme fırsatını yakalamış bulunmaktadır.
  • Master Thesis
    Anayasa Yargısında Bireysel Başvuru Yolu ve Türkiye'de Gelişimi
    (2013) Fidan, Seda Duysak; Köker, Levent
    Anayasa yargısı, Anayasa Hukukuna uygunluğu doğrudan güvence altına alan ve mahkemelerce yerine getirilen her türlü yargısal faaliyet olarak tanımlanabilir. Yazılı ve sert anayasaların bulunduğu sistemlerde, siyasi iradenin benimsemesi sonucu kanunların anayasaya aykırı olamayacağının denetim işi ve özgürlükleri koruma fonksiyonu anayasa yargısına bırakılmıştır. Anayasa Mahkemesinin temel görevi kuşkusuz anayasa ile gösterilmiş normların Anayasaya uygunluğunu denetlemektir. Anayasa mahkemesi bu denetimini ?dava yolu? ve ?itiraz yolu? ile yerine getirirken 7 Mayıs 2010 tarihinde TBMM tarafından kabul edilip 13 Mayıs 2010 tarihli Resmi Gazete?de yayınlanan, ancak 12 Eylül 2010 tarihli halkoylaması sonucunda geçerli oyların %57,88?ini alarak 23.09.2010 günlü 27708 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5982 sayılı Anayasa Değişikliği Hakkında Kanun ile Anayasamızın 148. Maddesine eklenen fıkralarla ?bireysel başvuru yolu? da eklenmiştir. Anayasamızın 148. maddesi ve 30.03.2011 tarihli Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında 6216 sayılı kanunun 45-51. maddeleri ile yasal dayanağı oluşturulan bireysel başvuru yolu, temel hak ve hürriyetleri kamu gücü tarafından ihlal edilen bireylerin başka başvuru yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurmalarıdır. Bireysel başvuru, anayasal bir yargı yoludur. Bireysel başvuru, temel hak ve özgürlüklerin ulusal düzlemde korunması amacı ile başvurulabilecek istisnai ve ikincil nitelikte son hukuki çaredir. Bu anlamda bireysel başvuru 187 yolu, bireylerin subjektif hak ve özgürlüklerine yönelmiş hukuk dışı muamelelerin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu, yasal olarak çok iyi düzenlenmiş olsa da, bu konudaki başarı, Anayasa Mahkemesinin temel hak ve özgürlükler lehinde istikrarlı bir tutum izlemesine ve yetkilerini hukuka uygunluğun sınırları içerisinde kullanmasına bağlıdır. ANAHTAR SÖZCÜKLER 1. Anayasa Yargısı 2. Bireysel Başvuru Yolu 3. Temel hak ve özgürlükler 4. İhlal 5. Ulusal son hukuksal çare
  • Master Thesis
    Türk Hukukunda ve Karşılaştırmalı Hukukta Bilgi Edinme Hakkı
    (2012) Demirtaş, Burcu; Köker, Levent
    Bilgi edinme hakkı, günümüzde demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün gereklerinden sayılmakta ve bu hakkın yönetimde demokrasinin sağlanmasında önemli bir işlev gördüğü kabul edilmektedir.Türkiye'de, Avrupa Birliği uyum projeleri kapsamında yapılan düzenlemelerden biri de hem kamu kurum ve kuruluşlarının sahip olduğu bilgiyi daha verimli ve etkin bir biçimde yönetmelerini sağlayacak hem de vatandaşların kamu hizmetleri konusunda bilgi edinme hakkını yerine getirecek olan ?Bilgi Edinme Hakkı Kanunu? dur. Sözü konusu kanun, şu anda yetmişin üzerindeki ülkede yürürlüktedir ve demokratik ve şeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygun olarak kişilerin bilgi edinme hakkını kullanmalarına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek için hazırlanmıştır. Böylece kurum ve kuruluşların üretmiş oldukları kurumsal bilgi kontrol altına alınacak, güvenlik, gizlilik ve paylaşılabilirlik sınırları belirlenecektir. Bu çalışmada bilgi edinme hakkının kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişimi incelenmiş, genel olarak bilgi edinme hakkının Türk Hukuku ve Karşılaştırmalı Hukuktaki görünümü irdelenmiştir.Anahtar Sözcükler:1. Bilgi Edinme Hakkı2. Yönetimde demokrasi3. Şeffaflık4. Açıklık5. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu
  • Master Thesis
    Yabancıların Dilekçe Hakkı
    (2014) Keser, Rukiye; Elçin, Doğa
    Dilekçe en genel anlamıyla, bir dileği veya bir şikayeti bildirmek için resmi makamlara sunulan yazıdır. Dilekçe hakkının hukuken tanınması zaman almış olsa da, insanlar yöneten- yönetilen ilişkisinin başlangıcından bu yana dilek ve şikayetlerini idari makamlara sözlü veya yazılı bir şekilde iletmişlerdir. Yönetenler bu hakkı resmen bireylere tanımasalar da bireylerin dilek ve şikayetlerini dile getirmelerini engelleyememişler ve onları dinlemek zorunda kalmışlardır. Hukukumuzda dilekçe hakkı anayasal güvence altına alınmış, 3071 s. DHKHK ile ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Dilekçe hakkının muhatabı niteliğindeki makamların dilekçe hakkı kapsamındaki yükümlülükleri TBMM İçtüzüğü ve 2004/12 s. Başbakanlık Genelgesi ile ortaya konulmuştur. Bu çalışmada öncelikle yabancı kavramı ve yabancılara tanınan haklar ortaya konulmuştur. Ardından dilekçe hakkı, kullanım esasları, dilekçelerin incelenme usulü ve yabancıların dilekçe hakkının kullanım esasları yasal mevzuat çerçevesinde eleştirel bir şekilde ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Dilekçe hakkı, şikayet, karşılıklılık, ikamet etme, 3071 s. Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkında Kanun.
