Search Results

Now showing 1 - 6 of 6
  • Master Thesis
    Değişime Açıklık, Örgütsel Bağlılık ve İş Tatmini İlişkisinin Belirlenmesi: Bir Kamu Kurumu Çalışanları Üzerinde Araştırma
    (2020) Gül, Burçin; Tengilimoğlu, Dilaver
    Günümüz koşullarında örgütlerin rekabet sağlayabilmeleri ve varlıklarını sürdürebilmeleri için değişim en önemli faktörler arasında bulunmaktadır. Bu bağlamda örgütler için değişime açıklık ve değişime açıklığı etkileyen unsurlar ön planda yer almaktadır. Örgütlerin rakipleri ile mücadele edebilmesi ve faaliyetlerine devam edebilmeleri için değişime açık olmaları kadar örgütsel bağlılık ve iş tatmini gibi unsurlar da ön plana çıkmaktadır. Örgütler açısından son derece önemli olan örgütsel bağlılık ve iş tatmini ilgi çeken ve üzerinde araştırmalar yapılmış kavramlar arasında yer almaktadır. Ancak literatürde bu iki kavramın değişime açıklık kavramıyla olan ilişkisine yer veren çalışmaya az sayıda rastlanmıştır. Bu eksikliği giderebilmek için çalışmada, değişime açıklık, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelemesi amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise çalışanların değişime açıklık, örgütsel bağlılık ve iş tatmini düzeylerinin cinsiyet, medeni durumu, yaş, kurumda toplam çalışma süresi, kıdem, eğitim düzeyi ve kadro durumu değişkenlerine göre incelenmesidir. Araştırmanın evrenini bir Kamu Kurumunun Genel Müdürlük çalışanları oluşturmaktadır. Tesadüfi örneklem ile seçilen 451 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler anket aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada Meyer ve Allen (1991) tarafından geliştirilen ve 18 ifadeden oluşan örgütsel bağlılığın üç boyutlu ölçeği, Hockman ve Oldhman tarafından geliştirilen iş tatmininin iki boyutlu ölçeği kullanılmıştır. Örgütsel değişime açıklık için, Dunham ve arkadaşları(1989) tarafından geliştirilen üç boyutlu bir açıklık ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS programı aracılığıyla geçerlilik, güvenirlilik, frekans, varyans, regresyon, korelasyon, t-testi, ANOVA ve Mann Whithey U testlerinden faydalanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre değişime açıklık ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki anlamlı, pozitif ancak zayıf (R2=0.102) bulunmuştur. Değişime açıklık ile iş tatmini arasındaki ilişki de yakın sonuçlarla anlamlı, pozitif ve zayıf (R2=0.098) bulunmuştur. Örgütsel bağlılık ile iş tatmini arasındaki ilişki ise anlamlı, pozitif ve güçlü (R2=0.626) bulunmuştur. Ayrıca elde edilen sonuçlar doğrultusunda, yöneticilere örgütsel bağlılık, iş tatmini, değişime açıklık düzeylerini arttırabilmek için öneriler sunulmuştur.
  • Doctoral Thesis
    Applications of Machine Learning Procedures on Data Envelopment Analysis
    (2023) Kurt, Şenol; Dinçergök, Burcu
    Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Makine Öğrenmesi (MÖ), veriden anlam çıkarmayı amaçlayan ve yaygın olarak kullanılan iki metodolojidir. İki metodolojinin birlikte kullanıldığı çalışmalara ilişkin literatür incelendiğinde, genellikle MÖ algoritmalarının VZA metodolojisinin kısıtlarını aşmak için kullanıldığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bir MÖ algoritmasının VZA modeli kullanılarak birim ünite etkinliğinin değerlendirmesini geliştirmek için kullanılabilirliğini araştırmaktır. Bu tez, VZA üzerindeki MÖ prosedürlerinin uygulamalarını inceleyerek mevcut literatüre katkı yapmaktadır. ML algoritmaları ile bir VZA modelinden elde edilen etkinlik skorlarını tahmin etmeye yönelik daha önce yapılmış çalışmalar olmasına rağmen, bu çalışma, bazıları daha önce kullanılmamış olan ML algoritmalarını da kullanarak bu konudaki çalışmayı genişletmektedir. Karar ağacı tabanlı MÖ modelleri, hedef değişkeni tahmin etmede daha büyük etkiye sahip olan özellikleri belirleyebilir. Önceki çalışmalar, Karar Verme Birimi (KVB) verimliliğini etkileyen önemli değişkenleri belirlemek ve açıklamak için özellik önem skorlarını kullanmıştır. Öte yandan, yeni bir yaklaşım olarak, bu çalışma bir VZA modeli için bir ağırlık kısıtlaması olarak özellik önem sıralamasının kullanılmasını önermektedir. Önerilen yaklaşım, VZA modelinin bazı girdilere çok fazla ağırlık veren ve diğer girdilere sıfır ağırlık atayarak göz ardı eden bir sınırlamasının üstesinden gelmek için kullanılabilir. Bu yaklaşım gerçek bir veri seti ile kullanılarak VZA modelinin kalitesinin arttırdığı kanıtlanmıştır.
