Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Bankaların ikinci el sermaye piyasasında aracılık faaliyetleri: İş Bankası örneği
    (2010) Çeçen, Ceren; Turanboy, Asuman
    Mali piyasa kavramının içinde yer alan sermaye piyasası kısaca arz ve talebinkarşılaştığı bir piyasadır. Sermaye piyasası, ülke ekonomisi bakımından tek başınaekonomiye yarar sağlayamayan küçük tasarrufların, menkul kıymetlere yatırılarakbüyük yatırımlara dönüşmesini sağlaması açısından önemlidir. Sermaye PiyasasıKanunu ve tebliğlerde belirtilen özellikleri taşıyan, Sermaye Piyasası Kurulu'ncayetkilendirilen aracı kuruluşlar, sermaye piyasasında faaliyet gösterebilmektedirler.Bu aracı kuruluş tanımı içinde yer alan bankalar, çeşitli faaliyetleri arasında aracılıkfaaliyetine de yer veren, birçok faaliyeti bir arada gerçekleştirebilen kurumlarken,aracı kurumlar sermaye piyasasının merkezinde yer alan, sermaye piyasasıfaaliyetlerini gerçekleştirme amacı için kurulan, o alanda uzmanlaşmış kurumlardır.Çalışmada anlatılan bu ayrım İş Bankası ve aracı kurumu İş Yatırım'ınsunduğu faaliyetler üzerinde incelenmiş olup, bankanın hisse senedi piyasasıişlemleri dışında, sahip olduğu yetkiler doğrultusunda kendi müşterilerine aracılıkfaaliyetini kendisinin verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Yani bankanın aracı kurumununolması demek bütün işlemleri onun üzerinden yürüttüğü anlamına gelmemektedir.Ayrıca bankanın neden aracı kuruma sahip olması gerektiği ortaya konarak, bankakökenli İş Yatırım'ın piyasadaki durumu değerlendirilip, İş Bankası'nın buradakikatkısı araştırılmıştır. Çalışma banka ve aracı kurumların sermaye piyasasındakikonumlarının ve ilişkilerinin anlaşılması açısından önemlidir.
  • Master Thesis
    Özel Finans Kurumlarının Katılım Bankalarına Dönüşümünün Sebepleri ve Sonuçları
    (2007) Darçın, Ahmet Cüneyt; Battal, Ahmet
    Özel finans kurumları, ülkemizde faaliyete geçtikleri 1985 senesinden 16.12.1999 tarihinde 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun kapsamına alınana dek Bakanlar Kurulu Kararına dayalı olarak faaliyet göstermekteydi. Bu gelişme birçok yönden yeterli bulunsa da özel finans kurumlarının ?banka? vasfına net bir tanımlama sunmayışı tartışmaları tümüyle sonlandıramamıştır. Öte yandan ?özel finans kurumu? olarak adlandırılan kurumların bu adlandırmayla son derece yetersiz biçimde tanımlanıyor oluşu ve yanlış çağrışımlara neden olunması yeni isim arayışlarına yol açmıştır. Nihayet katılım bankacılığı kavramı ortaya atılmış ve kısa sürede kabul gören bir tanımlama haline gelmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile özel finans kurumları ?katılım bankası? adını almış ve böylece bu bankalar için yeni bir dönem, katılım bankacılığı dönemi başlamıştır. Türk bankacılık sektöründe yer alan üç banka türü; mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile katılım bankalarıdır. Bilanço büyüklüğü açısından katılım bankaları 2007 yılının ilk yarısı itibariyle bu üç banka türünden oluşan bankacılık sektörümüzün yüzde 3,2'sini oluşturmaktadır. Bu oranın toplam içinde büyük bir yer tutmamasına rağmen hemen her yıl istikrarlı olarak artış gösterdiği göz önünde bulundurulduğunda katılım bankacılığının ilerleyen yıllarda bankacılık sektöründe ağırlığını artırması muhtemeldir.Bu çalışma ile, özel finans kurumlarının katılım bankalarına dönüşmesini netice veren yasal düzenlemenin doğurduğu hukuki sonuçlar ve bu değişimin kamu oyunun bu kurumları algılayış şekline ne yönde etki ettiğinin ortaya konması amaçlanmıştır.
  • Master Thesis
    Basel Iı'nin Türk Finans Sektörü Sermaye Yeterlilik Rasyosuna Etkileri
    (2008) Okat, Cem; Togay, Selahattin
    Özellikle son yüz yılda dünyada yaşanan hızlı globalleşme hareketleri, katrilyon dolar seviyesine ulaşan dünya ekonomi ve ticaret hacmi ile beraber rekabetçi ve yüksek verimlilik ve performansa dayalı yaşam biçimi, finans dünyasının karar alım sürecinde risk-getiri unsurunun önemini ortaya çıkarmıştır. Uluslararası sermaye hareketlerinin giderek artan bir büyüklüğe sahip olması ve finansal sistemi etkileyecek risk unsurlarının uluslararası para ve sermaye piyasalarında büyük dalgalanmalara yol açmaları ise bu önemi arttırmıştır.Finansal sistemde 1950'li yıllardan sonra artan ülke ve kurum bazlı krizler maddi anlamda büyük parasal kayıplara ve sosyal anlamda ise iş kayıplarına neden olmuştur. Bu duruma neden olan olaylar ise temelde likidite sorunlarından, kredi piyasalarındaki olumsuz gelişmelerden, faiz ve kur hareketlenmelerinden veya operasyonel eksikliklerden kaynaklanmıştır. Risklerin realize olup finansal krizlerin ortaya çıkması ise olası bir krizden olumsuz etkilenme derecesini en aza indirebilecek sermaye piyasası işlem ve ürünlerinin finansal sisteme girmesine yardımcı olmuştur.Basel II, uluslararası alanda faaliyet gösteren bankaların risklerini izlemelerini ve kontrol edip, yönetmeleri gerektiğini belirten ve bankacılık sisteminin risk odaklı denetiminin yapılması ve kamuya açıklık ve finansal sistemin şeffaflığı konularında uygulamaya yönelik gereklilikleri ortaya koyarak, finansal sistemin istikrarını amaçlayan ve herhangi bir yaptırımı bulunmayan bir düzenlemeler standartıdır.Bankacılığın bir risk yönetim sanatı olduğu ve bankacılık sektörünün sağlığının ve performansının risk-getiri dengesini kurmadaki başarısı ile ilişkilendirilmesi gerektiği düşüncelerinin giderek daha fazla kabul görmesi, risk yönetimine modern bir bakış açısı getiren Basel II'nin popüleritesini ve önemini de arttırmıştır.