3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Master Thesis On Dokuzuncu Yüzyıl Romanlarında Toplumsal Hareketlilik Teması: Vanity Fair, Jane Eyre ve Great Expectations(2018) Jasım, Alyaa Kareem Jasım; Elbir, N. BelginBu çalışmanın konusu on dokuzuncu yüzyıl ortalarında yanılmış üç romanda sosyal hareketlilik konusunu nasıl betimlendiğidir. Söz konusu eserler William Makepeace Thackeray'nin Vanity Fair, Charlotte Bronte'nin Jane Eyre ve Charles Dickens'in Great Expectatıons adlı romanlardır. Romanların üçü de, İngiliz tarihinde Kralice Victoria'nın adı ile anılan Viktorya Döneminde (1837-1901) yazılmıştır. Bu çağ, İngiltere'nin sanayileşme sürecinin tamamlandığı, ancak büyük bir değişime neden olan bu donemin önemli sorunlar ortaya çıkardığı bir dönemdir. On dokuzuncu yüzyılda, artık en popüler edebi tür haline gelen, okur kitlesi giderek genişleyen roman, bu sorunları betimleme, irdeleme ve çoğu zaman çözümler sunma işlevini üstlenmiştir. Toplumsal sınıflar arasındaki farkların belirginleştiği ve zenginleşen ve güçlenen orta sınıf değerlerinin önem kazandığı dönemde, bir üst sınıfa atlama, yükselme arzusu da toplumda yaygın bir istek, hatta tutku halini almıştır. Bu çalışma, üç yazarın bu toplumsal konuyu nasıl işlediğini incelemekte, yazarların tutumu arasındaki benzerlik ve farkların anlamı ve önemi üzerine bir değerlendirme sunmaktadır.Master Thesis Anxiety and Its Stimuli in the Protagonists of Thomas Hardy's Tess of the D'urbervilles and Charles Dickens' Great Expectations: a Study From a Psychological Perspective(2017) Hammadi, Omar; Aras, GökşenBu tez, İngiliz edebiyatının iki ana karakteri, Tess of the D'Urbervilles'deki Tess ve Great Expectations'daki Pip'i incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Freud'un endişe kavramı ve savunma mekanizması ve bu kavramların eserde nasıl yansıtıldığı analiz edilmektedir. İki karakter, bu tezde de gösterildiği gibi, belirli davranış ve tutumları açısından hem benzer hem de farklıdır. Örneğin, ikisinin de sorunlarla dolu çocuklukları ele alınmıştır. Tess, erkek egemen dünyaya adımının, kardeşleri için mükemmel bir fırsat olduğuna inanmaktadır. Karakterlerin bakış açısı incelendiğinde, ilgili eserlerdeki diğer karakterlerden daha fazla duygusal oldukları görülür ve bu durum okuyucuların psikolojik kaygı kavramını ve bu kavramın Freudcu kaygı anlayışındaki olası yansımalarını görmelerini sağlar. Karakteri psikolojik açıdan tanımlayan bu hikayede, ana karakter Tess, John ve Joan Durbeyfield'in en büyük çocuğu ve son derece fakir bir ailenin üyesidir. Papaz Tringham ile kazara gerçekleşen bir karşılaşmada, tüm ailenin yaşam biçimi değişir ve papaz John'un ailesinin 'Urbervilles`in şövalye geleneğinden gelen köklü soyunun kalan son temsilcisi' olduğu ortaya çıkar. Great Expectations, ana karakteri Pip'in çocukluğundan olgunluğa geçiş hikayesine odaklanmaktadır. Great Expectations, ana karakterin bağımsızlığı ve iç dünyasında yaşananları yansıtmaktadır. Bu tezde, Pip'in hayatı, Freud'un endişe kavramı açısından incelenmektedir. Pip, herhangi bir erkek çocuğunun başarabileceğinden daha fazlasını istemektedir. Great Expectations'da ahlak, sevgi, para ve sosyal statüden kaynaklanan çelişkiler bulunmaktadır. Bu faktörler, birinci şahıs anlatıcısı Pip'in zihinsel yolculuğunun analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Tezde, romanın ana karakteriyle ilgili bu konuların, kaygıyla ilgili sorunlara ait olduğu vurgulanmıştır. Çalışma aynı zamanda farklı nedenlerden ortaya çıkan çeşitli kaygı düzeyleri, onların farklı yaşlar üzerindeki etkileri ve bu karakterleri, bu psikolojik sorun karşısında daha savunmasız hale getiren çeşitli faktörlere ilişkin bir değerlendirme sunmaktadır. Tez, okuyucunun bu karakterlerin yaşamında yer alan endişenin farklı aşamalarını anlamasını sağlar. Aynı zamanda yazarların, bu karakterlerdeki benzer ve farklı psikolojik bakış açılarını kullanımını yansıtır. Çalışmada, bu karakterlerin yaşamlarında, ailelerinde, maddi durumlarında, problemlerinde ve önemsedikleri meselelerde farklılıkları olduğunu fakat endişeye karşı