  • Master Thesis
    Haftada Dört Gün Çalışma Sistemini Türkiye’deki Kurumlara Uygulanabilirliği ve Çalışan Motivasyonu ve İş-Yaşam Dengesine Etkisi
    (2025) Turgut, Buket; Tengilimoğlu, Dilaver
    İş motivasyonu, bir çalışanın işine duyduğu ilgi, bağlılık ve çaba düzeyini belirleyen temel faktördür. Motivasyonu yüksek çalışanlar, daha verimli, yaratıcı ve proaktif olurlar. İş motivasyonu, sadece bireysel performansı değil, aynı zamanda organizasyonel başarıyı da doğrudan etkiler. Motivasyonu artırmak için çalışanların işe olan ilgilerini canlı tutmak, onları ödüllendirmek ve gelişim fırsatları sunmak kritik öneme sahiptir. Bir diğer önemli konu ise iş yaşam dengesidir. İş ve özel yaşam arasında denge kurabilmek, çalışanların hem işlerinde hem de kişisel hayatlarında daha tatmin edici bir yaşam sürmelerini sağlar. Bu denge, tükenmişlik sendromunu önler, stres seviyelerini azaltır ve genel iş tatmini ile mutluluğu artırır. İyi bir iş yaşam dengesi, çalışanların yalnızca daha sağlıklı olmasına değil, aynı zamanda işlerine daha fazla odaklanmalarına ve verimli olmalarına da olanak tanır. Günümüzde, iş yaşam dengesi sağlamak adına esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma gibi uygulamalar daha fazla önem kazanmaktadır. Ayrıca, haftada dört gün çalışma gibi yeni düzenlemeler, çalışanların motivasyonunu artırmak ve iş tatminini yükseltmek adına büyük bir potansiyele sahiptir. Sonuç olarak, haftada dört gün çalışma modelinin çalışanlar üzerindeki olumlu etkilerinin gözlemlenmesi beklenmektedir. Bu model, çalışanlara daha fazla dinlenme ve yenilenme fırsatı sunarak, işlerine daha yüksek bir motivasyonla dönmelerini sağlar. Ayrıca, iş ve özel yaşam dengesini iyileştirerek hem bireysel hem de kurumsal performansı artırma potansiyeline sahiptir. Bu çalışma özel ve kamu sektöründe çalışanlar arasında yapılacaktır. Türkiye'de hangi alanda daha faydalı olacağı araştırılmak istenmiştir. Bu özet, iş motivasyonunun ve iş yaşam dengesinin önemini vurgularken, haftada dört gün çalışmanın bu dengeyi sağlamak adına potansiyel bir çözüm olarak sunulmasına odaklanmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Yükseköğretim Kurumlarında Hizmet Kalitesinin Değerlendirilmesi
    (2023) Obaidi, Safa Qasim Mousa; Üner, Mehmet Mithat
    Yükseköğretim kurumları, öğrencilerin aldıkları hizmetlerle ilgili ne hissettiklerini bilerek gelişmek ve rekabet etmek için çalışırlar. Bu nedenle, öğrenciler yükseköğretim kurumlarının temel paydaşları olduklarından, bu kurumların öğrencilerin algı ve memnuniyetlerini değerlendirecek ve ölçecek bir hizmet kalitesi ölçüm aracına ihtiyacı vardır. Yüksek Öğrenim Kalite Ölçeği (HEISQUAL), yüksek öğretim kurumlarının öğrenci algısını araştırmaları için özel olarak tasarlanmıştır. Bu ölçek, üniversitenin teknik ve operasyonel yönlerine odaklanmaktadır. HEISQUAL ölçeği yedi boyut içerir: öğretmen profili, altyapı ve fakülteler, müfredat, işe alım kalitesi, emniyet ve güvenlik, öğrenci becerilerinin gelişimi ile yönetim ve destek personeli. Bu çalışmada HEISQUAL modeli, öğrencilerin algılarının çevrimiçi bir anket dağıtılarak toplandığı Ürdün Haşimi Krallığı'ndaki bazı üniversitelerde öğrencilerin algılarını ölçmek ve değerlendirmek için kullanıldı. Anket, kesinlikle katılıyorumdan kesinlikle katılmıyoruma doğru bir derecelendirme ölçeği olarak yedi noktada formüle edilmiştir. HEISQUAL boyutlarına ek olarak öğrencinin demografisini ölçmek için altmış altı soru içermektedir. Katılımcı sayısı Ürdün Haşimi Krallığı'ndaki devlet ve özel üniversitelerden 358 kız ve erkek öğrenciye ulaştı. Çalışma, algılarının öğrencinin eğitim alanına ve üniversitenin devlet mi yoksa özel mi olduğuna göre farklılık gösterip göstermediğini araştırmak için öğrencilerin üniversitenin operasyonel ve teknik yönleriyle ilgili memnuniyet derecesini inceledi. Sonuçlar, öğrencilerin altyapı ve tesisler boyutlarına ek olarak öğretmen profili, emniyet ve güvenlikten memnun olduklarını gösterirken, öğrencilerin müfredat ve istihdam kalitesi boyutlarından memnuniyetsizliklerini göstermiştir. Bu çalışma, öğrencilerin gereksinimleri konusunda farkındalık yaratmaya ve eğitim kurumlarındaki karar vericilerin ve planlayıcıların hizmet kalitesini iyileştirme konusunda çalışmalarını sağlamaya açık bir katkı sağlayacaktır. Anahtar Sözcükler: hizmet kalitesi, HEISQUAL, öğrenci algısı, operasyonel yön, tekink yön.