  • Master Thesis
    İmar Hukukuna Aykırı Yapılar ve Bunlara Uygulanan Yaptırımlar
    (2016) Çalışkan, Ebru; Günday, Metin
    İmar Hukukunun gelişimini incelediğimizde, sağlıklı, dengeli ve daha yaşanabilir bir kent olgusu yaratma amaçlandığı görülmektedir. Ancak yürürlüğe giren yasalar sorunların çözümünde yeterli olmamıştır. İmar kurallarına aykırı, insanların huzur ve güvenliğini hatta yaşamını tehdit eden yapılaşmalar mevcuttur. Köyden kente göç olgusu nedeniyle, imara aykırı yapıların ortaya çıktığı ve bunların azımsanmayacak kadar çok olduğu da bilinen bir gerçektir. İmar belli bir düzen kurmayı hedefler. Yaşamın her alanında olduğu gibi imar alanında da çeşitli ve dağınık olan faaliyetlerin belli bir düzene konulması gereği bulunmaktadır. Aksi halde yerleşmeleri keyfi ve düzensiz olacağından, çarpık ve sağlıksız bir kentleşme yaratılarak kamu düzeni, kamu sağlığı, tehlikeye girer. Bu nedenle imar faaliyetlerinin hukuk kuralların atabitutulması gereği ortaya çıkmıştır. İmar mevzuatımıza göre tüm yapılar bir düzene bir kurala bağlanmıştır.3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. Maddesinde tüm yapıların ruhsata tabi olduğu belirtilmiştir. Bunedenle kamu idaresinin bilgisi ve izni haricinde yapı yapılması olanağı bulunmamaktadır. İmar mevzuatına aykırı yapı sorunu; ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuki boyutları ile ele alınıpayrıntılı bir şekilde ele alınıpayrıntılı birşekilde tahlil edilmesi gereken bir meseledir.Biz bu çalışmada imar mevzuatına uygun olarak yapılacak yapı kurallarını inceleyeceğiz. Yapının her aşamasında hem imar mevzuatına uygun yapılaşmayı ve hem de hangi sebeplerle imar mevzuatına uygun yapının, nasıl imara aykırı yapı haline dönüştüğünü araştırmış olacağız. Bu çalışmada imar avramı, imar mevzuatına aykırı yapı kavramı, imar hukuku kavramı incelenmiş, imar yaptırımları kavramı, ardından idari yaptırımların türleri ortaya konulmaya çalışılmış, son kısımda da parasal idari yaptırımlar ve uygulanan yaptırımlara karşı yargısal yollar ele alınmıştır.
  • Master Thesis
    İmar Hukukunda Ruhsatsız Yapı
    (2022) Özer, Eda; Günday, Metin
    ÖZER, Eda. İmar Hukukunda Ruhsatsız Yapı, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2022. 3194 sayılı İmar Kanunu ile yapı işlemleri bir izne bağlanmış ve bu sayede idareye bir denetim yetkisi verilmiştir. Aynı zamanda yapılan yapıların idarenin denetim ve gözetimi dahilinde olması sağlanarak daha şeffaf bir düzenin kurulması amaçlanmıştır. Yapı ruhsatı alınması işlemi bir idarî işlem olduğu için, bu işleme karşı Anayasa'nın 125. maddesine göre yargı yolu açık bırakılmıştır. Yapı ruhsatı alınmadan ya da yapı ruhsatı alınmış olmasına rağmen ruhsat ve eklerine aykırı olarak devam edilen yapılar ruhsatsız yapı olarak tanımlanır. Bu bağlamda öncelikle yetkili idare tarafından durum tespiti yapılarak yapı durdurulur ve mühürlenir. Bu aşamadan sonra yapı sahibine aykırılığı gidermesi için bir aylık süre verilir. Bu süre içerisinde aykırılığın giderilmemesi veya yapı ruhsatı alınmaması durumunda idarece yıkım kararı verilir. Aynı zamanda İmar Kanunu'na aykırılık teşkil eden fiil ve hâllerin tespit edilmesi durumunda, sorumlular hakkında idarî para cezası kesilir. İmar idarî para cezalarının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile ilgililer itiraz yoluna başvurabilir. Bu çalışmada imar hukukunda ruhsatsız yapı kavramı ve ruhsatsız yapılara uygulanacak işlemlerle ilgili bir inceleme yapılmıştır. Ayrıca ruhsatsız yapılara uygulanacak olan işlemler yargı kararları bağlamında değerlendirilerek uygulamaya ışık tutulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: İdari Para Cezası, İmar Planları, Kazanılmış Hak, Ruhsatsız Yapı, Yapı Ruhsatı