geliştirdikleri tutumlarında benzerlikler olduğu tartışılır ve farklı durumlara karşılık veriş biçimleri, Freud'un derslerinde ortaya koyduğu fikri yansıtır. Bu tez, bu iki ana karakterde endişeye katkıda bulunan farklı faktörler olduğu sonucuna varır. Ancak, bu iki eserin sonucuna bakıldığında, merkezlerindeki karakterlerin deneyimlerinden farklı şeyler öğrendikleri görülür.Master Thesis Sanayi Devriminin Charlotte Brontë'nin Shirley, Charles Dickens'ın Hard Times ve Elizabeth Gaskell'ın North And South Romanlarına Yansıyan Etkileri(2014) Balkaya, Mehmet Akif; Gültekin, LerzanBu çalışma Charlotte Brontë'nin Shirley (1849), Charles Dickens'ın Zor Zamanlar (1854) ve Elizabeth Gaskell'ın Kuzey ve Güney (1854-5) romanlarını ele alarak, sanayileşme sürecinde gelişen sosyal, politik ve ekonomik sorunları eğitim, fakirlik, fabrikalardaki çalışma koşulları, kadının toplumdaki statüsü ve çocuk istismarı bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Sanayi Devrimi 1760-1840 yılları arasında el üretiminden makine üretimine geçiş sürecidir. Sanayileşme özellikle İngiltere'de pamuk ve dokumacılık alanında gelişmeye başlamıştır. James Watt'ın Buhar Makinesini icadı zamanla makineleşmeye neden olmuş ve ulaşımın tren yoluyla yapılmasını sağlamıştır. Bu süreçte işin çoğu çok az bir ücretle günün yarısından fazlasını zor şartlar altında çalışmakla geçiren kadınlar ve çocuklar tarafından yapılmıştır. Sanayileşme sürecinde, ülke küçük atölyelerde az üretimden büyük fabrikalarda toplu üretime geçmiştir. Bu süreçte yaşanan gelişmeler, Charlotte Brontë'nin Shirley, Charles Dickens'ın Zor Zamanlar ve Elizabeth Gaskell'ın Kuzey ve Güney adlı 'sanayi romanları' ele alınarak bu çalışmada incelenmiştir. Çalışmaya konu olan romanlarda fabrikadaki çalışma koşulları, işçilerin yaşadğı sorunlar, ataerkil toplum tarafından ezilen kadının durumu ve genel olarak 'İngiltere'nin durumu' araştırılmıştır. Bu çalışma bir giriş, üç ana bölüm ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. 1. Bölümde, Charlotte Brontë'nin Shirley (1849) romanı 1811-15 tarihlerinde İngiltere'de yaşanan işsizliğe karşı makine kıran işçilerin ayaklanması olan Luddite Ayaklanmaları'nın analiziyle Karl Marx ve Friedrich Engels'in düşünceleri paralelinde incelenmiştir. 2. Bölümde, Charles Dickens'ın Zor Zamamlar (1854) romanı incelenmiştir. Toplumdaki bölünmenin ve kargaşanın 'Faydacılık felsefesini' benimseyen eğitim sisteminin sonucunda ve sanayileşme süreciyle, sanayileşmiş şehirlerde yaşayan insanların duygusuz, makineleşmiş insanlar olarak değerlendirilmiş olmaları ve fabrikatör orta sınıfla işçi sınıfının birbirinin sorunlarına kulak vermemesi, sorunlara her iki kesimin de duyarsız kalması gösterilmiştir. 3. Bölümde Elizabeth Gaskell'ın Kuzey ve Güney (1854-5) romanı incelenmiş ve yazarın İngiltere'nin sanayileşmiş Kuzeyi ile kırsal Güneyi, bu yörenin insanlarını kıyaslayarak ve yine fabrika sorunlarını, işçi örgütlenmesini ve ayaklanmasını aktarmış, bu soruna çözüm olarak da işçi sınıf ile orta sınıfın daha fazla diyalog kurması gerektiğini göstermiştir. Sonuç bölümünde, tüm bu romanlarda, sanayileşmenin toplumu ciddi şekilde sarstığı, orta sınıf ve işçi sınıf olarak kutuplara ayırdığı ve bu iki grup arasındaki farkın iletişimsizliğin bir sonucu olarak daha da arttığı aktarılmıştır. Üç romancı da tarihte yaşanan kanlı işçi isyan ve grevlerinden dolayı olacak ki karmaşık hissiyatlar içinde görünüyorlar. North and South ve Shirley romanlarında iki grup arasında bir uzlaşma olmasıyla toplumdaki huzursuzluğun kısmen çözüme ulaştığı, ancak Dickens'ın Hard Times romanında bu uzlaşmanın yakalanamamış olması göz önüne alınarak, Dickens'ın diğer iki yazara nispeten zengin kesim için daha karamsar bir tablo çizdiği gösterilmiştir. Zor Zamanlar romanında fabrikatör Josiah Bounderby'nin ölmesi, Thomas Gradgrind'ın ve çocuklarının mutsuz sonları u karamsar tabloyu çizerken, sanayi kenti insanı ile sirk insanlarının birbirlerini anlaması yine gelecek için umut verici bir tablodur. Anahtar Sözcükler: 1. Sanayi Devrimi 2. Faydacılık 3. Sanayi Romanı 4. İşçi Sınıfı 5. Orta Sınıf