  • Master Thesis
    İnovasyon Yönetimi ve İnovasyon Kapasitesini Değerlendirmeye Yönelik Bir Uygulama
    (2021) Aslantaş, Tankut; Bircan, İsmail
    İnovasyon; günümüzde işletmelerin rekabet avantajı oluşturması, karlılığını arttırması ve yeni ürünlerle pazarda yer alarak değer yaratması adına önemli bir araç haline gelmiştir. Değer yaratan yenilik olarak da ifade edilen inovasyona yönelik çeşitli sınıflandırmalar bulunmaktadır. Farklı türdeki inovasyonların, farklı kaynaklardan beslenerek farklı derecelerde ortaya çıkması problemi işletmeleri inovasyon yönetimi faaliyetlerine teşvik etmekte ve inovasyon stratejilerini belirleme konusunda yönlendirmektedir. Bununla birlikte işletmelerin inovasyon yapabilme yeteneğini ifade etmek adına; araştırma geliştirme faaliyetleri, insan kaynakları yatırımları, işbirlikleri, bilgi iletişim teknolojileri alt yapıları, fikri mülkiyet hakları faaliyetleri ve inovasyon finansmanı gibi konuları içerecek şekilde inovasyon kapasitesinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmada, inovasyon yönetimi faaliyetlerinin, işletmelerin inovasyon kapasitesi üzerinde etkisi incelenmiş, Ankara ilinde faaliyet gösteren, ilaç ve sağlık ürünleri üretimi gerçekleştiren işletme örneklem olarak seçilmiş ve tek grup ön test - son test çalışması yapılmıştır. Ön test ve son test çalışması esnasında IMP3rove İnovasyon ölçüm aracından yararlanılmış ve saha çalışması neticesinde inovasyonun beş boyutuna göre değişimler gözlemlenmiştir. Sonuç olarak inovasyon faaliyetlerinin işletmelerin inovasyon kapasitesi üzerinde olumlu yönde etkisi olduğu saptanmıştır.
  • Master Thesis
    Kişi-iş Uyumu ile Sessiz İstifa Arasındaki İlişkide İş Biçimlendirmenin Aracı Rolü: Sivil Havacılık Yer Hizmetleri Sektöründe Bir Uygulama
    (2025) Terzi, Kadir; Tosun, Burcu
    Bu araştırmanın amacı, sivil havacılık yer hizmetleri sektöründe çalışanların kişi-iş uyumu ile sessiz istifa arasındaki ilişkiyi incelemek ve iş biçimlendirme davranışının bu ilişkideki aracı rolünü ortaya koymaktır. Araştırmada kişi-iş uyumu kavramı, iş-kişi uyumsuzluğu ve kişi-iş uyumu olarak iki alt boyutta yeniden yapılandırılarak ele alınmıştır. Çalışma kapsamında 18 yaş üzerindeki 345 yer hizmetleri çalışanından anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, iş-kişi uyumsuzluğu ile sessiz istifa arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiş; kişi-iş uyumu ile sessiz istifa arasında ise anlamlı bir ilişkiye ulaşılamamıştır. İş biçimlendirme alt boyutları incelendiğinde, görev biçimlendirme davranışının sessiz istifa üzerinde pozitif yönlü etkisi olduğu görülmüş, sosyal biçimlendirme ise sessiz istifayı sınırlı düzeyde azaltıcı etki göstermiştir. Beceri ve bilişsel biçimlendirme alt boyutlarının sessiz istifa üzerinde anlamlı etkileri bulunmamıştır. Aracılık analizlerinde ise iş biçimlendirmenin, iş-kişi uyumsuzluğu üzerinden sessiz istifa üzerinde kısmi ve pozitif yönlü, kişi-iş uyumu üzerinden ise dolaylı ve negatif yönlü aracılık etkisi belirlenmiştir. Bu sonuçlar, kişi-iş uyumu ve iş biçimlendirme kavramlarının örgütsel davranış literatüründe sıklıkla vurgulanan pozitif etkilerinin bağlamsal ve niyet temelli dinamikler doğrultusunda farklılaşabileceğini ortaya koymakta, sessiz istifa davranışının yalnızca bireysel motivasyon eksikliği değil, örgütsel yapı ve bireysel algıların etkileşimiyle şekillendiğini göstermektedir.