3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Doctoral Thesis Çağdaş İngiliz Romanında Tarih Temsili: Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken, Graham Swift'in Su Diyarı ve Julian Barnes'ın Flaubert'in Papağanı Adlı Romanlarına Yeni Tarihselci Bir Yaklaşım(2015) Serdaroğlu, Duygu; Menteşe, Oya Batum1980li yılların ortasında 'yeni' bir edebi teori/yaklaşım olarak ortaya çıkan Yeni Tarihselcilik kuramı tarih anlayışına yeni bakış açıları sunarak, tarih yazımı ve kurgu yazımı ve dolayısıyla tarihçi ve kurgu yazarı ararsındaki katı çizgiye meydan okuyarak her ikisinin de kurgulanmış metinsel temsiller olduğunu iddia etmektedir. Başka bir deyişle, Yeni Tarihselcilik, tarih yazarının bakış açısı ve içinde bulunduğu politik, kültürel ve sosyal koşulların anlatımını etkilemesi nedeniyle nesnel bir tarihten ve geçmişe ait 'mutlak' doğrulardan bahsetmenin mümkün olmadığını savunur. Yeni Tarihselcilik akımı tek bir tarih olmadığına ve çoklu tarih anlayışına inandığı için tarihin kendisiyle değil tarih(ler)in nasıl temsil edildiği ile ilgilenir. Bu tezin amacı edebiyat dünyasının önemli çağdaş tarihsel romanlar olan Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken, Graham Swift'in Su Diyarı ve Julian Barnes'ın Flaubert'in Papağanı adlı romanlarındaki tarih temsillerini zaman, hafıza, belgeleme ve anlatım teknikleri açısından incelemektir. Detektif romanlarının ve biyografi türünün en güzel parodi örneklerinden olan bu üç eser, detektif, tarih öğretmeni ve biyografi yazarı başkarakterleri ile tarih yazımı sorunsalı açısından aynı paydada buluşmaktadır. Böylece, bu tezin amacı bu eserlerde işlenen tarihin çeşitli öznel temsilleri ile kişisel ve genel tarihin nasıl iç içe geçtiğini ortaya çıkartmaktır. Anahtar Kelimeler: Yeni tarihselcilik, çağdaş tarihsel roman, tarihsel metin, tarih temsili, metnin tarihselleşmesi, tarihin metinselleşmesi.Doctoral Thesis Dedektif Romanın Postmodern Yeniden Yazılımı: Geleneksel Dedektif Romanı Yapısının John Fowles'ın Koleksiyoncu, Peter Ackroyd'un Chatterton ve Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken Romanlarında Yeniden Yapılandırılması(2019) Turgut, Zeynep Rana; Menteşe, Sıdıka OyaDedektif Romanı, savaş, gerilim ve sosyo-ekonomik değişimler nedeniyle toplumda bozulan harmoninin bir şekilde yeniden oluşturabileceğinin habercisi olduğundan Viktorya Döneminden günümüze hala popülerliğini koruyan bir yazın türüdür. Bu tür, değişik yazar ve eleştirmenler tarafından farklı tanımlanmasına rağmen 'bulmaca', 'gerilim' ve 'gizem' gibi anahtar kelimeler tüm tanımların içinde yer alır. Klasik dedektif romanı bir suç ya da gizemle başlar, soruşturma ve araştırma kısmıyla devam eder ve gerçeğin gün yüzüne çıkarılıp gizemin çözülmesiyle ve bir suçlu varsa cezalandırılmasıyla sonlandırılır. Ancak 1950 ve 1960'larda başlayan ve hala devam eden bilimsel, teknolojik, kültürel ve sosyo-ekonomik gelişmeler her alanda olduğu gibi edebiyatta da etkilerini gösterdi. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısı ile edebiyata hakim olan postmodern akımın etkileri her edebi türde olduğu gibi dedektif romanında da görüldü. Ortada incelenecek bir suç olmadan insanların bir takım olayların etrafında dönmesi ya da çözüme ulaşmak yerine olayların sonuçsuz kalması ve tabii dedektif rolünün okuyucuya geçmesi bu tür de görülen en belirgin değişimler oldu. Bu tezin amacı aslında dedektif roman türü içerisinde yer almayan üç romanın, dedektif roman türünün değişen özelliklerini ele alarak incelemektir. John Fowles'ın Koleksiyoncu, Peter Ackroyd'un Chatterton ve Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken romanlarında gelenekselden günümüze dedektif romanına özgü hangi öğelerin eserlerde örneklendirip hangi öğelerin farklılık gösterdiğine değinilirken postmodernismle anılan metinlerarasıcılık, parodi, parçalanmış zaman ve mekan gibi kavramlar gerçek ve gerçek olmayan arasındaki fikir ayrılığına da bakılacaktır. Tez, amacın belirtildiği kısa bir giriş; hem dedektif romanın tarihsel gelişimini günümüze kadar inceleyen hem de postmodernism ve yapılsalcılık sonrasının anlatıldığı bir teori bölümü, üç romanın incelendiği analiz bölümleri ve sonuç bölümünden oluşur.Master Thesis The Representation of Feminist Dystopia in Margaret Atwood's the Handmaid's Tale and Katharine Burdekin's Swastika Night(2015) Yurdakul, Selin; Tekin, KuğuBu tezin amacı, Margaret Atwood'un The Handmaid's Tale ve Katharine Burdekin'in Swastika Night başlıklı feminist distopyalarında, kadın kimliğinin yapılandırılmasını ve yansıtılmasını incelemektir. Tez konusu bu romanlar aracılığı ile teokratik devletlerin erkek egemen toplum yapısında kadın kimliğinin arka plana atıldığı ve hatta silindiği öne sürülmüştür. Kuram bölümünde, eleştirmenlerin görüşlerinden yola çıkılarak, ütopya ve distopya kavramları tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra, iki feminist eleştirmen, Luce Irigaray ve Helene Cixous'nun ilgili çalışmaları analiz bölümündeki roman incelemelerine ışık tutması amacıyla ele alınmıştır. Analiz bölümünde ise, The Handmaid's Tale ve Swastika Night romanlarında teokratik ve baskıcı toplum düzeni ve bu düzende kadının yeri incelenmiştir. Sonuç olarak, Burdekin'in ve Atwood'un kaleme aldığı distopyalarda, kadınların birey olarak değer görmediği, sadece üreme amaçlı kullanılan objeler olduğu kanıtlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: distopya, totalitarizm, teokrasi, kadının indirgenmesi
